Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda “Şirketler Topluluğu”

Mayıs 2011

Şirketler topluluğuna ilişkin düzenlemeler, 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu’nu (“YTK”) ile şirketler hukuku kapsamında getirilen en önemli yeniliklerindendir. YTK’nın şirketler topluluğuna ilişkin düzenlemeleri m. 195-209 arasında yer almaktadır.

Şirketler Topluluğunun Temel Kavramı: Hâkimiyet

YTK m. 195, şirketler topluluğunun varlığını “hâkimiyet” kavramına bağlamaktadır. Buna göre, şirketler topluluğundan bahsedebilmemiz için aralarında hâkimiyet ilişkisi olan asgari iki şirket mevcut olmalıdır.

Hâkimiyet kavramı, doktrinde, bir şirketin yatırım, işletme ve finansman politikalarını belirleme ve kontrol etme gücü olarak tanımlanmaktadır.[i] Hâkimiyet ilişkisi doğrudan veya dolaylı olabilir.

YTK m. 195/4-5 uyarınca topluluk, ana şirket(ler), yavru şirket(ler) ve var ise tepedeki teşebbüsten oluşmaktadır.

YTK hâkimiyet kavramına ilişkin bir tanım içermese de, hâkimiyet ilişkisinin tespiti bakımından “kontrol” ölçütü çerçevesinde hâkimiyet vasıtalarını düzenlemiştir. YTK m. 195/1 ile düzenlenen hâkimiyet vasıtaları; pay sahipliği yolu ile hâkimiyet,  sözleşme yolu ile hâkimiyet ve diğer yollardan hâkimiyet olarak üç ayrı başlık altında sınıflandırılabilir.

Pay sahipliği yoluyla hâkimiyet, (i) kendi payları ile oy haklarının çoğunluğuna sahip olma, (ii) şirket sözleşmesi uyarınca yönetim organında karar alabilecek sayıda üyeyi seçtirebilme gücü, (iii) bir sözleşmeye dayalı olarak tek başına veya diğer ortaklarla birlikte oy haklarının çoğunluğuna sahip olma olarak üç ayrı kategori olarak belirlenmiştir.

Sözleşme yolu ile hâkimiyet, YTK m. 195’in gerekçesinde borçlar hukuku bağlamında hâkimiyet sözleşmeleri ile kurulan hâkimiyet ilişkisi olarak ifade edilmiştir. Hâkimiyet sözleşmesi, hissedarlık sözleşmelerinden farklı olarak, bir şirketin ortakları arasında değil hâkim şirket ve bağlı şirket arasında yapılan sözleşme niteliğindedir. YTK m. 198/3 uyarınca hâkimiyet sözleşmelerinin geçerli olabilmesi için ticaret siciline tescil ve ilan şarttır.

YTK m. 195/1, hâkimiyet hallerini sınırlandırmamış ve bir şirketin diğer bir şirketi her hangi bir yoldan hâkimiyet altında tutması halinde de hâkimiyet ilişkisinin varlığının kabul edileceğini belirtmiştir.

Yukarıdakilere ek olarak, m. 195/2 ile kanuni bir karine öngörülmüştür. Buna göre, bir şirketin diğer bir şirketin paylarının çoğunluğuna veya karar alabilecek miktarda payına sahip olması durumunda, aksi ispatlanmadığı sürece, hâkimiyetin varlığı kabul edilmelidir.

Bildirim, Tescil ve İlan Yükümlülükleri

YTK, şirketler topluluğu düzenlemeleri çerçevesinde, Sermaye Piyasası mevzuatı çerçevesinde halka açık şirketler bakımından öngörülmüş olan belirli eşiklerin üzerinde pay sahipliğine ilişkin bildirimlere benzer nitelikte bir bildirim yükümlülüğü getirmektedir. YTK m. 198 uyarınca, bir teşebbüsün, bir sermaye şirketinin sermayesinin, doğrudan veya dolaylı olarak, yüzde 5, 10, 20, 25, 33, 50, 67, 100’ünü temsil eden miktarda paylarına sahip olması veya paylarının bu yüzdelerin altına düşmesi halinde; teşebbüs, durumu söz konusu işlemlerin tamamlanmasını izleyen on gün içinde, söz konusu sermaye şirketine ve yetkili makamlara bildirmekle yükümlüdür. Payların yukarıda belirtilen oranlarda kazanılması veya elden çıkarılması, yıllık faaliyet ve denetleme raporlarında ayrı bir başlık altında açıklanır ve sermaye şirketinin internet sitesinde ilan edilir.

