Yabancı Mahkemeyi Yetkili Kılan Yetki Anlaşmalarının Ve Taraflarca Seçilen Yabancı Hukukun Yargıtay Tarafından Uygulanması

Şubat 2010

Türk Mahkemelerinin Yetkisi

Tarafların, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabileceklerine dair düzenleme 12 Aralık 2007 tarihinde yürürlüğe giren 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 47. maddesinde yer almaktadır. Anılan maddenin 1. fıkrası,

Yetki anlaşması ve sınırları

MADDE 47- (1) Yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde, taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Anlaşma, yazılı delille ispat edilmesi halinde geçerli olur. Dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması halinde yetkili Türk mahkemesinde görülür.

hükmüne amirdir.

Sözleşmede yetki şartı bulunduğu halde Türk Mahkemelerinde dava açılması durumunda, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından birbiri ile çelişen kararlar verilmiştir.

5718 sayılı yasa ile ilga edilen 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun yürürlükte olduğu dönemde verdiği bir kararda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi; “…Dosya kapsamından davacının yabancı olduğu, uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı anlaşılmaktadır. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda münhasır yetki ve kamu düzenine ilişkin olmayan hallerde yetki sözleşmesi geçerlidir. Taraflar arasındaki sözleşmede yabancı mahkeme yetkili olarak belirlenmiştir. Bu durum karşısında yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya uygundur.” demek suretiyle genel yetkili Türk Mahkemesinde açılan davada verilen yetkisizlik kararını onamıştır. 

Aynı daire yine aynı dönemde verdiği bir başka kararında ise; “…olay, Büyük Okyanus'ta meydana gelmiş olsa dahi, yabancı bir mahkemeyi yetkili kılan yetki sözleşmesinin kanunen genel ve özel yetkili olan Türk Mahkemeleri'nin uluslararası yetkisini kaldırmayacağı, Türkiye'nin Londra Konvansiyonu'na âkit ülke durumuna gelmediği, işbu davanın da MÖHUK.nun 22, 23 ve HUMK.nun 9 ve 10 ncu maddeleri gereğince ifa yeri olan yetkili Türk Mahkemelerinde açıldığı”ndan bahisle yerel mahkemenin yetki itirazının reddine dair kararını onamıştır.

Aynı Dairenin birbiri ile çelişen kararları nedeniyle 5718 Nolu Yasada bu konuda açık bir düzenleme yapılmış ve ancak iki halde Türk mahkemesinin kendisini yetkili sayabileceği düzenlenerek bu konudaki tartışma sona erdirilmiştir. Bu haller, yetkili yabancı mahkemenin herhangi bir nedenle kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemesinde açılan davaya davalının yetki itirazında bulunmamasıdır.

Buna uygun olarak, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 5718 sayılı yasa yürürlüğe girdikten sonra verdiği yakın tarihli bir başka kararında; “Davaya konu konişmentoda ihtilafların Napoli mahkemesinde çözümleneceği ve hallinde İtalyan hukukunun uygulanacağının kararlaştırıldığı, davada münhasır yetki ve kamu düzeni söz konusu olmadığı, yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda yabancı mahkemenin yetkili kılınabileceği gerekçesiyle, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, yetkili mahkemenin Napoli mahkemeleri olduğuna dair verilen kararın onanması gerekmiştir.” demek suretiyle yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda münhasır yetki ve kamu düzenine ilişkin olmayan hallerde yetki sözleşmesinin geçerli olduğunu kabul etmiştir.

Uygulanacak Hukuk

Tarafların, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın çözümünde uygulanacak hukuk konusunda anlaşabileceklerine dair düzenleme 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 24 maddesinde yer almaktadır.

Anılan madde;

Sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde uygulanacak hukuk

MADDE 24- (1) Sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tabidir. Sözleşme hükümlerinden veya halin şartlarından tereddüde yer vermeyecek biçimde anlaşılabilen hukuk seçimi de geçerlidir.

(2) Taraflar, seçilen hukukun sözleşmenin tamamına veya bir kısmına uygulanacağını kararlaştırabilirler.

(3) Hukuk seçimi taraflarca her zaman yapılabilir veya değiştirilebilir. Sözleşmenin kurulmasından sonraki hukuk seçimi, üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak kaydıyla, geriye etkili olarak geçerlidir.

(4) Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları halinde sözleşmeden doğan ilişkiye, o sözleşmeyle en sıkı ilişkili olan hukuk uygulanır. Bu hukuk, karakteristik edim borçlusunun, sözleşmenin kuruluşu sırasındaki mutad meskeni hukuku, ticari veya mesleki faaliyetler gereği kurulan sözleşmelerde karakteristik edim borçlusunun işyeri, bulunmadığı takdirde yerleşim yeri hukuku, karakteristik edim borçlusunun birden çok işyeri varsa söz konusu sözleşmeyle en sıkı ilişki içinde bulunan işyeri hukuku olarak kabul edilir. Ancak halin bütün şartlarına göre sözleşmeyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması halinde sözleşme, bu hukuka tabi olur.

hükmüne amirdir.

Uygulanacak hukuk konusunda, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından 5718 sayılı yasa ile ilga edilen 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun yürürlükte olduğu dönemde verilen kararlarda istikrarlı biçimde ; “…Hakim, MÖHUK.nun 2. maddesi hükmüne göre, bir davada yabancı kanunun uygulanıp uygulanmayacağını kendiliğinden araştırmakla yükümlüdür. MÖHUK.nun 24/1. maddesi hükmüne göre ise, sözleşmeden doğan borç ilişkileri, tarafların açık olarak seçtikleri kanuna tabidir. Taraflar arasındaki sözleşme hükmü sayılan teminat mektubunda yer alan hüküm gereğince, dava konusu uyuşmazlığa İsviçre yasalarının uygulanması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, işbu davada uygulanması gereken İsviçre yasalarını veya ilgili mevzuatı sunması için taraflardan yardım istemesi ve TC. Adalet Bakanlığı aracılığıyla ilgili yasa hükümlerinin celbi ile, bilirkişi raporunun, getirtilen yabancı yasa hükümlerine uygun olup olmadığının denetlenmesi gerekir” demek suretiyle sözleşmede kararlaştırılan hukukun uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınacağını belirtmiştir.

Kanun’un açık düzenlemesi karşısında dava Türk Mahkemelerinde görülecek olsa dahi, uygulanacak hukuk tarafların sözleşme ile kararlaştırdıkları yabancı ülke hukuku olacaktır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin müstakar içtihatları Kanun’a uygundur.