Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda Azlık Haklarına İlişkin Yenilikler

Haziran 2011

Azlık hakları, sermayenin belli bir oranını temsil eden azınlık pay sahiplerinin çoğunluğun hâkimiyetinden kurtarılması bakımından büyük önem taşır. Bu haklarla, şirket bünyesinde yaşanabilecek çıkar çatışmalarının çözülmesinde, çoğunluk ile azınlık pay sahipleri arasında bir denge gözetilmiş olur. Azlık haklarının bu derece önem taşıması, kanun kapsamında özel hükümlerle düzenlenmelerini gerektirir.  

Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda (“Yeni TTK”) azlık hakları, kavramın şirketler hukuku açısından taşıdığı önem göz önüne alınarak, pay sahibinin korunması ilkesine paralel olarak düzenlendi. Azlık hakları genişletildi ve Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) ile tanınmış olan haklara yenileri eklendi.

Belirli Grupların Yönetim Kurulunda Temsil Edilmesi

Yeni TTK m. 360 ile belirli pay sahibi gruplarına ve azlığa yönetim kurulunda (“YK”) temsil edilme hakkı tanındı. Bu madde uyarınca; kârda, oyda, tasfiye payında veya herhangi bir malvarlığı hakkında imtiyazlı olan bir pay grubuna YK’da temsil hakkı tanınmasına olanak sağlandı. TTK kapsamında, pay sahibi gruplarına ve azlığa YK’da temsil edilme hakkı tanıyan herhangi bir düzenleme olmamasına rağmen, Yargıtay bu yönde uygulamayı kabul etmekteydi. Yerleşmiş Yargıtay uygulaması Yeni TTK ile kanun kapsamına alınarak yasal temele kavuştu. Hükmün uygulanabilmesi için, azlığın somut olarak belirlenmesi ve diğer pay sahiplerinden ayrılması gerekir. Azlığın açık olarak belirlenmemesi, söz konusu hakkın gereği gibi kullanılmasını ve amacına ulaşmasını engeller. Bu belirleme, pay senedi numaraları aracılığıyla yapılabilir.

Genel Kurulun Toplantıya Çağrılması ve Gündeme Madde Konulması

TTK m. 366, şirket genel kurulunu (“GK”) toplantıya çağırma ve gündeme madde eklenmesini talep etme şeklinde bir azlık hakkı öngörür. Bu madde uyarınca, şirket sermayesinin en az onda biri değerinde paya sahip olan pay sahipleri, GK’nın toplantıya çağrılmasını ve gündeme madde eklenmesini talep edebilir. Bu oran, esas sözleşme ile azaltılabilir.

Yeni TTK ile söz konusu hüküm bazı değişikliklerle tekrar edildi. Yeni TTK, azlık kavramını halka açık ve halka açık olmayan şirketler bakımından farklı yüzdelerle tanımladı. Yeni TTK m. 411/1 uyarınca, sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahipleri, YK’dan GK’yı toplantıya çağırmasını veya GK zaten toplanacak ise, karara bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını isteyebilir. Ayrıca, Yeni TTK m. 411/3 uyarınca, çağrı ve gündeme madde konulması istemi noter aracılığıyla yapılır. Böylece, mahkemenin izin verebilmesi için önem taşıyan ve TTK döneminde uygulamada sorun yaratan çağrı için YK’ya başvurulup başvurulmadığı ve başvuru tarihi konuları, açıklığa kavuşturuldu. YK’nın çağrıyı kabul etmesi durumunda GK en geç kırk beş gün içinde yapılacak şekilde toplantıya çağrılır, aksi halde çağrı talep sahiplerince yapılır. Böylece, TTK döneminde karşılaşılan talebin kabul edilmesine rağmen toplantının yapılmaması ve toplantıdan elde edilecek yararın ortadan kalkması engellendi.  

Yeni TTK m. 412 ise, çağrının YK tarafından kabul edilmemesi durumunda mahkemeye başvurma usulünü düzenler. Yeni TTK, TTK’dan farklı olarak, talebe yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmemesi durumunda da mahkemeye başvurulabileceğini öngörür. Mahkeme toplantıya gerek görürse, gündemi düzenlemek ve çağrıyı  yapmak  üzere  bir  kayyım  atar.   

Gündeme Bağlılık İlkesine Getirilen İstisnalar

Bilindiği gibi, GK toplantılarında görüşülüp karara bağlanabilecek konular bakımından, “gündeme bağlılık ilkesi” söz konusudur. Bu ilke uyarınca GK gündemi toplantıdan önce belli olur, ayrıca ilan ve davet mektuplarında belirtilir. Gündemde belirtilmeyen konularda kural olarak görüşme yapılamaz ve karar alınamaz.

Gündeme bağlılık ilkesi, TTK döneminde, bazı azlık haklarının kullanılması bakımından engel oluştururdu. Yeni TTK, gündeme bağlılık ilkesine getirilen istisnaları genişleterek, azlık haklarının daha etkin bir biçimde kullanılmasını sağladı.

Bu istisnalardan biri, YK üyelerinin görevden alınmalarının gündeme bağlılık ilkesi kapsamında olmamasıdır. Yeni TTK m. 364 uyarınca, haklı sebeplerin varlığı halinde GK, gündemde madde bulunmasa bile YK üyesini azledebilir.

Bir diğer istisna, özel denetçi atanması talepleri bakımından söz konusudur. Yeni TTK m. 438 uyarınca her pay sahibi, GK gündeminde madde olmasa bile özel denetçi atanmasını talep edebilir. TTK döneminde, bu talebin gündeme bağlılık ilkesi kapsamında olup olmadığı tartışmalıydı. Bu istisnanın kanun ile öngörülmemiş olması, kurumun yeterince uygulanamaması sonucunu doğuruyordu. 

