Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda İmtiyazlı Paylara İlişkin Yenilikler

Mayıs 2011

İmtiyazlı paylar, adi paylara oranla daha geniş haklar sağlamaları bakımından büyük önem taşır ve özel hükümler çerçevesinde düzenlenir. Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun (“Yeni TTK”) imtiyazlı paylara ilişkin hükümleri, bir yandan halen yürürlükte olan Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) uygulanması sırasında ortaya çıkan eksiklikleri giderme amacı taşır, diğer yandan kurumsal yönetim ilkesini güçlendiren düzenlemeler arasında yer alır.

Genel Olarak

Kural olarak anonim şirketlerde paylar sahiplerine eşit haklar tanır. Ancak bu kural aynı nitelikteki paylar için geçerlidir. Yoksa, paylar arasında mutlak bir eşitlik yoktur. Esas sözleşme ile pay sahipliği haklarının içerik itibariyle bazı pay veya pay grupları lehine farklılaştırılması mümkündür. Böyle bir farklılaştırma sonucu ortaya çıkan imtiyazlı paylar, imtiyazlı pay sahiplerine adi paylara oranla daha geniş haklar sağlar. İmtiyaz, kişilere değil, paylara tanınır. Kişilere tanınan üstün haklar ise, sözleşmesel bir nitelik taşır ve imtiyaz olarak nitelendirilmez.

TTK, imtiyazlı payları düzenlemekle birlikte, imtiyazlı paylara ilişkin bir tanım vermez.  TTK m. 401 hükmü, “Esas sözleşme ile bazı nevi hisse senetlerine kar payı veya tasfiye halindeki şirket mevcudunun dağıtılması vesair hususlarda imtiyaz hakları tanınabilir.” ifadesini içerir. TTK’nın bu hükmünde, paylara tanınacak imtiyazlara örnekler verilmekle birlikte, herhangi bir tanım yer almaz.

Yeni TTK m. 478/2’de imtiyaz kavramı, “kâr payı, tasfiye payı, rüçhan ve oy hakkı gibi haklarda, paya tanınan üstün bir hak veya kanunda öngörülmemiş yeni bir pay sahipliği hakkı” şeklinde tanımlanır. Böylece, imtiyaz kavramı için verilebilecek tanımların çerçevesi çizilir ve aynı terim için farklı tanımların kullanılması engellenir. İmtiyaz bir paya diğer paylara göre üstün hak verilmesi veya kanunda öngörülmeyen yeni bir pay sahipliği hakkı tanınmasıdır. Yeni TTK ile imtiyazlar bakımından sayılan örneklere, rüçhan hakkı ve oy hakkında imtiyaz da eklendi. TTK m. 401’de bu iki imtiyaz açıkça sayılmasa da, doktrin tarafından “vesair hususlar” kapsamında değerlendirilir.

İmtiyazların Esas Sözleşmeyle Tanınması

Yeni TTK uyarınca imtiyazlar, ilk esas sözleşmede öngörülebileceği gibi, esas sözleşme değişikliği yapılarak da tanınabilir. TTK m. 401 açısından, esas sözleşme değişikliği yoluyla imtiyazlı pay çıkarılıp çıkarılamayacağı, doktrinde tartışmalıdır. Yeni TTK, esas sözleşme değişikliği yoluyla da imtiyazlı pay çıkarılabileceğini açıkça belirtir. Öte yandan, Yeni TTK ile imtiyazlı payların ancak esas sözleşmede öngörülerek çıkarılabileceği ilkesi pekiştirilir.

Yeni TTK m. 421/3, imtiyazlı pay çıkarılmasına ilişkin esas sözleşme değişikliğinde ağırlaştırılmış karar nisabı öngörür. İmtiyazlı pay oluşturulmasına ilişkin esas sözleşme değişikliği kararları, sermayenin en az yüzde yetmiş beşini oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oylarıyla alınır. Söz konusu nisaba ilk toplantıda ulaşılamadığı takdirde, izleyen toplantılarda da aynı nisap aranır.  

