Ercüment Erdem Av. Ezgi Babur Von Schwander

Yargıtay’ın Cevap Dilekçesi Vermeyen Tarafın Delil Gösterme Hakkını Yitireceğine İlişkin Güncel Kararı

Temmuz 2016

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (“HGK”) güncel bir kararında, cevap dilekçesi vermeyen davalının delil sunması konusu incelenmiş ve bu konuda oldukça önemli bir karar verilmiştir. HGK’nın 20.04.2016 tarihli ve 2014/2-695 E., 2016/522 K. sayılı kararında, süresi içerisinde cevap dilekçesi vermeyen davalının, daha sonra delil göstermeye ilişkin talebinin kabul edilmesinin mümkün olmadığına karar verilmiştir. HGK’nın söz konusu kararı, bu ayki makalemizde incelenecektir.

Genel Olarak

Tarafların delil göstermesi ve bunun zamanı ve kapsamı, tarafların adil yargılanma ve iddia ve savunmalarını ispat etme hakkı ile doğrudan bağlı olmasının yanı sıra, yargılamanın kısa sürede ve etkin olarak yürütülmesi ve tamamlanması kavramı ile de yakından ilişkilidir. Bu nedenle, delil gösterme konusunda karar verilirken, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 27. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamında, ispat hakkının yanı sıra yargılamanın etkin yürütülmesine ilişkin ilkeler de dikkate alınmaktadır.

Davalı Tarafın Cevap Dilekçesi Vermemesinin Sonuçları

Bilindiği üzere, HMK’nın 127. maddesi uyarınca, cevap verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki hafta olarak düzenlenir. Ancak, durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir. Uygulamada da, çoğunlukla mahkemelerden cevap dilekçesinin sunulması için ek süre talep edildiği görülmektedir.

Davalı tarafın hiç cevap dilekçesi vermemesi durumunda ne olacağı, HMK’nın 128. maddesinde düzenlenir. Buna göre, süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır.

Yargıtay Kararının İncelenmesi

HGK’nın yeni kararına konu olan dava, bir boşanma davası olup, boşanma talebinin yanı sıra velayet, nafaka ve tazminat talepleri de bulunmaktadır. Söz konusu yargılama sırasında davalı taraf davaya cevap vermemiş, ön inceleme duruşmasında ise boşanmak istemediğini ifade etmiştir. Davalıya delil göstermesi ve delillerini sunması için imkân tanınmamış, tahkikat için belirlenen duruşmada ise yalnızca davacının gösterdiği deliller toplanmıştır.

Bu davada Yargıtay, yasal süresinde davaya cevap vermeyen davalının davacı tarafın ileri sürdüğü vakıaları çürütmeye yönelik delil bildirip bildiremeyeceği ve ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık konusunda delil bildirmesi konusunda davalıya süre verilmesinin gerekli olup olmadığını incelemiştir.

HGK, söz konusu kararın alınmasında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkına da atıf yaparak, söz konusu ilkenin en önemli unsurlarından birinin de yargılamanın makul bir süre içerisinde bitirilmesi olduğunu belirtmiştir. Yine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ilgili madde uyarınca verdiği kararlara da atıf yapılarak, mahkeme içtihatları uyarınca taraf devletlerin makul bir süre içine yargılanma konusunda gerekli düzenlemeleri yapmalarının gerekli olmasının yanı sıra, davanın bir tarafının diğer taraf karşısında kendilerini dezavantajlı konumda bırakmayacak şartlarda, iddialarını mahkemeye sunabilmeleri için makul bir fırsata sahip olmaları gerektiğinin alt çizilmiştir. Yine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141. maddesinde düzenlenen, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması ilkesi de göz önüne alınarak, delil sunma hakkı ve bu hakkın sınırları, söz konusu ilkeler ışığında değerlendirilmiştir.

HMK’nın Delillerin Gösterilmesine İlişkin Maddeleri Kapsamında Değerlendirme

Yargıtay HGK, bu maddelerin incelenmesinden sonra, HMK’nın delil gösterilmesine ilişkin maddelerini incelemiştir. HMK m. 129/1/e uyarınca, savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği, cevap dilekçesinde yer alması gereken bir husustur.

Ayrıca, HMK m. 140/5 uyarınca ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir. HGK, bu madde ile ilgili olarak, madde metninde “dilekçelerinde gösterdikleri” ibaresinin kullanılmış olduğunun altını çizmiştir.

Yine, HMK’nın 145. maddesi uyarınca taraflar, kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.

Tüm bu düzenlemelerden anlaşılan; HMK uyarınca, davalarda tahkikat aşamasında geçilmeden önce tarafların uyuşmazlık konularını ve bu uyuşmazlıkların çözümü için ileri sürdükleri delillerin davanın başında belirterek tahkikatın daha etkin bir şekilde yapılmasının hedeflendiğidir.

Bu doğrultuda Yargıtay HGK, dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmesinden sonra süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmaması durumunda, savunmanın dayanağı olarak süresinde ileri sürülen bir delil olmadığından dolayı, yerel mahkemenin davalıya delil göstermesi için süre vermesine yasal olarak imkân bulunmadığı sonucuna varmıştır. Yargıtay ayrıca, sonradan delil gösterilebilmesi için HMK m. 145’te belirlenen istisnai şartların söz konusu olmadığını, ayrıca savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesini düzenleyen m. 141’in de şartlarının oluşmadığını ifade etmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 03.07.2013 Tarihli Kararı

Ancak makalemiz konusu karardan daha önceki Yargıtay içtihatları incelendiğinde, Yargıtay’ın daha farklı yönde kararlarının bulunduğu görülmektedir. Buna örnek olarak, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 03.07.2013 tarihli, 2013/6356 E., 2013/18904 K. sayılı kararı verilebilir.

Bu kararda Yargıtay, davalının davaya süresinde cevap vermemiş olmasının delil bildirme ve savunmasını ispat etme hakkını ortadan kaldırmayacağını ifade etmiştir. Yargıtay’a göre davalı bu durumda, davacının iddiasını dayandırdığı vakıaların gerçekleşmediğine yönelik olarak, kanunla belirtilen süre içinde olmak koşulu ile delil bildirebilecektir.

Ayrıca Yargıtay bu kararında, davaya cevap vermemiş olan davalının delil bildirmesine izin verilmemesinin hukuki dinlenilme hakkına aykırı olacağını ifade etmiştir:

“Aksinin kabulü, bir kez cevap süresini kaçırmış veya davaya cevap vermemiş olan davalının bundan sonra delil bildirememesi sonucunu doğurur. Bu ise Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27′nci maddesinde yer alan hukuki dinlenilme hakkını zedeler.”

Yargıtay’ın yeni içtihadında ise, cevap vermeyen davalıya delil gösterme hakkının tanınmamasını adil yargılanma hakkını ihlal eden bir husus olarak değerlendirmediği görülmektedir.

Sonuç

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun söz konusu kararı, HMK kapsamında yapılan yargılamalarda oldukça önemli sonuçlara yol açmaktadır. Bu içtihada göre yargılama yapılması, cevap dilekçesi vermeyen davalıların daha sonra delil göstermek için mehil talep etmesine olanak vermemektedir. Ayrıca bu davalılar, dava dilekçesinde yer alan olguları inkâr kapsamında da herhangi bir delil sunamayacaktır. Cevap dilekçesinin verilmemesi delil sunulamaması sonucunu da doğuracağından, söz konusu HGK kararının dikkate alınması, HMK uyarınca yapılan yargılamalar bakımından büyük önem taşımaktadır.