Türk Hukukunda Acentelik Sözleşmeleri Ve Yeni Müesseseler

Ekim 2012

Acentelik Sözleşmelerinin Yasal Çerçevesi

Acentelik sözleşmeleri 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu ile daha ayrıntılı şekilde düzenlenmiş, acentelik sözleşmelerine ilişkin eski kanun metninde yer almayan fakat Yargıtay kararları ile şekillenen bazı hususlar ilk kez kanun metnine aktarılmıştır. Bu sebeple acentelik sözleşmeleri işbu çalışma kapsamında genel olarak değerlendirilmekte ve özellikle yeni düzenlemelere ayrıca yer verilmektedir.

Acente YTTK’nın 102’inci maddesi uyarınca “Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimse” olarak tanımlanmıştır.
Bu tanım çerçevesinde, acentelik ilişkisinin ana unsurları aşağıdaki gibi özetlenebilir:

  • Acentenin, ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmesi veya bunları o tacir adına yapması;
  • acentenin aracılık veya sözleşme yapma faaliyetlerinin yasal dayanağı olan bir sözleşme ilişkisine dayanması,
  • bu faaliyetlerin süreklilik göstermesi ve acentenin bu faaliyetleri meslek olarak sürdürmesi.

Bu kapsamda, acente müvekkilin ticari işletmesi ile ilgili sözleşmelerde aracılık faaliyetleri yürütmekte veya bu faaliyetleri müvekkil hesabına gerçekleştirmektedir. Müvekkil ve acente arasındaki ilişki bu bakımdan özel bir temsil ilişkisi olarak da değerlendirilebilir. Gerçek veya tüzel kişi olarak acentenin, hukuken acentelik iş ve işlemlerini müvekkilin talimatlarına ve menfaatlerine uygun şekilde gerçekleştirmesi gerekmektedir.

Sözleşme serbestisi prensibi temelde acentelik sözleşmeleri için de geçerlidir. Sözleşmesel düzenlemelerin bulunmaması halinde, YTTK’nin acentelik sözleşmesine ilişkin maddeleri uygulanacaktır. Bunun yanı sıra YTTK’nın acentelik hükümlerinde düzenleme bulunmayan hallerde, aracılık faaliyeti yapan acentelere 6098 sayılı yeni Borçlar Kanunu’nun (“YBK”) simsarlık ile ilgili düzenlemeleri, sözleşme yapma faaliyetinde bulunan acentelere ise komisyonculuk düzenlemeleri, burada da hüküm bulunmayan hallerde ise vekâlet ile ilgili düzenlemeler uygulama alanı bulur.

Ayrıca acentelik ile ilgili belirli bazı özel haller bazı özel kanunlar ile düzenlenmiştir. Örneğin, sigorta acenteleri Sigortacılık Kanunu ile, seyahat acenteleri Seyahat Acenteleri ve Seyahat Acenteleri Birliği Kanunu ile düzenlenmiştir. Ayrıca yine sermaye piyasası araçlarının alım satımı ile ilgili faaliyet gösteren aracı kuruluş acenteleri ise Sermaye Piyasası Kurulu’nun Seri V No: 46 sayılı Aracılık Faaliyetleri ve Aracı Kuruluşlara ilişkin Esaslar Tebliği ile düzenlenmektedir.

Acentelik Sözleşmesi’nin Yasal Şekli

YBK’da düzenlenen genel kural uyarınca, özel olarak kanunda belirtilmediği sürece, sözleşmelerin geçerliliği için özel bir şekil şartı söz konusu değildir. Dolayısıyla şekil şartı ile ilgili özel bir kanun olmadığı ve YTTK’da da ayrıca özel kural ile şekil şartı getirilmediğinden, acentelik sözleşmeleri sözlü olarak da yapılabilir. Diğer taraftan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca 2500 TL üzerindeki işlemlerin senetle ispat kuralı sebebiyle, bir acentelik ilişkisi ile ilgili uyuşmazlık olduğunda, sözleşmenin varlığını iddia eden tarafça ispatı ve belirtilen rakamı aşan meblağlarda yazılı delil sunulması gerekecektir.

