Ercüment Erdem Av. Özgür Kocabaşoğlu

Yönetim Kurulunda Temsil Edilme İmtiyazı

Mayıs 2019

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 360’ncı maddesi hükmü ile anonim şirketlere, esas sözleşmelerinde düzenleme bulunması kaydıyla, belirli pay gruplarına, özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınmasına imkân verir. TTK’nın 360’ncı maddesi uyarınca atanacak yönetim kurulu üyeleri ile diğer seçilen üyeler arasında hak ve borçlar açısından bir farklılık bulunur. Belirli pay grupları tarafından önerilen üyeler, bu grupların emir ve talimatıyla hareket edemezler[1]. Ancak öncelikle şirketin çıkarlarını kollayıp gözetmek kaydıyla önerilen üyenin ilgili pay grubunun çıkarlarını koruması mümkündür[2].

Belirli Pay Grupları

Pay gruplarına imtiyaz tanınması uygulamada payların (A) ve (B) grubuna ayrılması ve örneğin üç kişilik bir yönetim kuruluna sahip anonim şirkette esas sözleşmeye “Yönetim Kurulu üyelerinden ikisi (A) grubunun önereceği kişilerden seçilir.” şeklinde düzenleme yapılmasıyla sağlanır. Hukukumuzda kar payı, tasfiye payı, rüçhan veya oy hakkı gibi haklarda (TTK m. 478 ve 479) imtiyazlı bir pay grubunun m. 360’da düzenlenen haktan yararlanması mecburi değildir[3]. TTK 360’ncı maddenin ikinci fıkrasında yasa koyucu imtiyazı “belirli pay grubu”na tanıyarak “grup imtiyazı” kavramını kabul eder[4]. İmtiyazın tek tek paylara değil paylardan oluşan gruba tanınması nedeniyle payların devri halinde payın yeni sahibi her durumda ilgili gruba dahil olur ve imtiyazdan faydalanır.

Özellik ve Nitelikleriyle Belirli Bir Grup Oluşturan Pay Sahipleri

Esas sözleşmede düzenleme yapılması kaydıyla yönetim kurulunda temsil edilme imtiyazı özellik ve nitelikleriyle bir grup oluşturan pay sahiplerine de tanınabilir. Bu durumda imtiyaz paya veya payın dahil olduğu gruba tanınmadığından devir halinde devralanın esas sözleşmede düzenlenen özellik ve niteliklerinin bulunmaması halinde imtiyazdan faydalanması mümkün değildir. Bu nedenle “belirli bir grup oluşturan pay sahipleri” kavramının yorumu önem arz eder ve esas sözleşmede nasıl belirleneceği özellikle dikkat edilmesi gereken bir husustur. Grubu oluşturacak kişilerde aranacak özelliklerin esas sözleşmede kuşkuya yer bırakmayacak açıklıkta düzenlenmesi önerilir[5]. Şirkette çalışan pay sahipleri, şirketin kurucuları arasında yer alan bir aileye mensup olma veya aynı kökten gelme veya şirketin faaliyetleri ile ilgili olarak hammadde tedarik edenler, yan sanayi mensupları, bayiler, belirli bir mesleğe mensup olanlar, belirli bir grup oluşturan pay sahipleri sayılır[6].

Azlık

TTK 360’ncı maddedeki azlık kavramının dar ve teknik anlamda (sermayenin %10’unu veya halka açık şirketlerde sermayenin %5’ini oluşturan pay sahipleri) kullanılmadığı bu nedenle %50’den fazla oya sahip çoğunluk karşısında yer alan payların sahibi veya sahiplerinin bu madde anlamında azlık sayılabileceği doktrinde genel olarak kabul edilir[7]. Azlığın esas sözleşmede iyi tanımlanması önem taşır. Madde gerekçesinde de azlığın belirlenmesi için yüzdelerin anılmasının yeterli olmayabileceği, bunun yerine pay senedi numaraları ve sayılarının ayırt edilebilirlik yönünden daha iyi bir ölçüt olduğu belirtilmiştir. Ancak bu yolla zaten belirli bir pay grubu oluşturulduğu, kanun koyucunun amacının üçüncü bir grup yaratmak değil, geniş anlamda “azlık”a yönetim kurulunda temsil edilme hakkının verilebileceğini belirtmek olduğu da doktrinde ileri sürülür[8].

