Ercüment Erdem Av. Alper Uzun

Vergi Cezalarını Ortadan Kaldıran Haller

Haziran 2016

Giriş

Vergi kanunları hükümlerine aykırı hareket edilmesi, Vergi Usul Kanunu’nda (“VUK”) yazılı vergi cezaları (vergi ziyaı cezası ve usulsüzlük cezaları) ile konusu ceza mahkemelerine giren hürriyeti bağlayıcı, parasal cezaları ortaya çıkarmaktadır.

Bu cezaların ortadan kalkmasını sağlayacak muhtelif ihtimaller bulunmaktadır.

Ödeme

Vergi cezasını ortadan kaldıran sebeplerden ilki, ödemedir. Usulüne uygun düzenlenmiş ve mükellefe tebliğ edilmiş ceza ihbarının tebliğ edilmesinden itibaren 30 gün içerisinde ceza, VUK’ta 110-112 maddeleri arasında düzenlenen usule uygun şekilde ödendiği takdirde ortadan kalkar. Vergi cezaları, cezaya karşı vergi mahkemesinde dava açılmamışsa, dava açma süresinin bittiği tarihten; cezaya karşı dava açılmışsa, vergi mahkemesi kararı üzerine vergi dairesince düzenlenecek ihbarnamenin ilgiliye tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Dava açılması nedeniyle tahsili duran vergi ve cezalar mükellefler tarafından istenildiği takdirde davanın devamı sırasında da kısmen veya tamamen ödenebilir.

Uzlaşma

Vergi cezalarının uzlaşma ile ortadan kalkması da mümkündür. Uzlaşma, 19.02.1963’te yürürlüğe giren 205 sayılı Kanun ile VUK’a dahil edilmiş olup, Ek Madde 1 ve devamı hükümlerinde düzenlenmiştir. Daha sonra 22.07.1998 tarihli, 4369 sayılı Kanun ile uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiştir. Uzlaşma’nın amacı, vergileme işlemine karşı mükellefin itirazının bulunması halinde, bu itirazların mahkeme önüne taşınmadan vergi idaresi ile mükellefin konuyu tartışarak, belli bir tutar üzerinden anlaşmaya varmaları ve anlaşmazlığı bir nevi sulh yoluyla çözüme ulaştırmalarıdır. Kanun uyarınca, vergi ziyaına sebebiyet verilmesinin sebebi olarak kanun hükümlerine yeterince nüfuz edilememesi veya VUK m. 369’da yazılı yanılma halinin bulunması veya VUK m. 116, 117 ve 118’de yazılı vergi hataları ile bunun dışında her türlü maddi hata bulunması veya yargı kararları ile idarenin ihtilaf konusu olayda görüş farklılığı bulunması hallerinde idare ile mükellef uzlaşma yoluna gidebilir. Uzlaşma, tarhiyat öncesi veya tarhiyat sonrası olabilmektedir.

İtiraz (Dava)

Kendisine vergi cezası ihbarnamesi tebliğ edilen mükellef veya ceza sorumlusu, bu cezaya karşı vergi mahkemeleri nezdinde dava açmak suretiyle itirazda bulunabilir. VUK m. 377 uyarınca, mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenler, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı dava açabilecekleri gibi, vergi dairesi tadilat ve takdir komisyonlarınca da tahmin ve takdir olunan matrahlara dava açılabilmektedir. Bu davanın açılabilmesi için, verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması; tevkif yoluyla alınan vergilerde ise istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması gerekmektedir. Mükellefler, beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamamaktadırlar.

VUK’un 116. maddesi, “Vergi Hatası” halini düzenlemektedir. Buna göre Vergi Hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır. Görüldüğü üzere vergi hatası, “hesap hatası” ve “vergilendirme hatası” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. VUK m. 117 ve 118 bu hataları sınırlı sayı ilkesi uyarınca düzenlemekle birlikte, VUK m. 119, bu hataların ne şekilde ortaya çıkacağını düzenlemektedir. Bu hükme göre hatalar, ilgili memurun hatayı bulması veya üst memurların yaptıkları incelemeler sonucu hatanın görülmesi veya hatanın teftiş sırasında meydana çıkarılması veya hatanın vergi incelemesi sırasında meydana çıkarılması veya mükellefin başvurması ile ortaya çıkarılabilmektedir. Mükellefler, hataların düzeltilmesini ilgili vergi dairesine yazı ile başvurarak talep edebilirler. VUK m. 120 uyarınca da, vergi hatalarının düzeltilmesinde ilgili vergi dairesi müdürü karar vermeye yetkilidir. Açık ve mutlak vergi hataları re’sen düzeltilir. Bir mükellefin aleyhinde düzeltme yapılması halinde ise bu mükellef vergi mahkemesinde dava açabilmektedir. İşte bu vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra, düzeltme talepleri reddedilen mükellefler, VUK m. 124 uyarınca şikayet yolu ile Maliye Bakanlığı’na müracaat edebilmektedir.

