Ercüment Erdem Av. Eda Uludere

Türk Vergi Hukukunda Bilgi Değişimi

Temmuz 2016

Giriş

Küreselleşme ve gittikçe artan sermaye hareketliliği, birçok devleti, mükelleflerin uluslararası işlemlerinde matrah aşındırma ve zararlı vergi rekabetine karşı olağanüstü önlemler almaya itmektedir. Devletlerin vergi politikaları uyarınca uyguladığı faklı vergi oranları bazı mükellefleri diğerlerine göre oldukça az vergilendirmelerine sebep olmaktadır. 2008 ekonomik krizi sonrasında, dünya çapında birçok devlet varlıklı kişi ve kurumların vergi ödemekten kaçınmak için sermayelerini vergi cennetlerine aktarmalarını önlemek adına daha fazla işbirliği içine girmişlerdir. Nisan 2016’da sızdırılan Panama Belgeleri[1] de, dünyanın dikkatini vergi sırlarına ve vergi cennetlerine çeken bir diğer etken olmuştur.

Vergi bilgilerinin değişimini temin etmek adına, devletler ya iç hukuklarında bu yönde düzenlemeler yapmakta ya da bilgi değişimi anlaşmaları gibi çok taraflı ya da tek taraflı uluslararası anlaşmalar imzalamaktadırlar. Aşağıda, Türk vergi hukukunda, hem iç hukuk hem de uluslararası sözleşmeler kapsamında bilgi değişimine ilişkin düzenlemeler özetlenmekte ve açıklanmaktadır.

Vergi Usul Kanunu Kapsamındaki Düzenlemeler

Vergiye ilişkin bilgilerin edinilmesi 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (“VUK”) md. 148, 152 ve 152/A kapsamında düzenlenir. VUK md. 148 uyarınca, kamu idare ve müesseseleri, mükellefler veya mükelleflerle muamelede bulunan diğer gerçek ve tüzelkişiler, Maliye Bakanlığının (“Bakanlık”) isteyeceği bilgileri vermeye mecburdurlar. Bu bilgi sözlü veya yazılı olarak istenebilir. VUK md. 152 alınan bilgilerin gizliliğini düzenler. Bunun dışında, “Uluslararası anlaşmalar gereğince bilgi değişimi” başlıklı VUK md. 152/A Bakanlık’ı, uluslararası bilgi değişimi konusunda yetkili kılmak amacıyla, kanun metnine 2013 yılında eklenmiştir. İlgili madde aşağıdaki gibidir:

“Madde 152/A – Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar, usulüne uygun olarak yürürlüğe girmiş uluslararası anlaşmalarda yer alan bilgi değişimi hükümleri çerçevesinde, Maliye Bakanlığınca tespit edilecek usullere göre bu Kanunun 1’inci maddesinde belirlenen şümulle sınırlı olmaksızın bilgi toplayabilir.”

Bu hüküm hukukumuzda vergiye ilişkin uluslararası bilgi değişimine ilişkin ilk iç düzenlemedir. VUK md. 152/A’nın uygulanması ancak usulüne uygun yürürlüğe girmiş uluslararası anlaşmaların varlığı halinde mümkündür.

OECD Yapısı Altında Bilgi Değişimi

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (“OECD”), 2000 yılından bu yana Vergi Amaçlı Bilgi Değişimi ve Saydamlık Küresel Forumu (“Küresel Forum”) aracılığıyla vergilendirmede şeffaflığın sağlanması ve bilgi değişiminin kolaylaştırılması için çalışmalar yürütmektedir. Küresel Forum, vergide şeffaflık ve bilgi değişimi amacıyla OECD üyesi ve OECD üyesi olmayan devletlerin işbirliği yaptığı çok taraflı bir ağdır. 2009 yılındaki yeniden yapılandırılmasından bu yana, Küresel Forum vergi şeffaflığına ilişkin uluslararası standartların uygulanması konusunda çalışan en önemli uluslararası kuruluşlardan biridir.

