Toplu İşçi Çıkarmada Bildirim Yükümlülüğü

Ağustos 2010

İş Kanunu madde 29’a göre işveren; ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri işletme, işyeri veya işin gerekleri sonucu toplu işçi çıkarmak istediğinde, bunu en az otuz gün önceden bir yazı ile işyeri sendika temsilcilerine, ilgili bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumuna bildirmekle yükümlüdür.

Anılan maddenin 5. fıkrasında ise bu bildirimlerin, işverenin toplu işçi çıkarma isteğini bölge müdürlüğüne bildirmesinden otuz gün sonra hüküm doğuracağı hüküm altına alınmıştır.

Kanunun anılan maddesi, yeterince açık bir şekilde kaleme alınmadığı için bu konuda doktrinde farklı görüşler ileri sürülmüştür ve Kanunun ifadesi akıllara otuz gün sonra fesih bildirimlerinin mi başlayacağı veya sözleşmenin mi sona ereceği sorusunu getirmektedir.

Doktrindeki kimi görüşler, Kanunun bu hükmünden, toplu işçi çıkarmaya özgü olmak üzere, fesih bildirimlerinin otuz günde sabitlendiği gibi bir anlamın çıktığını ancak toplu işçi çıkarma maddesi ve Kanunun diğer maddeleriyle birlikte Kanunun amacından, otuz gün geçtikten sonra fesih bildirimlerinin işlemeye başlayacağının anlaşılması gerektiğini ifade etmektedir.

Bu görüş, şu açıdan haklıdır: Çalışma süreleri farklı olan işçilere aynı sürenin uygulanması düşüncesi Kanunun amacına aykırılık teşkil etmektedir. Dolayısıyla, bölge müdürlüğüne bildirimden itibaren başlayan otuz günlük süre boyunca, sözleşmelerin feshine dair bir işlem yapılmış olsa bile hüküm ve sonuçlar otuz günün ardından doğacaktır.

Bir başka görüşe göre işveren, bölge müdürlüğüne bildirimden önce işçilere fesih bildiriminde bulunmuş ise, bildirim süreleri işlemeyecek, bölge müdürlüğüne ne zaman bildirim yapılırsa, o tarihten otuz gün sonra işlemeye başlayacaktır.
Karşı görüş olarak ise, otuz günlük süreyi fesih bildirim süreleri iç içe kabul edilip, fesih bildirim süresi otuz günün altında olan işçiler için bildirim süresinin otuz güne uzayacağını belirtilmektedir. Diğer bir görüşe göre ise, otuz gün içerisinde bildirim süresi sona eren işçinin sözleşmesi de sona erecek ancak otuz günlük süre sonunda hüküm ifade edecektir.

Kanun koyucu otuz günlük süreyi fesih bildirim sürelerini değiştirmek için değil, işverenin sendika temsilcileriyle toplu işçi çıkarmayı önlemek ya da sonuçlarını hafifletmek amacıyla görüşme yapması için öngörmektedir. Her ne kadar otuz günlük bu sürenin amacına uygun olarak uygulanabilirliği tartışılabilir olsa da, karşı görüş olarak anılan görüşlerin, toplu işçi çıkarmaya ilişkin ek güvence sağlama amacıyla uyuşmadığı düşünülmektedir.

Dolayısıyla İş Kanunu’nun 29. maddesinin 5. fıkrasına göre, toplu işçi çıkarmalarda fesih bildirimleri, bireysel işçi çıkarmalarından farklı olarak, otuz günlük bir ek süreden sonra hüküm doğuracaktır. Maddedeki “hüküm doğurur” ifadesi, fesih bildiriminde bulunulmuş olsa dahi, aradan otuz gün geçmeden iş sözleşmesinin sona ermeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır.

