Ticari İşletme Rehninde Güncel Sorunlar

Kasım 2010

Giriş

Teşebbüslerin artan finansman gereksiniminin teminat altına alınmasında, teşebbüsün makine, araç ve motorlu taşıma araçları gibi menkul mal varlığının ve marka, model veya lisans gibi sınaî mülkiyet haklarının rehni önemlidir. Ancak bu unsurlardan menkul malların rehin için teslim edilmesi, işletmenin faaliyet gösterememesi ve dolayısıyla finansmanın işlevsiz kalması sonucunu doğurur. Ticari işletme rehni bu sakıncayı gidermek üzere yaratıldı. Ticari işletme rehninde teslimli rehne tabi olan malvarlığı unsurları bir bütün halinde ve tek bir rehin sözleşmesiyle, teslimsiz olarak rehnedilir.  Bu rehin türü 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu (“TİRK”) ve kanunun uygulanmasına ilişkin tüzük ve yönetmelik ile düzenlenir.

Rehnin Konusuna ve Kapsamına İlişkin Temel Kurallar

Ticari işletme rehni, ticari işletme veya esnaf işletmesine özgülenen malvarlığı unsurları üzerinde kurulur. Kapsama dâhil unsurlar “zorunlu unsurlar” ve “ihtiyari unsurlar” olarak gruplandırılabilir.

Kural olarak rehnin zorunlu unsurları, ticaret unvanı, işletme adı ve menkul işletme tesisatıdır. Ticari işletmeye özgülenen ihtira beratları, markalar, modeller, resimler ve lisanslar gibi sınaî haklar ise ihtiyari unsurlardır; zira bunların biri veya birkaçı rehnin kapsamı dışında bırakılabilir. Bu unsurlar dışında kalan ve rehin sözleşmesinde belirtilmeyen tüm malvarlığı unsurları, rehin sözleşmesinin kapsamı dışındadır. İşletmeye ithal edilen yeni unsurların rehnin kapsamına alınması için ise bu unsurların listeye alınması ve ayrıca Ticaret veya Esnaf ve Sanatkârlar Siciline tescili gerekir.

Ticari işletmeye ilişkin taşınmazlar rehin kapsamında değildir. Bunların üzerinde ayrıca ipotek kurulması gerekir. Gemi ipoteğine ilişkin hükümler de saklıdır.

TİRK’de 4952 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucunda, sanayi işletmelerinin taraf olduğu ticari işletme rehni sözleşmelerinde, sadece ilgili krediyle satın alınan menkul işletme tesisatı da rehnedilebilir. Ancak sadece bu unsurların rehnedilmesinin kredi verenin gereksinimini karşılamadığı durumlarda rehin, sözleşme özgürlüğüne dayanarak, bundan fazlasını da kapsayabilir.

Rehin Sözleşmesinin Kuruluşu

Ticari işletme rehni sözleşmesinin tarafları, bir tarafta kredi alan tacir veya esnaf; diğer tarafta da kredi verendir.

Kredi verenler ise TİRK’da (i) kredi müesseseleri, (ii) kredili satış yapan müesseseler ve (iii) kooperatifler ile sınırlıdır. Bu sınırlamanın amacı, istisnai nitelikteki bu rehnin ancak belirli kişiler arasında kurulmasını sağlamaktır.

Kredili satış yapan müesseseler, vadeli satış esasına göre taşınır eşya satan işletmelerdir ve sadece yaptıkları vadeli satışa konu olan menkul işletme tesisatı üzerinde rehin hakkını kazanabilirler.

Ticari işletme rehni sözleşmesi, şekil açısından ticari işletmenin sicil çevresindeki noter tarafından düzenleme yoluyla yapılır. Bu şekil rehin açısından bir geçerlilik koşuludur. Yargıtay da bu şekil şartını geçerlilik koşulu olarak yorumlar ve şekle uyulmadığı hallerde rehin sözleşmelerini geçersiz sayar.

Rehin sözleşmesine ayrıca rehne dâhil tüm unsurları ve bunların ayırt edici özelliklerini gösteren bir liste eklenir.

