Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda Esas Sözleşme Değişikliklerine İlişkin Yenilikler – II

Ekim 2011

Yeni Türk Ticaret Kanunu (“Yeni TTK”) kapsamında önemli değişikliklere uğrayan konulardan biri de esas sözleşme değişiklikleri oldu. Esas sözleşme değişikliklerine ilişkin düzenlemelerin bir kısmı, geçen ayki yazımızda ele alınmıştı. Bu ayki yazımızda, esas sözleşme değişikliklerine ilişkin Yeni TTK kapsamında yapılan değişikliklerin incelenmesine devam edilecek ve özellikle esas sermayeyi ilgilendiren esas sözleşme değişiklikleri ele alınacaktır.

Sermayenin Arttırılmasına İlişkin Esas Sözleşme Değişiklikleri

Yeni TTK m. 456, sermayenin arttırılmasına ilişkin genel ilkeleri belirler. Yeni TTK m. 456/1 uyarınca, iç kaynaklardan yapılan artırım hariç, payların nakdî bedelleri tamamen ödenmediği sürece sermaye artırılamaz. Bu düzenleme, Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) m. 391’deki ana kural ile aynı doğrultudadır. Ancak, Yeni TTK m. 456/1’in 2. cümlesi uyarınca, sermayeye oranla önemli sayılmayan tutarların ödenmemiş olması sermaye artırımını engellemez. Bu yeni hüküm, uygulamada çok sorun yaratan ödenmemiş küçük miktarlı sermaye borçları nedeniyle yapılamayan yeni sermaye artırımlarının da önünü açtı. Bundan böyle, ihmal edilebilir nitelikte olan ve önem arz etmeyen sermaye borçlarının ödenmemiş olması sermaye artırımını engellemeyecektir.

Yeni TTK m. 456/3 uyarınca, sermaye artırımı, genel kurul (“GK”) veya yönetim kurulu (“YK”) kararı tarihinden itibaren üç ay içinde tescil edilemediği takdirde, GK veya YK kararı ve alınmışsa izin geçersiz olur. Bu düzenlemeyle uygulamadaki başka bir soruna çözüm getirildi. Sermaye artırımının belli bir zaman dilimi içerisinde tescil edilmemesi halinde geçersiz olacağı düzenlenerek, sermaye artırımlarının sürüncemede bırakılması engellendi.

Yeni TTK m. 456/4, tüm sermaye artırımlarına uygulanacak hükümler olarak, fesih davasını düzenleyen m. 353’e ve tescil ve ilana ilişkin temel ilkeleri düzenleyen m. 354 ve m. 355/1’e atıf yapar. Böylece, Yeni TTK uyarınca, sermaye artırımında kanun hükümlerine aykırı hareket edilmek suretiyle alacaklıların, pay sahiplerinin veya kamunun menfaatleri önemli ölçüde tehlikeye düşürülmüş veya ihlal edilirse, fesih davası açılabilir.

Yeni TTK m. 457 uyarınca YK, sermaye artırımının türüne göre bir beyan hazırlar. Bu beyan, şirketin kuruluşunda hazırlanan kurucular beyanı ile paralellik göstermekle beraber, sermaye artırımı hakkında bilgi vermesi ve sermaye artırımının denetime tabi tutulmasını sağlaması bakımından büyük önem taşır. Beyanda, artırılan kısmın tamamen taahhüt edildiği ve kanun uyarınca ödenmesi zorunlu olan oranın ödendiği gibi, sermaye artırımına ilişkin temel konular yer alır.

Yeni TTK m. 458 ile sermaye artırımının işlem denetçisi tarafından denetlenmesi öngörülür. Sermaye artırımının, şirket ve pay sahipleri için önemli kararlardan biri olması nedeniyle işlem denetçisi raporu ile denetlenmesi yerinde bir düzenlemedir.