Ayrıca, teşebbüsün ve sermaye şirketinin yönetim kurulu üyeleri ile diğer yöneticileri için de belirli bildirim yükümlülükleri düzenlenmiştir.

YTK m. 198 uyarınca, tescil ve ilan yükümlülüğü yerine getirilmediği sürece, ilgili paylara ait oy hakkı dâhil, diğer haklar donar.

Raporlama Yükümlülükleri, Bilgi Alma Hakkı ve Özel Denetim

Hâkim şirket, bağlı şirket ve topluluğa mensup diğer şirketler bakımından raporlama yükümlülükleri ile bilgi alma hakları YTK m. 199 ve 200 ile düzenlenmektedir. Genel olarak işbu maddeler, bağlı şirketin yönetim kurulu üyelerine raporlama yükümlülüğü getirirken, hâkim şirketin yönetim kurulu üyeleri ile pay sahiplerine ve bağlı şirket pay sahiplerine, bilgi alma hakkı tanımaktadır.

Ayrıca, YTK m. 207 uyarınca, denetçilerin veya özel komitelerin görüşleri uyarınca belli hallerde, pay sahiplerinin mahkemeden özel denetçi atanmasını talep hakkı düzenlenmiştir.

Hâkimiyetin Hukuka Aykırı Kullanılması ve Buna Bağlanan Sonuçlar

Bir şirketin, diğer bir şirket üzerinde hâkimiyeti veya bu hâkimiyeti kullanması başlı başına hukuka aykırı değildir. YTK m. 202, hâkimiyetin kullanımına ilişkin olarak, yönetim kurulu tarafından gerçekleştirilen işlemler ve genel kurulda alınan önemli kararlar sonucu olmak üzere iki farklı kategori hukuka aykırılık düzenlemektedir. Söz konusu hukuka aykırılık halleri, hâkim şirketin sorumluluğunu doğurmaktadır.

İşbu sorumluluk sebepleri dışında, hâkim şirketin, YTK m. 209 çerçevesinde düzenlenmiş olan güvenden kaynaklanan sorumluluğu mevcuttur.

Yönetimden Doğan Sorumluluk

YTK m. 202/1 ile düzenlenen bu ilk kategori, yönetim kurulunun yetkisine giren, bağlı şirketin kayba uğratılmasına yol açan ve yönetim kurulunun özen borcunun ihlalini oluşturabilecek belli işlem ve fiilleri kapsamaktadır.

Buna göre, hâkim şirket, hâkimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde kullanamaz. Buradaki kayıp kavramı, hem şirket malvarlığının veya karlılığının azaltılmasını hem de riske sokulmasını kapsamaktadır. Dolayısıyla yalnızca aktüel zararlar değil bu yönde doğabilecek riskler de kayıp olarak tanımlanmıştır. YTK m. 202/1 kapsamında özellikle bu sonucu doğurabilecek bazı işlem ve kararlar tahdidi olmaksızın sayılmış ve bağlı şirketin bu işlemlerden kaynaklanan kaybı, o faaliyet yılı içinde fiilen denkleştirilmeden veya kaybın nasıl ve ne zaman denkleştirileceği belirtilmek suretiyle en geç o faaliyet yılı sonuna kadar, bağlı şirkete denk değerde bir istem hakkı tanınmadan, bu işlemlere yönlendirilmesi hukuka aykırı olarak kabul edilmiştir. Bağlı şirketin, iş, varlık, fon, personel, alacak ve borç devri gibi hukuki işlemler yapmaya; kârını azaltmaya ya da aktarmaya; malvarlığı haklarını sınırlandırmaya; kefalet, garanti gibi sorumluluklar yüklenmeye; verimliliğini ya da faaliyetini olumsuz etkileyen kararlar almaya yöneltilmesi madde kapsamında verilen örneklerden bazılarıdır.