Yönetim Kurulu Üyelerinin Belirli Paysahipleri Arasından Seçimi ve Yönetim Kuruluna Aday Önerme Hakkı

TTK 360’ncı maddesi “… yönetim kurulu üyelerinin, belirli bir grup oluşturan pay sahipleri, belirli pay grupları ve azlık arasından seçileceği esas sözleşmede öngörülebileceği gibi, esas sözleşmede yönetim kurulu üyeliği için aday önerme hakkı da tanınabilir” şeklindedir. Bu hükümden anlaşıldığı üzere, yönetim kurulunda temsil edilme hakkının iki yöntemle tanınabilmesi mümkündür. Yönetim kurulu üyelerinin, belirli bir grup oluşturan pay sahipleri, belirli pay grupları ve azlık arasından seçileceği öngörülebileceği gibi, esas sözleşmede yönetim kurulu üyeliği için aday önerme hakkı da tanınabilir. Ancak söz konusu kişilere yönetim kurulu üyelerini doğrudan atama yetkisi tanınamayacağı gibi genel kurulun imtiyaz sahipleri tarafından gösterilen adayı, haklı nedenlerin varlığı halinde (örneğin adayın yeteneklerinin, kişisel niteliklerinin uygun olmaması, rakiplerle sıkı ilişki, kişinin ehliyeti, tahsil durumu, TTK m. 363/2’deki seçilme engelleri veya esas sözleşmede düzenlenen niteliklere uygun olmama), seçmemesi mümkündür[9]. TTK uyarınca yönetim kurulunda temsil edilme hakkının bazı kurul üyelerinin belirli paysahibi grupları arasından seçilmeleri veya Kanun Gerekçesinde belirtildiği gibi bağlayıcı aday önerme hakkı tanınması şeklinde de öngörülmesi mümkündür.

Yönetim kurulu üyeliği için aday önerme hakkı, belirli gruba dahil münferit paylara değil, genel olarak bir gruba dahil tüm paylara tanınmış bir hak olduğundan hakkın tanındığı pay sahipleri aralarında bir toplantı yapmak zorundadır. Ancak TTK’da bu toplantı veya yeter sayılarına ilişkin bir düzenleme bulunmaz. Esas sözleşmede bu hususta açık düzenleme bulunmadığı takdirde doktrindeki bir görüşe göre imtiyazlı paysahipleri özel toplantısına ilişkin hükümler (TTK m. 454)[10] bir diğer görüşe göre ise genel kurul toplantısına ilişkin hükümler kıyasen uygulanabilir[11].

TTK’nın 360’ncı Maddesine Aykırılığın Sonuçları

TTK’nın 360’ncı maddesi emredici olmakla birlikte emredici hükümlere aykırılık, ihlâl edilen hükmün niteliğine göre, iptal edilebilirlik, butlan veya yokluk şeklinde ortaya çıkar. TTK’nın 447’nci maddesinde sayılan ihlâl hâlleri ve bunlara benzer diğer nedenler butlan sonucunu doğurur[12]. Bu maddede sayılanlar veya bunlara benzer sebepler yoksa, alınan genel kurul kararı emredici bir hükme aykırı olsa dahi iptal edilebilir bir karar sayılır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, esas sözleşme değişikliğine ilişkin önüne gelen dosyalarda [13]bu tür hakların paya tanınmayıp ortağa tanındığı için imtiyaz olarak kabul edilemeyeceğine, ancak pay sahibinin rızası olmadan değişiklik yapılamayan esas sözleşme ile tanınan müktesep haklardan olduklarına karar vermiştir. 11’nci Hukuk Dairesi kararında “anasözleşme ile davacıya tanınan bu müktesep hak onun rızası olmadan değiştirilemeyeceğinden bu husustaki anasözleşme hükmü davacının rızası olmadan olağan genel kurul kararı ile kaldırılamaz (TTK 452, 6762 sayılı, TTK 385/1). Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 5. maddesinde de kazanılmış hakların korunacağının öngörüldüğü gözetildiğinde anasözleşmenin bahsi geçen değişikliğe ilişkin genel kurul kararının iptali gerektiği sonucuna varılmıştır” şeklinde karar vermiştir.