Küresel Forum’un vergiye ilişkin bilgi değişiminin uyumlaştırılması amacıyla kullandığı iki yöntem, gözden geçirme (peer review) ve izleme (monitoring) yöntemleridir. Bu kapsamda Küresel Forum, üye devletleri bir ya da iki aşamada denetime tabi tutar ve bunlara ilişkin ülke raporlarını oylamaya sunar. Söz konusu devlet vergi konusunda şeffaf olmadığı veya bilgi değişimine izin vermediği takdirde, söz konusu ülkenin raporu onaylanmaz. Buna ek olarak, bir ülkenin vergiye ilişkin bilgi değişiminde yetersiz olduğu sonucuna varıldığı takdirde, bu ülke zararlı vergi rekabeti uygulayan ülke olarak sınıflandırılır[2].

Temmuz 2016 itibariyle, Türkiye dahil olmak üzere, gözlemci kategorisindeki 15 uluslararası kuruluşla birlikte, Küresel Forum’un 135 üyesi bulunmaktadır.

Küresel Forum’a ek olarak, Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Anlaşması (“Anlaşma”), 1988 yılında OECD ve Avrupa Konseyi tarafından ortaklaşa hazırlanmış ve 2010 yılında hazırlanan bir Protokol ile tadil edilmiştir. Türkiye Anlaşma’yı 03.11.2011 tarihinde imzalamasına rağmen, henüz onaylamamıştır. Anlaşma, usulüne uygun şekilde onaylandığı ve yürürlüğe girdiği takdirde, Türkiye vergiye ilişkin bilgi değişimi anlaşması imzalamadığı ülkelerle dahi bilgi değişiminde bulunabilecektir[3].

Ayrıca, OECD’nin ülkelere imzalayacakları çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarında model olması için hazırladığı Gelir ve Servet Üzerinden Alınan Vergilere İlişkin Model Anlaşması (“Model Anlaşma”) bulunmaktadır[4]. Model Anlaşmanın amaçları arasında, çifte vergilendirmeyi önlemenin yanı sıra, başka ülkelerde işlem yapan mükelleflerin vergisel yükümlülüklerinin açıklanması ve standart hale getirilmesi de sayılabilir. Bu bağlamda, Model Anlaşmanın “Bilgi Değişimi” başlıklı 26. maddesi, ülkelerin yetkili makamları arasında bilgi değişiminin önünü açmaktadır.

İkili Anlaşmalar Kapsamında Bilgi Değişimi

Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları

Ülkeler arasında bilgi değişiminin kolaylaştırılmasını amaçlayan düzenlemeler karşımıza ilk olarak çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarında çıkmaktadır. Artan sermaye hareketliliği, zamanla çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları kapsamında düzenlenen bilgi değişimi hükümlerinin yetersiz kalmasına yol açmış olsa da, çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları halen zararlı vergi rekabeti ve vergi kaçırmayla mücadelede en sık kullanılan araç olmaya devam etmektedir. Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarındaki bilgi değişimi hükümleri, yalnızca anlaşma kapsamında düzenlenen gelir ve sermayeye ilişkin kullanılabilirler. Bunun yanı sıra toplanan bilginin kullanımı ve gizliliği de düzenlenir.

Temmuz 2016 itibariyle Türkiye 182 ülkeyle çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması imzalamıştır.

Bilgi Değişimi Anlaşmaları

Türkiye çok sayıda çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasına taraf olsa da, Küresel Forum tarafından da teşvik edildiği üzere, bazı durumlarda bilgi değişimi anlaşmalarının tercih edilmesi söz konusu olabilir. Yukarıda açıklandığı üzere, çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları vergi cennetleriyle yapılacak bilgi değişimi ve işbirliğini sağlamak açısından yetersiz kalmaktadırlar. Dolayısıyla, yalnızca bilgi değişimi sağlamaya yönelik bilgi değişimi anlaşmaları şeffaflığı sağlamak için daha elverişlidir.

Bilgi değişimi anlaşmaları çok taraflı olarak imzalanabilecek olsalar da, uygulamada iki taraflı olarak imzalanırlar[5]. Bu anlaşmalar, vergi idarelerine mükelleflerin, vergi cennetlerinde yatırımlara veya vergi cennetleri aracılığıyla yaptıkları offshore yatırımlara ilişkin bilgi sağlaması amacını taşırlar.

