Ercüment Erdem Av. Alper Uzun

Vergi Suç Ve Cezalarına Genel Bakış

Ekim 2015

Giriş

Vergi suçları kısaca, “devlet hazinesine karşı” işlenen ekonomik suçlar olarak tanımlanabilir. Suç teşkil eden eylem ile hazinenin, daha genel düşünüldüğünde ise kamunun menfaati ihlal edilmektedir. Ceza ile amaçlanan sonuç, vergi borçlarının zamanında ve eksiksiz ödenmesinin sağlanmasıdır. Vergi suç ve cezalarına ilişkin esaslar Vergi Usul Kanunu’nda (“VUK”) düzenlenmektedir. VUK’ta düzenlenen suç ve cezaların bir kısmı yalnız vergi hukukunu ilgilendirir ve bu eylemler için yargısal karara gerek olmadan vergi dairesince ceza kesilmektedir. Bu kapsama giren eylemler, “mali nitelikli suç ve cezalar” olarak değerlendirilmektedir. Yine VUK’ta düzenlenen bir kısım eylemler ise ceza hukuku anlamında suç teşkil ederler ve bu eylemlere ilişkin ceza mahkemeleri tarafından hürriyeti bağlayıcı cezalar da uygulanabilmektedir. Bu eylemler de “ceza hukuku anlamında suç ve cezalar” olarak değerlendirilmektedir[1].

Vergi Suç ve Cezalarının Çeşitleri

Mali Nitelikli Suçlar ve Cezalar

Yaptırımları parasal olan ve idare tarafından tespit edilerek uygulanan vergi suçları, sadece “vergi hukuku” nezdinde suç teşkil etmekte olup, bu gruba giren suçlara vergi ziyaı ve usulsüzlük örnek verilebilir. Bu suçların oluşumunda kasıt aranmamaktadır.

Vergi ziyaı, VUK m. 341’de tanımlanmaktadır: “Vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden, verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder. Şahsi, medeni haller veya aile durumu hakkında gerçeğe aykırı beyanlar ile veya sair suretlerle verginin noksan tahakkuk ettirilmesine veya haksız yere geri verilmesine sebebiyet vermek de vergi ziyaı hükmündedir.”

344. madde de vergi ziyaı suçunu düzenlenmektedir. “341. maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir. Vergi ziyaına 359. maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu ceza üç kat, bu fiillere iştirak edenlere ise bir kat olarak uygulanır.”

Usulsüzlük suçu da VUK m. 351 ve devamında düzenlenmektedir. Kanuna göre “Usulsüzlük”, vergi kanunlarının şekle ve usule müteallik hükümlerine riayet edilmemesidir. Vergi ziyaı suçunda, vergi kaybı oluşmakta iken, usulsüzlük suçunda henüz vergi kaybı meydana gelmemiştir. Vergi yükümlüsü veya sorumlusu, şekle ve usule aykırı işlemleri ile vergi kaybı için elverişli ortam yaratmaya çalışmaktadır. VUK’un 352. ve devamı maddeleri usulsüzlük suçu teşkil eden eylemleri tek tek saymış ve cezaları da belirlemiştir. Suçlar arasında 1. Derece, 2. Derece ve özel ceza gerektiren haller olmak üzere bir ayrıma gidilmiştir. Usulsüzlükler, kanunda yazılı derecelere ve kanuna bağlı cetvele göre cezalandırılır. Usulsüzlük fiili re’sen takdiri gerektirirse, bağlı cetvelde yazılı cezalar iki kat olarak kesilir. 1. Derece usulsüzlükler şunlardır: Vergi ve harç beyannamelerinin süresinde verilmemiş olması, Bu kanuna göre tutulması mecburi olan defterlerden herhangi birinin tutulmamış olması, Defter kayıtlarının ve bunlarla ilgili vesikaların doğru bir vergi incelemesi yapılmasına imkân vermeyecek derecede noksan, usulsüz veya karışık olması, Çiftçiler tarafından 245. madde hükmüne göre muhtar ve ihtiyar heyetlerince yapılan davete müddetinde icabet edilmemesi, Bu Kanunun kayıt nizamına ait hükümlerine uyulmamış olması, İşe başlamanın zamanında bildirilmemesi, Tasdiki mecburi olan defterlerden herhangi birinin tasdik muamelesinin yaptırılmamış olması (Kanuni sürenin sonundan başlayarak 1 ay geçtikten sonra tasdik ettirilenler, tasdik ettirilmemiş sayılır.), Diğer ücretler üzerinden alınan Gelir Vergisinde, tarh zamanı geçtiği halde verginin tarh ettirilmemiş olması, Veraset ve intikal vergisi beyannamesinin 342/2. maddede belirtilen süre içerisinde verilmiş olması.