Sermaye Taahhüdü Yoluyla Artırım

Yeni TTK m. 459, sermaye taahhüdü yoluyla sermaye artırımını düzenler. Bu madde uyarınca, artırılan sermayeyi temsil eden payların tamamı, esas sözleşmede ya da iştirak taahhütnamelerinde taahhüt edilir. Yeni TTK m. 460 ise, kayıtlı sermaye sisteminde sermaye artırımını düzenler ve halka açık olmayan anonim şirketler bakımından çok önemli bir yenilik getirir. Halka açık olmayan bir anonim şirkette, YK’ya esas sözleşmede belirlenen kayıtlı sermaye tavanına kadar sermayeyi artırma yetkisi tanınırsa, YK sermaye artırımını, kanun ve esas sözleşme hükümleri çerçevesinde gerçekleştirebilir. Bu yetki YK’ya en çok beş yıl için tanınabilir.

Yeni TTK ile pay sahiplerinin rüçhan hakkı, koruyucu hükümler getirilerek genişletildi. Yeni TTK m. 461/2 uyarınca, pay sahibinin rüçhan hakkı, ancak haklı sebepler varsa ve en az esas sermayenin yüzde altmışının olumlu oyu ile sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir. Maddede, haklı sebepler örnekseme yolu ile sayılır: Halka arz, işletmelerin, işletme kısımlarının, iştiraklerin devralınması ve işçilerin şirkete katılmaları haklı sebep olarak kabul edilir. Yine aynı madde uyarınca, YK, rüçhan hakkının sınırlandırılmasının veya kaldırılmasının gerekçelerini, yeni payların primli ve primsiz çıkarılmasının sebeplerini ve primin nasıl hesaplandığını bir rapor ile açıklar. Bu rapor da tescil ve ilan edilir. Görüldüğü gibi, YK tarafından hazırlanacak rapor ile pay sahiplerine ilgili konu hakkında bilgi verilmesi amaçlanır. YK, yeni pay alma hakkının esaslarını bir karar ile belirler ve bu kararda pay sahiplerine söz konusu hakkın kullanılması için en az on beş günlük süre verir. Bu süre, hakkın kullanılabilmesi için elverişli bir süre olmalıdır.

İç Kaynaklardan Sermaye Artırımı

Yeni TTK, TTK döneminde kanun kapsamında yer almayan ve vergi mevzuatı çerçevesinde düzenlenmiş olan iç kaynaklardan sermaye artırımı konusunu da düzenler. Yeni TTK m. 462/1 uyarınca, esas sözleşme veya GK kararıyla ayrılmış ve belirli bir amaca özgülenmemiş yedek akçeler ile kanuni yedek akçelerin serbestçe kullanılabilen kısımları ve mevzuatın bilançoya konulmasına ve sermayeye eklenmesine izin verdiği fonlar (örneğin yeniden değerleme değer artış fonu) sermayeye dönüştürülerek sermaye iç kaynaklardan artırılabilir. Bu maddede sayılan sermayeye dönüştürülebilecek değerler, sınırlı olarak sayılmamış olup, maddede yer almayan değerler de iç kaynaklardan sermaye artırımına konu olabilir. İç kaynaklardan yapılan sermaye artırımı, işlem denetçisi tarafından denetlenir.

Yeni TTK m. 462/3, bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların bulunması hâlinde, bunların sermayeye dönüştürülmeden, sermaye taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılamayacağını emreder. Böylece, sermaye artırımının pay sahiplerine zarar verme amacı ile kullanılması engellenir. Ayrıca, sermaye artırımının tescili ile pay sahiplerinin bedelsiz payları kendiliğinden elde edecekleri düzenlenerek, iktisabın kanun uyarınca (ipso iure) gerçekleştiği açığa kavuşturuldu.