Belirtilen hususlardan bağımsız olarak, acenteye müvekkil adına sözleşme yapma yetkisi verildiği durumlarda veya müvekkil adına ödeme alma, alacak miktarını yenileme veya düşürme gibi yetkilerin mutlaka yazılı olarak verilmesi gerekmektedir. Ayrıca sözleşme yapma yetkisinin acente tarafından tescil ve ilan ettirilmesi zorunludur.

Acentenin Hak ve Borçları

Taraflar acenteye tanınacak hak ve borçları serbestçe belirleyebilirler. Ancak bu yönde bir düzenleme yapılmış olsa dahi temel hak ve borçları kanuni düzenlemeler çerçevesinde belirlemek mümkündür.

Borçlar

Türk ticaret ve sözleşme hukuku uyarınca, genel olarak acentenin borçları şunlardır:

  • Kendisine bırakılan bölge içerisinde müvekkilin iş ve işletmesi ile ilgili faaliyetler yürütmek. Müvekkilin bu faaliyetleri sözleşmesel olarak kısıtlama imkânı vardır. Aynı şekilde, müvekkil acenteye satış hedefleri uygulayabilir;
  • Müvekkilin menfaatlerini gözetmek, örneğin müşterileri seçerken özen göstermesi, pazar koşullarını izlemesi gibi;
  • Güven ve sadakat yükümlülüğüne uygun davranmak ki bu yükümlülükler, (i) müvekkil acente ilişkisine dair her türlü husus konusunda müvekkili bilgilendirmeyi ve (ii) acentenin bağımsızlığına aykırı olmamak kaydı ile müvekkilin talimatlarına uygun davranmayı, (iii) rekabet etmemeyi ve (iv) gizlilik yükümlülüğünü içerir;
  • İhtiyaç olduğunda, müvekkili lehine koruyucu ve önleyici tedbirler almak, örneğin gerektiğinde ihtar, ihbar, protesto bildirimi, ihtiyati tedbir kararı alınması, delil tespiti gibi;
  • Müvekkiline her türlü ödeme ve belge teslimini zamanında ve gecikmeden yapmak.

Haklar

Türk ticaret ve sözleşme hukuku uyarınca, genel olarak acentenin yükümlülükleri şunlardır:

  • Ücret talep etmek. Acente ücrete ancak müşteri satış sözleşmesi uyarınca ödemesi gereken meblağı zamanında ödemesinin akabinde kazanacaktır;
  • Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, münhasır olarak atandığı bölge kapsamında faaliyetlerini sürdürmek;
  • Olağanüstü giderlerin tazminini talep etmek;
  • Sözleşmenin müvekkil tarafından haksız olarak ve acente tarafından geçerli olarak feshedilmesi halinde müşterilerini kaybetme ve finansal zorluk yaşama ile ilgili denkleştirme tazminatı talep etmek;
  • Sözleşme sonrası bir rekabet yasağı öngörülmüş ise, rekabet etmeme için özel bir tazminat talep etmek.

Müvekkilin Hak ve Borçları

Tekrardan kaçınmak için, karşılıklı iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerin genel özelliklerine uygun olarak, acentenin haklarının müvekkilin borçlarıyla, borçlarının ise müvekkilin hakları ile uyum sağladığını belirtebiliriz. Özel olarak belirtmek gerekirse, müvekkilin, kabul edip etmediği işleri acenteye derhal bildirmek, mallarla ilgili belgeleri vermek, acentenin sözleşmeyi yerine getirmesi ile ilgili gerekli bilgileri vermek ve özellikle iş hacminin acentenin bekleyebileceğinden düşük olduğunu bildirmek ve ücret ödemek yükümlülükleri temel borçlarını oluşturur.

