Ercüment Erdem Av. Ecem Çetinyılmaz

Aile Şirketlerinde Pay Sahipleri Sözleşmeleri

Mayıs 2021

Giriş

Aile şirketleri en basit tanımla şirket paylarının ya da şirketi yönetme yetkisinin bir ailenin çeşitli bireylerine ait olduğu şirketlerdir. Bu şirketlerde ele alınması gereken en önemli konular olarak kurumsallaşma ve aile bireyleri arasındaki anlaşmazlıkların şirket faaliyetlerine etkisinin önlenmesi veya minimize edilmesi ön plana çıkar. Şirkette kurumsallaşmanın sağlanmasında aile bireylerinin şirketteki görev ve sorumluluklarının farkında olması ve bunlara iyi niyetle uyması her zaman yeterli olmaz; bunun için çoğu zaman ilgili aile bireyleri üzerinde bağlayıcı etkisi ve yaptırım gücü de olan hukuki araçlara başvurulması gerektiği görülür. İşte bu araçlardan biri de pay sahipleri sözleşmeleridir.

Aileler Pay Sahipleri Sözleşmesine Neden İhtiyaç Duyarlar?

Aile şirketlerinde şirketin faaliyetlerinin yürütülmesi ve yönetimi konusundaki kuralları belirleyen bir sözleşmeye en çok pay sahibi olan aile bireylerinin sayısının arttığı ikinci kuşakta ihtiyaç duyulmaya başlanır. Bu sözleşmede pay sahibi olan aile bireylerinin şirkete ilişkin konularda karşılıklı hak ve yükümlülükleri belirlenir. Böylece örneğin şirketin geleceği için önemli bir konuda ne şekilde karar alınacağı, şirket paylarının diğer aile bireylerine ya da üçüncü kişilere ne şekilde geçirilebileceği gibi konularda önceden belirlenmiş prensip ve usullere uyularak pay sahipleri arasında çıkabilecek uyuşmazlıkların en baştan önlenmesi ve en nihayetinde şirketin uzun vadede sürdürülebilirliğinin sağlanması amaçlanır.

Pay sahipleri sözleşmesinin olmadığı durumlarda, yürürlükteki hukukun koyduğu kurallar aile bireyleri arasındaki anlaşmazlıkları çözmekte kimi zaman yetersiz ve belirsiz, kimi zaman da yavaş kalır. Belki daha da önemlisi, yürürlükteki hukukun genel kurallar koyarken, ilgili aile dinamiklerini ve ailenin kendine özgü değerlerini dikkate alması mümkün olmaz.

Pay Sahipleri Sözleşmesinde Hangi Konular Düzenlenir?

Pay sahipleri sözleşmelerinin içeriği aileden aileye, şirketten şirkete değişiklik göstermekle birlikte uygulamada belirli hükümlere sıklıkla rastlanır. Her sözleşme gibi bu sözleşmeler de genel bir amaç maddesiyle ve ilişkinin geçmişi hakkında bilgi vererek ve imza tarihi itibariyle mevcut pay sahipliği yapısını ortaya koyarak başlarlar. Bunu takiben düzenlenen konular aşağıdaki her bir temel başlık kapsamında ele alınır. Bu konuların düzenlenmesinden sonra sözleşme genellikle gizlilik, uygulanacak hukuk ve uyuşmazlık çözüm yöntemi, temlik yasağı ve benzeri standart hükümlerle son bulur.

Sermaye ve Pay Grupları

Şirkette sahip olduğu pay oranı, şirket yönetimindeki rolü ve şirkete vermiş ve vermekte olduğu emekler ve kattığı sermaye dikkate alınarak şirkette pay sahibi olan çeşitli aile bireylerine farklı gruplardan paylar verilmesi olağan bir durumdur. Bu gruplar özellikle şirket yönetim şekli ve kar dağıtım politikasının belirlenmesi ile pay devir sınırlamalarının düzenlenmesinde etkili olurlar.

Ek olarak, herhangi bir sermaye artırımına karar verilmesi halinde mevcut pay sahiplerinin pay oranlarının azalmaması ve haklarının zedelenmemesi açısından kanuni rüçhan hakkı pay sahipleri sözleşmesinde de sıklıkla tekrarlanır. Bu hak kapsamında da genellikle pay grupları özelinde düzenlemelere yer verilir.

Kurumsal Yönetim

Bir aile şirketinin işleyişine yönelik olarak en önemli konulardan biri şirketin nasıl yönetileceği ve tüm pay sahiplerini ve belki de tüm aile bireylerini ilgilendirebilecek önemli kararların nasıl alınacağıdır. Bunun için genel kurul toplantılarında uygulanmak üzere ağırlaştırılmış nisaplar öngörülmesi son derece olağandır. Örneğin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu[1] (“TTK”) uyarınca esas sözleşmeyi değiştiren kararların şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurul toplantılarında alınabilmesi veya diğer genel kurulların sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin varlığıyla toplanabilmesi ve hatta ilk toplantıda bu nisaplara ulaşılamadığı takdirde ikinci toplantıda hiç veya daha az nisap aranması, özellikle sermayenin çok sayıda aile bireyi arasında dağılım gösterdiği şirketlerde pay sahiplerinin menfaatlerini korumakta yetersiz kalır.

