Ercüment Erdem Prof. Dr. H. Ercüment Erdem

Türk Ticaret Kanunu ve Çek Kanunu’nda Yapılan Son Değişiklikler

Ağustos 2016

Giriş

9 Ağustos 2016 tarih ve 29796 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6728 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun[1] (“6728 sayılı Kanun”) ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu[2] (“TTK”), 5941 sayılı Çek Kanunu[3] (“Çek Kanunu”) ve çeşitli vergi kanunları dahil birçok kanunda kapsamlı değişiklikler yapıldı. 6728 sayılı Kanun’un genel gerekçesine[4] göre TTK’da yapılan düzenlemelerin amacı şirketlerin kuruluş ve tasfiye süreçlerinin kolaylaştırılması ve yerli ve yabancı gerçek ve tüzel kişilerin Türkiye’de ticaret yapmaları teşvik edilerek ülke ekonomisinin gelişmesine katkı sağlanmasıdır. Çek Kanunu’nda yapılan düzenlemeler ise ticari hayatın önemli ödeme araçlarından birini oluşturan çeke olan güvenin artırılmasını ve karşılıksız çekin engellenmesini amaçlar.

Şirketler Hukukuna İlişkin Düzenlemeler

TTK’da şirketler hukukuna ilişkin olarak yapılan aşağıdaki değişiklikler 6728 sayılı Kanun’un yayımı tarihinde yürürlüğe girdi. Bu düzenlemeler şirket kuruluşlarında ortaya çıkan bürokratik işlemleri ve şirket kuruluş maliyetlerini azaltmaya yöneliktir.

  • Noter Onayı: TTK’nın 40. maddesinde yapılan değişiklik ile imza beyannamelerinin noter onaylı olma zorunluluğu kaldırıldı. Bu değişiklikle gerçek kişi tacir ile tüzel kişi tacir adına imza atmaya yetkili kişilerin, ticaret unvanını ve bunun altına atacağı imzayı, ticaret sicili müdürü veya yardımcısı huzurunda yazılı beyanda bulunmak suretiyle de verebileceği düzenlendi. Böylece resmi tasdik zorunluluğu her halükarda korunsa da, bu tasdiki noter veya ticaret sicil müdürlüğü nezdinde yaptırma seçeneği sağlanarak tacirlere masraf yapmadan ve noter tasdiki yerine imzalarını doğrudan ticaret sicil müdürlüğünde tasdik ettirebilme imkanı tanındı. Benzer şekilde 212, 215, 335, 339, 345, 566, 575, 585 ve 587. maddelerde değişiklik yapılarak anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin esas sözleşmeleri ile kollektif ve limited şirketlerin şirket sözleşmelerinin noterce onaylanması aranmaksızın, bu sözleşmelerin ticaret sicili müdürü veya yardımcısı huzurunda imzalanması da mümkün kılındı.
  • Değerli Kağıt Bedeli: 212, 335, 556 ve 575. maddelere yapılan eklemeler uyarınca anonim, kollektif, sermayesi paylara bölünmüş komandit ve limited şirket kuruluşlarında, esas sözleşmeyi veya şirket sözleşmesini ihtiva eden kâğıtlardan değerli kâğıt bedeli alınmaz.
  • Tür Değiştirme: TTK’nın tür değiştirmeyi düzenleyen 184. maddesinde tür değiştirmede yeni türün kuruluşuna ilişkin hükümlerin uygulanacağı ancak sermaye şirketlerinde ortakların asgari sayısına ve ayni sermaye konulmasına ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı düzenleniyordu. 6728 sayılı Kanun’la bu hükümlerin yanında, kurucuların şirket sözleşmesini imzalamalarına ilişkin hükümlerin de uygulanmayacağı düzenlendi.

Madde gerekçesine göre, tür değiştirme kararı anonim şirketlerde üçte iki, limited şirketlerde dörtte üç çoğunlukla alınabiliyorken, yeni türün şirket sözleşmesini bütün ortakların imzalaması zorunluluğu, uygulamada kendilerine ulaşılamayan veya tür değiştirme kararına karşı olan ortakların varlığı durumunda yeni türe ilişkin şirket sözleşmesinin imzalanamaması ihtimalini ortaya çıkarıyor ve tür değiştirmenin gerçekleşmesini imkansız hale getiriyordu[5]. Bu durumu ortadan kaldırmak amacıyla yapılan düzenleme ile tür değiştirme işlemlerinde bütün ortakların yeni türün şirket sözleşmesini imzalama zorunluluğu kaldırıldı. Bunun yerine, değişen 189. madde uyarınca, yönetim organı tür değiştirme planı ile birlikte yeni türün şirket sözleşmesini de genel kurula sunar ve şirket sözleşmesi genel kurulda onaylanır.