Bu hükümle, toplu işçi çıkarmada bölge müdürlüğüne bildirim hususuna etkin bir rol verilmek istenmiş ve hüküm doğurması bölge müdürlüğüne bildirim şartına bağlanmıştır. Bu bildirimde bulunulmaması halinde, feshin geçerlilik kazanması için gereken otuz günlük süre işlemeye başlamayacağı için fesih hüküm doğurmayacak ve fesih bildirim süreleri de işlemeye başlamayacaktır. Başka bir anlatımla, fesihler bildirimden otuz gün sonra hüküm doğuracağı için, bildirim süreleri de bu tarihten yani otuzuncu günün sonundan itibaren işlemeye başlayacaktır. İşveren, otuz günün sonunda bildirim önellerine ilişkin ücreti peşin ödeyerek de sözleşmeleri sona erdirebilecektir. Otuz günlük süre dolmadan peşin ödeme yoluna gitse bile fesih otuz günün sonunda hüküm ve sonuç doğuracaktır.

Fesih bildirimleri, bölge çalışma müdürlüğüne bildirimden itibaren otuz gün sonra hüküm doğuracağı için, işveren fesih tarihini, bildirimin yapıldığı tarihe en az otuz gün eklemek suretiyle tespit etmelidir. Otuz günlük süre, bildirimden sonraki otuzuncu günün sonunda dolar. Anılan bildirim yapılmamışsa, fesih gerçekleşmeyecek, öneller işlemeyecektir. Bir başka anlatımla, işçilerin normal olarak İş Kanunu’nun 17. maddesine dayanılarak yapılacak iş sözleşmesi fesihlerinde uyulması gereken “fesih bildirim süreleri”, bölge müdürlüğüne otuz gün önceden yapılan bildirim süresi içinde işlemeyecek, otuz günlük sürenin sonundan itibaren işlemeye başlayacaktır.

Burada da birinci fıkrada öngörülen otuz günlük sürenin bitiminde beşinci fıkrada belirtilen otuz günlük sürenin başlayacağı zannedilmemeli; birinci fıkradaki bildirimin ilgili yer ve kişilere yapılmasından itibaren geçecek süre ile beşinci fıkradaki feshin hüküm doğurma zamanının aynı olduğu ve fesih bildiriminin bölge müdürlüğüne yapıldığı anı esas alan otuz günlük süre olduğu kabul edilmelidir. Bu açıdan, kanun koyucunun iradesine de uygun olarak, iki fıkranın da aynı süreyi esas aldığının ve ikinci bir otuz günlük sürenin söz konusu olmadığının kabulü gerekmektedir.

Örneğin, 50 işçinin çalıştığı bir işyerinde, 1 Nisan 2005 tarihinde 20 işçinin işine son verilecekse, bu işçilerin sözleşmelerinin feshedileceğinin, en geç 1 Mart 2005 tarihinde bölge çalışma müdürlüğüne bildirilmesi gerekir. Fakat işveren bundan daha önceki bir tarih olan 1 Şubat 2005’de bölge müdürlüğüne durumu bildirirse, fesih bildirimleri, bölge müdürlüğüne bildirilen tarih olan 1 Şubat 2005’ten itibaren otuz gün sonra yani 3 Mart 2005 tarihinde hüküm doğuracaktır. İşveren iş sözleşmelerinin feshi tarihi olarak 1 Nisan 2005 tarihini belirtmiş iken; işçilerin, bölge müdürlüğüne erken bildirilmesinden dolayı sözleşmelerine ilişkin fesih bildirimleri 3 Mart 2005 tarihi itibariyle hüküm doğurmuş ve bildirilen tarih olan 1 Nisan 2005’de sözleşmeler feshedilmiş sayılacak ve bu tarih itibariyle ihbar önelleri ilave edilerek sözleşme sona erecektir. Şu halde, iş sözleşmelerinin feshi tarihi, bölge müdürlüğüne bildirildiği tarihten otuz günden daha ileriki bir tarih ise o tarihte feshedilmiş sayılacağının kabulü gerekir.

Görüldüğü üzere, işverence iş sözleşmelerinin feshedileceği tarihten otuz gün veya daha önce bölge müdürlüğüne bildirimde bulunulması halinde, sözleşmeler belirtilen tarih itibariyle feshedilmiş olacak ve bunlara ihbar önelleri eklenerek sözleşmelerin sona erdiği tarih belirlenecektir.