Temmuz 2016 itibariyle Türkiye’nin Jersey ve Bermuda olmak üzere iki devletle imzalamış olduğu bilgi değişimi anlaşması yürürlüktedir. Türkiye; Cebelitarık, Guernsey ve Man Adası ile de bilgi değişimi anlaşması imzalamış bulunsa da, bunlar henüz yürürlüğe girmemiştir.

FATCA Anlaşması

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri (“ABD”) Hükümeti Arasında Genişletilmiş Bilgi Değişimi Yoluyla Uluslararası Vergi Uyumunun Artırılması Anlaşması (“FATCA[6] Anlaşması”), ABD ile Türkiye arasında yürürlükte bulunan çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasının bilgi değişimine ilişkin hükmü dayanak alınarak, 29.07.2015 yılında imzalanmıştır. FATCA Anlaşması 16.03.2016 tarihli ve 29655 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6677 sayılı Kanun ile yürürlüğe girmiştir.

FATCA, offshore hesapları ve yatırımları bulunan ABD mükelleflerine ilişkin bir ABD rejimidir. Belirtilen ABD dışında kurulu finansal kuruluşlar gibi kurumlar, bazı ABD bağlantılı yatırımlarında vergi tevkifatı uygulamasına maruz kalmamak için, ABD Milli Gelirler Dairesi’ne (“IRS”) kendilerinde bulunan ABD hesapları ve bu hesapların sahipleri hakkında bilgi vereceklerdir[7]. FATCA’nın kapsamı diğer bilgi değişimi anlaşmalarından farklıdır, zira FATCA yalnızca offshore hesabı ve yatırımları olan ABD mükelleflerinin bilgilerinin otomatik olarak değişime tabi tutulmasını öngörür. Ayrıca FATCA, kendini diğer bilgi değişimi sistemlerinden ayıran yeni raporlama yükümlülükleri ve usul düzenlemeleri de getirmektedir.

Sonuç

Türk mevzuatında, vergiye ilişkin bilgi değişimi hem ulusal hem de uluslararası nitelikteki normlarla düzenlenir. VUK, usulüne göre yürürlüğe girmiş uluslararası anlaşmalarda öngörülen şekilde bilgi değişimini öngörmektedir. Bu kapsamda şu anda yürürlükte olan veya onaylanmayı bekleyen iki veya çoktaraflı uluslararası anlaşmalar bulunmaktadır. OECD, birden çok model anlaşma, forum ve sözleşmelerle vergi gizliliğinin önlenmesi ve şeffaflığın sağlanması adına uluslararası alanda itici bir güç konumundadır. Henüz Anlaşma’yı onaylamamış olsa da Türkiye, Küresel Forum’un aktif bir üyesidir. Ayrıca, çok sayıda çifte vergilendirmenin önlenmesi anlaşmasına taraf olsa da, Türkiye’nin yürürlükte olan sadece iki adet bilgi değişimi anlaşması bulunmaktadır.



[1] Detaylı bilgi için lütfen bakınız: https://panamapapers.icij.org/.

[2] Timur Çakmak, Otomatik Bilgi Değişim Anlaşmalarının Ulusal Vergi Hukukuna Yansımaları, https://home.kpmg.com/content/dam/kpmg/pdf/2016/06/tr-sorumlu-vergicilik-timur-cakmak.pdf, s. 2.

[3] Çakmak, p. 4.

[5] Leyla Ateş, Vergisel Bilgilerin Otomatik Değişimi Standardı ve Türkiye, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Özel Sayı Cilt:2, 2015, s. 671.

[6] FATCA’nın açılımı “Foreign Accounts Tax Compliance Act” (Yabancı Hesaplar Vergi Mevzuatına Uyum Yasası) olup, ABD’de 18.03.2010 yılında kabul edilen ve ABD dışındaki finansal kuruluşlar ile ABD mükelleflerinin offshore hesaplarında tuttukları gelirlere ilişkin işbirliği yapılması amacını taşıyan bir düzenlemedir.