Ercüment Erdem Av. Selen Öztürk

Tahkime Elverişlilik İtirazı

Haziran 2014

Giriş

Tahkim, taraflar arasındaki doğmuş ve doğabilecek uyuşmazlıkların ulusal mahkemeler yerine tahkim mahkemelerinde hakem adı verilen kişilerce çözülmesine dayanır ve uluslararası kabul edilmiş ve sıklıkla tercih edilen alternatif çözüm yollarındandır. Ancak, her uyuşmazlık tahkimle çözümlenemez. Bu bağlamda bir uyuşmazlığın tahkim yolu ile sonuca ulaştırılıp ulaştırılamayacağı doktrinde tahkime elverişlilik olarak ifade edilir. Uyuşmazlığın belirli olduğu ve uyuşmazlık konusunun tahkime elverişli olduğu durumlarda tahkimden söz edilir.

Tahkime elverişlilik Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) kapsamında 408. Maddede düzenlenir. İlgili madde uyarınca taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir. Bununla birlikte 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (“MTK”)’nda da tahkime elverişliliğe ilişkin düzenleme yer alır. MTK m. 1/4 uyarınca MTK, Türkiye’de bulunan taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklara ilişkin uyuşmazlıklar ile iki tarafın iradelerine tabi olmayan uyuşmazlıklarda uygulanmaz. Kanunların lafzından da anlaşıldığı üzere taşınmazların aynına ilişkin uyuşmazlıklar ve tarafların iradesine tabi olmayan konular tahkime elverişli olmayacaktır.

Bu makale kapsamında kısaca tahkime elverişlilik kavramı, tahkime elverişlilik itirazının kimler tarafından yapılabileceği, hangi makamın bu itirazı incelemeye yetkili olduğu, mahkemelerce tahkime elverişlilik itirazı halinde yapılacak incelemenin kapsamı ve tahkime elverişlilik itirazının ne zaman ileri sürülebileceği incelenecektir.

Tahkime Elverişlilik

Tahkime elverişlilik, devletler tarafından nelerin tahkim yolu ile çözüleceğini belirlemek amacıyla getirilmiş bir kavram olarak karşımıza çıkar. Bu bağlamda tahkime elverişlilik farklı milli hukuklarda farklı hususları kapsayabilir. Dolayısıyla bu konuda Türk mevzuatı dikkate alınarak değerlendirmeler yapılacaktır.

HMK m. 408 ve MTK m. 1/4 tahkime elverişli olmayan konuların ilki olarak taşınmaz malların aynına ilişkin hususları gösterir. İlgili düzenleme uyarınca, bir uyuşmazlığın tahkime elverişli olmaması için uyuşmazlığa ilişkin taşınmaz malların Türkiye’de olması ve uyuşmazlığın taşınmaz üzerinde bulunan ayni haklara yönelik olması gerekir. Taşınmazın Türkiye’de olması şartının temel amacı uyuşmazlığın Türk kamu düzeni açısından önem taşımasıdır. Yabancı ülkede bulunan taşınmazların Türk kamu düzeniyle ilgisi bulunmadığından taşınmazın Türkiye’de olması önem arz eder. Kural olarak taşınmazların aynına ilişkin uyuşmazlıklar tahkime elverişli değil iken, Yargıtay taşınmaz kiralarına ilişkin bazı konularda da tahkim yoluna başvurmanın mümkün olmadığına karar vermiştir[1].

HMK m. 408 ve MTK m. 1/4 iki tarafın iradelerine tabi olmayan uyuşmazlıkların tahkime elverişli olmadığını belirtir. Bu bağlamda tarafların tahkime başvurabilmeleri için uyuşmazlık konularında serbestçe tasarruf edebilmeleri gerekir.

MTK m. 15 uyarınca tahkime elverişli olmayan uyuşmazlıklara ilişkin verilen hakem kararlarına karşı asliye hukuk mahkemesinde iptal davası açma olanağı bulunmaktadır.

İtirazın Kim Tarafından Yapılacağı

Tahkime elverişlilik itirazında bulunacak olan taraf devlet mahkemesi önünde açılmış bir dava veya tahkim yargılaması bulunmasına göre farklılık gösterir. Şayet devlet mahkemelerinde görülen derdest bir dava bulunuyorsa, uyuşmazlığın tahkimde görülmesine ilişkin olarak itirazda bulunan davalı tarafın ayrıca tahkime elverişlilik itirazında bulunması mümkün değildir. Bununla birlikte tahkim yargılamasında tahkime başvuran taraf da tahkime elverişlilik itirazını ileri süremeyecektir.

Tahkime Elverişliliğin Re’sen İncelenebilmesi

Tahkim yargılaması tarafların iradeleri ile sıkı bir ilişki içinde olduğundan, hakemlerin tahkime elverişlilik itirazı taraflarca ileri sürülmeden bu hususu inceleyip inceleyemeyeceği tartışmalı bir konudur. Doktrindeki azınlık görüş kamu düzenini ihlal eden azınlık durumlarda hakemlerin bunu dikkate alması gerektiğini belirtirken, çoğunluk tahkime elverişliliğin hakemlerce re’sen incelenemeyeceğini belirtir. Zira hakemler taraf iradelerinden güç alırlar ve hakemlerce verilecek bir karara, verildiği ülkede tahkime elverişli kabul edilmese bile, haksız çıkan taraf bir icra organının araya girmesine gerek kalmaksızın rızasıyla uyabilmektedir[2].