2. Derece usulsüzlükler ise şunlardır: Veraset ve intikal Vergisi Beyannamelerinin süresinin sonundan başlayarak 342/1. maddede belirtilen süre içinde verilmiş olması, Ekim ve sayım beyanlarının süresi içinde veya kanunda istenilen bilgileri ihtiva edecek doğru bir şekilde yapılmaması, Vergi kanunlarında yazılı bildirmelerin zamanında yapılmamış olması (işe başlamayı bildirmek hariç), Vergi karnesinin süresinin sonundan başlayarak 15 gün geçtiği halde alınmamış olması, Tasdiki mecburi olan defterlerden herhangi birinin tasdik muamelesinin, süresinin sonundan başlayarak bir ay içinde yaptırılmış olması, Vergi beyannameleri, bildirimler, evrak ve vesikaların kanunen belli şekil ve muhteviyatı ve ekleri ile bunlarla ilgili olarak yapılan diğer düzenlemelere ilişkin hükümlere uyulmamış olması, Hesap veya muamelelerin doğruluk veya açıklığını bozmamak şartıyla bazı evrak ve vesikaların bulunmaması veya ibraz edilmemesi.

Fatura ve benzeri evrak verilmemesi ve alınmaması, diğer şekil ve usul hükümlerine uyulmaması, damga vergisi ile ilgili usulsüzlükler ve bilgi vermekten çekinenler ile 256, 257 ve mükerrer 257. madde hükmüne uyulmaması da “Özel Usulsüzlükler” arasında sayılmıştır.

Ceza Hukuku Anlamında Suçlar ve Cezalar

Daha önce de belirttiğimiz gibi, VUK’ta bir kısım vergi suçları için ceza mahkemelerinde yargılama yapılması ve hürriyeti bağlayıcı cezalara hükmedilmesi düzenlenmiştir.

Bu suçlardan ilki, VUK’un 359. Madde ve devamı hükümlerinde düzenlenen “Kaçakçılık” suçudur. Kaçakçılık suçunda vergi yükümlüsü, sorumlusu ve bunların suçlarına iştirak edenler, vergi kaybına yol açacak şekilde hileli eylemlerde bulunmaktadırlar. Bu eylemler, aynı maddede sayılmıştır. Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapmak, defter, kayıt ve belgeleri tahrif etmek, gizlemek, defter kayıt ve belgeleri yok etmek, sahte belge aslı veya sureti düzenlemek, kullanmak, yetkisiz olarak belge basmak, bu belgeleri kullanmak gibi eylemler için suçun türüne göre 18 ay ila 5 yıl aralığında hapis cezası öngörülmüştür. Hürriyeti bağlayıcı cezaların bu eylemleri işleyenler hakkında uygulanacağı açıkça düzenlenmiş olup, işleyenler yönünden “kusur” şartı aranmaktadır. Bir başka ifadeyle, VUK’ta yer alan kaçakçılık eylemlerinin tespitinde, ceza hukukunun suçun maddi ve sübjektif unsularına ilişkin ilkeler esas alınmaktadır.

