Yeni Yılda Yeni Türk Ticaret Kanunu Kabul Edildi

Ocak 2011

1957 yılında yürürlüğe giren ve elli yılı aşkın bir süredir, yapısal bir değişiklik geçirmeden uygulanan Türk Ticaret Kanunu’nun (bundan böyle “TTK” olarak anılacaktır) yerine Türk Ticaret Kanunu Tasarısı (bundan böyle “Yeni TTK” olarak anılacaktır) Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 14 Ocak 2011 tarihinde kabul edildi. Yeni TTK, 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girecek. Böylece TTK’ya göre oldukça önemli yenilikler içeren Yeni TTK’ya uyum sağlayabilmeleri için şirket ile tacirlere yaklaşık bir buçuk yıllık bir geçiş süreci tanındı.

Neden yeni bir TTK’na gerek duyuldu? Gerekçeler birkaç ana başlık altında toplanabilir:

  • Üyelik müzakerelerini sürdürdüğümüz Avrupa Birliği’ne uyum gereksinimi ve AB Müktesebatı’nın (acquis communautaire) Türk hukukuna aktarılması gerekliliği;
  • Mevcut TTK’nın şirketlerin şeffaflık, kurumsallık, denetim ve hesap verme açılarından yetersiz kalması, deniz ticareti hükümlerinin uluslararası sözleşmeleri yansıtmaması ve bugünün gereksinimlerine cevap vermemesi; TTK’nın yürürlüğe girdiği günden beri sigorta hükümlerinde görülen eksiklikler ve aksaklıklar;
  • Son elli yılda bilişim sektöründe ve şirket yapılanmalarında görülen değişikliklerin yansıtılması gereği (internet üzerinden genel kurula katılma, şirket bilgilerinin internette yayınlanması, tek kişilik şirket, profesyonel yönetim kurulu, grup şirketleri, konsolide ve tekdüzen hesaplar, dış denetim, vb);
  • Yeni Kanunlarla uyum gerekliliği (Türk Medeni Kanunu, Türk Ceza Kanunu, İcra ve İflas Kanunu’nun kimi hükümleri, Kabahatler Kanunu, vb).

Kuşkusuz yeni bir TTK hazırlanması kararı tartışmasız olmadı. Uygulamada ve doktrinde TTK’nın toptan bir yana bırakılmasına karşı çıkıldı, mevcut Kanunun üzerinde çalışılması önerildi. Ancak Adalet Bakanlığı tarafından görevlendirilen Komisyon daha kökten bir çözümü benimsedi ve tıpkı 1957’de olduğu gibi, reformcu yanı öne çıkan bir Kanun hazırlamaya karar verdi.

Yeni TTK’yı hazırlayan Bilim Komisyonu Adalet Bakanlığı tarafından üniversite öğretim üyelerinden, Yüksek Yargı üyesi hakimlerden, STK ve çeşitli resmi kurum temsilcilerinden oluşturuldu. İlk toplantısını 10 Şubat 2000 tarihinde yapan Komisyon, Başkanlığa Prof. Dr. Ünal Tekinalp’i getirdi. Beş yılı aşan çalışma döneminde toplam 631 oturum gerçekleştirdi. Tasarı Şubat 2005’den itibaren kamuoyu ile paylaşıldı, ilgili tüm kurum ve kuruluşların görüşleri alındı ve tartışıldı.

Tasarı Haziran 2005 tarihinde Başbakanlık’a sunuldu ve oradan da Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na gönderildi. Meclis’in Adalet Komisyonu’nda tartışılan ve bazı küçük değişikliklerle kabul edilen Tasarı, 14 Ocak 2011 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi.

TTK, Ticari İşletme, Ticaret Şirketleri, Kıymetli Evrak, Deniz Ticareti ve Sigorta Hukuku başlıklarını taşıyan beş kitaptan oluşur. Yeni TTK tüm bu kitaplarda çok köklü değişiklikler ve yenilikler getiriyor. İşte bu değişiklikler ve yeniliklerin ana hatları:

Ticari İşletme Kitabı

Ticari işletme kavramı tanımlandı ve somutlaştırıldı. Kavram Ticari İşletme Kitabının merkezi olmayı sürdürüyor.

Ticaret sicili daha saydam ve merkezi hale getirildi, bir bilgi bankası kurulması öngörüldü, Devletin sicil kayıtlarından doğan sorumluluğu benimsendi ve sicilin olumlu işlevi daha ayrıntılı düzenlendi.

Haksız rekabet hükümleri İsviçre hukuku temel alınarak çok köklü değiştirildi. Haksız rekabet oluşturan eylemler listesi zenginleştirildi, genel işlem şartları kapsama alındı. Haksız rekabetten kaynaklanan sorumluluk, fikri haklar hukukuyla uyumlu hale getirildi.