Bunun için pay sahipleri sözleşmelerinde olağan toplantılar için belirli bir nisap, daha önemli konuların görüşüleceği toplantılar içinse daha ağır belirli bir nisap öngörülür. Önemli kararlara örnek olarak birleşme, bölünme ve tür değişikliği gibi yeniden yapılandırmalar, halka arz, imtiyazlı pay oluşturulması ya da imtiyazların kaldırılması, kar dağıtım politikasının değiştirilmesi gibi konularda alınacak kararlar verilebilir.

Bu nisaplara ailenin yalnızca belirli bir kesiminin katılımıyla ulaşılmasının önüne geçmek amacıyla her pay grubundan belirli bir yüzdenin katılımının zorunlu olduğu yönünde düzenlemelere de sıklıkla yer verilir. Toplantı nisabı için açıklanan bu hükümler bazen toplantı nisabının yanı sıra karar nisabı açısından da, bazense salt karar nisabı açısından düzenlenebilir.

Genel kurul için yapılan bu açıklamalar yönetim kurulu tarafından alınacak kararlar için de geçerlidir. Benzer şekilde, belirli konulardaki kararların ağırlaştırılmış nisapla alınacağı, bunların arasında belirli üyelerin bulunmasının zorunlu olduğu gibi düzenlemeler yapılabilir. Yönetim kuruluna ilişkin bir diğer konu ise yönetim kuruluna aday gösterme imtiyazıdır. Pay sahipleri sözleşmesinde genellikle hangi grup pay sahiplerinin kaçar aday önerme hakkı bulunduğu, üyelerde bulunması zorunlu nitelikler, belirli bir grubun aday gösterdiği üyelerden en az biri hazır bulunmadan yönetim kurulunun toplanamayacağı gibi çeşitli aile bireylerinin yönetimsel haklarını koruma altına almaya yönelik hükümlere yer verilir.

Kurumsal yönetimin bir diğer ayağını da şirketin temsili oluşturur. Şirketin belirli yönetim kurulu üyelerinin dahil olduğu kişiler tarafından temsil edilebileceği, şirketin belirli konularda temsil edilebilmesi için önceden alınmış bir yönetim kurulu kararının varlığının zorunlu olması, sınırlı temsil yetkilerinin ve imza matrisinin ne şekilde olacağı, belirli alanlarda yönetim kuruluna raporlayacak komiteler oluşturulması gibi konular temsil başlığı altında ele alınır.

Bu kapsamda son olarak şirketin denetimini ele almak gerekir. Şirket TTK uyarınca bağımsız denetime tabi şirketlerden olmasa da pay sahipleri şirketin her sene uluslararası itibara sahip bir bağımsız denetim şirketi tarafından denetlenmesini tercih edebilirler.

Finansal Hususlar

Pay sahipleri özellikle şirket karının nasıl dağıtılacağı ve yönetim kurulu üyelerine mali hak tanınıp tanınmayacağı ya da ne gibi haklar tanınacağı konusunu bütünüyle her sene farklı kararlar alabilecek genel kurulun inisiyatifine bırakmak yerine, asgari bir dağıtım politikasını pay sahipleri sözleşmesinde düzenlemek isteyebilirler. Burada pay gruplarına kar payında imtiyaz tanındığı da görülür.

Bu kapsamda düzenlenen bir diğer konu da şirketin finansman politikasıdır. Şirketin finansman ihtiyacı olması halinde bunun örneğin – sermaye artırımı ya da ortak ödüncü yoluyla – pay sahiplerinden mi karşılanacağı yoksa bankalar gibi üçüncü kişilerden mi temin edileceğine dair bir politika belirlenebilir ve şirket yönetim kurulu bu politika çerçevesinde hareket etmeye yönlendirilebilir.

Pay Devir Sınırlamaları

Aile şirketleri için en önemli konuların başında belki de pay devir sınırlamaları gelir. Aile bireyleri aile şirketlerinin paylarının üçüncü kişilerce iktisap edilmesini, özellikle bu iktisabın kendilerinden habersiz veya kendi onayları olmaksızın gerçekleşmesini istemezler. Aileye yeni kişilerin katılacak olması halinde eşler arasındaki mal rejimi hükümleri, vefat durumundaysa miras hükümleri devreye girdiğinden, bu konuların da ayrıca düzenlenmesi önem taşır.

