Yeni Hukuk Muhakemeleri Kanunu Müesseselerinden Uzman Görüşü

Mayıs 2011

01.10.2011 tarihinde, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) yerine yürürlüğe girecek olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), yürürlüğe girişi ile birlikte birçok yeniliği de beraberinde getiriyor.
Bu yeniliklerden biri de, HMK’nın 293. Maddesi ile hüküm altına alınan, “Uzman Görüşü” müessesesidir.
Kanun metni şu şekildedir:
(1) Taraflar, dava konusu olayla ilgili olarak, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez.
(2) Hâkim, talep üzerine veya resen, kendisinden rapor alınan uzman kişinin davet edilerek dinlenilmesine karar verebilir. Uzman kişinin çağrıldığı duruşmada hakim ve taraflar gerekli soruları sorabilir.
(3) Uzman kişi çağrıldığı duruşmaya geçerli bir özrü olmadan gelmezse, hazırlamış olduğu rapor mahkemece değerlendirmeye tabi tutulmaz.
Madde gerekçesinde ilk olarak, iş bu düzenleme ile Anglo-Sakson kökenli bir kurum olan “taraf bilirkişisi” veya “uzman tanık” kurumu hüküm altına alındığı, bu kuralın, Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki düzenlemeye paralel bir hüküm içerdiği belirtilmiştir.
Gerekçede belirtildiği üzere, uzman görüşüne başvurulması bilirkişilikten farklı olmakla birlikte, gerekli hallerde mahkeme resen veya taraflardan birinin talebi üzerine bilirkişiye başvurabilecektir. Ayrıca taraflara, bilirkişi dışında uzmanından bilimsel nitelikli görüş almaları imkânı da tanınmıştır. Böylelikle, özel ve teknik konularda da tarafların uzman görüşünden yararlanmaları ve iddia veya savunmalarını bu görüşlerle desteklemeleri mümkün olacaktır.

Hukuk yargılamasında tarafların, hukuki konular dâhil olmak üzere bir çok teknik konuda, konunun uzmanı kişilerden aldıkları iddialarını veya savunmalarını destekleyici bilimsel mütalaaları mahkemeye sunmaları, sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu açıdan kanunun bu maddesinin, hâlihazırda var olan ancak hukuken tartışmalı olan bir uygulamaya kanunda yer vermiş olduğunu söylemek mümkündür.

Kanun metninde, taraflara sırf uzman görüşüne başvurulması için yeni bir süre verilemeyeceği ve yargılamanın ertelenemeyeceğine de hâkimin dosyaya sunulan uzman görüşünü serbestçe takdir edeceğine hükmedilmiştir. Bu hüküm de yargılama sürecini uzatmaya yönelik kötü niyetli taleplerin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Hâkimin, uzman görüşü ile bağlı olmayacağı şüphesizdir.

Maddenin ikinci fıkrasında, görüşü alınan uzman kişinin mahkemede dinlenebileceği açıkça belirtilmiştir. Tarafın iddia veya savunmasını desteklemek için görüşüne başvurduğu uzman kişi, talep üzerine veya resen mahkemeye çağrılarak dinlenebilir. Uzman kişinin dinlendiği duruşmada hakim veya taraflar gerekli gördükleri soruları sorabilirler. Madde gerekçesinde bu sayede uzmanlık gerektiren konuların daha iyi aydınlatılabilmesi, çelişkili ya da eksik veya yanlış bilgilerle yargılamanın olumsuz etkilenmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

Ülkemiz dışında birçok hukuk sisteminde yaygın bir uygulama olan uzman kişinin duruşmaya çağırılması ile yine uzmanlık gerektiren teknik konularda, mahkemenin çoğu zaman soyut ve anlaşılabilir olmayan bilirkişi raporları ile ihtilafa çözüm üretmeye çalışmasının zorluğu bertaraf edilmeye çalışılarak, davaya konu ihtilafla ilgili ihtiyaca cevap verilebilmesinin amaçlandığı düşünülmektedir.

Kanun maddesinin son fıkrasında, uzman kişinin çağrıldığı duruşmaya geçerli bir özrü olmaksızın gelmemesi halinde, yargılamanın gecikmesini önlemek amacıyla, hâkimin hazırlanan raporu değerlendirmeyeceği hususu vurgulanmıştır. Hazırlanan rapor ile oluşan şüpheler, uzmanın dinlenmesi ile giderilebileceğinden, uzman kişinin duruşmaya gelmemesi halinde rapora dayanmanın sağlıklı sonuç vermeyeceği düşünülerek böylesi bir yaptırım öngörülmüştür.