Türk Ticaret Kanunu Tasarısı İle İbra Kararlarının Genel Kurul Kararıyla Kaldırılamayacağı Esası Getirilmektedir

Aralık 2009

İbra, tüzel kişinin yetkili organının (Genel Kurul), sorumlu organın (Yönetim Kurulu) üyelerine karşı karar şeklindeki bir irade açıklamasıdır. Genel Kurul bu kararı ile Yönetim Kurulu üyelerinin söz konusu dönemdeki işlemlerini hukuka ve ortaklık açısından işin gereğine uygun bulduğunu beyan etmektedir. Genel Kurul ibra kararıyla Yönetim Kurulu üyelerine karşı bir yandan güven beyanında bulunmakta, diğer yandan onları ilgili dönemdeki faaliyetleri sebebi ile sorumlu tutmayacağını açıklamaktadır. Anonim Şirketler hukukunda ibranın hukuki niteliğinin menfi borç ikrarı olduğu ve sorumluluğu sona erdiren tek taraflı irade açıklaması ile yenilik doğurucu hüküm ve sonuçlarının meydana geldiği, doktrin ve uygulamada oybirliğiyle kabul edilen bir esastır.

Hal böyle iken Genel Kurul’da daha önce verilmiş ibra kararlarının geri alınarak, Yönetim Kurulu üyeleri hakkında dava açılması yolundaki engelin kaldırılmasına dair girişimlerle sıklıkla karşılaşılmaktadır.

Bir tüzel kişinin yetkili organının verdiği bir kararı değiştirmeye veya geri almaya yetkili olduğu hukukun temel ilkelerinden birisidir. Ancak organların kendi kararları üzerindeki tasarruf yetkileri de muhakkak değildir. Her hukuki tasarruf gibi geri alma kararının da yine hukukun temel ilkelerinden kaynaklanan bazı sınırları vardır. Organların tasarruf yetkisi üçüncü kişilerin haklarının başladığı yerde sona erer. Diğer bir ifadeyle Genel Kurul verdiği bir kararla üçüncü kişilerin kazanılmış haklarını ihlal edemez. Nitekim Yüksek Yargıtay da muhtelif kararlarında, Yönetim Kurulu’nun tüm işlemleri hakkında yeterince bilgilendirilen Genel Kurulun verdiği ibra kararından daha sonra cayamayacağını açıkça belirtmiştir.

Daha önce verilmiş ibra kararlarını yasal bir dayanak olmaksızın alınacak yeni bir kararla ortadan kaldırmak hukukun temel prensiplerine ve dürüstlük kuralına aykırı olsa dahi, şirketlerde özellikle çoğunluk hisselerin veya hakimiyetin el değiştirmesi sonucu ibra edilmiş eski yöneticilerin ibralarını kaldırarak haklarında dava açılmasının sağlanması yönündeki Genel Kurul kararlarına uygulamada sıklıkla rastlanmaktadır.

Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ile tartışma konusu olan bir husus daha düzenlenmekte ve ibra kararlarının genel kurul kararı ile kaldırılamayacağı esası getirilmektedir.

Tasarının ilgili maddesi aşağıdadır;

İbranın etkisi

MADDE 558 - (1) İbra kararı genel kurul kararıyla kaldırılamaz. 445 inci madde hükmü saklıdır.

(2) Şirket genel kurulunun, sorumluluktan ibraya ilişkin kararı, ibranın kapsadığı açıklanan maddî olaylara ilişkin olarak, şirketin, ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş olan paysahiplerinin dava hakkını kaldırır. Diğer paysahiplerinin dava hakları ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşer.

Tasarının 558. maddesinin gerekçesi de getirilen yeni düzenlemenin ne kadar yerinde olduğunu ortaya koymaktadır.

Madde 558 - Birinci fıkra: Birinci fıkra son yıllarda oldukça sık rastlanan ancak Yargıtay tarafından uygun görülmeyen, bir genel kurulun aldığı kararı zamanaşımı süresi içinde bir diğer genel kurulun kaldırması uygulamasına ilişkin ihtilafı, yüksek mahkemenin kararlarına uygun olarak çözüme kavuşturmaktadır. Hükme temel veren düşünce, hakkında dava açılmamış ve (kural olarak) hükümlerini doğurmuş bulunan ibra kararının yıllar sonra kaldırılmasının işlem güvenliği anlayışına ve hukuka uygun olmadığıdır. Öğretide hâkim görüş ibrayı menfi borç ikrarı olarak nitelendirdiğine göre, bu ikrardan tek taraflı olarak dönmek olanağı yoktur. Ayrıca ibranın Türk/İsviçre hukukunda yenilik doğurucu bir karar olduğu görüşü de dikkatle değerlendirilmiştir. Ancak ibra bir genel kurul kararı olduğu için bu karara karşı iptal davası açılabilir. Bu sebeple Tasarının 445 inci maddesi saklı tutulmuştur.

İkinci fıkra: İkinci fıkra kısmen 6762 sayılı Kanunun 380 inci maddesinin tekrarıdır. Yargıtay kararları ile oluşan hukuk bu suretle aynen korunmuştur. Hükmün iki yeniliği vardır. İkisi de İsv. BK m. 758 (1) ve (2)'den alınmıştır. Bu da, ibraya olumlu oy veren paysahipleri ve ibra kararını bilerek payı iktisap eden kişilerin dava haklarına ilişkindir. İkinci yenilik, diğer paysahiplerinin dava haklarının ibra kararının alınmasından altı ay sonra düşeceğine ilişkin hükümdür. Altı aylık süre hak düşürücüdür.

Maddenin gerekçesinde son derece isabetli bir biçimde vurgulandığı üzere, hakkında dava açılmamış ve (kural olarak) hükümlerini doğurmuş bulunan ibra kararının yıllar sonra kaldırılması işlem güvenliği anlayışına ve hukuka uygun değildir. Esasen Yüksek Yargıtay’ın muhtelif kararları ile benimsenen bu husus, bu kere kanun hükmü haline gelmekte ve tartışmalara son noktayı koymaktadır.