Unidroit ve Milletlerarası Ticarete İlişkin Unidroit Prensipleri

Mart 2009

Milletlerarası Ticarete İlişkin Unidroit Prensipleri’nin Hazırlanma

Unidroit’nın (Özel Hukukun Yeknesaklaştırılması için Uluslararası Enstitü - International Institut for the Unification of Private Law) temel amacı ülkelerin özel hukuklarının yeknesaklaştırılması ve koordinasyonu için metotlar araştırmak ve yeknesak bir özel hukuk uygulamasının gelişimini hazırlamaktır.

Unidroit, 1926’da, Ernst Rabel ve Vittorio Scialoja öncülüğünde, Milletler Cemiyeti’ne bağlı olarak özel hukukun yeknesaklaştırılması amacıyla çalışmalar yürütmek üzere kurulmuş ve daha sonra bağımsız bir kurum olarak varlığını sürdürmüştür.

Unidroit’nın faaliyetleri, değişik ülkelerden gelen ve Genel Kurulca her beş yılda bir seçilen yirmi beş uzman hukukçudan oluşan Yönetim Konseyi (Governing Council) tarafından yürütülür.

1971’de Unidroit Yönetim Konseyi, Çalışma Programı’na uluslararası ticaret hukukunun aşamalı kodifikasyonunu eklemiş; 1980’de Prof. Michael Joachim Bonell başkanlığında bir Çalışma Grubu (Working Group) oluşturulmuştur. Çalışma Grubu’nda değişik hukuki ve sosyo-ekonomik sistemleri temsil eden, sözleşme hukuku ve uluslararası ticaret hukuku alanında uzman akademisyenler, hâkimler ve memurlar yer almıştır. Mayıs 1994’te Milletlerarası Ticarete İlişkin Unidroit Prensipleri metni Unidroit Yönetim Konseyi tarafından onaylanmış; Prensipler, İngilizce ve Fransızca olarak yayımlanmıştır. 1997’de Unidroit Yönetim Konseyi, Unidroit Prensipleri’nin yeni konular eklenerek geliştirilmesine karar vermiştir. 2004 Unidroit Prensipleri, Nisan 2004’te Unidroit Yönetim Konseyi tarafından oybirliğiyle kabul edilmiş ve bir ay sonra da yayımlanmıştır. 2004 Unidroit Prensipleri, 1994 Unidroit Prensipleri’nin bazı ifadelerini değiştirmekte, ancak var olan hükümlerde köklü bir farklılık yaratmamaktadır. 2004 Unidroit Prensipleri ile yeni bazı konulara ilişkin düzenlemeler eklenmiştir.
Milletlerarası Ticarete İlişkin Unidroit Prensipleri’nin Özellikleri
Unidroit Prensipleri’nin hazırlanmasında hukuk sistemlerinin farklılığı göz önünde bulundurulmuştur. Unidroit Prensipleri’nin 1994 metninin hazırlanması on dört seneden uzun sürmüştür. Bu kadar uzun sürenin geçmesinin sebebi, Prensipler’in her türlü uluslararası ticari sözleşmeye uygulanabilecek bir kurallar bütünü oluşturmasıdır. 
Unidroit Prensipleri Genel Kurallar İçermektedir

Unidroit Prensipleri’nin genel kurallar belirlemesi, kısa ve ayrıntısız düzenlemeler içerdiğini değil, sözleşmeler hukukunun geniş bir alanını kapsadığını ifade etmektedir.

Unidroit Prensipleri’nin amacı, her türlü uluslararası ticari sözleşmelere uygulanabilecek, mevcut ulusal hukuk sistemleri bakımından müşterek olan, taraflara eşit ve adil bir konum yaratan ve uluslararası ticari ilişkilerin gereklerine ve hızlı gelişimine en uygun kurallar bütünü oluşturmaktır. Prensipler, herhangi bir zümrenin çıkarları dikkate alınarak hazırlanmadığından, sözleşmenin her iki tarafının hak ve yükümlülüklerini adil şekilde dengeleyen tarafsız hükümler içermektedir.