Acentenin Yetkileri ve Yetkisiz Temsil

Türk hukuku uyarınca acenteye tanınmış yetkiler aşağıda kısaca belirtilmiştir.

  • Kendisine verilen talimat ve yetki uyarınca müvekkil adına ve hesabına müşteriler ile yapılacak sözleşmelere aracılık etmek ve/veya sözleşmeleri yapmak. Bu çerçevede iki tür acenteden bahsedilebilir: (i) müvekkili adına ve hesabına sözleşme yapma yetkisini haiz acenteler, (ii) müvekkili ad ve hesabına sözleşme yapma yetkisini haiz olmayan acenteler.
  • İhtiyaç olduğunda, müvekkili lehine koruyucu ve önleyici tedbirler almak üzere müvekkili temsil etmek ki bu yetki müvekkili mahkemeler nezdinde temsil yetkisini kapsamaktadır.
  • yapılan sözleşmeler çerçevesinde bizzat kendisi tarafından sunulan hizmetlere ilişkin ödemeleri almak.

YTTK madde 108 uyarınca, acentenin yetkisiz olarak veya yetki sınırlarını aşmak sureti ile işlem yapması halinde, müvekkil bunu öğrenir öğrenmez icazet verebilir. İcazet verilmez ise, acente kendi ad ve hesabına sorumlu olur.

Acentelik Sözleşmesi’nin Sona Ermesi

Süresiz bir acente sözleşmesinin varlığı halinde, taraflardan her hangi biri, tasarlanan fesih tarihinde en az üç ay önce ihtarda bulunmak sureti ile sözleşmeyi feshedebilir. Belirli süreli sözleşmeler, taraflar kendiliğinden yenilenme ile ilgili sözleşmesel bir düzenleme yapmamışlarsa, sözleşme süresinin dolması ile kendiliğinden sona erer. Her iki halde de, taraflar haklı sebeplerin varlığı halinde sözleşmenin derhal feshini talep edebilirler.

İflas, ölüm ve kısıtlılık hali gibi YBK’ya atıf yapılan haller dışında, fesih için haklı sebep oluşturabilecek hususlar YTTK’da açık bir hüküm ile sayılmamıştır. Ancak sınırlı sayıda olmayacak şekilde bazı hususlar Yargıtay kararları ile fesih için haklı sebep kabul edilmiştir. Bunlara örnek olarak:

  • Sözleşme taraflarından birinin faaliyetlerini makul olmayan bir süre için durdurması veya durdurma yükümlülüğünün bulunması,
  • Sözleşme taraflarından birinin doğrudan veya dolaylı olarak diğer tarafa zarar verici faaliyetlerde bulunması,
  • Yazılı ihtara rağmen ödemelerde temerrüde düşülmesi.

Bunlara ek olarak, acentelik sözleşmesinin tarafları, kanunun emredici kurallarına aykırı olmamak şartı ile karşılıklı olarak sözleşme kapsamında fesih için haklı sebepler düzenleyebilirler.
Ayrıca yine, acentelik sözleşmesi, kendiliğinden yenilenmeye ilişkin hüküm içermiyorsa veya taraflar devam etme konusunda anlaşarak sözleşmeyi sürdürmemiş ise, süresinin sona ermesi ile de kendiliğinden sona erecektir.

Denkleştirme Tazminatı

YTTK’nın yürürlüğe girmesinden önce, Türk hukukunda denkleştirme tazminatını diğer bir deyişle portföy tazminatını düzenleyen açık bir hüküm yoktu. Ancak denkleştirme tazminatı kavramı ve temelleri ile ilgili kurallar Yargıtay kararları ile şekillenmişti.

