Vergi Yargısında Yürütmenin Durdurulması

Ocak 2010

İdare; hukukun kendisine tanıdığı yetkileri kullanarak işlemler yapar ve idarenin de hukuka aykırı işlemleri söz konusu olabilir. Dolayısıyla, idarenin vergilendirmeye ilişkin işlemleri de denetime tâbidir ve uyuşmazlıklar sonucunda, vergi yargısı söz konusu olacaktır.

İdarî yargıdan farklı olarak vergi uyuşmazlığından dolayı açılan dava; mükellefin ayrıca talebine gerek olmaksızın; tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri malî yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurmaktadır.

Yürütmenin durdurulması geçici bir tedbir niteliğinde olup; davanın ilk derece yargılaması için geçerlidir. Dava sonunda mükellef aleyhine karar verilirse; idare mahkemesine itiraz veya kararın temyizi aşamalarında tahsil işlemi durmaz, artık yürütmenin durdurulması için gerekli şartların varlığı, davacının bu yönde bir talebi ve bu yönde bir kararının olması zorunludur.

İdarî yargıda ise dava açılır açılmaz yürütmenin durdurulmasının söz konusu olmamasının nedeni, idarenin faaliyetlerinin kamu yararı amacı gütmesi ve dava açılmasıyla birlikte yürütmenin durdurulması söz konusu olsa idi, bu amacın yerine getirilmesinin sekteye uğrayabilme ihtimalinden kaynaklanmaktadır. İdarî yargı içerisinde yürütmenin durdurulması, vergi yargılamasından farklı olarak aranılan şartların varlığı halinde ve talep edilmişse söz konusu olabilecektir.

Vergi yargısında yürütmenin durdurulması için bir takım şartlar gerekmektedir.

Bu şartların başında doğal olarak, vergi davası açmış olmak gerekir. Vergi davası açmadan yürütmenin durdurulmasını talep etmek mümkün değildir.

Dava açmış olmanın dışında aranan en büyük şart ise “telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idarî işlemin açıkça hukuka aykırı olması” halidir.

Aslında burada belirtilen zarar somut zarar olmayıp, idarî işlem ile davacının zarara uğrama ve bu zararın tazmin edilemeyecek veya tazmin edilmesi güç olma ihtimalidir. Ancak yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için, bu ihtimal yeterli değildir. İşlemin, açıkça hukuka aykırı olması da gerekmektedir. Hukuka aykırılık durumu değerlendirilirken bu durum dar yorumlanmamakta; sadece mevzuat değil, eşitlik, adalet, hak ve nesafet kuralları da bütün olarak ele alınmaktadır. Mahkemeler, önüne gelen dava dilekçesi ve eklerinden, esasa girmeden yapılacak basit bir inceleme ile hukuka aykırılık ihtimali olup olmadığını değerlendirmek durumundadır.

Bir diğer şart olarak; yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesi ve Anayasamızın 125. Maddesinin 5. fıkrası uyarınca; “gerekçe” gösterilmesi zorunludur. Kanunen aranan telâfisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idarî işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının bulunup bulunmadığının gerekçe ile ortaya konması gerekmektedir. Gerekçesiz kararlar, geçerlilik arz etmemektedir.

İYUK’un 27. Maddesinin 5. Fıkrası, yürütmenin durdurulması kararlarının, “teminat” karşılığında verileceğini düzenlemiştir. Teminatın amacı, yürütmenin durdurulması kararı verilen dava sonucunda davaya konu işlemin iptal edilmemesi neticesinde idarenin oluşabilecek zararlarını karşılamaktır. Teminat olarak, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da belirtilmiş olan para, bankalar tarafından verilen teminat mektupları, hazine tahvil ve bonoları, hükümetçe belirlenecek milli esham ve tahvilatlar ve ilgililer ve ilgililer lehine üçüncü şahıslar tarafından gösterilen ve alacaklı idarece haciz varakalarına müsteniden haczedilen menkul ve gayrimenkul mallar kabul edilir. Yürütmenin durdurulması kararını alan idare veya adli yardımdan faydalanan bir kişi ise teminat aranmaz.

Son olarak; “yürütmenin durdurulması talebi istenemeyecek hallerin bulunmaması” gerekmektedir. Bu hallere örnek olarak; Anayasa m. 125/6 uyarınca yargı denetimi dışında tutulan, dava edilemediğinden yürütmenin durdurulmasının söz konusu olmayacağı işlemler -mesela, Cumhurbaşkanı’nın tek başına yaptığı işlemler, Yüksek Askeri Şura Kararları, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu Kararları, Sıkıyönetim komutanlarının işlemleri, Sayıştay Kararları, uyarma ve kınama cezaları, olağanüstü hal valisinin, 285 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında tanınan yetkilerini kullanırken yaptığı işlemler- söylenebilir.

