Ercüment Erdem Av. Ecem Çetinyılmaz

Türk Hukukunda Oy Sözleşmeleri

Mayıs 2017

Giriş

Kural olarak, pay sahipleri, oy haklarını genel kurulda paylarının toplam itibari değeriyle orantılı olarak kullanır. Her pay sahibi sadece bir paya sahip olsa da en az bir oy hakkını haizdir. Şirket yönetiminde önemli bir role sahip olabilecek düzeyde yeterli paya sahip olmayan pay sahipleri diğer pay sahiplerinin desteğine ihtiyaç duyarlar. Diğer pay sahipleri tarafından bu destek genel kurul toplantılarında söz konusu pay sahibiyle aynı yönde oy kullanmak suretiyle sağlanabilir. İşte bu diğer pay sahiplerinin oy desteğini güvence altına almak için, taraflar arasında genellikle oy sözleşmeleri yapılır. Oy sözleşmesi, şirketlerin genel kurul toplantılarında, oy hakkının belirli bir yönde kullanılması, belirli bir temsilci aracılığıyla kullanılması, kısmen veya tamamen kullanılmaması veya kullanımda çekimser kalınması taahhüdünü içeren sözleşmeler olarak tanımlanabilir[1]. Bu Hukuk Postası makalesi oy sözleşmelerinin hukuki nitelikleri, türleri, geçerliliği ve sınırları ile sözleşme hükümlerine uyulmamasının sonuçlarını inceler.

Oy Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği ve Türleri

Oy sözleşmeleri borçlar hukuku hükümlerine tabidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu[2] (“TTK”) m. 480 uyarınca pay sahibine, pay bedelini veya payın itibari değerini aşan primi ifa dışında borç yükletilemeyeceği için, oy sözleşmelerini esas sözleşmede düzenlemek doğru olmaz[3].

Oy sözleşmeleri öğretide genellikle tarafların yükümlülükleri, taraflarının sıfatları ve oy kullanma taahhüdünün sürekliliği bakımından çeşitli gruplarda sınıflandırılırlar[4]:

  • Tarafların yükümlülükleri bakımından:
  • Tek taraflı oy sözleşmeleri: Taraflardan sadece biri oy hakkına ilişkin bir taahhütte bulunur.
  • Karşılıklı oy sözleşmeleri: Her iki taraf da birbirlerine belirli bir yönde oy kullanacaklarına dair taahhütte bulunur.
  • Çok taraflı oy sözleşmeleri: İki veya daha fazla pay sahibi belirli bir yönde oy kullanmaya dair taahhütte bulunur.
  • Tarafların sıfatları bakımından:
  • Pay sahipleri arasında yapılan oy sözleşmeleri
  • Pay sahipleri ile üçüncü kişiler arasında yapılan oy sözleşmeleri
  • Pay sahipleri ile şirket arasında yapılan oy sözleşmeleri
  • Oy kullanma taahhüdünün sürekliliği bakımından:
  • Sürekli olmayan (tek seferlik) oy sözleşmeleri: Taraflar belirli bir genel kurul toplantısı veya bir genel kurul toplantısının belirli bir gündem maddesi için oy kullanma taahhüdünde bulunurlar.
  • Sürekli oy sözleşmeleri: Taraflar belirli bir genel kurul toplantısı veya bir genel kurul toplantısının belirli bir gündem maddesi ile sınırlı olmaksızın oy taahhüdünde bulunurlar. Bu tür taahhütler genellikle belirli bir zaman dilimi için verilir.

Oy Sözleşmelerinin Geçerliliği ve Sınırları

Oy sözleşmeleri herhangi bir şekil şartına tabi değildir. Sözleşme özgürlüğünün sınırları oy sözleşmelerinin geçerliliğini belirler[5]. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu[6] (“TBK”) m. 27 uyarınca kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan oy sözleşmeleri kesin olarak hükümsüzdür.

Bir pay sahibinin paylarının tamamı veya bir bölümüne bağlı oylara ilişkin olarak oy sözleşmeleri yapılması mümkündür. Oy hakkı pay sahibine değil de payın kendisine bağlı olduğu için, pay sahipleri her bir paylarına ait oy hakkını farklı yönlerde kullanmak ve dolayısıyla yalnızca belirli paylara ilişkin oy taahhüdünde bulunmakta serbesttirler.

Aşağıda, belirli türdeki oy sözleşmeleri geçerlilikleri bakımından incelenir:

  • Belirsiz Süreli Oy Sözleşmeleri: Öğretide bazı yazarlar çok uzun süreli veya süresiz olarak yapılan oy sözleşmelerini kişilik haklarına aykırı oldukları gerekçesiyle geçersiz sayarken[7], bazı yazarlar ise oy sözleşmesinin süresinin uzun olmasının tek başına sözleşmenin geçersiz sayılmasını gerektirmeyeceğini, sözleşmenin aynı zamanda somut olayda söz konusu pay sahibinin ekonomik özgürlüğünü yok eden veya önemli ölçüde kısıtlayan nitelikte olması gerektiğini savunur[8].
  • Yönetim Kurulu/Müdürler Kurulu Toplantılarında Kullanılacak Oylara İlişkin Oy Sözleşmeleri: Anonim şirketlerde yönetim kurulu ile limited şirketlerde müdürler kurulu toplantılarında kullanılan oylara ilişkin oy sözleşmeleri yapılıp yapılamayacağı konusunda öğretide farklı görüşler vardır. Çamoğlu’na göre, yönetim kurulu üyesi ile şirket arasındaki vekâlet sözleşmesi ile yönetim kurulu üyesinin özen ve bağlılık yükümlülüğü böyle bir taahhüde engel oluşturacağı için, yönetim kurulu üyelerinin oy hakları oy sözleşmelerine konu olamazlar[9]. Öte yandan Moroğlu ise, özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı olarak yapılan oy sözleşmeleri ile bu sözleşmelere göre kullanılan oyların geçerli olacağını, bunun yalnızca söz konusu yönetim kurulu üyesinin şirkete karşı hukuki sorumluluğuna neden olabileceğini savunur[10].
  • Pay Sahipleri ile Şirket Arasındaki Oy Sözleşmeleri: Bir şirketin pay sahibi tarafından şirketin kendisine verilen bir oy taahhüdü, şirket tüzel kişiliğinin bizatihi kendi iradesinin oluşumuna oy sözleşmeleri yoluyla katılıp etki yapması anlamına gelir. Bu durum şirketin karar ve yönetim organları arasındaki kuvvetler ayrılığı ilkesine de aykırılık oluşturur. Bu nedenle, bir şirketin pay sahibi ile şirketin kendisi arasında yapılan oy sözleşmeleri geçersiz sayılmalıdır[11].

