Tüketici Sözleşmelerinde Haksız Şartlar

Av. Leyla Orak Çelikboya, Mayıs 2014

Giriş

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (“TKHK”) 28 Kasım 2013 tarihli ve 28835 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı. Yürürlüğü düzenleyen m. 87’ye göre, TKHK yayımından itibaren altı ay sonra, yani 28 Mayıs 2014 tarihinde yürürlüğe girerek 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’u (“eTKHK”) ilga etti. Bu kanun değişikliği, gerek Avrupa Birliği mevzuatı ile uyumun sağlanması, bu kapsamda İsviçre tüketici mevzuatının da dikkate alınarak düzenleme yapılması, gerekse piyasayı denetleme ve hak arama özgürlüğü gibi, tüketicinin daha etkin korunmasına yönelik düzenlemelerin yapılabilmesi amacını taşır[1].

TKHK’nın getirdiği yenilikler ve TKHK uyarınca ayıplı mal ve ayıplı hizmet, muhtelif hukuk postası yazılarında ele alındı[2]. Bu ayki hukuk postası yazımız, TKHK uyarınca tüketici sözleşmelerindeki haksız şartları inceler.

Türk Hukukunda Genel İşlem Şartları

Uygulamada, çok sayıda mal ve hizmet sunan işletmelerin, mal ve hizmet sunumuna ilişkin çeşitli sözleşme tipleri hazırladığı, bu form sözleşmelerin çoğu durumda uzun, anlaşılmaz bir dille yazıldığı ve genelde sözleşmeyi hazırlayan tarafın sorumluluğunu sınırlandıran, sözleşmenin karşı tarafının müzakeresine sunulmayan metinler olduğu görülür. Bu durum, özellikle mal ve hizmet sözleşmelerinin tarafı olan tüketicilerin, bu sözleşmelerin okunamayan, anlaşılamayan genel şartları karşısında korunmasını gerektirmiştir.

Bu ihtiyaç karşısında 2003’te 4822 sayılı kanun ile eTKHK’ya eklenen tüketici sözleşmelerindeki haksız şartlara ilişkin m. 6, Türk hukukunda ilk defa genel işlem şartlarına dair bir düzenleme getirdi. eTKHK’da haksız şart olarak adlandırılan genel işlem şartı, “… tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kurallarına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları…” olarak tanımlıdır. Kanun, bu şartların tüketici için bağlayıcı olmayacağını düzenler.

Tüketici sözleşmesi sayılmayan, iki tacir arası ilişkiler için eRKHK hükümleri uygulanmıyor ve mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun kesin hükümsüzlüğe ilişkin 19 ve 20. maddelerine başvuruluyordu. Ancak bu hükümler, kamu düzenine, ahlaka aykırı veya konusu imkânsız sözleşmelerin geçersizliğine ilişkin olup, sözleşme içeriğine müdahale imkânı tanımıyordu. Hâlbuki tek tip ve tek taraflı hazırlanan sözleşmeler, yalnızca tüketiciler bakımından değil, tüm sözleşmeler bakımından önemli sorunlara yol açıyordu.

Bu kaygıları gidermek amacıyla, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”), tüm sözleşmeleri kapsayacak şekilde genel işlem şartlarını düzenler[3]. TBK, öncelikle genel işlem şartını tanımlayıp, bu şartın sözleme hükmü olup olmadığını (yürürlük denetimi), sözleşme hükmü haline gelen şartın nasıl yorumlanacağını (yorum denetimi) ve hangi şartların geçersiz olacağını (içerin denetimi) düzenler.

TKHK m. 5, eTKHK’da haksız şartlara ilişkin düzenlemeyi genişleterek ve değiştirerek korur. Bu düzenleme ile tüketicinin TBK’nın getirdiği korumadan daha özel ve daha kapsamlı düzenlemeler ile korunmasının amaçlandığı söylenebilir. Zira bir tüketici, tacire kıyasla sıklıkla, genel işlem şartından kaçınmasına imkân tanıyan bir seçme özgürlüğü, dolayısıyla sözleşme serbestisi olmaksızın; önüne konulan şartları kabul etmek veya sözleşmeden vazgeçmek arasında kalır.