Mahkemelerin bir uyuşmazlığın tahkime elverişliliğini re’sen inceleyip incelemeyeceği hususu ise yargılama aşamasına göre farklılık göstermektedir. Bu bağlamda MTK kapsamında verilen tahkim kararlarının iptali ile hakem kararlarının tanınması ve tenfizi aşamasında mahkeme tarafların talepleri olmaksızın uyuşmazlığın tahkime elverişli olup olmadığını inceleyebilecektir.

Tahkime Elverişlilik İtirazını Değerlendirecek Merci

Tahkim anlaşmasının tahkime elverişli olup olmadığı hususunun kimin tarafından değerlendirileceği davanın hem tahkimde hem de devlet mahkemelerinde görülmesi halinde önemli bir konu olarak yer alır. Tahkime elverişlilik itirazının kim tarafından karara bağlanacağı yetki itirazı kapsamında ve yetki itirazına ilişkin kurallarla belirlenir.

Tahkim davasının görüldüğü ve mahkeme sürecinin yürütüldüğü yerlerin Türkiye olması durumunda mahkemenin önüne gelen bu itiraz karşısında nasıl davranacağına ilişkin doktrinde iki farklı görüş savunulur.

Birinci görüş konuya ilişkin itirazın mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirtir. Bu görüş açıklamalarını MTK m. 5’e dayandırır. İlgili madde uyarınca tahkim anlaşmasının konusunu oluşturan bir uyuşmazlıkta mahkemede dava açılmışsa karşı tarafın tahkim itirazında bulunabileceği ve tahkim itirazının kabulü halinde davanın usulden reddedileceği düzenlenir. Dolayısıyla mahkemenin tahkim itirazını değerlendirme yetkisi vardır. Buna bağlı olarak bu görüş mahkemenin yalnızca tahkim anlaşmasının varlığını tespit etmeyip ayrıca sözleşmenin geçerliliğini de inceleyeceğini belirtir.

Diğer bir görüş ise MTK m. 7(H)’ye dayanarak tahkime elverişlilik itirazının hakemlerce sonuçlandırılması gerektiğini savunmaktadır. İlgili madde uyarınca hakem veya hakem kurulu, tahkim anlaşmasının mevcut veya geçerli olup olmadığına ilişkin itirazlar da dâhil olmak üzere, kendi yetkisi hakkında karar verebilir. Dolayısıyla hakemler tahkim anlaşmasının mevcudiyeti ve geçerliliği hakkında karar vermekle yetkilendirilmiştir. Bu görüş uyarınca tahkime elverişlilik itirazı önüne gelen hâkimin iki şekilde karar vermesi mümkündür. Bunlardan ilki hâkimin kompetenz-kompetenz ilkesini göz önünde bulundurarak tahkim anlaşmasının tahkime elverişli olup olmadığı hususunda kararın hakemlerce verileceğine ilişkin bir karar vermesidir. İkinci olasılık ise New York Sözleşmesi m. 2/3 gereğince tahkim anlaşmasının tatbikinin imkânsız olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapıp kararını açıklamaktır[3]. Yargıtay 2007 tarihli bir kararına göre de itirazı değerlendirme yetkisinin hakemlere bırakıldığına karar vermiştir[4].

Tahkim ve mahkeme süreçlerinden yalnız birisinin Türkiye’de olması durumunda ise, hakemler itirazı MTK’ya göre değerlendireceklerdir. Şayet tahkim MTK kapsamı dışındaysa o durumda konu New York Sözleşmesinin II. ve Cenevre sözleşmesinin VI. Maddeleri kapsamında değerlendirilecektir.

İtirazın Yapılacağı Zaman

MTK’nın 7/H maddesince hakem veya hakem kurulunun yetkisizliğine ilişkin itirazın en geç ilk cevap dilekçesinde yapılacağı düzenlenir.

Sonuç

Hangi konuların tahkime elverişli olduğu yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere, devletlerin yetkisinde olmakla birlikte, tahkime elverişli olmayan konularda tahkim yargılaması yapılması mümkün değildir. Bu bağlamda tahkime elverişlilik itirazını değerlendirecek merci sorunu karşımıza çıkmaktadır. Bu sorunun çözümünde, tahkim itirazına ilişkin değerlendirmelerle birlikte yetki itirazına ilişkin değerlendirmeler de dikkate alınmalıdır. Mahkemelerin önlerine gelen tahkime elverişlilik itirazı halinde ne kapsamda değerlendirme yapacağı ve itirazın mahkemece ya da hakemlerce sonuçlandırılması gerektiği hususlarında doktrinde farklı görüşler bulunmaktadır.

[1] Örneğin, Yargıtay, Kira bedelinin tespiti davalarında tahkim yoluna başvurulamayacağını belirtmiştir. Bkz.: Y. 4. HD. 11.11.1965 t., 7792/5764; Y. 4. HD 13.9.1965 t., 6722/4090 (İBD 4. HD/2, s.29 ve s. 110-111)); Y. 3. H.D, 2.12.2004 t., 2004/13018 E., 2004/13409 K..

Aynı şekilde, bir başka kararında, Yargıtay 6570 sayılı kira kanununa tabi gayrimenkullerin tahliyesi davaları için de tahkim sözleşmesi yapılmayacağına karar verilmiştir. Bkz.: Y. 6. HD. 3.11.1964 t., 375/5196; Y. 6. HD. 10.7.1970 t., 3032/3170 (İBD 1971/1-2, , s. 144-145)

[2] Burak HUYSAL, Milletlerarası Ticari Tahkimde Tahkime Elverişlilik, İstanbul 2010, s. 335.

[3] Mustafa ERKAN, Milletlerarası Tahkimde Yetki Sorunları, Ankara 2013, s.74.

[4] Yargıtay 15. HD, 2007/2145 E., 2007/4389 K., 27.0.2007.