Oy Sözleşmesine Uyulmamasının Sonuçları

Oy sözleşmelerinin hükümlerine uyulmaması, bu hükümler esas sözleşmeye de yazılmış olsun veya olmasın, şirketler hukuku anlamında herhangi bir sonuca yol açmaz. Sözleşmeye aykırılık şirkete karşı ileri sürülemez, verilen oylar oy sözleşmesini ihlal etmelerine rağmen verildikleri şekilde geçerlidirler ve bu oylara dayanılarak alınan genel kurul kararının iptali istenemez[12].

Borçlar hukuku anlamında ise, bir pay sahibi tarafından oy taahhüdüne uyulmaması halinde, karşı taraf borçlar hukukunun genel hükümleri uyarınca, koşullarının oluşması şartıyla, maddi veya manevi tazminata veya her ikisine de hak kazanır.

Oy taahhüdünün verildiği tarafın, belirli bir yönde oy kullanılmasına ilişkin taahhüdün aynen ifasını talep edip edemeyeceği ise tartışmalı bir konudur. Taahhüdün muhatabının TBK m. 113/1 hükmü uyarınca aynen ifa talep edip, mahkemeden edimin kendisi tarafından ifasına izin verilmesini isteyebileceği görüşüne karşılık[13], karşıt görüş ise tazminattan başka bir yasal yol bulunmadığını, zira tek seferlik oy sözleşmelerinde aynen ifanın imkansızlık nedeniyle talep edilemeyeceğini, sürekli sözleşmelerde ise oyunu sözleşmeye aykırı kullanan pay sahibinin ileriki genel kurul toplantılarında oyunu ne yönde kullanacağının bilinmediğini öne sürer[14]. Türk hukukunda bugüne kadar Yargıtay kararına konu olmuş bir emsal yoktur.

Sonuç

Oy sözleşmeleri uygulamada pay sahipleri tarafından genellikle diğer pay sahipleri veya üçüncü kişilerle yapılır. Bu sözleşmeyle pay sahibi, çeşitli amaçlarla belirli bir yönde oy kullanmayı taahhüt eder. Oy sözleşmeleri borçlar hukuku hükümlerine tabidir ve sözleşmeye uyulmaması, sözleşme hükümleri esas sözleşmeye de yazılmış olsun veya olmasın, şirketler hukuku anlamında herhangi bir sonuca yol açmaz. Oy sözleşmeleri öğretide genellikle tarafların yükümlülükleri, taraflarının sıfatları ve oy kullanma taahhüdünün sürekliliği bakımından çeşitli gruplarda sınıflandırılırlar. Pay sahibi tarafından oy sözleşmesine uyulmaması halinde taahhüdün muhatabının borçlar hukukunun genel hükümleri uyarınca tazminata hak kazanacağı açıkken, belirli bir yönde oy kullanılacağına dair taahhüdün aynen ifasını talep edip edemeyeceği ise hala tartışmalı bir konudur.

[1]              Erdoğan Moroğlu, Oy Sözleşmeleri, Gözden Geçirilmiş ve Güncellenmiş 5. Baskı, s. 3; Çamoğlu (Poroy/Tekinalp), Ortaklıklar Hukuku I, Yeniden Yazılmış 13. Bası, İstanbul 2014, s. 507.

[2]              TTK (RG, 14.02.2011, S. 27846) 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdi.

[3]              Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, Değişiklikler ve İkincil Düzenlemelerle Güncelleştirilmiş 4. Bası, s. 372.

[4]              Oy sözleşmelerinin türleri hakkında daha fazla bilgi için bkz. Moroğlu, s. 34 vd.

[5]              Çamoğlu (Poroy/Tekinalp), s. 508.

[6]              TBK (RG, 04.02.2011, S. 27836) 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdi.

[7]              Çamoğlu (Poroy/Tekinalp), s. 509.

[8]              Moroğlu, s. 77.

[9]              Çamoğlu (Poroy/Tekinalp), s. 507.

[10]             Forstmoser/Meier Hayoz/Nobel, Schweizerisches Aktienrecht § 31 N. 36-40 (s. 360-361), naklen Moroğlu, s. 31-32.

[11]             Moroğlu, s. 62.

[12]             Gül Okutan Nilsson, Anonim Ortaklıklarda Paysahipleri Sözleşmeleri, İstanbul 2004, s. 289.

[13]             Moroğlu, s. 108 vd.

[14]             Çamoğlu (Poroy/Tekinalp), s. 509.