Denkleştirmenin faaliyet yılı içinde fiilen yerine getirilmemesi veya süresi içinde kayba denk bir istem hakkı tanınmaması halinde, bağlı şirketin pay sahipleri veya alacaklılar, hâkim şirketten ve sorumlu yönetim kurulu üyelerinden bağlı şirketin zararının bağlı şirkete ödenmesini isteyebilecektir. Dava pay sahiplerince açılmış ise, hâkim istem üzerine veya hakkaniyet gereği, tazminat yerine davacı pay sahiplerinin paylarının hâkim şirket tarafından satın alınmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözüme hükmedebilir. Bağlı şirket pay sahiplerine tanınan paylarının satın alınmasını mahkeme önünde talep hakkı, şirketler topluluğu çerçevesinde düzenlenen önemli bir çıkma hakkıdır.

Sorumluluk ancak özen borcunun gereği gibi yerine getirilmemesi halinde doğar. Buradaki özen ölçütü, kayba sebebiyet veren işlemin, benzer koşullar altında, şirket menfaatlerini gözeten ve tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket eden bağımsız bir şirket yönetim kurulu üyelerinin göstereceği özendir. Bu oranda özen gösterildiğinin ispatı halinde sorumluluk doğmayacaktır.

Pay sahiplerinin ve alacaklıların açabileceği bu davaya, kıyas yoluyla YTK’nın anonim şirketlere ilişkin hukuki sorumluluk hükümleri kapsamında düzenlenen teselsül, zamanaşımı gibi bazı maddelerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

Merkezi yurt dışında bulunan hâkim teşebbüsler bakımından, bu dava bağlı şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde açılabilir.

Önemli Kararlardan Sorumluluk

YTK m. 202/2 ile düzenlenen ikinci kategori, bağlı şirketin genel kurulunda alınan yapısal nitelik ve önemdeki kararları kapsamaktadır. Burada hukuka aykırılığa sebep olan, bu kararların hâkimiyet kullanılarak alınmış olması ve bağlı şirket bakımından açıkça anlaşılabilir nitelikte haklı bir sebebin olmamasıdır.[ii]

YTK m. 202/2 kapsamında da özellikle belirtildiği şekilde açık haklı bir sebep olmaksızın hâkimiyet kullanılarak alınan ve dolayısıyla hukuka aykırılık oluşturan bazı kararlar tahdidi olmaksızın sayılmıştır. Bunlar birleşme, bölünme, tür değiştirme, fesih, menkul kıymet çıkarılması ve önemli esas sözleşme değişikliği gibi işlemlere ilişkin kararlardır.

Bu fıkra kapsamına giren hukuka aykırılık hallerinde, hâkim şirkete karşı, dava açma hakkı yalnızca genel kurul kararına red oyu verip tutanağa geçirten veya yönetim kurulunun bu ve benzeri konulardaki kararlarına yazılı olarak itiraz eden pay sahiplerine verilmiştir. Bu pay sahipleri hâkim teşebbüsten, zararlarının tazminini veya paylarının kanunda düzenlenen şekilde belirlenecek değerler üzerinden satın alınmasını talep edebilirler. Bu dava, genel kurul kararının verildiği veya yönetim kurulu kararının ilan edildiği tarihten başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.

Güvenden Doğan Sorumluluk

YTK m. 209 uyarınca, hâkim şirket, topluluk itibarının, topluma veya tüketiciye güven veren bir düzeye ulaştığı hâllerde, bu itibarın kullanılmasının uyandırdığı güvenden sorumludur.

Burada düzenlenen sorumluluk bağlı şirket ile ticari ilişki içerisinde olan taraflara karşıdır. Üçüncü kişi tarafından bağlı şirket ile yapılan işlem, özellikle topluluk itibarının o işlem bakımından etkili şekilde kullanılması ve güven yaratılması sonucu gerçekleşmiş olmalıdır.

Burada soyut bir güven koruması söz konusu değildir. Bir kusur sorumluluğu mevcuttur ve her bir somut olayda, hâkim şirket itibarının kullanılıp kullanılmadığı ve ne şekilde kullanıldığı tespit edilecektir.[iii] Burada “itibar kullanımı” oldukça dar yorumlanmalı ve bizatihi topluluğa mensubiyete sorumluluk yüklenmemelidir.

Özellikli Haller

Karşılıklı İştirak Hali

Şirketler topluluğu düzenlemeleri kapsamında, hâkimiyet vasıtalarının yanı sıra, YTK m. 197 kapsamında karşılıklı iştirak hali ayrıca tanımlanmıştır. Buna göre, birbirlerinin paylarının en az dörtte birine sahip şirketler karşılıklı iştirak durumundadır.