TKHK’daki Düzenleme

Haksız Şartın Tanımı ve Sonuçları

TKHK m. 5, ilk olarak, haksız şartın tanımını yapar. Bir sözleşme hükmü, iki durumun gerçekleşmesi halinde haksız şart olarak değerlendirilir.

İlk olarak, söz konusu şart, tüketici ile müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilmelidir. eTKHK m. 6, haksız şartın varlığı için sağlayıcı veya satıcının bu şartı tek taraflı olarak sözleşmeye dâhil etmesi koşulunu açıkça arar iken, TKHK bu koşulu sözleşmeyi kimin hazırladığını belirtmeksizin, tüketici ile müzakere edilmeme olarak düzenler.

Ayrıca, hangi hallerde ilgili şartın müzakere edilmemiş sayılacağı da kanunda belirtilmiştir. Buna göre, önceden hazırlanan ve standart sözleşmede yer alan, tüketicinin içeriğine etki edemediği sözleşme hükümleri müzakere edilmemiş kabul edilir. Ayrıca, sözleşmeyi düzenleyen, herhangi bir şartın müzakere edildiğini ileri sürüyorsa, bu iddiasını ispatlamalıdır.

İkinci olarak ise, bu şart ile tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde tüketici aleyhine bir dengesizlik bulunmalı ve bu dengesizlik dürüstlük kuralına aykırı olmalıdır.

Ayrıca, bu maddenin son fıkrası uyarınca, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı (“Bakanlık”) haksız şart olduğu kabul eden sözleşme şartlarını yönetmelik ile belirler. Bu yönetmelikte belirtilecek şartlar, yukarıdaki koşulların varlığından bağımsız olarak haksız şart olarak kabul edilecektir.

Kanun, haksız şartı tanımladıktan sonra haksız şartın sonuçlarını düzenler. Buna göre, haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür. Ancak burada, sözleşmenin ayakta kalacağını, yalnızca ilgili şartın hükümsüz olacağını vurgulamak gerekir. Zira sözleşmenin karşı tarafı, hükümsüz olan şart olmasaydı sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremez. Sözleşme, geçerliliğini korumaya devam eder. Eğer haksız şartların hükümsüz olması sonucu boşluk doğarsa, söz konusu boşluğu hâkim, duruma göre yedek hukuk kuralları ya da kendi koyacağı normal ile doldurur. Hükümsüzlüğün sadece söz konusu haksız şart ile sınırlı olacağı eTKHK’da bu kadar net biçimde düzenlenmemekteydi, bu nedenle bu madde ile önemli bir konu açıklığa kavuşturulmuştur.

Yorum Kuralı

TKHK m. 5/4, yazılı sözleşme şartlarının açık ve anlaşılır olması koşulunu arar. Kullanılan dil, tüketicinin anlayabileceği açıklıkta olmalıdır. Kanunun gerekçesinde[4] de belirtildiği üzere, uygulamada karşılaşılan en önemli sorun, sözleşme hükümlerinin adeta anlaşılmaması amacıyla karmaşık yazılmasıdır. Kanun bunun önüne geçmek istemiştir.

TKHK m. 5/4 aynı zamanda açık olmayan hükümlerin nasıl yorumlanacağını da düzenler. Buna göre, eğer bir sözleşme hükmü açık değilse veya birden çok anlama geliyorsa, söz konusu hüküm tüketici lehine yorumlanır. Burada, ortalama bir tüketicinin vereceği anlam dikkate alınmalıdır[5].

Dile ve yoruma ilişkin kuralı içeren bu düzenleme, tüketici hukukunda yeni değildir; benzer bir içerik eTKHK uyarınca yürürlüğe giren mülga Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmelik[6] (“Mülga Yönetmelik”) m. 6’da da yer almaktaydı. Bu denli önemli bir düzenlemenin kanuna alınması olumlu bir gelişmedir.

Kapsam

TKHK, tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar. Bu bağlamda m. 5’in tüketici sözleşmelerini ve bu sözleşmelerde düzenlenen haksız şartları ele aldığı anlaşılır.

