Ercüment Erdem Prof. Dr. H. Ercüment Erdem

Ticari Satış Sözleşmelerinde Sözleşmesel Garantiler ve Sorumsuzluk Anlaşmaları

Temmuz 2018

Giriş

Satış sözleşmelerinde, satılanın alıcıya kanunda öngörülen şartlarda teslim edilmesini ve satılanın kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydayı ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmamasını sağlamak amacıyla hukuk sistemleri; satıcının ayıptan doğan sorumluluğunu ve bunun sonuçlarını düzenleyen hükümler öngörürler. Bu hükümler emredici olmadığından, sözleşme özgürlüğü ilkesi kapsamında, satıcılar, kanunda öngörülmeyen riskleri üstlenerek sözleşmesel garantiler verebilirler ve bununla birlikte sorumluluklarını sınırlandırarak risklerini azaltma yoluna gidebilirler.

Sözleşmesel garantiler ayıp halinde alıcıya kanunda öngörülenden daha kapsamlı, daha hızlı ve daha kolay hukuki çareler yaratılması, değişim veya tamir hakkının daha uzun sürelerle geçerli olması, ayıptan doğan sorumluluğun kanuni şartlarının yerine gelmesinin gerekmemesi, gözden geçirme ve bildirim süresi bulunmaması veya daha uzun olması gibi avantajlar sağlarlar. Bunun yanında, satıcının müşteri çekmesini kolaylaştırırlar, kanunda öngörülen düzen yerine kendi garanti koşullarını kendi belirlemesini ve böylece yükümlülüklerini daha iyi bilmesini sağlarlar ve ayıptan doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmasına ya da sınırlamasına olanak verirler.

Bu makale, sözleşmesel garantilerin kapsamını açıklar ve özellikle satıcının sorumluğunu ortadan kaldıran ya da sınırlayan hükümlerin geçerliliği ile bu hükümlerin satıcının standart satış şartlarında bulunduğu halleri çeşitli hukuk düzenleri çerçevesinde genel anlamda ele alır. Makalenin konusu tacirler arasında gerçekleşen ticari satışlarla sınırlıdır ve tüketici satışlarını kapsamaz.

Sözleşmesel Garantilerin Kapsamı

Türk hukukunda olduğu gibi Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması (“Viyana Satım Antlaşması”) ve diğer birçok hukuk düzeninde, satılanın ayıplı olması halinde alıcının, tazminatın yanı sıra satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme ve satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme gibi seçimlik hakları vardır. Alıcı, uygulanacak hukukta öngörülen satılanı gözden geçirme ve ayıpları satıcıya bildirme sürelerine uymak zorundadır. İşte bu haklar, satış sözleşmesinde verilen sözleşmesel garantiyle genişletilebilir, tekrarlanabilir, sınırlandırılabilir veya tamamen kaldırılabilir.

Tarafların kanunda öngörülen sorumluluk rejimini ortadan kaldırarak sözleşme hükümlerini uygulamak istemeleri halinde, bunu açık şekilde kararlaştırmaları gerekir; aksi halde ayıptan doğan sorumluluk hükümleri varlığını sürdürür ve sözleşmesel garanti taahhüdünden doğan taleplerle yarışır[1]. Bu amaçla, satış sözleşmesinde, kanunda açıkça veya örtülü şekilde öngörülen tüm garanti ve sorumluluk hükümlerinin hariç tutulduğu ve uygulanmayacağı belirtilmelidir. Açıklık olmayan hallerde alıcı lehine yorum yapılması gerekir[2].

Satıcının Sorumluluğunu Sınırlandıran veya Ortadan Kaldıran Hükümler

Sorumluluğu sınırlandıran veya ortadan kaldıran hükümlere şunlar örnek verilebilir: satıcının sorumluluğunu tamamen ortadan kaldıran hükümler; alıcıya ödenecek tazminata üst sınır getiren hükümler; tazmin edilecek zarar türünü sınırlandıran hükümler (örneğin dolaylı zararların satıcı tarafından karşılanmayacağı gibi); alıcının seçimlik haklarını sınırlandıran hükümler (örneğin alıcının yalnızca tamirat ya da değişim hakları olup sözleşmeden dönme olanağının verilmemesi); satılanı gözden geçirme ve ayıpları satıcıya bildirme sürelerini veya zamanaşımı süresini kısaltan hükümler. Örneklerden anlaşılacağı üzere, sorumluluğun sınırlandırılması sadece doğrudan doğruya sorumluluğu sınırlandıran anlaşmaları değil, aynı zamanda sorumluluğun tabi olduğu hukuki rejime ilişkin olarak alacaklının hukuki durumunu kötüleştiren anlaşmaları da ifade eder[3].