Ceza hukuku anlamında sorumluluk doğuran bir başka suç tipi, Vergi Mahremiyetinin İhlali’dir. VUK 362. Maddesi uyarınca; VUK’un 5. Maddesinde sayılan ve vergi mahremiyetine uymak zorunda olan kişilerden bu mahremiyeti ihlal edenler, Türk Ceza Kanunu’nun (“TCK”) 239. Maddesine göre cezalandırılmaktadır. Bu kişiler şunlardır: Vergi muameleleri ve incelemeleri ile uğraşan memurlar, vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştay’da görevli olanlar, vergi kanunlarına göre kurulan komisyonlara iştirak edenler, vergi işlerinde kullanılan bilirkişiler. Bu kişiler, görevleri dolayısiyla, mükellefin ve mükellefle ilgili kimselerin şahıslarına, muamele ve hesap durumlarına, işlerine, işletmelerine, servetlerine veya mesleklerine müteallik olmak üzere öğrendikleri sırları veya gizli kalması lazım gelen diğer hususları ifşa edemezler ve kendilerinin veya üçüncü şahısların nef’ine kullanamazlar. Bu yasak, yukarıda yazılı kimseler, bu görevlerinden ayrılsalar dahi devam eder. TCK 239 uyarınca, bu suçu işleyen kişi, şikayet üzerine, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Cebir veya tehdit kullanarak bir kimseyi bu madde kapsamına giren bilgi veya belgeleri açıklamaya mecbur kılan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

VUK’un 6. Maddesinin son fıkrası, “Yükümlülerin Özel İşlerini Yapma” suçunu düzenlemektedir. Buna göre vergi işlerinde görevli olan devlet memurları ile, vergi mahkemelerinde, bölge idare mahkemelerinde, Danıştay’da görevli olanların, yükümlülerin vergi yasalarının uygulanması ile ilgili hesap, yazı ve diğer özel işlerini ücretsiz de olsa yapmalarını yasaklamaktadır. Bu yasağa aykırı davrananların TCK’nın “Görevi Kötüye Kullanma” başlıklı 257/1 maddesi uyarınca 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması öngörülmüştür.

Vergi Suç Ve Cezalarına İlişkin Genel Kurallar

Ceza hukukundaki genel kurallardan “İştirak” açısından vergi suç ve cezalarına bakacak olursak, 359. Maddede sayılan vergi kaçakçılığı suçlarının işlenmesine iştirak eden suç ortaklarının da TCK’nın suça iştirak hükümleri esas alınarak cezalandırılacağını belirtmemiz gerekir. Eylemi birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri fail olarak sorumlu olur, başkasını suç işlemeye azmettiren kişi de, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır. Vergi kaçakçılığı suçlarının işlenmesine iştirak eden suç ortaklarının bu suçların işlenmesinde maddi menfaati bulunmuyor ise, fer’i iştirak hükümleri uyarınca hakkında verilecek ceza yarıya indirilir.

Bilindiği gibi ceza hukukunda “Tekerrür”, daha önce suç işleyen ve cezası kesinleşen bir kimsenin belirli bir süre içinde yeniden suç işlemesi halinde cezasının artırılması nedenidir. VUK m. 339 uyarınca, vergi suçlarında da bu durum geçerli olup, vergi ziyaının 5 yıl içinde tekrarı halinde ceza yüzde 50, usulsüzlüğün 2 yıl içinde tekrarı halinde ise ceza yüzde 25 arttırılır.

Ceza hukukundaki tek bir eylem ile birden fazla suç işlenmesi anlamına gelen “Birleşme” ilkesinin vergi suç ve cezaları açısından da geçerli olduğunu belirtmek gerekir.



[1] Prof. Dr. Mualla Öncel – Prof. Dr. Ahmet Kumrulu – Prof. Dr. Nami Çağan, Vergi Hukuku, Ankara 2015, s.209 vd.