Ercüment Erdem Av. Duygu Öner

Türk Hukukunda Deniz Yolu ile Eşya Taşımalarında Taşıyanın Sorumluluğu

Ekim 2017

Giriş

Hukuk sistemimizde esas olan kişisel ve sınırsız sorumluluktur[1]. Bununla beraber, kanun koyucu bazı hallerde, menfaat dengelerini dikkate alarak, sorumluluğu sınırlandırmak yoluna gider. Bu kapsamda, Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) deniz taşıyanı için de, belli esaslar dâhilinde olmak üzere sınırlı sorumluluk rejimini kabul eder. TTK, ayrıca, bazı özel durumlardan kaynaklanan zararlara ilişkin olarak taşıyanın sorumluluğunu tamamen kaldırır ve böylelikle taşıyana önemli ölçüde ekonomik menfaat sağlar. Bu makalede deniz taşıyanın sorumluluğu ve sorumluluğun sınırlandırılmasına ilişkin TTK düzenlememeleri incelenir.

Taşıyanın Sorumluluğu

Taşıyan, kural olarak, taşıma sözleşmesinin ifasında özellikle eşyanın yüklenmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması ve boşaltılmasında dikkat ve özenle davranmakla yükümlüdür.            Söz konusu dikkat ve özen yükümlülüğü, tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özenden az olamaz. Bununla birlikte taraflar, sözleşmeye koyacakları bir kayıt (örn. FIO kaydı) ile yükleme, istifleme ve boşaltmanın gönderen ve alıcı tarafından yapılacağını kararlaştırabilirler.

TTK’nın 1178. maddesine göre taşıyan; eşyanın zıyaı, hasarından veya geç tesliminden doğan zararlardan söz konusu zıya, hasar veya teslimde gecikmeye sebebiyet veren olgunun eşya taşıyanın muhafazası altında iken meydana gelmiş olması şartıyla sorumludur. TTK’nın 1191. maddesi uyarınca, taşıyanın sorumluluğuna ilişkin düzenlemeler, fiilî taşıyanın taşımayı bizzat gerçekleştirdiği bölümler açısından geçerlidir. Bununla birlikte, taşımanın tamamının veya bir bölümünün fiili taşıyan tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğine bakılmaksızın taşıyan, taşımanın tamamından sorumludur. Bu itibarla, TTK’da taşıyanın adamları veya fiili taşıyanın kusur ve ihmalinden kaynaklanan zararlarda, taşıyanın kusursuz sorumluluğu öngörülmüştür. Söz konusu sorumluluk süresi, malın taşıyanın hâkimiyetinde bulunduğu, yükleme ile boşaltma limanı arasındaki “limandan limana” süreyi kapsar.

Öte yandan, zıya veya hasarın geminin teknik yönetimi veya yangın sebebiyle meydana gelmesi halinde, zıya veya hasar taşıyanın kendi kusurundan kaynaklanmadığı müddetçe, taşıyan sorumlu olmaz. Bir başka deyişle, bu halde, zarar ve hasar taşıyanın adamlarının ihmal veya kusurundan kaynaklanmış olsa dahi, taşıyan sorumlu tutulmaz. Ek olarak, taşıyan, denizde can ve eşya kurtarmadan veya kurtarma teşebbüsünden ileri gelen zararlardan sorumlu değildir.

Taşıyanın sorumluluğu, prensipte, kusur sorumluluğudur[2]. Bununla birlikte zarar gören taraf, zıya veya hasara sebebiyet veren olgunun eşya taşıyanın hâkimiyetinde iken meydana geldiğini ortaya koyarsa, taşıyanın kusurlu olduğu kabul edilir. Kusur veya ihmalin bulunmadığını ispat yükü taşıyan üzerindedir.

Taşıyanın kusurlu olduğu yönündeki varsayımı çürütmek için taşıyan; zararın kendisinin, temsil ettiği kişilerin veya adamlarının kusur veya ihmalinden kaynaklanmadığını veya payı bulunmadığını ispatlamak zorundadır. Bu varsayım çürütülmediği müddetçe taşıyanın kusurlu olduğu kabul edilir.

Bununla birlikte, TTK’nın 1182. maddesinde öngörülen bazı özel durumlarda, taşıyanın kusurlu olduğu yönündeki kabul tersine döner. TTK’nın 1182. maddesine göre, aşağıda yer alan hallerden birinin varlığı halinde taşıyan kusursuz sayılır:

  1. Denizin veya geminin işletilmesine elverişli diğer sulardaki tehlike ve kazalar,
  2. Savaş olayları, karışıklık ve ayaklanmalar, kamu düşmanlarının hareketleri, yetkili makamların emirleri veya karantina sınırlamaları,
  3. Mahkemelerin el koyma kararları,
  4. Grev, lokavt veya diğer çalışma engelleri,
  5. Yükleten, taşıtan ve eşyanın maliki ile bunların temsilcilerinin ve adamlarının fiil veya ihmalleri,
  6. Hacim veya tartı itibarıyla kendiliğinden eksilme veya eşyanın gizli ayıpları ya da eşyanın kendisine özgü doğal cins ve niteliği,
  7. Ambalajın yetersizliği,
  8. İşaretlerin yetersizliği.