Sonuç

TTK’nın 360’ncı maddesine göre, esas sözleşmede öngörülmek şartı ile, belirli pay gruplarına, özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabilir. 6762 sayılı TTK’nın yürürlükte olduğu dönemde temsil edilme hakkı konusundaki imtiyazın ancak paya tanınabileceği kabul edilmişken, TTK’nın 360’ncı maddesi ile bu hakkın belirli pay gruplarına ek olarak, özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve azlığa da tanınabileceği düzenlenmiştir. Belirli bir grup oluşturan pay sahipleri kavramı geniş yorumlanmalı, pay sahipleri arasında bir ayrım yapılmasını sağlayacak her kriter grup oluşturmaya yeterli sayılmalıdır. Esas sözleşme ile belirli somut bir kişiye yönetim kurulunda temsil edilme hakkının tanınması ve benzeri şekilde imtiyaz niyetiyle tanınan, ancak gerçekte imtiyaz niteliğinde olmayan haklar, esas sözleşme değişikliği ile her zaman ortadan kaldırılabilir. Esas sözleşme ile Kanuna uygun bir şekilde tanınan yönetim kurulunda temsil edilme hakkı imtiyaz niteliğindedir. Ancak imtiyaz hakkına dayanılarak atanan yönetim kurulu üyeleri ile normal yolla seçilen üyelerin hukukî durumu eşittir.

Yönetim kurulu üyelerinin, belirli pay grupları, belirli bir grup oluşturan pay sahipleri ve azlık arasından seçileceği öngörülebileceği gibi, esas sözleşmede belli gruplara belli sayıdaki yönetim kurulu üyeliği için aday önerme hakkı da tanınabilir. Aday önerme şeklinde tanınan hakkın kullanılması için hakkın tanındığı pay sahipleri, birden fazla ise aralarında bir toplantı yapmaları gerekir. Bu toplantıda önerilen aday, haklı bir neden gösterilmedikçe, genel kurul tarafından seçilir. TTK’nın 360’ncı maddesi emredici nitelikte olsa da, bu maddeye her aykırılık butlan sonucunu doğurmaz. Somut olayın özelliklerine, öngörülen esas sözleşme hükmüne ve alınan genel kurul kararına göre bir değerlendirme yapılmalıdır.

[1] Rauf Karasu, https://dergipark.org.tr/download/article-file/270563.

[2] Kırca/ Şehirali Çelik/ Manavgat, Anonim Şirketler Hukuku Cilt I, 2013 s. 438.

[3] Kırca, s. 427 dp. 104.

[4] Poroy/ Tekinalp/ Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku I, 2014, s. 384.

[5] Poroy/ Tekinalp/ Çamoğlu, s. 385.

[6] Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, 2013, s. 399.

[7] Pulaşlı, s. 400, Kırca/ Şehirali Çelik/ Manavgat, s. 430

[8] Kırca, s. 431.

[9] Ercüment Erdem, Türk Ticaret Kanunu ile İlgili Makaleler (2009-2016), 2017, s. 381.

[10] Pulaşlı, s. 402.

[11] Kırca, s. 434.

[12] MADDE 447– (1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran,b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran,c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan,kararları batıldır.

[13] No. 2013/16479 E. 2014/1014 K., 17.1.2014 (Kazancı) ve 2015/893 E. 2015/8774 K., 30.6.2015 (Kazancı).