YTK m. 201 uyarınca, karşılıklı iştirak ilişkisini bilerek kuran sermaye şirketleri, iştirak konusu olan paylardan doğan toplam oyları ile diğer pay sahipliği haklarının sadece dörtte birini kullanabilir ve diğer tüm pay sahipliği hakları donar. Bu doğrultuda, söz konusu paylar toplantı ve karar nisabının hesaplanmasında dikkate alınmayacaktır. Ancak bu sınırlama, bağlı şirketin hâkim şirketin paylarını iktisap etmesi veya her iki şirketin birbirlerine hâkim olması hâlinde uygulanmaz.

Tam Hâkimiyet Hali

Tam hâkimiyet, bir ticaret şirketinin bir sermaye şirketinin paylarının ve oy haklarının doğrudan veya dolaylı olarak yüzde yüzüne sahip olması olarak tanımlanmaktadır.

YTK m. 203 uyarınca, hâkim şirketin yönetim kurulu, topluluğun belirlenmiş ve somut politikalarının gereği olmak şartıyla, kaybına sebep olabilecek sonuçlar doğurabilecek nitelik taşısalar bile, bağlı şirkete talimat verebilir. Bağlı şirketin organları talimata uymak zorundadır. Ancak bu durumda dahi, YTK m. 204 gereğince, bağlı şirketin ödeme gücünü açıkça aşan, varlığını tehlikeye düşürebilecek olan veya önemli varlıklarını kaybetmesine yol açabilecek nitelik taşıyan talimat verilemez.

Bağlı şirketin yönetim kurulu üyeleri, yöneticileri işbu kapsamda verilen talimatlara uymaları nedeniyle, şirkete ve pay sahiplerine karşı sorumlu tutulamazlar.

YTK m. 206 uyarınca, hâkim şirket ve yöneticilerinin m. 203 çerçevesinde verdikleri talimatlar dolayısıyla bağlı şirkette oluşan kayıp, o hesap yılı içinde denkleştirilmediği veya zamanı ve şekli de belirtilerek şirkete denk bir istem hakkı tanınmadığı takdirde, zarara uğrayan alacaklılar hâkim şirkete ve onun kayıptan sorumlu yönetim kurulu üyelerine karşı tazminat davası açabileceklerdir. Ancak, bu madde gereğince, bazı koşullarda, denkleştirme yapılmadığını bilerek alacak ilişkisine giren alacaklının dava hakkı yoktur.

Hâkim Şirketin Satın Alma Hakkı

YTK m. 208 uyarınca, hâkim şirket, doğrudan veya dolaylı olarak bağlı şirketin paylarının ve oy haklarının en az yüzde doksanına sahipse ve azlık şirketin çalışmasını engelliyor, dürüstlük kuralına aykırı davranıyor, fark edilir sıkıntı yaratıyor veya pervasızca hareket ediyorsa, hâkim şirket, azlığın paylarını kanunda belirtilen değerler üzerinden satın alabilir. Bu hak yenilik doğurucu bir dava ile mahkeme önünde ileri sürülecektir.

Sonuç

Şirketler topluluğunda en önemli özelliklerden biri, bağlı şirketlerin bağımsız bir şekilde hareket edememesi, topluluk menfaatleri uyarınca hâkim şirketin talimatları ile bağlı olmalarıdır. Dolayısıyla, YTK ile bağlı şirketin bağımsız bir varlık olarak algılanmasının önüne geçilerek, yeni sorumluluk esasları düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerin amacı, hâkimiyet altındaki şirket (yavru şirket) ile bağlı bulunduğu topluluk şirketleri ve hâkim şirket (ana şirket) arasındaki menfaatler dengesinin kurulması ve topluluk menfaati çerçevesinde verilen talimatlar uyarınca gerçekleştirdiği eylem ve işlemler bakımından yavru şirketin, pay sahiplerinin, yöneticilerinin ve bazı hallerde alacaklılarının üzerinde doğan olumsuz sonuçların önlenmesi ve giderilmesidir.

Ancak, bu düzenlemelere başvurulurken, sorumluluk esaslarının soyut şekilde algılanmasından, genelleştirilmesinden ve her durumda hâkim şirketin hedef alınmasından kaçınılmalıdır.

[i]OKUTAN NILSSON, Gül, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’na göre Şirketler Topluluğu Hukuku, 1. Baskı, İstanbul, 2009, s. 98

[ii] Okutan Nilsson, s. 225.

[iii] Gerekçe, m 209.