Acentelerin, denkleştirme talebi ilk defa düzenlendi.

Hukukumuzda çok yerleşik olan ancak dünya uygulamasıyla örtüşmeyen ticarî defterlerle ispat kurumu kaldırıldı. Ticari defterlerin takdiri delil olma niteliği ise devam ediyor.

Eskiyen ve uygulanma yeteneğini yitiren ticari işler tellallığı ise, 11 Ocak 2011 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen Borçlar Kanunu Tasarı’sında düzenlendiği de dikkate alınarak, tümüyle Kanundan çıkarıldı.

Ticaret Şirketleri Kitabı

En köklü değişiklikler bu Kitapta yapıldı. Genel hükümlere ilişkin olarak, Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) Yönergesi de dikkate alınarak “ultra vires” (şirketlerin konuları dışında yaptıkları işlemlerin geçersiz olması) ilkesi terk edildi. Ticaret şirketlerine sermaye olarak konabilecek yeni değerler (elektronik ortamlar, alanlar, adlar, işaretler) benimsendi.

Şirketlerin birleşmeleri, bölünmeleri, tür değiştirmeleri Avrupa Topluluğu (AT) yönergelerine uygun olarak ayrıntılı şekilde düzenlendi. Hem işlemler basitleştirilerek daha şeffaf ve güvenli hale getirildi, hem de alacaklılar ve diğer hak sahipleri korundu.

Şirketler topluluğu terimi altında bağlı işletmeler hukuku düzenlendi. İlk defa ana ve yavru şirket arasındaki ilişkiler şeffaflık, hesap verilebilirlik ve menfaatler dengesi temeline oturtuldu.

Kollektif ve komandit şirketler hakkında önemli değişiklikler yapılmadı.

Anonim şirketler neredeyse tamamen ve yeniden kaleme alındı. Hem sisteme ve kurumlara yönelik değişiklikler yapıldı, hem de madde içerikleri değiştirildi. Sisteme ve kurumlara yönelik yenilikler özellikle şunlardır:

  • Anonim şirketlerin kuruluşu yeniden düzenlendi, tedrici kuruluş kaldırıldı. Etkin ve şeffaf bir denetim getirildi ve fesih davası yeniden düzenlendi.
  • Tek kişilik anonim şirket (ve limited şirket) kabul edildi. Böylece uygulamada önemli bir gereksinim karşılandı.
  • Anonim şirketler açısından doktrinde benimsenen kimi temel ilkeler (eşit işleme tabi olma, pay sahiplerinin şirkete borçlanmaları yasağı) ilk defa Kanuna girdi.
  • Şirketin kendi hisselerini alması daha esnek, liberal ve hisseleri borsada işlem gören şirketlere “pazar yapıcılığı” olanağı veren bir düzene oturtuldu.
  • Yönetim kurulu daha şeffaf bir yapıya bağlandı, yürütme yetkisi olan ve olmayan (executive/non-executive) üyeler ayrımı benimsendi, örgütlenme yönetmeliği ve bu yönetmeliğe uygun olarak yönetimin kısmen veya tamamen profesyonellere bırakılması öngörüldü.
  • Kurumsal yönetim ilkelerine uygun olarak ilk defa risklerin erken teşhisi ve yönetimi komitesi öngörüldü ve borsaya kayıtlı şirketler açısından zorunlu hale geldi.
  • Denetleme açısından daha şeffaf ve etkin bir sistem oluşturuldu. Denetçiler kaldırıldı. Şirketlerin denetimi bağımsız denetim kuruluşlarına veya küçük anonim şirketlerde serbest yeminli müşavire veya yeminli serbest muhasebeciye bırakıldı. Ayrıca bazı işlemler için (sermayenin artırılması/azaltılması, bölünme, birleşme, tür değiştirme, menkul değer ihracı, vb) işlem denetçisi sistemi geliştirildi.
  • Finansal raporlama açısından, Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS) ile özdeş niteliğe sahip Türkiye Muhasebe Standartları’na uyulması benimsendi.
  • Pay sahiplerinin konumu güçlendi (pay sahipliği hakları genişletildi, yeni dava hakları tanındı, hakların kullanımı daha kolay ve etkin hale getirildi, şeffaflığa önem verildi, oyda imtiyaz sınırlandı, bağlam sistemi keyfilikten kurtarıldı, bildirim yükümleri öngörüldü, bazı konularda yönetim kuruluna rapor verme zorunluluğu getirildi, vb).
  • Azınlık haklarında iyileştirmeler yapıldı (gündeme bağlılık ilkesine istisnalar getirildi, özel denetçiye ilişkin sistem güçlendirildi, yeni azlık hakları -örneğin şirketin feshini isteme- düzenlendi).
  • Pay sahiplerinin şirketten çıkarılması (squeeze out) ilk defa yasal temele oturtuldu.