  • Kurucular Beyanı: Kurucular beyanı kuruluş belgeleri arasından çıkarıldı, artık şirket kuruluşlarında bu belge aranmaz. Gerekçeye göre bunun nedeni şirket kurucularının esas sözleşme ile sermayenin tamamını kayıtsız şartsız ödemeyi taahhüt etmeleri ve dolayısıyla kurucular beyanından beklenen faydanın esas sözleşmenin imzalanmasıyla da karşılanmasıdır[6]. TTK’nın 349. maddesinin ilk gerekçesinde bazı konuların esas sözleşmede yer almasının beyanda onlar hakkında açıklama yapılması yükümünü ortadan kaldırmayacağı[7] ifade edilse de, bu gerekçenin yazıldığı sırada TTK’da şirket kuruluşuna ilişkin işlem denetçisi raporu düzenlenmesi ve bu denetçinin kurucular beyanının uygunluğunu incelemesi zorunluluğu öngörülüyordu. İşlem denetçisinin TTK’nın yürürlüğe girmesinden önce yapılan değişiklikle kaldırılmasıyla, beyanı inceleyecek tek kişi esas sözleşmeyi de inceleyecek olan ticaret sicil müdürü oldu. Dolayısıyla 6728 sayılı Kanun’un gerekçesinde yapılan kurucular beyanından beklenen faydanın esas sözleşmenin imzalanmasıyla da karşılandığına ilişkin yorum kanımızca isabetlidir. Ayrıca kurucular beyanında ayni sermayeye ilişkin yapılması gereken açıklamaların bir kısmı TTK’nın 343. maddesi uyarınca hazırlanan değerleme raporunda da yer alır.

Sermaye artırımlarında yönetim kurulunun hazırlayacağı beyanda da bu konuya ilişkin açıklamalara yer verilmesi zorunluluğu kaldırıldı. Bu amaçla TTK’nın 336 ve 457. maddelerinde değişiklik yapıldı ve 349, 562/5-a ve 586/1-b maddeleri yürürlükten kaldırıldı.

  • Tasfiye Sonu Dağıtma: TTK’nın 543. maddesi tasfiye sonucu dağıtmayı düzenler. 6728 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik öncesi maddenin ikinci fıkrası uyarınca alacaklılara üçüncü kez yapılan çağrı tarihinden itibaren bir yıl geçmedikçe kalan varlık dağıtılamıyorken, bu süre altı aya indirildi ve tasfiye süreci kısaltıldı. Hal ve duruma göre alacaklılar için bir tehlike mevcut olmadığı takdirde mahkeme altı ay geçmeden de dağıtmaya izin verebilir.
  • Tasfiye Sonu Mal Beyanı: TTK’nın 545. maddesine eklenen yeni fıkra ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun[8] (“İİK”) 44 ve 337/a madde hükümlerinin, TTK uyarınca tasfiye olunan şirketlere uygulanmayacağı düzenlendi. İİK’nın 44. maddesi ticareti terk eden bir tacirin 15 gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmesi ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunması mecburiyetini, 337/a maddesi ise 44. maddeye aykırılığın cezai sonuçlarını düzenler.

Kanımızca bu düzenleme isabetlidir ve ticareti terk ile sermaye şirketlerinin tasfiye süreçleri arasındaki uyumsuzluğu ortadan kaldırır[9]. Madde gerekçesine göre de uygulamada ticaret sicil müdürlüklerince bu mal beyanı yalnızca ticareti terk eden gerçek kişi tacirlerden alınıp, sermaye şirketleri ile diğer tüzel kişi tacirlerden alınmaz. Nitekim TTK’nın ilgili maddeleri uyarınca tasfiye memurları şirket malvarlığına ilişkin durumu gösteren bir envanter ile bilanço düzenleyip genel kurulun onayına sunar ve alacaklılara çağrıda bulunulur. Bu durumda İİK uyarınca tekrar mal beyanında bulunmak aynı işlemin birden fazla kez yapılması anlamına gelir. Ayrıca sermaye şirketlerinde ticareti terk, şirketin ticaret unvanının sicilden terkin edilmesiyle gerçekleştiğinden, sicilden terkin edilen bir sermaye şirketi TTK uyarınca tasfiye sürecini tamamladığından ve artık şirketin varlığından bahsedilemeyeceğinden, bu aşamadan sonra aktif ve pasifini gösteren bir mal beyanında bulunması fiilen mümkün değildir[10].