Unidroit Prensipleri, sadece belirli bir hukuk sisteminde kullanılan terimleri kullanmaktan kaçınmış ve böylece tarafları hukuken eşit durumda bulundurmayı amaçlamıştır. Unidroit Prensipleri’nde, genellikle, tüm dillerde karşılığı bulunan terimlere yer verilmiş; kolay anlaşılabilir, somut ifadeler kullanılmasına gayret edilmiştir. 

Unidroit Prensipleri sadece belli bir sözleşme tipi için kabul edilmemiş; sözleşmeler hukukunun genel bölümünü düzenlemeyi amaçlamıştır. Bu nedenle belirli bir sözleşme tipine ilişkin özel kurallar içermemekle birlikte (örneğin satım sözleşmesinde mülkiyetin geçişi ya da inşaat sözleşmesinde taşeronlar vs.), satım, ödünç, inşaat gibi birçok sözleşmeye uygulanabilir. Unidroit Prensipleri her sözleşmesel ilişkinin özel şartlarına ve tarafların değişik menfaatlerine uyarlanabilecek şekilde esnek olarak hazırlanmıştır. Bu esneklik, Prensipler’in uluslararası ticaret alanındaki sürekli ve hızlı teknik ve ekonomik değişikliklere de ayak uydurmasını sağlamaktadır.

Unidroit Prensipleri, her konuda en çok sayıda ülke hukukunca kabul edilen çözümü (common core approach) benimsememiştir; bazı konularda sınır aşan ticari ilişkilere uygulanması daha uygun görülen değişik çözümler (better rule approach) de kabul edilmiştir.

Unidroit Prensipleri taraf iradesi esasına dayanmaktadır. Ancak, geleneksel olarak kabul edilen ve tacirlerin her zaman eşit konumda oldukları ve en iyi şekilde haklarını koruyabilecekleri yaklaşımı benimsenmemiştir. Zira, uluslararası alanda ticari sözleşmeler akdeden taraflar arasında eğitim ve teknik beceriler bakımından farklar vardır ve tacirler de diğer tüm insanlar gibi zayıf veya bağımlı tarafı sömürmek eğilimi içinde olabilirler. Bu nedenle, Prensipler’in diğer hükümlerinin aksi taraflarca serbestçe kararlaştırılabilirse de, iyi niyet ve hakkın kötüye kullanılmaması (good faith and fair dealing) ile aşırı yararlanmaya (gross disparity) ilişkin hükümler emredici hükümlerdir; bunların aksi kararlaştırılamaz.

Uluslararası Sözleşmelere İlişkin Olması

Unidroit Prensipleri’nin uluslararası sözleşmelere özgülenmesinin iki ana sebebi vardır. Öncelikle, ancak sözleşmenin birden fazla ülke hukukuyla ilişkili olması halinde ilgili ulusal hukuk kurallarının çatışması söz konusu olacaktır. İlgili mesele, uluslararası bir antlaşma ile düzenlenmemiş ise, uygulanabilecek ulusal hukuk kurallarının konuya ilişkin düzenlemeleri, ülkeler arasındaki ekonomik ve politik koşul ve gelişmelerin de değişkenliği sebebiyle, oldukça farklı olacaktır. Bununla beraber, devletler, kendi vatandaşlarının yabancı rakipleriyle aynı şartlara sahip olmalarını arzuladıklarından, yabancılık unsuru taşıyan sözleşmelere kendi ulusal hukuk kurallarını uygulamak konusunda diretmeyip bu sözleşmeleri akdedenlere daha geniş bir irade özgürlüğü sağlarlar.