Türk uygulamasında yaygın bir yeri olan limited şirketlerde yapılan yenilikler daha sınırlı, ancak o ölçüde önemlidir:

  • Bir ortağın birden çok payı olmasına izin verildi ve payların nama yazılı senede bağlanması benimsendi.
  • Pay devrine ilişkin sistem sadeleştirildi ve daha etkin hale getirildi.
  • Pay sahibinin şirketten çıkması ve çıkarılması şirketin varlığını sürdürebilmesi ekseninde düzenlendi.
  • Ortaklar kurulu ile yönetim arasındaki görev ve yetki farklılığı daha belirgin hale getirildi ve seçilmiş yönetim ilkesi benimsendi.
  • Denetim konusunda anonim şirketler için getirilen düzenlemeler benimsendi.

Kıymetli Evrak Kitabı

Basit çeviri yanlışlarının düzeltilmesi ve çelişkilerin giderilmesi dışında köklü değişiklik yapılmadı, ancak uygulamada çok kötüye kullanılan rıza dışı elden çıkan çekin ödenmesinin yasaklanması kurumu kaldırıldı.

Taşıma İşleri Kitabı

TTK’da Kıymetli Evrak Kitabında yer alan taşıma hükümleri ayrı bir Kitap halinde Yeni TTK’ya girdi. Taşıma hükümleri CMR esas alınarak düzenlendi.

Deniz Ticareti Kitabı

Şirketler hukuku gibi köklü değişiklikler yapılan başka bir alan deniz ticareti hukukudur. Bu kapsamda mevcut kurumlar ve hükümler yenilendi, bazı yeni kurumlar ve hükümler eklendi ve eskiyen hükümler ayıklandı. Temel ilkeler özetle şöyledir:

  • Türkiye’nin de taraf olduğu pek çok uluslararası sözleşmeye uyum sağlanması amacıyla bu sözleşmelerin hükümleri Yeni TTK’ya yansıtıldı.
  • Mevcut düzenlemedeki sistematik eksiklikler giderildi ve yeni hükümler bilimsel bir sistematiğe bağlandı.
  • İşlevini yitiren veya güncelliği kalmayan pek çok hüküm ayıklandı, bu arada 1940’ların Incoterms’lerinden esinlenen ancak günümüz gereklerine cevap vermeyen denizaşırı satışlara ilişkin hükümler de çıkarıldı.

Sigorta Hukuku Kitabı

Çok köklü değişiklikler yapılan bir başka Kitap da Sigorta Hukuku Kitabıdır. Zira mevcut sigorta hükümleri uluslararası uygulamaları ve öğretiyi karşılamaktan uzaktı.

  • Tüm hükümler bilimsel bir sistematiğe bağlandı.
  • Sigorta sözleşmelerine ilişkin genel hükümler genişletildi, tüm sigorta türlerini kapsayacak bir zemine oturtuldu ve kavramlar tanımlandı.
  • Sigortacıya ve acentesine, sözleşmenin kurulmasından önce ve sözleşme süresince sigortalıyı bilgilendirme ve aydınlatma yükümü getirildi.
  • Yangın, tarım veya hırsızlık gibi özel sigorta türleri, sigorta hukukunun dinamik ve gelişen yapısı dikkate alınarak özel olarak düzenlenmedi, her sigorta türüne uygun genel nitelikte hükümlerle yetinildi.
  • Mevcut Kanunda yer almayan ancak geniş bir uygulaması bulunan ve günümüz sigortacılığında çok önemli işlevleri olan sorumluluk sigortaları düzenlendi.
  • Can sigortaları, bu alanda geliştirilen yeni ürünlere ve uygulamadaki gereksinimlere göre yeniden düzenlendi.

Sonuç

Yeni TTK’nın Türk hukuk hayatına çok köklü değişiklikler getirdiği kuşkusuzdur. Özellikle şirketler, deniz ticaret ve sigorta hukuklarında yapılan değişikler ve getirilen yenilikler ezber bozacak niteliktedir. Her kanun gibi Yeni TTK’nın da eksiklikleri ve daha da geliştirilmesi gereken yönleri olabilir. Bu yönler anlayışla karşılanmalı ve zaman içinde uygulama da gözetilerek eksiklikler giderilmelidir. Ayrıca önümüzdeki elli yılın kanunu niteliğindeki bu düzenlemelerin benimsenmesi ve uygulanması da zaman alacaktır. Var olan alışkanlıklardan kurtulmak kolay olmayabilir. Ancak uzunca bir geçiş süresi öngörülmesi, kanunun yürürlüğe girmesi anına kadar ilgililere hazırlanmak olanağı tanıyacaktır.  Sonuçta Yeni TTK’a ısrarla ve kararlılıkla sahip çıkmak gerektiğine inanıyorum.