Yargıtay kararları ile ortaya uygulama uyarınca, acentelik sözleşmesinin feshi halinde (üç aylık süre verilmiş olmasından bağımsız olarak) acente tarafından yaratılan müşteri çevresi sebebiyle mahkeme tarafından “portföy tazminatına” hükmedilmekte idi. Tazminatın ölçülmesine ilişkin metot mahkemenin yetkisine bırakılmakta ise de, uygulamada acentenin son beş yıl içerisinde sağladığı net kazancın bir yıllık ortalaması ile sınırlandırıyordu.

YTTK’nın yürürlüğe girmesi ile, acenteler için denkleştirme tazminatı madde 122 çerçevesinde açıkça düzenlenmiş oldu. Buna göre, denkleştirme tazminatına hükmedilmesi için, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;

    • Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,
    • Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve ,
    • Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa,

acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.

YTTK ayrıca tazminatın, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamayacağını düzenlemiştir. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır. Sözleşmeyi haklı bir sebep olmaksızın acente feshetmişse, veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeple feshedilmişse, acente denkleştirme tazminatı talebinde bulunamayacaktır. Denkleştirme tazminatı isteminden önceden feragat edilemez. Diğer bir deyişle, acentelik sözleşmesi acentenin denkleştirme tazminatına hak kazanmayacağını açıkça düzenlemiş olsa bile mahkeme yine de acente lehine denkleştirme tazminatına karar verebilir.

Tazminata ilişkin taleplerin sözleşmenin feshinden itibaren bir yıllık süre içinde ileri sürülmesi gerekir.

Rekabet Yasağı ve Tazminat

YTTK’nın 104’üncü maddesi uyarınca, yazılı olarak aksi kararlaştırılmadıkça, müvekkil, aynı zamanda ve aynı yer veya bölge içinde aynı ticaret dalı ile ilgili olarak birden fazla acente atayamayacağı gibi, acente de aynı yer veya bölgede, birbirleriyle rekabette bulunan birden çok ticari işletme hesabına acentelik yapamaz. Diğer bir deyişle taraflar aksini kararlaştırmadığı sürece, acente sözleşme süresi boyunca rekabet etmeme ve rakiplerle çalışmama yasağı ile bağlıdır. Diğer bir deyişle, acentelik ilişkisi süresince rekabet yasağı aksi kararlaştırılmadığı sürece acenteyi bağlar.

Diğer taraftan, kanuna göre, sözleşme sonrası acentenin rekabet etmeme yükümlülüğü bulunmamaktadır. YTTK ile ilk defa düzenleme alanı bulmuş diğer bir konu da 123’üncü madde ile öngörülmüş olan sözleşme sonrası rekabet yasağı anlaşmalarına ilişkin kurallardır. Acentenin, işletmesine ilişkin faaliyetlerini, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonrası için sınırlandıran anlaşmanın yazılı şekilde yapılması ve anlaşma hükümlerini içeren ve müvekkil tarafından imzalanmış bulunan bir belgenin acenteye verilmesi gerekir. Rekabet yasağı öngören bu tür bir anlaşma en çok, ilişkinin bitiminden itibaren iki yıllık süre için yapılabilir ve yalnızca acenteye bırakılmış olan bölgeye veya müşteri çevresine ve kurulmasına aracılık ettiği sözleşmelerin taalluk ettiği konulara ilişkin olabilir. Müvekkilin, rekabet sınırlaması dolayısıyla, acenteye uygun bir tazminat ödemesi şarttır. Müvekkil, sözleşme ilişkisinin sona ermesine kadar, rekabet sınırlamasının uygulanmasından yazılı olarak vazgeçebilir. Bu hâlde müvekkil, vazgeçme beyanından itibaren altı ayın geçmesiyle tazminat ödeme borcundan kurtulur. Taraflardan biri, diğer tarafın kusurlu davranışı nedeniyle haklı sebeplerle sözleşme ilişkisini feshederse, fesihten itibaren bir ay içinde rekabet sözleşmesiyle bağlı olmadığını diğer tarafa yazılı olarak bildirebilir. Bu düzenlemelere aykırı şartlar, acentenin aleyhine olduğu ölçüde geçersizdir.