Unidroit Prensipleri, hangi sözleşmelerin “uluslararası” nitelik taşıdığını belirlememiştir. Prensipler, yabancılık unsurunun en geniş anlamıyla anlaşılması gerektiğini kabul etmektedir. Buna göre, hiçbir yabancılık unsuru içermeyen, tüm yönleriyle (tarafların vatandaşlığı, uygulanacak maddi hukuk, ifa yeri vb.) sadece tek bir ülke hukukunu ilgilendiren sözleşmeler kapsam dışı kalacaktır. Her ne kadar Unidroit Prensipleri uluslararası ilişkileri hedeflese de, taraflar, Unidroit Prensipleri’ni iç ilişkilerinde de kullanabilirler; ancak bu halde ulusal hukuklarının emredici kurallarıyla bağlı olacakları şüphesizdir.
Ticari Sözleşmelere İlişkin Olması

Unidroit Prensipleri anlamında “ticari” sözleşmeler, farklı ülke hukuklarında farklı yorumlara sebep olabilecek tarafların statüsüne (tacirler arası) ya da sözleşmenin niteliğine (ticari iş) dayanan “ticari” sözleşmeler değildir. “Ticari” terimi ile Prensipler’in “tüketici sözleşmeleri”ne uygulanmayacağı belirtilmek istenmiştir.

Ticari sözleşmeler ile sadece sınır aşan alışverişi amaçlayan malların temini veya değişimine yönelik sözleşmeler değil, yatırım, imtiyaz ve servis sözleşmelerini içeren daha geniş bir yelpaze hedeflenmiştir. Bu anlamda, ticari sözleşmeler, ortak girişim (joint venture), lisans, teknik yardım, yönetim, franchise, anahtar teslim, ürün paylaşımı, risk hizmeti, finansal kiralama gibi sözleşmeleri içermektedir. Bir başka deyişle, Unidroit Prensipleri, klasik anlamda tüketici sözleşmesi sayılamayacak olan ve mal, sermaye, hizmet, teknoloji veya diğer ekonomik ve finansal malvarlığının sınır aşan dolaşımına ilişkin, kâr amacı güden tüm sözleşmelere uygulanabilir.  

Sonuç

Unidroit Prensipleri üzerine çok sayıda uluslararası konferans ve sempozyum düzenlenmiş; doktrinde birçok yabancı yazar bu konuda eserler vermiş; Prensipler ulusal hukuk reformu projelerini etkilemiş; taraflar uluslararası ticari sözleşmelerin hazırlanmasında Prensipler’den faydalanmıştır. Prensipler, birçok hakem kararına ve bazı ulusal mahkeme kararlarına da konu olmuştur.

Yabancı doktrinde Prensipler’in kullanımının yaygınlaştırılmasını savunan görüş kuvvet kazanmakta ve Unidroit nezdinde Prensipler’in geliştirilmesi için çalışmalar devam etmektedir. Milletlerarası Ticaret Odası’nın değişik sözleşme tipleri için hazırlamış olduğu birçok model sözleşmede uygulanacak hukuk olarak Unidroit Prensipleri’ne atıf yapılmaktadır. Zira, Milletlerarası Ticaret Odası’nın model sözleşmeler hazırlamaktaki temel amaçlarından biri olan sözleşmenin her iki taraf için de dengeli ve adil hükümler içermesi sonucuna Unidroit Prensipleri uygulamasıyla ulaşılacağı kabul edilmektedir. Gerçekten, Unidroit Prensipleri’nin uluslararası ticari sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde etkili olması sonucunda daha adil, öngörülebilir ve yeknesak çözümlere ulaşılacaktır.

Türk uluslararası ticaret uygulamasında Türk işadamlarının yabancılarla olan ticari ilişkilerinde uygulanacak hukuk olarak Türk hukukunu kabul ettirmekte zorlandıkları bilinen bir gerçektir. Bu nedenle, genellikle, Türk işadamları, kendilerine yabancı bir ulusal hukukun uygulanmasını kabul etmek zorunda kalmakta; uyuşmazlık doğduğunda da bilmedikleri sularda yüzmek zorunda bırakılmaktadırlar. Oysa, Unidroit Prensipleri gibi adil ve dengeli düzenlemeler yabancı işadamları tarafından kolayca reddedilemeyecek ve Türk işadamları bakımından da “güvenli bir liman” teşkil edecektir. Bu nedenle, Türk işadamlarının ellerinde olan bu imkandan faydalanabilmeleri için Unidroit Prensipleri konusundaki farkındalıklarının artması ve sözleşmelerde Unidroit Prensipleri’nin kullanımının yaygınlaşması gerekmektedir.