Oyda İmtiyazlı Paylara İlişkin Düzenlemeler

Yeni TTK m. 479’da oyda imtiyazlı paylar ayrıca düzenlenir. Yeni TTK m. 479 uyarınca oyda imtiyaz, eşit itibarî değerdeki paylara farklı sayıda oy hakkı verilerek tanınabilir. Bu yolla imtiyaz tanınabileceği doktrinde tartışmasız kabul ediliyordu. Böylece doktrindeki görüş kanuna yansıtıldı. Oyda imtiyaz tanınmasının bir başka yolu da, farklı itibari değerdeki paylara eşit oy hakkı tanınmasıdır. Bu şekilde, daha düşük itibari değerde olan paylar bakımından bir imtiyaz oluşur. Ancak Yeni TTK’da, bu şekilde imtiyaz tanınmasına dair düzenleme yer almaz. Böylece Yeni TTK’nın bu yöntemle imtiyaz tanınmasını benimsemediği sonucuna varılır.

TTK’da, bir paya tanınabilecek oy hakkı bakımından herhangi bir sınırlama yoktur. Yeni TTK ise oyda imtiyaz açısından bir sınır getirir. Yeni TTK m. 479/2 uyarınca, bir paya en çok on beş oy hakkı tanınabilir.

Ancak bu sınırın da ayrık durumları vardır. Oyda imtiyaz bakımından öngörülen üst sınır, kurumlaşmanın gerektirmesi veya haklı bir sebebin ispatlanması durumunda uygulanmaz. Bu hükümle Yeni TTK’nın kurumlaşmaya verdiği önem öne çıkar. Böylece, profesyonel yöneticilere verilecek belki az sayıda ancak oyda imtiyazlı paylar aracılığıyla, özellikle aile şirketlerindeki oy gücünün dışına çıkılabilir ve profesyonelleşme sağlanabilir.

Oyda imtiyaz bakımından öngörülen üst sınırın uygulanmamasına yönelik talep, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine yöneltilir. Mahkemenin, kurumlaşma projesini veya haklı sebebi inceleyip, sınırlamanın uygulanmaması yönünde karar vermesi gerekir. Kurumlaşma projesi, ancak mahkeme kararıyla değiştirilebilir. Yeni TTK ayrıca, kurumlaşmanın gerçekleşmeyeceğinin anlaşıldığı veya haklı sebebin ortadan kalktığı hâllerde sınırlamanın uygulanmaması yönündeki kararın, mahkeme tarafından geri alınabileceğini öngörür.  Böylece, sayılan sebeplerin ortadan kalkmasına rağmen sınırın uygulanmaması yönündeki kötü niyetli uygulamalar önlenebilir.

Yeni TTK m. 479/3’de oyda imtiyazın kullanılamayacağı kararlar sayılır. Bu kararlar; esas sözleşme değişikliği, işlem denetçilerinin seçimi ve ibra ve sorumluluk davası açılması yönündeki kararlardır. Bu kararlar, içerikleri gereği önem arz eden kararlar olmalarının yanı sıra, şirketlerde hâkimiyet kurulmasına yol açabilecek niteliktedir. Yeni TTK’daki bu düzenleme, oyda imtiyaz kavramının, şirketlerde hâkimiyet kurulmasına yol açabilecek şekilde kullanılmasını engelleme amacı taşır.

Belirli Grupların Yönetim Kurulunda Temsil Edilmesi

Yönetim Kuruluna (“YK”) aday gösterme hakkı, TTK m. 401’de açıkça öngörülmese dahi, doktrin tarafından “vesair hususlarda imtiyaz” kapsamında kabul edilirdi. Yeni TTK m. 360 uyarınca, esas sözleşmede öngörülmek şartı ile (a) belirli pay gruplarına; (b) özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve (c) azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabilir. Bu yeni düzenlemeyle YK’da temsil edilme hakkı gerçekte sadece paya tanınan bir imtiyaz olmanın ötesinde Yeni TTK m. 478’e ayrık bir düzenleme oluşturacak şekilde daha geniş bir çerçeveye oturtuldu. Zira bu hak hem pay sahibi gruplarına, hem azlığa, hem de pay gruplarına tanındı. Bu grupların belirlenebilir olması yeterlidir. Söz konusu hak, her paya değil, belirli pay sahipleri grupları, belirli pay grupları ve azlığa bir bütün olarak tanınır. TTK’da bu tür bir ayrık uygulama yer almaz. Ancak, Yargıtay’ın uzun süreden beri uygulanan yerleşik içtihadı, “grup imtiyazı”nın tanınması yönündedir.

İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu

Yeni TTK m. 454,  TTK’ya paralel olarak, genel kurulun (“GK”) imtiyazlı  pay sahiplerinin haklarını ihlal  edecek nitelikte bazı kararlarının pay sahiplerinin yapacakları özel bir toplantıda alacakları bir kararla onanmadıkça uygulanamayacağını düzenler. Bu kararlar, esas sözleşmenin değiştirilmesi kararı, YK’ya sermayenin arttırılması konusunda yetki verilmesine dair karar ve YK’nın sermayenin arttırılmasına ilişkin kararıdır. Söz konusu kararlar, imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunda (“İPSÖK”) onaylanmadıkça uygulanamaz.

Yeni TTK ile, TTK çerçevesinde ortaya çıkan birçok boşluk dolduruldu. Yeni TTK, İPSÖK toplantısına çağrının, YK tarafından yapılacağını açıklığa kavuşturdu. Öte yandan, YK’nın çağrı süresinin sona ermesine rağmen İPSÖK’nun toplantıya çağırılmaması tehlikesine karşı her imtiyazlı pay sahibine İPSÖK’yı toplantıya çağırmak üzere yetkili mahkemeden talepte bulunma hakkı verildi.

Yeni TTK m. 454/3’te, İPSÖK’nın toplantı ve karar yeter sayıları düzenlendi. TTK’da, İPSÖK’nın toplantı ve karar yeter sayıları ayrıca belirtilmez ve esas sözleşme değişikliklerine ilişkin toplantı ve karar yeter sayılarını düzenleyen m. 388’e atıf yapılır. TTK m. 390’da esas sermayenin arttırılmasına ilişkin GK kararının onaylanması için toplanacak İPSÖK’nın toplantı ve karar yeter sayıları açısından TTK m. 388’e gönderme atıf yapılmaması, tartışmalara yol açmaktaydı. Yeni TTK ile tüm bu sorunlar açıklığa kavuşturuldu.

Yeni TTK m. 454/4 uyarınca GK’da, imtiyazlı payların sahip veya temsilcileri, esas sözleşmenin değiştirilmesine, üçüncü fıkrada öngörülen toplantı ve karar nisabına uygun olarak olumlu oy vermişlerse ayrıca özel toplantı yapılmaz. TTK, bu konuda herhangi bir düzenleme içermediğinden konu doktrinde tartışmalıydı. Yeni TTK m. 454/4 hükmüyle bu tartışmalar da çözüme kavuşturuldu.

Yeni TTK m. 454/7 ile İPSÖK kararları aleyhine iptal davası açılabileceği düzenlendi. TTK’da bu konuda herhangi bir hüküm yoktur, ancak doktrinde GK kararlarının iptaline ilişkin TTK m. 381 hükmünün kıyasen İPSÖK kararlarının iptaline de uygulanacağı kabul edilir. Yeni TTK m. 454/7 uyarınca YK, İPSÖK’nın onaylamama kararı aleyhine, karar tarihinden itibaren bir ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilir. Davada, GK kararının tescili de talep edilir. Bu düzenlemeyle imtiyazlı pay sahiplerinin kendilerine tanınan hakkı kötüye kullanmalarını engellemek amaçlanmıştır.

Sonuç

Yeni TTK ile imtiyazlı pay kavramı, paya tanınan üstün bir hak veya kanunda öngörülmeyen yeni bir pay sahipliği hakkı olarak tanımlandı. Oyda imtiyaz sınırlandırılarak, bu imtiyazın keyfi bir biçimde kullanılması önlendi. Ancak ayrık durumlar da belirtilerek özellikle kurumlaşma gereği ve mahkeme kararıyla sınırlamadan vazgeçilebileceği öngörüldü. Yönetim Kurulunda temsil edilme hakkı belirli pay gruplarına ve azlığa da tanınan bir imtiyaz olarak, ayrı bir maddede düzenlendi. Böylece doktrin ve Yargıtay tarafından benimsenen grup imtiyazı kavramı kanuna da taşındı. İmtiyazlı pay sahipleri özel kuruluna ilişkin hükümler geliştirilerek, tartışmalı konular açıklığa kavuşturuldu.

Tüm bu yeni düzenlemelerle gerek pratik gerek teorik açıdan çok önemli olan imtiyazlı paylar daha ayrıntılı düzenlemelere kavuştu. Uygulamada görülen aksaklıklar giderilerek tartışmalı konulara yasal düzenlemeler getirildi.