Öğretide, sorumluluğu tamamen ortadan kaldıran genel bir sözleşme şartının, alıcının makul olarak düşünebileceği ayıpların tamamen dışında kalan ve dürüstlük kuralına göre tahmin etmesinin beklenemeyeceği ayıpları kapsamayacağı savunulur[4]. Satıcının alıcıya satılana ilişkin açıkça nitelik bildirirken aynı zamanda genel olarak sorumluluğunu kaldıran bir anlaşma yapması ise çelişkili davranış yasağına aykırılık oluşturur ve bu durumda sorumluluğu kaldıran hükümler bütünüyle geçersiz kabul edilir[5].

Sorumsuzluk Anlaşmalarının Çeşitli Hukuk Düzenlerinde Geçerliliği

Satış sözleşmelerinde satıcının sorumluluğunu sınırlandıran veya ortadan kaldıran hükümler “sorumsuzluk anlaşması” niteliğindedir. Sorumsuzluk anlaşmaları çoğu hukuk düzeninde özel olarak ele alınır. Aşağıda bazı ülke hukukları ile milletlerarası sözleşmeler bu kapsamda incelenir:

  • Türk Hukuku: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) m. 221 satış sözleşmelerinde yer alan sorumsuzluk anlaşmalarına ilişkin özel bir hükümdür; bu hüküm uyarınca, satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.
  • İsviçre Hukuku: İsviçre Borçlar Kanunu m. 100, borçlunun kendi kast ya da ağır ihmalinden doğan sorumluluğunu konu alan anlaşmaları mutlak anlamda geçersiz sayar.
  • Alman Hukuku: Alman hukuku sorumsuzluk anlaşmaları konusunda daha serbesttir ve Alman Medeni Kanunu m. 276/3 ile borçlunun sözleşmeye bilerek aykırılık yaptığı haller hariç olmak üzere bu tür anlaşmalara izin verir. Alman hukukunda standart şartlarda yer alan sorumsuzluk anlaşmalarına ilişkin özel düzenleme vardır ve aşağıda ayrıca incelenir.
  • İngiliz Hukuku: Haksız Sözleşme Şartları Hakkında Kanun m. 11 sorumsuzluk anlaşmalarının makul olup olmadıklarına dair bir denetimden geçirilmesini öngörür ve bu hükümlere makul oldukları ölçüde izin verir.
  • Viyana Satım Antlaşması: Viyana Satım Antlaşması’nda sorumsuzluk anlaşmaları açıkça düzenlenmez. Bununla birlikte, Antlaşma’nın 6. maddesi tarafların Antlaşma’nın uygulanmamasını kararlaştırmalarına, hükümlerine istisna getirmelerine veya hükümlerinin doğurabileceği etkileri değiştirmelerine izin verir. Antlaşma m. 7/2 uyarınca da, Antlaşma’da düzenlenen konulara ilişkin olup Antlaşma’da açıkça cevaplanmamış sorular, Antlaşma’nın temelinde yatan genel ilkelere veya bu tür ilkelerin mevcut olmaması halinde milletlerarası özel hukuk kuralları uyarınca uygulanması gereken hukuka göre çözümlenir. Buna göre, taraflar satıcının sorumluluğunu sınırlandırabilir veya kaldırabilirler. Viyana Satım Antlaşması’na Tabi Sözleşmelerde Sorumluluğu Sınırlandıran veya Kaldıran Kayıtlar Hakkında 17 Numaralı Danışma Kurulu Görüşü’nün 4(a) numaralı paragrafında da, Antlaşma’nın uygulama alanı bulmadığı konularda; Antlaşma’nın, sözleşmeye uygulanacak hukukta yer alan kasti veya bilinçli sözleşmeye aykırılık, ağır ihmal, sözleşmenin esaslı bir unsurunun ihlal edilmesi, hakkaniyete aykırılık, makul olmama veya ölçüsüzlük gibi düzenlemelerin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilir.
  • Unidroit İlkeleri 2016 (“İlkeler”): İlkeler’in sorumsuzluk anlaşmalarını düzenleyen 7.1.6 maddesi uyarınca, sözleşmenin amacına göre önemli ölçüde haksız ise, sorumsuzluk anlaşmasına dayanılamaz. Maddenin şerhinde, “önemli ölçüde haksız” kavramına açıklama getirilir ve sorumsuzluk anlaşmasının önemli ölçüde haksız olarak değerlendirilmesi için somut hükmün haksız olması ve tarafların edimleri arasında açık bir dengesizliğe neden olması gerektiği belirtilir. Ayrıca, yine şerhe göre, bir sorumsuzluk şartı tek başına mutlak anlamda haksız olmasa bile, borcun kasti olarak veya ağır ihmal nedeniyle ifa edilmemesi halinde veya alacaklının sorumsuzluk anlaşmasının sonuçlarından uygun sigortayı yaptırarak bile kurtulamayacak olduğu hallerde sorumsuzluk anlaşması geçersiz sayılır.