Zamanaşımı

Zamanaşımı, hukukta, bir hakkın talep edilme hakkının ortadan kalkması halini bir süre öngörerek düzenleyen bir hukuki müessesedir. Vergi hukukunda zamanaşımı da, vergi dairesi tarafından bir vergi alacağını talep etme hakkının ortadan kalktığı zaman anlamına gelmektedir. Vergi hukukunda zamanaşımının, tahakkuk, tahsil ve cezalarda zamanaşımı olmak üzere üç ayrımı bulunmaktadır.

VUK m. 114, zamanaşımı sürelerini düzenlemektedir. Buna göre, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak 5 yıl içinde, tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler, zamanaşımına uğramaktadır. Burada zamanaşımını durduran sebepler de kanunda sayılmıştır.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun kapsamına giren, kesinleşmiş ancak ödenmemiş ve takip aşamasına gelmiş bir vergi alacağında da “tahsil” zamanaşımı söz konusu olmaktadır. 6183 sayılı Kanun’un 102. Maddesi uyarınca, bu alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen takvim yılının başından itibaren 5 yıl geçmesi ile birlikte alacak zamanaşımına uğramaktadır. Tahsil zamanaşımında, 6183 sayılı Kanun’un 103. Maddesinde sayılı durumlardan birinin (ödeme, haciz, tahsilat, ödeme emri tebliği, mal bildirimi vs.) ortaya çıkması halinde, zamanaşımı kesilmekte ve süre yeniden başlamaktadır.

Vergi cezalarında da zamanaşımı söz konusudur. Vergi ziyaı cezasında, cezanın bağlı olduğu vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın birinci gününden başlayarak 5 yıl, VUK 353. ve Mükerrer 355. maddeleri uyarınca kesilecek usulsüzlük cezalarında ise usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden yılın birinci gününden başlayarak 5 yıl, usulsüzlükte ise usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden yılın birinci gününden başlayarak 2 yıl zamanaşımı süresi bulunmaktadır. Bu süreler içinde ceza ihbarnamesinin tebliğ edilmesiyle, zamanaşımı kesilmiş olur.

Silme (Terkin)

Vergi sistemimizde, vergi alacağı, gecikme faizi ve cezaların, silinmesi usulü de bulunmaktadır.

VUK m. 115 hükmü uyarınca; yangın, yer sarsıntısı, yer kayması, su basması, kuraklık, don, muzır hayvan ve haşarat istilası ve bunlara benzer afetler yüzünden: (1) Varlıklarının en az üçte birini kaybeden mükelleflerin bu afetlerin zarar verdiği gelir kaynakları ile ilgili bulunan vergi borçları ve vergi cezaları; (2) Mahsullerinin en az üçte birini kaybeden mükelleflerin, afete maruz arazi için zararın tahakkuk ettiği hasat ve devşirme zamanına tesadüf eden yıla ait olarak tahakkuk ettirilen Arazi Vergisi borçları ve vergi cezaları; kısmen veya tamamen silinebilmektedir. Bu karar, Maliye Bakanlığı’na ait olup, silme yetkisi, mahalline devredilebilmektedir.

Ayrıca 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un 105. maddesi de, takip aşamasına geçilmiş vergi alacakları için VUK m. 115 ile paralel bir düzenleme öngörmektedir. Bu madde hükmünden faydalanabilmek için ise afetin gerçekleştiği tarihten itibaren 6 ay içinde ilgili amme idaresine yazı ile müracaat edilmesi gerekmektedir.

Tahakkuktan veya Takipten Vazgeçilmesi

VUK Mükerrer madde 115 ile 6183 sayılı Kanun’un 106. maddesi, tahsil olanağı bulunmayan, kanunda belirtilen maddi sınırın altında olan ve tahakkuku veya takibi için yapılacak giderlerin alacaktan fazla olduğu durumlarda, tahakkuktan veya takipten vazgeçilmesi hali de bulunmaktadır. Burada VUK’ta öngörülen maddi sınır, 01.01.2016 tarihi itibariyle 24 TL’dir.

Ölüm

VUK’nın muhtelif hükümlerinde de düzenlendiği üzere, ölüm ile birlikte mükellefin yükümlülükleri ve ödevleri sona ermemektedir. Ancak; ölüm halinde, vergi cezası düşer. Ceza hukukunun en temel ilkesi olan “cezanın kişiselliği” ilkesinin doğal bir sonucu olarak, vergi cezası da kişilik ölüm ile sonlandığı için, ortadan kalkmaktadır. Ancak vergi borçları, ölüm ile ortadan kalkmaz. Bunlar, mirası reddetmemiş olan mirasçılara geçmektedir.

 

 

Kaynakça

Doç. Dr. Ahmet EROL, Türk Vergi Sistemi ve Vergi Hukuku, Ankara 2012.

Prof. Dr. Şükrü Kızılot, Av. Zuhal Kızılot, Vergi İhtilafları ve Çözüm Yolları, Ankara 2014.