Rehnin Tescili ve Hükümleri

Rehin hakkının doğumu için ticari işletme rehni sözleşmesinin 10 gün içinde tescili gerekir. Tescil, ticari işletmeler için ticaret siciline, esnaf işletmeleri içinse Esnaf ve Sanatkârlar Siciline yapılır. Tescil, bir geçerlilik şartıdır ve rehin için kurucu niteliktedir. Tescil için gerekli olan sürenin hukuki niteliği ise öğretide tartışmalıdır. Yargıtay’ın da kabul ettiği bir görüşe göre hüküm emredicidir; 10 günlük sürenin kaçırılması halinde yapılacak tescil geçersizdir ve geçerli bir rehin işlemi için rehin sözleşmesinin baştan yapılması gerekir. Bizim de katıldığımız diğer görüşe göre ise bu sürenin emredici niteliğinin hukuki dayanağı yoktur ve süre geçtikten sonra dahi rehin tescil edilebilir. Önemli olan rehnin tescilidir.

Rehne konu unsurlar üzerinde rehin hakkı tescille doğar. Ticari işletme rehni, bir teslimsiz rehin modeli olduğundan, rehnin kurulması için rehinli malların rehin alana teslimi gerekmez. İşletme sahibi zilyetliğinde kalan rehinli malları, sadece olağan bir biçimde, ticari faaliyetinin yürütülmesinde kullanmaya yetkilidir. Rehin konusu malların devredilmesi, ayni hakla sınırlandırılması, başka bir yere nakledilmesi veya başkaları ile değiştirilmesi gibi olağan olmayan işlemler için rehin alanın rızası alınır. İşletme sahibinin rehinli mallar üzerindeki tasarruf yetkisi bu şekilde ciddi anlamda kısıtlandığı gibi, tacire, rehin konusu malvarlığı unsurlarının değerini koruma yükümlülüğü de getirilir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi ise ayrıca cezai yaptırıma bağlanmıştır.

Ticari işletme rehninin sicile kaydedilmesinin bir diğer etkisi, rehin hakkının üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesidir. Rehin hakkı, ticari işletmeyi devralan herkese karşı ileri sürülebilir. Bu hak sadece ticari işletmeyi devralanlara karşı değil, rehinli malvarlığı unsurlarını sicil bölgesi içinde edinen kimselere karşı da kullanılabilir. Buna karşılık, münferit rehinli malvarlığı unsurlarını sicil bölgesi dışında edinen iyiniyetli üçüncü kişilerin edinimleri korunur.

Ticaret veya esnaf siciline tescil edilen rehin ilgili diğer sicillere de bildirilir. Rehne dâhil unsurlar arasında motorlu taşıt araçları varsa trafik siciline, markalar için marka siciline, patentler için patent siciline, maden cevherleri için maden siciline ve şubenin tescil edildiği ticaret siciline bildirim yapılır. İşletmenin üzerinde kurulduğu taşınmaz işletme sahibine aitse, ticari işletme rehni, taşınmazın tescil edildiği tapu siciline de bildirilir.

Ticari İşletme Rehni ile İlgili Bazı Sorunlar

Sicil bölgesindeki noter. TİRK, rehin sözleşmesinin işletmenin sicil bölgesi içindeki bir noter tarafından yapılmasını öngörür. Yargıtay da bu konuyu bir geçerlilik koşulu olarak kabul eder. Sicil bölgesindeki noter tarafından yapılmayan sözleşmeyi geçersiz sayar. Bu görüşün haklı gerekçesi yoktur. Önemli olan rehnin noter tarafından yapılmasıdır. Noterin sicil bölgesi içinde veya dışında olması önemsizdir. Zira Türkiye’deki tüm noterler aynı yetki ve sorumluluklara sahiptir. Sözleşmenin herhangi bir noter tarafından düzenleme şeklinde yapılması yeterli olmalıdır.

Listede yer almayan unsurlar. Rehin sözleşmesinin yapıldığı sırada mevcut olan menkul işletme tesisatının tamamının listede yer almaması halinde ne olacaktır? Bu konuda öğretide hâkim olan yaklaşıma göre bu eksiklik bir ihmalden kaynaklanıyorsa rehin sözleşmesi sakatlanmaz; ancak tarafların bilinçli olarak menkul işletme tesisatının bir kısmını rehin sözleşmesinin kapsamı dışında bırakmaları halinde, rehin sözleşmesi geçersiz olur.