Vergi yargısında dava açılmakla birlikte yürütmenin kendiliğinden durduğu kuralının istisnaları mevcuttur.

İYUK’un 26. Maddesinin 3. Fıkrasında belirtildiği üzere; davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması durumunda, yeni adresin bildirilmesine kadar dava dosyası işlemden kaldırılır ve varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden kalkar. Bu tarihten itibaren bir yıl içinde yeni adres bildirmek suretiyle dosyanın yeniden işleme konulması istenmezse mahkeme davanın hiç açılmamış sayılmasına karar verir. Yeniden işleme konulan davada da yürütme kendiliğinden durmaz ve tahsil işlemleri devam eder, yürütmenin durdurulmasının talep edilmesi ve mahkemenin karar vermesi gerekir.

Bir diğer istisna, ihtirazî kayıtla verilen beyanname üzerinden tarh edilecek vergilere karşı dava açılması halidir. Mükellefler, beyanname verirken uyuşmazlıklar için yargıya başvuracağı hususunu verdiği beyannameye koyduğu ihtirazî kayıtla belirtebilir ancak bu durumda kendi verdiği beyannameye karşı dava açabilir. Mükellefin ihtirazi kayıt ile verdiği beyannameye dayanılarak yapılan tarhiyat işlemlerine karşı dava açması durumunda, yürütme kendiliğinden durmaz. Yapılan tarhiyat ve buna dayanılarak yapılan işlemlerin durması için yürütmenin durdurulması şartlarının varlığı, davacının bu yöndeki talebi ve de mahkemenin kararı gerekmektedir.

6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan davalarda, dava açılması kendiliğinden yürütmeyi durdurmaz. Ödeme emirlerine karşı açılan davalar, ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuka karşı açılan davalar ve haciz işlemine karşı açılan davalar bu tür davalara örnek olarak gösterilebilir. Açılan davada yürütmenin durdurulması için davacının istemi, şartların varlığı ve mahkemenin kararı gereklidir.

İstisna hallerinden dördüncüsü ise Gümrük Kanunu’nun 198. maddesinden doğan davalardır. Bu madde uyarınca, hiç alınmamış ya da eksik alınmış vergilerin tespiti halinde bunlar mükellefe tebliğ edilir. Mükellef 10 gün içinde bu vergiyi ödemek zorundadır. Eğer bir itirazı varsa ilk olarak idareye itiraz edecek ve itirazı reddedilirse o zaman dava açabilecektir. Bu durumda ne itiraza başvurmak ne de dava açmak söz konusu verginin yürürlüğünü durdurmayacaktır.

Son istisnai hal ise, VUK’un 267. maddesi uyarınca mükellefin talebi üzerine takdir komisyonunca belirlenen emsal bedele karşı açılan davalardır. Mükellefin istemi üzerine takdir komisyonunca tespit edilen emsal bedele karşı dava açılması, belirlenen emsal bedel uyarınca hesaplanan verginin tahsilini durdurmaz.

Yürütmenin durdurulmasına ilişkin karara itiraz mümkündür.

Buna göre öncelikle, yürütmenin durdurulması talebine ilişkin bir karar verilmiş olmalıdır; bu kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde; itiraz, dava taraflarından birince yapılmalıdır. İtiraz mercii, dosyanın gelişinden itibaren 7 gün içinde karar vermek zorundadır ve bu karar kesindir; yeniden itiraz veya temyiz konusu yapılamazlar. İtiraz mercileri ise İYUK’un 27. maddesinin 6. fıkrasında sayılmıştır. Ancak yeniden yürütmenin durdurulması ya da kaldırılması talebinde bulunmaya, ne yasal ne de anayasal bir engel vardır. Anayasa Mahkemesinin görüşü de bu yöndedir.

Yürütmenin durdurulması kurumu, temyiz ve itiraz aşamalarında farklı işlemektedir.

Vergi yargısında, dava açılmasıyla birlikte söz konusu olan yürütmenin durdurulması kurumu, temyiz ve itiraz aşamalarında talep üzerine ve temyiz ile itiraz merciinin kararı ile mümkün olmaktadır.

Bununla birlikte, artık verilen yürütmenin durdurulmasına ilişkin karara itiraz mümkün değildir. Yürütmenin durdurulması için aranan şartlar, burada da geçerlidir.

Yürütmeyi durdurma kararları daha önce de bahsettiğimiz gibi, esastan sonuçlanmasına kadar dava konusu idarî işlemi askıya alan ve hukukî etkisi esas kararın verilmesi ile sona eren kararlardır. Başka bir anlatımla esas karar, yürütmenin durdurulması kararı ile aynı yönde de olsa, farklı yönde de olsa yürütmenin durdurulması kararını sona erdirir.