Haksız şartlar bakımdan TKHK’nın getirdiği önemli bir yenilik, sözleşmenin karşı tarafına göre, hangi sözleşmelerin bu hüküm kapsamına girdiğine ilişkindir. TKHK m. 5/5 uyarınca, sözleşmeyi hazırlayan kuruluşun faaliyetlerini kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmesi, bu madde hükümlerinin uygulanmasına engel oluşturmaz. Böylece, iltihaki sözleşmelerde ve kanun veya yetkili makamlarca izin çerçevesinde su, haberleşme, elektrik, doğalgaz ve benzeri hizmetleri sunan kişilerin sözleşmelerinde haksız şart olması halinde, bu şartlar da TKHK m. 5 hükmüne tabi olur[7].

Haksız Şarta İlişkin Değerlendirme

TKHK m. 5, bir şartın haksız olup olmadığının nasıl belirleneceğini düzenler. Buna göre, bir şartın haksız olup olmadığı, sözleşmenin kurulduğu ana göre belirlenir. Bu belirlemede, sözleşmeye konu olan mal veya hizmetin niteliği, kuruluş anında var olan şartlar, sözleşmenin veya söz konusu şart ile ilgili olan diğer sözleşmelerin hükümleri dikkate alınır. Yukarıda da açıklandığı üzere, haksız şart, taraflar arasında dürüstlük kuralına aykırı bir dengesizlik halinde var olacağı için, TKHK bu dengesizliği incelerken dikkate alınması gerekli bir takım kalemleri belirtir. Zira madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, bir sözleşme şartı tek başına haksız olarak değerlendirilebilecek olsa da, sözleşme bir bütün olarak değerlendirildiğinde haksız sayılmayabilir.

Özetle, tüm bu veriler dikkate alınarak, sözleşmede taraflar arası dengesizlik bulunup bulunmadığı, sözleşmenin kuruluş anına göre belirlenir. Kuruluş anından sonra ortaya çıkan bir dengesizlik olması halinde, söz konusu dengesizlik TKHK m. 5 kapsamında değil, şartlarının gerçekleşmesi halinde işlem temelinin çökmesi kapsamında değerlendirilmelidir.

Bu değerlendirme yapılırken, sözleşme serbestisi göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle TKHK m. 5/7, sözleşme şartının haksız olup olmadığının değerlendirmesinde asıl borçlar arasındaki veya mal ve hizmetin piyasa değeri ile sözleşmede belirlenen bedel arasındaki denge dikkate alınmamalıdır. Sözleşme, açık ve anlaşılır olduğu sürece, tarafların edimleri, borçları arasındaki dengeye müdahale edilmemeli ve “doğru fiyat” tespit edilmemelidir.

İkincil Düzenleme ve Yaptırım

Haksız şartların sözleşme metinlerinden çıkartılması ve kullanılmasının önlenmesi ile haksız şartların tespiti ve belirlenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek üzere TKHK Bakanlığı yetkilendirmiştir. Henüz bu konuda Bakanlığın yayımladığı ikincil bir mevzuat yoktur. Ancak TKHK geçici m. 1/3 gereği, TKHK’da öngörülen yönetmelikler yürürlüğe girene dek eTKHK’ya göre çıkartılan ikincil mevzuatın TKHK’ya aykırı olmayan hükümleri uygulanır. Mülga Yönetmelik, TKHK uyarınca yürürlüğe giren Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmelik[8] (“Yönetmelik”) ile ilga edildi.

Yönetmelik m. 5 ila 7, TKHK m. 5’te düzenlenen, haksız şartın tanımı, haksız şartın nasıl değerlendirileceği ve kısmi hükümsüzlük ilkelerini tekrarlar.

Kanundaki düzenlemelere ek olarak Yönetmelik Ek-1 ile haksız sayılan şartlara dair sınırlayıcı olmayan örnekler sunar[9]. Ekte belirtilen şartlar, haksız şart olarak kabul edilir. Ancak TKHK ve Yönetmelik’te belirtilen koşulları sağlaması halinde başkaca sözleşme hükümleri de haksız şart sayılır.