Şarta Bağlı Sermaye Artırımı

Yeni TTK’nın getirdiği önemli yeniliklerden bir diğeri de, TTK döneminde düzenlenmemiş olan şarta bağlı sermaye artırımı (“ŞBSA”) sistemini düzenlemesidir. ŞBSA, tahvil veya benzeri borçlanma araçlarının alacaklılarının şirketin pay sahiplerine dönüşmelerini amaçlayan ve bu yolla şirkete sermaye sağlayan bir sermaye artırımı şeklidir. ŞBSA’da, sermaye, ortakların yeni sermaye taahhüdü yoluyla değil, değiştirme ve alım hakkı sahiplerinin bu haklarını kullanmalarıyla gerçekleşir. Böylece, söz konusu artırım şekli, sermayenin belirli olması ilkesine istisna oluşturur.
Yeni TTK m. 463/1 uyarınca, ŞBSA’nın gerçekleştirilebilmesi için, esas sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunması ve GK’nın da yine bu yönde bir karar alması gerekir. Esas sözleşmede yer alması gereken hüküm, yapılacak tüm ŞBSA’ları kapsayacak genişlikte değil, belirli bir ŞBSA’ya ilişkin olmalıdır. ŞBSA’ya dayanak oluşturacak esas sözleşme maddesi, ŞBSA’nın itibari değeri, payların sayısı ve türleri, değiştirme veya alım hakkından yararlanabilecek gruplar gibi ayrıntıları içerir. Değiştirme ve alım haklarını kullanabilecek kişiler, şirket alacaklıları veya çalışanlarıdır.

Yeni TTK’da düzenlenen değiştirme veya alım hakkı, yenilik doğurucu bir haktır. Bunun anlamı, hak sahiplerinin tek taraflı iradeleriyle ve irade beyanının şirkete ulaşması ile değiştirme veya alım haklarını kullanabilmeleridir. Sermaye, yenilik doğurucu hakkın kullanılması ile sermaye borcunun takas veya ödeme yoluyla yerine getirildiği anda kendiliğinden artar.

Yeni TTK, istisnai nitelikte olan bu sermaye artırımı yolu için bir sınır öngörür. Yeni TTK m. 464 uyarınca, şartlı olarak artırılan sermayenin toplam itibarî değeri sermayenin yarısını aşamaz.

ŞBSA kurumunun işletilmesinde Yeni TTK, mevcut pay sahipleri ve değiştirme veya alım hakkı sahiplerini koruyucu hükümler öngörür. Yeni TTK m. 466 uyarınca, değiştirme veya alım hakkını içeren senetler ihraç edildiğinde, bunlar ilk önce mevcut pay sahiplerine önerilir. Böylece, şirketin mevcut pay sahiplerinin hak kaybına uğraması engellenir. Öte yandan, Yeni TTK m. 467 uyarınca, nama yazılı payları iktisap etme hakkını elde etmiş olan alacaklılar veya çalışanların, bu payların devrinin sınırlandırılmış olduğu gerekçesiyle, söz konusu hakları kullanmaları engellenemez. Ancak bu konu, esas sözleşmede ve izahnamede saklı tutulabilir.

Yeni TTK’nın 468 ve devamı maddeleri, ŞBSA kapsamındaki değiştirme veya alım haklarının kullanılmasına ilişkin usulü düzenler. Bu haklar, şirkete yöneltilecek bir yazılı beyan ile esas sözleşmenin ilgili hükmüne gönderme yapılarak kullanılır. Yeni payların ihracının kanuna ve esas sözleşmeye uygunluğu, işlem denetçisi tarafından denetlenir. YK, sermaye artırımı beyannamesinde, yeni çıkarılan paylara ilişkin detaylara yer verir ve esas sözleşme, YK tarafından mevcut duruma uyarlanır. Söz konusu değişiklik, YK tarafından hesap döneminin sonundan itibaren en geç 3 ay içinde ticaret siciline tescil edilir. Değiştirme ve alım haklarının kullanılmasının ardından, ilgili esas sözleşme hükmü, esas sözleşmeden çıkarılır.

Sonuç

Sermayenin artırılmasına ilişkin hükümler, Yeni TTK kapsamında önemli değişikliklere uğradı. Sermaye artırımına ilişkin kararın belirli bir sürede tescil edilmediği takdirde sermaye artırımının geçersiz olacağı düzenlenerek, sermaye artırımlarının sürüncemede bırakılması engellendi. Sermaye artırımının, işlem denetçisi tarafından denetlenecek olan işlemler kapsamında olacağı düzenlendi. İç kaynaklardan yapılan sermaye artırımı, kanun kapsamına alındı. TTK döneminde mevcut olmayan şarta bağlı sermaye artırımı kurumu, Yeni TTK ile Türk hukukuna girmiş oldu. Tüm bu yeniliklerin, sermayenin artırılmasına ilişkin esas sözleşme değişikliklerinin daha etkin bir şekilde kullanılmasını sağlayacağı kuşkusuzdur.