Çeke İlişkin Düzenlemeler

6728 sayılı Kanun ile TTK ve Çek Kanunu’nda yapılan en önemli düzenleme, karşılıksız çek keşide edenler için yeniden cezai sorumluluk getirilmesidir. Bunun yanında, çekin unsurlarına ilişkin düzenlemeler yapıldı ve çek ile çek hesabı sahibine ve bu çeki düzenleyenlere ilişkin verilere erişim sağlayan bilgi paylaşım sistemi kurulması öngörüldü. Çeke ilişkin düzenlemeler Çek Kanunu’nun 3. maddesinde yapılan değişiklik dışında 6728 sayılı Kanun’un yayımı tarihinde yürürlüğe girdi. 3. maddede yapılan değişiklikler ise 31.12.2017 tarihinde yürürlüğe girer.

  • Çekin Unsurları ve Bilgi Paylaşım Sistemi: TTK’nın 780. maddesine eklenen bent ve fıkralar ile, çekin zorunlu unsurları arasına banka tarafından verilen seri numarası ve karekod da dahil edildi. Buna göre, çek alacaklıları ellerinde bulunan çek ile çek hesabı sahibine ve bu çeki düzenleyenlere ilişkin verilere karekod aracılığıyla erişim sağlayabilirler. Karekod okutma ve bilgi paylaşım sistemi Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi tarafından oluşturulur. Çekle ilgili getirilen bu yeni düzenlemelere ilişkin usul ve esaslar Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Hazine Müsteşarlığı’nın müştereken çıkaracağı tebliğ ile belirlenir.

Karekod ile çek hesabı sahibinin kimlik bilgileri, çek hesabı bulunan banka sayısı, son beş yıl içerisinde ibrazından ödenen çeklerin sayısı ve tutarı, son beş yılda “karşılıksızdır” işlemi gören çeklerin adedi ve tutarları, çek hesabı sahibi hakkında çek hesabı açma yasağı bulunup bulunmadığı, çek sahibinin iflasına karar verilip verilmediği dahil birçok bilgi çek hesabı sahibi ya da cirantanın rızası aranmaksızın üçüncü kişilerin erişimine sunulur.

TTK’nın değişen 781. maddesi, yabancı bankalar tarafından bastırılan çeklerde, banka tarafından verilen seri numarası ve/veya karekodun bulunmamasının senedin çek olarak geçerliliğini etkilemeyeceğini düzenler. Geçici Madde 11 uyarınca, 31.12.2016 tarihinden sonra bankalarca çek hesabı sahiplerine karekod ve seri numarası unsurlarını içermeyen çek yaprağı verilemez ve 31.12.2016 tarihinden önce basılan çeklerde bu unsurlar aranmaz.

  • Bankanın Yükümlülükleri: Çek Kanunu’nun değişen 2. maddesi uyarınca, muhatap banka gerçek ve tüzel kişiler ile sermaye şirketlerinin yönetim organında görev yapanlar ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkililerinin çek hesabı açma yasağının bulunmadığını kontrol ederek, yasağın bulunmadığına ilişkin sorgulama sonucunu saklamakla yükümlüdür. Böylece hakkında çek hesabı açma yasağı bulunan bir kişi gerçeğe aykırı bir beyanla başvuruda bulunsa bile banka tarafından yapılan kontrolün ardından bu kişi adına çek hesabı açılmasının engellenmesi amaçlanır[11]. Banka tarafından çek hesabı açtırmak isteyen kişilerden talep edilecek bilgiler arasında adli sicil kayıtları da yer alır. Bankanın ayrıca çek hesabı açtığı gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişinin hesap açılış tarihi itibariyle bildirilen işlem yetkililerini karekod okutma ve bilgi paylaşım sistemine kaydetmesi gerekir. Maddede çek defterinin her bir yaprağında çek hesabı sahibi gerçek kişi ise TC kimlik numarası, tüzel kişi ise varsa MERSİS numarası ve çek hesabı sahibi ile düzenleyenin farklı kişiler olması halinde, ayrıca düzenleyenin TC kimlik numarasının yazılması zorunluluğu da düzenlenir.
  • Lehdarın Yükümlülükleri: Çek Kanunu’nun 3. maddesine eklenen 10. fıkra uyarınca, lehine karekodlu çek düzenlenen lehdar, teslim aldığı çeki karekod okutma ve bilgi paylaşım sistemine kaydetmekle yükümlüdür. Böylece bankalar çek hesabı sahiplerine verilen çek yapraklarının hangilerinin düzenlenerek tedavüle sürüldüğünü tespit edebilirler. Karekodlu çekin sisteme kaydedildiği tarihten sonra çek düzenleyen tüzel kişinin temsilcilerinde meydana gelen değişiklikler, çek hesabı sahibi tüzel kişinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu düzenleme ile ileri tarihli düzenlenen çeklerin ibraz süresi geldiğinde tüzel kişinin yetkilisi değişmişse veya yetki süresi sona ermişse bile çekin yetkisiz kişilerce düzenlendiği iddiasına dayanılarak karşılığının ödenmemesinin önüne geçilmesi amaçlanır[12].
  • Cezai Sorumluluk: Çek Kanunu’nun 5. maddesinde yapılan değişikler uyarınca, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına neden olan kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Adli para cezası çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı ve işleyecek temerrüt faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından az olamaz. Mahkeme ayrıca, yargılama sırasında koruma tedbiri olarak ve hükümle birlikte çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına da hükmeder. Bu suç nedeniyle, ön ödeme, uzlaşma ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümler uygulanmaz. Ayrıca adli para cezalarının ödenmemesi durumunda, bu ceza, kamuya yararlı bir işte çalıştırma kararı verilmeksizin doğrudan hapis cezasına çevrilir.

Çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişi, çek hesabı sahibidir. Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, bu tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlüdür. Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilenler, yasaklılıkları süresince sermaye şirketlerinin yönetim organlarında görev alamazlar. Ancak, hakkında yasaklama kararı verilenlerin mevcut organ üyelikleri görev sürelerinin sonuna kadar devam eder.

  1. madde uyarınca, karşılıksız kalan çek bedelini faizi ile birlikte tamamen ödeyen kişi hakkında yargılama aşamasında davanın düşmesine, mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir. Şikayetten vazgeçilmesi halinde de bu kararlara hükmedilir. Kişiler, mahkûm olduğu cezanın tamamen infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl ve her halde yasağın konulduğu tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, hükmü veren mahkemeden çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasını isteyebilir.

Sonuç

6728 sayılı Kanun ile TTK’da şirketlerin kuruluş ve tasfiye süreçlerini kolaylaştıran ve işlem maliyetlerini düşüren, Çek Kanunu’nda ise çeke duyulan güveni artırmayı amaçlayan değişiklikler yapıldı. TTK’da yapılan değişikliklerin arasında kurucular beyanının kuruluş belgeleri arasından çıkarılması, tasfiye sürecinin bir yıldan altı aya düşürülmesi, tasfiye olunan şirketlerin İİK uyarınca mal beyanında bulunma zorunluluğunun kaldırılması, tür değiştirme işlemlerinde bütün ortakların yeni türün şirket sözleşmesini imzalaması yerine sözleşmenin genel kurulun onayına sunulması da yer alır. Çeke ilişkin yapılan düzenlemeler ise karşılıksız çek keşide edenler için cezai sorumluluk öngörür ve çek ile çek hesabı sahibine ve bu çeki düzenleyenlere ilişkin verilere üçüncü kişiler tarafından erişilmesini sağlar.

[1]           6728 sayılı Kanun’un tam metnine şu linkten ulaşılabilir: http://www.resmigazete.gov.tr/main.aspx?home=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2016/08/20160809.htm&main=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2016/08/20160809.htm (erişim tarihi 18.08.2016).

[2]           TTK (RG, 14.02.2011, S. 27846) 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdi.

[3]           Çek Kanunu (RG, 20.12.2009, S. 27438) yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.

[4]           6728 sayılı Kanun’un Genel Gerekçesi.

[5]           6728 sayılı Kanun m. 68 Gerekçesi.

[6]           6728 sayılı Kanun m. 73 Gerekçesi.

[7]           TTK m. 349 Gerekçesi.

[8]           RG, 19.06.1932, S. 2128.

[9]           Ticareti terk ve tüzel kişilerin tasfiyesine ilişkin olarak TTK ve İİK düzenlemeleri hakkında detaylı bir inceleme için önceki Hukuk Postası makalesine bakınız: Ticareti Terk ve Tüzel Kişilerin Tasfiyesi, http://www.erdem-erdem.com/articles/ticareti-terk-ve-tuzel-kisilerin-tasfiyesi/ (erişim tarihi: 18.08.2016).

[10]          6728 sayılı Kanun m. 69 Gerekçesi.

[11]          6728 sayılı Kanun m. 61 Gerekçesi.

[12]          6728 sayılı Kanun m. 62 Gerekçesi.