Bu kapsamda, zıya, hasar veya teslimde gecikme yukarıda yer verilen sebeplerden birinden kaynaklanırsa; zıya, hasar veya teslimde gecikmenin meydana gelmesinde taşıyan, taşıyanın temsil ettiği kişiler veya adamlarının kusur veya ihmalinin bulunmadığı kabul edilir. Bu durumda, zarar gören; zararın taşıyanın kusur veya ihmalinden kaynaklandığını ispat etmelidir[3].

Taşıyanın ödemesi gereken tazminatın toplamı, eşyanın boşaltma limanındaki ve boşaltma tarihindeki değerine göre hesaplanır. Eşyanın değeri, borsa fiyatına veya böyle bir fiyat yoksa, cari piyasa fiyatına veya her ikisinin de yokluğu hâlinde aynı nitelikte ve kalitede eşyanın olağan değerine göre belirlenir.

Teslimde Gecikme

Eşya; taşıma sözleşmesinde belirlenen boşaltma limanında açıkça kararlaştırılmış olan süre veya açıkça kararlaştırılmış bir süre yoksa olayın özelliklerine göre tedbirli bir taşıyandan eşyanın tesliminin makul olarak istenebileceği süre içinde teslim edilmediği takdirde, teslimde gecikme olduğu varsayılır. TTK’nın 1178/5. maddesi uyarınca, teslim süresinin dolmasından itibaren aralıksız altmış gün içinde teslim olunmayan eşyayı zayi olmuş sayabilir.

Sorumluluğun Sınırlandırılması

Eşyanın cinsi ve değeri, yüklemeden önce yükleten tarafından bildirilmiş ve denizde taşıma senedine yazılmamış ise, eşyanın zıya veya hasar veya teslimde gecikme nedeniyle taşıyanın sorumluluğu, her hâlde, hangi sınır daha yüksek ise o sınırın uygulanması kaydıyla, koli veya ünite başına 666,67 Özel Çekme Hakkı veya zıya ya da hasara uğrayan eşyanın brüt ağırlığının her bir kilogramı için iki Özel Çekme Hakkını karşılayan tutarla sınırlıdır. Eşya topluca bir konteyner, palet veya benzeri bir taşıma gerecine konmuş ise, denizde taşıma senedine söz konusu taşıma gerecinin içeriği olarak yazılmış her koli veya ünite, ayrı bir koli veya ünite sayılır. Aksi hâlde, böyle bir taşıma gereci, tek bir koli veya ünite sayılır. Eşyanın değeri bildirilmiş ve taşıma senedinde belirtilmiş ise, taşıyan sorumluluğu sınırlandıramaz ve belirtilmiş olan bedeli tazminle yükümlüdür.

Öte yandan, TTK’nın 1186/8 numaralı maddesi uyarınca, taraflar yukarıda yer verilen sorumluluk limitlerini, taşıma sözleşmesine koyacakları bir kayıt ile arttırabilirler. Bu durumda, tarafların üzerinde uzlaştıkları değer sorumluluk limiti olur.

Taşıyanın, eşyanın geç teslim edilmesinden doğan sorumluluğu, geciken eşya için ödenecek navlunun iki buçuk katı ile sınırlıdır. Ancak bu tutar, taşıma sözleşmesine göre ödenecek toplam navlun miktarından fazla olamaz. Eğer teslimde gecikme nedeniyle eşya hasara uğrar veya zayi olursa, taşıyanın sorumluluğu bakımından zıya veya hasara ilişkin öngörülen sorumluluk limitleri uygulanır.

Sınırlı Sorumluluktan Yararlanma Hakkının Kaybı

Kast ve pervasızca hareket, taşıyanın sınırlı sorumluluktan yararlanma hakkının kaybına yol açar. TTK’nın 1187/1 numaralı maddesi uyarınca, zarar veya teslimdeki gecikmeye, taşıyanın kasten veya pervasızca bir davranışı ve böyle bir zararın veya gecikmenin meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiil veya ihmali sebebiyet vermiş ise taşıyan, sorumluluk sınırlarından yararlanamaz. Bu hüküm taşıyanın adamları ve temsil ettiği kişiler açısından da uygulama alanı bulur.

[1] Sözer, Bülent, Deniz Ticareti Hukuku, 2. Bası, İstanbul, s. 602.

[2] Sözer, s. 617.

[3] Damar, Duygu, Carrier’s Liability for Passengers, Baggage and Cargo, Transport Law in Turkey, 2013, s.165.