Ercüment Erdem Av. Süleyman Sevinç

Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümü Bakımından ICSID

Giriş

Yabancı yatırımlar, uluslararası ticaret uygulamasının bir unsuru olarak büyük önem taşır. Uluslararası ticaretteki oyuncuların büyük bir çoğunluğu yatırım faaliyetlerini yabancı ülkelerde yürütmektedir. Ancak, yatırımların yapılacağı ülkelerin mevzuatı ve siyasi durumu yabancı yatırımcılarda tereddüt uyandırabilir. Bu tereddütleri bertaraf etmek ve yatırımcıları cesaretlendirmek amacıyla devletler, yatırımların korunması hakkında iki taraflı ya da çok taraflı anlaşmalar imzalar ve akit devletler bu anlaşmalarla kendi ülkelerinde yapılan yabancı yatırımlarda yatırımcıların haklarını korumayı taahhüt eder.

Yatırımların Çok Taraflı Korunması

Devletler arasındaki iki taraflı anlaşmalara ek olarak yabancı yatırımlar, Devletler ve Diğer Devletlerin Vatandaşları Arasında Meydana Gelebilecek Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümlenmesine İlişkin Sözleşme (“Sözleşme”) gibi çok taraflı anlaşmalar ile de korunmaktadır. Dünya Bankası inisiyatifinde hazırlanan Sözleşme, Dünya Bankası üyesi olan hükümetlerin imza ve onaylarına sunulmuştur. Sözleşme, 20 ülke tarafından onaylanması üzerine 14 Ekim 1966 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Sözleşme uyarınca, uyuşmazlıkların çözülmesi için merkezi Washington’da bulunan Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıklarının Çözüm Merkezi (“ICSID” veya “Merkez”) kurulmuştur. Sözleşmenin hükümleriyle uyumlu olarak ICSID, akit devletler ve diğer akit devletlerin vatandaşları arasındaki yatırım anlaşmazlıklarına arabuluculuk ve tahkim imkânları sağlamaktadır.

Sözleşme hükümleri, Sözleşme’nin 6(1)(a)–(c) maddesi uyarınca İdari Konsey tarafından kabul edilen Tüzük ve Kurallar ile tamamlanmıştır. ICSID Tüzük ve Kuralları arasında Arabuluculuk Usulüne İlişkin Kurallar (“Arabuluculuk Kuralları”) ve Tahkim Yargılama Usulüne İlişkin Kurallar (“Tahkim Kuralları”) da bulunur. ICSID Tüzük ve Kurallarındaki son değişiklikler, Merkez’in İdari Konseyi tarafından kabul edilerek 10 Nisan 2006 yılında yürürlüğe girmiştir.

ICSID’in Yetkisi

Merkez’in yetkisi Sözleşme’nin 25 inci maddesinde şu şekilde belirlenmiştir:
“Merkezin yargılama yetkisi, akit ülkeler (yada onları oluşturan alt birimler yada ülke tarafından merkeze atanmış temsilciler) ile uyuşmazlık haliyle ilgili yazılı rızasını Merkeze sunmuş diğer akit devlet vatandaşları arasında yatırımlardan kaynaklanan hukuki uyuşmazlıkları kapsayacaktır.”
Ancak, uyuşmazlığa taraf akit bir ülkede kurulmuş olan bir tüzel kişinin diğer akit ülkenin vatandaşları tarafından kontrol edilmesi durumunda o tüzel kişi, yabancı yatırımcı olarak kabul edilecektir (m. 25/2 (b)).

Buna ek olarak, ICSID tahkimiyle çözümlenecek uyuşmazlıkların yatırımlardan kaynaklanması gerekir. Bununla birlikte, Sözleşme’de “yatırım” kavramı tanımlanmamıştır ancak akit devletler hangi anlaşmazlık türlerini Merkezin yargı yetkisine sunup sunmayacağını önceden Merkeze bildirebilir (m. 25/4). Yatırım dışında başka bir sebepten kaynaklanan uyuşmazlıklar ICSID’in yetkisinde değildir. Bu nedenle, uyuşmazlıkların yatırımdan kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenmesi gerekir.