Finansal Tabloların Müzakeresinin Ertelenmesi Talebi

Yeni TTK m. 420 uyarınca, finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular, azlığın bu yönde bir talepte bulunması üzerine, bir ay sonraya bırakılır. Azlık kavramı burada da, halka açık ve halka açık olmayan şirketler bakımından farklı yüzdelerle tanımlanır. Azlığın talebi üzerine, GK’nın erteleme konusunda ayrıca bir karar alması gerekmez;  toplantı başkanının bu yöndeki kararı yeterlidir. Bu madde ile Yeni TTK, TTK m. 377’de yer alan ilkeleri genel olarak korudu. Ancak, TTK m. 377 sadece bilançonun tasdikinin ertelenmesini öngörürken, Yeni TTK ile getirilen düzenleme tüm finansal tabloları kapsar.

Özel Denetçi Atanması Talebi

Yeni TTK m. 438, TTK’ya paralel olarak, özel denetçi atanması talebini düzenler. Bu madde uyarınca her pay sahibi, belirli olayların özel bir denetimle açıklığa kavuşturulmasını, gündemde yer almasa bile GK’dan isteyebilir. Bu talepte bulunabilmek için, özel denetçi atanmasının pay sahipliği haklarının kullanılabilmesi için gerekli olması ve bilgi alma veya inceleme haklarının kullanılması gerekir. Böylece, talebin kötüye kullanılması ve şirkete zarar verilmesi engellenir.

TTK’dan farklı olarak, GK’nın talebi kabul etmesi durumunda dahi, özel denetçi mahkeme tarafından seçilir. Böylece, tam bir tarafsızlık sağlanır. GK’nın talebi reddetmesi durumunda ise, bir azlık hakkı ortaya çıkar. Red halinde; sermayenin en az onda birini, halka açık anonim şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahipleri veya paylarının itibarî değeri toplamı en az bir milyon Türk Lirası olan pay sahipleri üç ay içinde mahkemeden özel denetçi atamasını isteyebilir.

Kuruluş ve Sermaye Artırımında İbra

Yeni TTK m. 559, kurucuların, YK üyelerinin, denetçilerin, şirketin kuruluşundan ve sermaye artırımından doğan sorumluluklarından ibralarını düzenler. Bu kişiler, şirketin tescilinden itibaren dört yıl geçmedikçe ibra edilemez. Öte yandan, azlığın ibranın görüşüldüğü GK toplantısında ibraya karşı çıkması durumunda ibra, GK tarafından onaylanamaz. Azlık, halka açık olmayan şirketlerde sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahipleridir. Söz konusu düzenleme, aynı kurumu düzenleyen TTK m. 310 ile aynı doğrultudadır.  

Haklı Sebeplerle Fesih Talebi

Yeni TTK m. 531 ile Türk hukukunda var olmayan bir kurum düzenlendi. Bu madde uyarınca, haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri, mahkemeden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilir. TTK’nın şirketin haklı sebeplerle feshine ilişkin herhangi bir hüküm içermemekte olması, söz konusu boşluğun niteliğiyle ilgili tartışmalara yol açmaktaydı. Doktrindeki hâkim görüş ve Yargıtay, boşluğun olumsuz nitelikte olduğunu ve Türk hukukunda böyle bir imkân olmadığını savunuyordu. Yeni TTK ile haklı sebeplerle fesih imkanı getirilerek, söz konusu tartışmalara son verildi.

Yeni TTK’nın ilgili maddesinde, haklı sebeplerin ne olduğu konusunda herhangi bir açıklık yoktu. Kavramın içinin doktrin ve yargı kararları ile doldurulmasının tercih edildiği görülür. Azlık haklarının sürekli olarak ihlali, bilgi alma haklarının kullanılamaması gibi durumlar, haklı sebep olarak değerlendirilebilir. Yeni TTK m. 531,  şirketin feshinin son çare olması ilkesine paralel bir düzenleme getirir. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerinin paylarının bedeli ödenip şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen diğer bir çözüme karar verebilir. Duruma uygun düşen çözümlerin neler olabileceği, mahkeme tarafından karara bağlanır.

Yeni TTK tarafından Öngörülen Diğer Azlık Hakları

Yeni TTK ile TTK tarafından öngörülmeyen bir azlık hakkı da düzenlendi. Bu yeni azlık hakkı, nama yazılı pay senetlerinin basılması talebidir. Yeni TTK m. 486/3 uyarınca, azlık istemde bulunursa nama yazılı pay senedi bastırılıp tüm nama yazılı pay senedi sahiplerine dağıtılır. Böylece bazı aile şirketlerinde pay senedinin bastırılmamasının yaratacağı olumsuz sonuçlar engellenmiş olur.

Ayrıca ağırlaştırılmış nisap gerektiren bazı kararların da, tartışmalı olmakla beraber, doktrinde olumsuz azlık hakkı olarak kabul edildiği vurgulanmalıdır.

Sonuç

Yeni TTK ile azlık haklarının kullanılmasını kolaylaştıran bir düzen benimsendi. Hakların kullanılmasını engelleyen düzenlemelerde değişiklikler yapılarak, azlık hakları listesine yenileri eklendi. Pay sahibinin korunması ilkesine paralel olarak, azlık hakları güçlendirildi ve pay sahipleri demokrasisi himaye edildi. Tüm bu düzenlemelerin, şirketlerin belirli çoğunlukların hâkimiyetine tabi olması ve azlığın haklarını talep edememesi tehlikesini ortadan kaldıracağı tartışmasızdır.