Ercüment Erdem Av. Alper Uzun

Taşınır Rehninin Paraya Çevrilmesi

Eylül 2012

Genel Olarak

Hukukumuzda taşınır eşya üzerindeki rehnin kurulması, Medeni Kanun (“MK”) m. 939/1 uyarınca üzerinde rehin kurulan taşınırın zilyetliğinin devri ile mümkündür. Üzerinde rehin kurmak için teslim edilmesinde fayda bulunmayan bazı eşyalar üzerinde rehnin, teslim edilmeden de kurulması mümkündür.MK m. 940/2 uyarınca gerçek veya tüzel kişilerin alacaklarının güvence altına alınması için, kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan taşınır mallar (örneğin motorlu taşıtlar) üzerinde, zilyetlik devredilmeden de, taşınır malın kayıtlı bulunduğu sicile yazılmak suretiyle rehin kurulabilir.

Rehnin Paraya Çevrilmesi Usulü

Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip ise ilamlı ve ilamsız takip olarak iki şekilde yapılabilir.

Yapılacak takip bir ilama veya İcra ve İflas Kanunu (“İİK”) m. 38’de sayılan ilam niteliğindeki belgelerden birine (mahkeme huzurunda yapılan sulhler, kabuller ve para borcu ikrarını havi re’sen tanzim edilen noter senetleri, istinaf ve temyiz kefaletnameleri ile icra dairesindeki kefaletler) dayanıyorsa rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip yapılacaktır.

Taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı ve ilamsız takip ile genel haciz yoluyla takip büyük ölçüde birbirine benzemektedir. Ancak rehnin varlığı durumunda, icra takibinde haciz aşaması yerine mevcut rehinler paraya çevrilerek alacaklı tatmin edilmektedir.

Rehnin varlığı durumunda dikkat edilecek en önemli husus, “önce rehne başvuru zorunluluğu”dur. İİK m. 45’e göre: “Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoluyla takip edebilir.” Dolayısıyla rehnin paraya çevrilmesi yoluna başvurulmadan, genel haciz yolu ile takip yapılamayacaktır.

Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipte, takip talebinde rehnin ne olduğunun belirtilmesi gereklidir. Rehnedilen mal üçüncü kişiye ait ise, takip hem borçlu hem de üçüncü kişi (malik) aleyhine yürütülür. Takip açıldıktan sonra borçluya icra emri gönderilir. Söz konusu icra emrine göre borçlu 7 gün içinde borcunu ödemez veya bu süre içerisinde icranın geri bırakılması kararı getirmez ise rehnedilen taşınırın satışı aşamasına geçilir.

İcranın geri bırakılması ancak borcun zamanaşımına uğradığı, borcun ödendiği veya borcun ödenmesi için mehil tayin edildiği iddiaları ile talep edilebilir. Borçlu borcun ödendiğini veya borcun ödenmesi için mehil tayin edildiğini ancak resmi makamlar nezdinde düzenlenen belgeler ile ispat edebilir.

Taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takipte ise icra emri yerine ödeme emri gönderilir. İlamlı takipten farklı olarak borçlu, 15 gün içinde borcunu ödeyebilir veya 7 gün içerisinde takibe itiraz edebilir. Takibe itiraz edilmesi halinde ise takibin kesinleşmesi için itirazın kaldırılması veya itirazın iptal edilmesi gerekir. Her iki ihtimalde de bir yargılama süreci söz konusu olacaktır. İtirazın bu davalar neticesinde ortadan kaldırılmasının ardından rehnin paraya çevrilmesi aşamasına devam edilecektir.

Görüldüğü üzere, ilamlı ve ilamsız takipte farklılık arz eden husus, takibin kesinleşmesi noktasındadır. Süreçlerin devamı her iki takip yolu için de benzerdir.

Takip talebinden sonra, icra müdürü, takibin kesinleşmesini beklemeden kıymet takdirini yaptırabilir. İcra müdürü satış hazırlıklarına kendiliğinden başlayabilse de satış talebi olmadan satışı gerçekleştiremez.