ICSID’in yetkisi konusunda, Türkiye’nin davalı olarak yer aldığı ve “Libananco davası” olarak da bilinen davaya değinilebilir. Bu dava, ICSID tahkimindeki yetki unsuruna ilişkin önemli bir emsal teşkil eder. Güney Kıbrıs Rum Kesimi merkezli Libananco (Libananco Holdings Co. Limited), hissedarı olduğu Çukurova Elektrik Anonim Şirketi (“ÇEAŞ”) ve Kepez Elektrik Türk Anonim Şirketi (“Kepez”)’ne Türkiye Cumhuriyeti tarafından haksız el konulmak suretiyle Enerji Şartı Anlaşması’nın ihlal edildiğini iddia ederek Türkiye Cumhuriyeti aleyhine ICSID’de dava açmıştır. Ancak, yapılan yargılama sonucunda tahkim mahkemesi, Libananco’nun el koyma tarihinden önce ÇEAŞ ve Kepez şirketlerinin hissedarı olmadığına ve dolayısıyla Libananco’nun o tarih itibariyle yabancı yatırımcı niteliğinde olmadığına kanaat getirerek davayı esasa girmeden yetkisizlik nedeniyle reddetmiştir.

Uyuşmazlıkların Çözümü

Yatırım uyuşmazlıkları için arabuluculuk veya tahkim yoluna başvurulabilir. Arabuluculuk işlemleri, 34 maddeden oluşan Arabuluculuk Kuralları uyarınca yürütülür. Arabuluculuk Kuralları, komisyonun kuruluşu ve çalışmasını (tarafların temsili, atanması, arabulucuların değiştirilmesi ve görevden alınması), kullanılacak lisan, tarafların uyuşmazlık konusunu arabulucuya sunmalarını, duruşmaları, raporun hazırlanmasını ve taraflara iletilmesini vs. konularını düzenler.

Tahkim işlemleri ise, 56 maddeden oluşan Tahkim Kuralları uyarınca yürütülür. Arabuluculuk Kurallarına da benzer bir şekilde Tahkim Kuralları; tahkim kurulunun oluşumunu, tarafların temsilini, hakemlerin atanması ve değiştirilmesini, yazılı ve sözlü yargılamaları, tanık ve bilirkişilerin incelenmesini, nihai olmayan yaptırımları, kararın verilmesini, kararın iptalini ve yürütmesinin durdurulmasını vs. düzenler.

Sözleşme ile Türkiye Arasındaki İlişki

Sözleşme 27.05.1988 tarihli ve 3460 sayılı Kanun ile onaylanmış ve onay kanunu 02.06.1988 tarihli ve 19830 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Sözleşme’nin yürürlüğe konulmasına ilişkin 07.10.1988 tarihli ve 88/13325 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ise 06.12.1988 tarihli ve 20011 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.

ICSID’in resmi web sitesine göre Türkiye Cumhuriyeti, davalı olarak sekiz uyuşmazlığa (yargılamanın devam ettiği ve sona ermiş uyuşmazlıklar) taraftır. Bununla beraber, özellikle inşaat faaliyetlerden doğan uyuşmazlıklar için akit devletler aleyhine ICSID’de dava açan Türk şirketleri de bulunmaktadır.

Sonuç

Tükiye’nin Sözleşme’ye taraf olması hem Türkiye’de yatırım yapacak yabancı yatırımcıyı hem de akit devletlerde yatırım yapacak Türk yatırımcıları cesaretlendirmektedir. Bu nedenle, yurtdışında yatırım yapacak Türk yatırımcılar için yatırımın yapılacağı devletin ICSID’e taraf devlet olup olmadığını dikkate almak uygun bir yaklaşım olacaktır.

Ocak 2013