Yönetmelik, ayrıca m. 8 ile haksız şartların denetimine ilişkin düzenleme getirir. Bakanlık, genel olarak kullanılmak üzere hazırlanan sözleşmelerde yer alan haksız şartların sözleşme metninden çıkartılması için otuz günlük süre verir. Gerekli görmesi halinde bu süreyi doksan güne çıkartabilir. Sözleşmeyi düzenleyen, tüketicilere açıkça yazılı veya elektronik ortamda haksız şartların hükümsüz olduğunu bildirmelidir, bu bildirim ile tüketiciler ile imzalanan sözleşmelerden haksız şartların çıkarıldığı kabul edilir. Bakanlığın verdiği süre içerisinde haksız şartın sözleşmeden çıkartılmaması halinde TKHK m. 77/2 uyarınca, her bir sözleşme için ikiyüz Türk Lirası idari para cezası ödenir. Sonuç

eTKHK ilk defa tüketici sözleşmelerindeki haksız şartları düzenleyerek genel işlem şartlarına dair yasal altyapıyı kurmuştur. Tüketici sözleşmelerine ilişkin bu düzenleme de yetersiz olduğu ve genel işlem şartları tacirleri de ilgilendiren sorunlara yol açtığı için, TBK tüm sözleşmeleri kapsayacak şekilde genel işlem şartlarını düzenler. TKHK ise, tüketicinin daha etkili korunmasını sağlamak amacıyla tüketici sözleşmelerindeki haksız şartlara dair daha ayrıntılı düzenlemeler getirir. Böylelikle, kendisine dayatılan haksız şartı kabul etmek ile sözleşmeden vazgeçmek arasında kalan ve müzakere şansı olmayan tüketicinin, haklarını etkin bir biçimde kullanabilmesi amaçlanır. Taraflar arası dengeyi tüketici aleyhine dürüstlük kuralına aykırı olacak şekilde bozan haksız şartlar geçersizdir; sözleşme bu şart olmaksızın ayakta kalır ve karşı taraf sözleşmenin kalanı ile bağlı olmadığını iddia edemez.



[1] Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Tasarısı, Genel Gerekçe (“Gerekçe”), http://www2.tbmm.gov.tr/d24/1/1-0787.pdf (erişim tarihi 20 Mayıs 2014).

[2] Bkz. Alper Uzun, Yeni Tüketici Kanunu Yürürlüğe Girdi, http://www.erdem-erdem.av.tr/issues/kasim-2013/ (erişim tarihi 30 Mayıs 2014); Ceyda Büyükoral, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da Ayıplı Mala İlişkin Hükümler, http://www.erdem-erdem.av.tr/articles/6502-sayili-tuketicinin-korunmasi-hakkinda-kanunda-ayipli-mala-iliskin-hukumler/ (erişim tarihi 30 Mayıs 2014); Pelin Baydar, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Uyarınca Ayıplı Hizmet, http://www.erdem-erdem.av.tr/articles/6502-sayili-tuketicinin-korunmasi-hakkinda-kanun-uyarinca-ayipli-hizmet/ (erişim tarihi 30 Mayıs 2014).

[3] Genel işlem şartları ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. Berna Aşık Zibel, Yeni Borçlar Kanunu’nda Genel İşlem Koşulları, http://www.erdem-erdem.av.tr/articles/yeni-borclar-kanununda-genel-islem-kosullari/ (erişim tarihi 30 Mayıs 2014).

[4] Gerekçe, m. 5.

[5] Prof. Dr. İ Yılmaz Aslan, Tüketici Hukuku Dersleri, 2006, s. 180.

[6] 13.06.2003 tarih ve 25137 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı.

[7] Gerekçe, m. 5/5.

[8] 17.06.2014 tarih ve 29033 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

[9] Bunlardan bazıları, tüketicinin hayatını kaybetmesi, bedensel veya maddi zarara uğraması halinde sözleşmeyi düzenleyenin sorumluluğunu kaldıran; yükümlülüklerini yerine getirmeyen tüketicinin orantısız derecede yüksek tazminat ödemesini öngören; yalnızca sözleşmeyi düzenleyene tanınan ve tüketiciye tanınmayan, edimi yalnızca belli koşullarda ifa etme, sözleşme veya ifadan vazgeçme halinde tüketicinin ödediği bedeli muhafaza etme hakkı getiren; sözleşmeyi düzenleyene sözleşme hükümlerini tek taraflı değiştirme yetkisi veren şartlardır.