Satış Süreci

Alacaklı, ödeme veya icra emrinin borçluya tebliğinden itibaren 6 ay içinde satış talep etmelidir. 6 ay içinde satış talep edilmez ise rehinli taşınırın paraya çevrilmesi yoluyla takip düşer. Satış talebi için öngörülen 6 aylık süre içinde, itirazın kaldırılması veya itirazın iptali kararlarının kesinleşmesine kadar geçecek süre hesaplanmaz. Alacaklı, bu süre içinde de satış giderlerini peşin olarak ödemek zorundadır.

Satış talebinin gerçekleştirilmesinin ardından taşınır malların açık artırma yoluyla satışı söz konusu olur. Ancak bazı istisnai hallerde (İİK m.119) satışın pazarlık usulüyle yapılması da kabul edilebilir.

Rehinli mal satıldıktan sonra, birden fazla alacaklı var ise paraların paylaştırılması aşamasına geçilir. Rehinli malın satış tutarı rehinli alacakların ödenmesine yetmez ise icra müdürü bir sıra ve pay cetveli düzenleyecek ve paylaştırmayı bu cetvel doğrultusunda yürütecektir.

Rehin Açığı Belgesi

Rehinli malın satılmasıyla alacağın tamamı karşılanamayabilir. Bu durumda ise alacaklıya, rehinli malın alacağı karşılamaya yeterli olmadığını belgeleyen bir “rehin açığı belgesi” verilir. Alacaklının satış talebinden sonra rehnedilen taşınırın alacağı karşılamayacağı takip devam ederken anlaşılırsa, açık kalan miktar için geçici bir rehin açığı belgesi verilebilir.

Geçici rehin açığı belgesi ile alacaklı, borçlunun rehnedilen malvarlığından başka diğer malvarlığını haciz yoluyla sattırabilir. Ancak bu malvarlığı değerinin satılabilmesi için geçici rehin açığı belgesi yerine kesin rehin açığı belgesinin temin edilmesi gereklidir. Şöyle ki, alacaklı rehinli malı sattırıp malın bedelinin alacağı karşılamadığını kesin olarak ortaya koymadıkça kendisine kesin rehin açığı belgesi verilemez ve bu nedenle de diğer malvarlığı değerlerinin haczedilerek satışını talep edemez. Ancak alacağın karşılanamadığının kesin olarak belirlendiği durumlarda kesin rehin açığı belgesi alacaklıya verilir.

Kesin rehin açığı belgesinin bazı avantajları bulunmaktadır. Şöyle ki, bu belgenin varlığı durumunda alacaklı, önce rehne başvuru zorunluluğunu yerine getirdiğini belgeleyerek artık genel haciz yoluyla veya iflas yoluyla takibe başvurabilir. Bunun yanında, alacaklı bir yıl içerisinde genel haciz yoluyla takip yaparsa ödeme emri veya icra emri göndermeksizin doğrudan haciz talep edebilir. Ancak takip bir yıl sonra yapılırsa bu durumda ödeme emri veya icra emri gönderilmelidir.

Kesin rehin açığı belgesi, anılan avantajlarının yanında ayrıca İİK m. 68 anlamında borç ikrarını içeren bir senet niteliğini de taşımaktadır. Böylece, 1 yıllık süre geçtikten sonra ilamsız takip yoluna başvurulursa ve gönderilen ödeme emrine borçlu tarafından itiraz edilirse, bu itirazın kaldırılması alınan kesin rehin açığı belgesi ile talep edilebilecektir.

Önemle belirtmek gerekir ki kesin rehin açığı belgesi “borç ödemeden aciz vesikası” anlamına gelmez. Kesin rehin açığı belgesi yalnızca rehnedilen taşınırın borcu karşılamadığını ortaya koyarken, borç ödemeden aciz vesikası borçlunun tüm malvarlığının borcu karşılamak açısından yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Bu nedenle de kesin rehin açığı belgesi ile aciz vesikasının avantajlarından faydalanılamaz.

Sonuç

Görüldüğü üzere, taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takip büyük ölçüde genel haciz yoluyla örtüşmektedir. Ancak rehnin varlığı durumunda ortaya çıkan bazı farklar, örneğin önce rehne başvuru zorunluluğu, önemlidir. Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipte haciz aşamasının bulunmaması en büyük fark olarak dikkat çekmektedir. Bununla beraber, rehinli malın satışı ve paraların paylaştırılması safhaları da büyük ölçüde genel haciz yoluyla takiple benzeşmektedir.