Standart Satış Şartlarında Yer Alan Sorumsuzluk Anlaşmaları

Uygulamada sorumsuzluk anlaşmalarının genellikle satıcının standart satış şartlarında yer aldığı görülür. Standart satış şartları genel işlem koşulları niteliğindedir. Genel işlem koşulları TBK m. 20’de “bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri” olarak tanımlanır. Bir satış sözleşmesinde bu koşullar genellikle satıcı tarafından oluşturulur ve satış sözleşmesinin eki olarak alıcı tarafından imzalanması istenir. TBK m. 21 uyarınca, karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip bunların içeriğini öğrenme olanağı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.

TBK m. 25 de genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamayacağını düzenler. Örneğin; alıcının, satın aldığı bilgisayarın ayıplı olması halinde değişim veya tamirat hakkını yalnızca satışı takip eden üç günlük süre içerisinde kullanabileceğine dair bir standart şart geçersiz sayılmalıdır.

TBK m. 25’in koymayı amaçladığı dürüstlük kuralı ölçütünü Alman hukukunda karşılayan ve somutlaştıran hüküm Alman Medeni Kanunu m. 307’dir[6]. Sorumsuzluk anlaşmaları konusunda genel olarak daha serbest bir rejime sahip Alman hukukunda, standart şartlarda düzenlenen sorumsuzluk anlaşmalarına ilişkin olarak özel bir hüküm yer alır. Maddenin ikinci fıkrasının ikinci bendi uyarınca, standart şartlarda, sözleşmenin doğasından kaynaklanan esaslı hak ve yükümlülükler sözleşmenin amacını tehlikeye sokacak ölçüde sınırlandırılıyorsa, söz konusu sınırlandırmanın karşı tarafın hukuki durumunu haksız surette ağırlaştırdığı kabul edilir ve bu şekilde dürüstlük kuralarına aykırı bir ağırlaştırma geçersiz sayılır.

Sonuç

Satış sözleşmelerinde kanunda öngörülen ayıptan doğan sorumluluğa ilişkin hükümlerin yerine geçmek üzere satıcı tarafından sözleşmesel garantiler verildiğine sıklıkla rastlanır. Sözleşmesel garantiler ile alıcının kanundan doğan sözleşmeden dönme, tamirat, değişim, bedelde indirim gibi seçimlik hakları genişletilebilir, tekrarlanabilir, sınırlandırılabilir veya tamamen kaldırılabilir. Tarafların kanunda öngörülen sorumluluk rejimini ortadan kaldırarak sözleşme hükümlerini uygulamak istemeleri halinde, bunu açık şekilde kararlaştırmaları gerekir.

Satış sözleşmelerinde satıcının sorumluluğunu sınırlandıran veya ortadan kaldıran hükümler “sorumsuzluk anlaşması” niteliğindedir. Sorumsuzluk anlaşmaları çoğu hukuk düzeninde ve milletlerarası sözleşmelerde özel olarak ele alınır ve genellikle satıcının ağır kusuru, kasti ihlali veya ağır ihmali hallerinde ya da makul veya ölçülü olmadıkları durumlarda geçersiz kabul edilir.

Sorumsuzluk anlaşmalarının satıcının standart satış şartlarında yer alıp genel işlem koşulu niteliği taşıdığı durumlarda ise, dürüstlük kurallarına aykırı olarak alıcının aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte olan sınırlandırmalar yazılmamış sayılır. Alman hukukunda bu konuda yer alan özel düzenleme gereği, sözleşmenin doğasından kaynaklanan esaslı hak ve yükümlülükleri sözleşmenin amacını tehlikeye sokacak ölçüde sınırlandıran genel işlem koşulları geçersizdir.

[1] Kapancı, Kadir Berk: 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Açısından Satış hukukunda Ayıptan Doğan Sorumluluk ve Sözleşmesel Garanti Taahhütleri, İstanbul 2012, s. 187-188.

[2] Kapancı, s. 25.

[3] Kapancı, s. 24.

[4] Kapancı, s. 25; Aral, Fahrettin: Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Ankara 2007, s. 152; Tandoğan, Haluk: Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Cilt I, Ankara 1987, s. 175.

[5] Kapancı, s. 25; Akyol, Şener: Medeni Hukukta Çelişki Yasağı, Prof. Dr. Feyfi Feyzioğlu’nun Anısına Armağan, İstanbul 2007, s. 13 vd.; Gümüş, Alper Mustafa; Borçlar Hukuku Özel Hükümler, İstanbul 2008, s. 142; Yavuz, Cevdet: Satıcının Satılanın (Malın) Ayıplarından Sorumluluğu, İstanbul 1989, s. 98.

[6] Başalp, Nilgün: Sorumsuzluk Anlaşmaları, İstanbul 2011, s. 207.