Ticari işletmeye rehnin kurulmasından sonra dâhil edilen unsurların rehnin kapsamına girebilmesi için ise bunların listeye alınması ve sicile kaydedilmesi zorunludur.

Merkez veya şube üzerinde rehin. Kanımızca ticari işletmenin sadece merkezinde veya şubesinde bulunan malvarlığı unsurlarının rehnedilmesi de mümkündür. Şubenin bu işlemi gerçekleştirebilmesi için ise bu konuda şubeye özel bir yetki verilmelidir.

Üçüncü kişi lehine rehin. Kanunda, rehin alan tarafların sınırlı sayıda olarak sayılması sebebiyle, rehnin üçüncü kişi lehine kurulup kurulamayacağı da öğretide tartışılır. Kanımızca üçüncü kişi lehine ticari işletme rehni kurulabilir. Bir başka ifadeyle, işletme sahibi, bir başkasının borcu için işletmesine dâhil unsurları ticari işletme rehnine konu edebilir. Rehin hukukunda temel kural, üçüncü kişi lehine rehin kurulabilmesidir. TİRK’da üçüncü kişi lehine rehin kurmayı yasaklayan bir hüküm yoktur. Konu ultra vires açısından incelendiğinde de tüzel kişi tacirin ticari işletmesini rehnetmesi için ana sözleşmesinde bir hüküm bulunması gerekmeyeceği kabul edilmelidir. Tüm bu sebeplerle ticari işletme rehninin üçüncü kişi lehine kurulabileceği sonucuna varılmalıdır.

Rehinli alacağın devri. Rehin alan tarafların kanunda sınırlı sayılmasından kaynaklanan bir diğer tartışma konusu rehinli alacağın devri halinde rehnin akıbetidir. Öğretideki baskın görüş, rehin alan tarafa ilişkin bu sınırlamanın sadece rehnin kurulması anında geçerli olduğunu kabul eder. Dolayısıyla rehinli alacağın devrinin rehnin akıbeti üzerinde bir etkisi yoktur. Öğretideki bir diğer görüş ise, rehin hakkının serbestçe geçeceğinin kabulü halinde ticari işletme rehninin konuluş amacına aykırı biçimde yaygınlaşacağını da gerekçe göstererek, alacağın temlik edilebileceğini, ancak rehin hakkının bu takdirde sona ereceğini savunur. Kanaatimizce, ticari işletme rehni, bir kez kanunun öngördüğü taraflar arasında akdedildiği zaman, bu ihtiyaç karşılanmış olur. Rehin asıl alacağa bağlı, feri bir hak olduğundan, asıl alacak devredilebildiği ölçüde, feri nitelikteki ticari işletme rehni de devredilebilir.

Yabancı para üzerinden rehin. Rehnin kurulması sırasında, rehin sözleşmesinde “Türk Lirası olarak alacak miktarının” belirtilmesi koşulu aranır. Bu koşul nedeniyle ticari işletme rehninin yabancı para üzerinden kurulup kurulamayacağı da tartışmalıdır. Bu konudaki farklı görüşlere rağmen, TİRK m. 20 hükmü aracılığıyla MK m. 851/II hükmünün uygulama alanı bulacağı ve bu hükmün aradığı koşulların varlığı halinde yabancı para üzerinden ticari işletme rehni kurulabileceği görüşündeyiz. 

Sonuç

Görüldüğü üzere ticari işletme rehni, tacir ve esnafların finansman ihtiyacının karşılanması için oluşturulan bir kurumdur. Ancak hukuki esasların düzenlenmesindeki özensizlikler ve eksiklikler, pek çok tartışmalı konuya neden olur. Düzenlemelerdeki ifade tarzlarının düzeltilmesi ve eksikliklerin tamamlanması, öğretide tartışmalı konuları açığa kavuşturacak şekilde yeni hükümler getirilmesi kurumun daha sağlıklı bir şeklide işlemesini sağlar.