Pay sahibi olan diğer aile bireylerinin dahli olmaksızın bu tür elden çıkarmaların önüne geçmek için pay devirlerinin yönetim kurulu onayına tabi olduğu, yönetim kurulunun hangi durumlarda onay vermemekle yükümlü olduğu, paylarını devretmek niyetinde olan ya da böyle bir devir için teklif alan pay sahiplerinin söz konusu olası devre konu paylarını öncelikle diğer mevcut pay sahiplerine teklif etmesi gerektiği, bu teklif ve kabul sürecinin özellikleri gibi konular pay sahipleri sözleşmelerinde son derece ayrıntılı olarak düzenlenir. Devir sınırlamaları çeşitli pay grupları için farklı şekilde veya farklı öncelik sırasıyla ele alınabilir. Bu kapsamda şirketin ve dolayısıyla ilgili payların değerlemesinin nasıl yapılacağı da açıkça belirlenir.

Sözleşmeye Aykırılık ve Sözleşmesel Sonuçları

Pay sahipleri sözleşmelerinde bir pay sahibinin yükümlülüklerine aykırı davranmasının sonuçları düzenlenir. Özellikle pay devir sınırlamalarına ilişkin hükümlere uyulmaması ayrı ve daha ağır yaptırımlara tabi kılınır. Bu yaptırımların başında aykırılıkta bulunan pay sahibinin paylarının diğer pay sahiplerince satın alınma hakkı ve cezai şart gelir.

Bu Konular Esas Sözleşme ya da Aile Anayasası ile de Düzenlenemez mi?

Bu sorunun yanıtı kısmen evet, kısmen hayırdır. Öncelikle esas sözleşmeyi ele alırsak, bilindiği üzere, TTK m. 340 gereği, esas sözleşme TTK hükümlerinden ancak kanunda buna açıkça izin verilmişse sapabilir. Bu şekilde sınırlandırılmış bir düzende, örneğin TTK m. 493’te yer verilen önemli sebepler dışında bir pay devir sınırlaması öngörülmesi veya ihlal durumları için alım ve satım yaptırımları düzenlenmesi esas sözleşme ile mümkün olmaz. Ek olarak, kamuya açık bir belge olan esas sözleşmede aile bireylerinin aralarındaki pay sahipliği ilişkisine dair tüm detayları düzenlemeyi tercih etmemeleri de son derece olağandır. Bu nedenle pay sahipleri sözleşmeleri, esas sözleşmede düzenlenmesi mümkün olsa bile, aile bireyleri arasında gizli kalması istenen konuları düzenlemek için de gereklidir.

Öte yandan aile anayasasının pay sahipleri sözleşmesinde yer alan konuları düzenlemesinin önünde hukuki bir engel yoktur. Nitekim aile anayasası ve pay sahipleri sözleşmesinin içerikleri zamanla gelişen uygulama ile ve amaçları itibariyle birbirinden ayrılmıştır. Her ikisi de kanundan düzenlenmeyen atipik sözleşmelerdir ve sözleşme serbestisi ilkesinden yararlanırlar. Bununla birlikte, uygulamada pay sahipleri sözleşmeleri yukarıda görüldüğü üzere somut ve yaptırım gücü olan bağlayıcı hükümler içerirken, aile anayasaları ise daha çok etik ve ahlaki kurallar ile aile bireylerinin birbirleriyle ilişkilerini düzenleyen bağlayıcı olmayan hükümlere yer verir. Pay sahipleri sözleşmeleri aile bireylerinin pay sahibi olduğu şirketlere yönelik olarak ve yalnızca pay sahibi olan aile bireylerinin taraf olduğu düzenlemeler iken, aile anayasalarına ise pay sahibi olsun olmasın bu ilişkide yer almak isteyen tüm aile bireyleri taraf olur ve böylece aile anayasasının kapsama alanı aile şirketine ilişkin konuların dışına da taşar. Bu nedenle uygulamada hem tarafları hem de bağlayıcı etkileri farklı olan bu düzenlemeler için aile anayasası ve pay sahipleri sözleşmesi olmak üzere – her ne kadar birbirleriyle bağlantılı da olsa – iki ayrı hukuki ilişki içerisine girildiği görülür. Aile anayasalarının temel içeriği ayrı bir makale konusu yapılacaktır.

Sonuç

Aile şirketlerinde pay sahibi olan aile bireyleri, özellikle ailenin genişlemesiyle birlikte şirketle ve birbirleriyle olan ilişkilerini düzenleyecek ve ortaya çıkabilecek anlaşmazlıkları önleyecek ya da hızla çözüme kavuşturacak bir pay sahipleri sözleşmesine ihtiyaç duyarlar. Sözleşme serbestisi ilkesi uyarınca bu sözleşmenin içeriği çok çeşitli olabilirse de, sıklıkla şirketin kurumsal yönetimi, temsili, önemli kararların alınma şekli, kar dağıtım ve finansman politikası, pay devir sınırlamaları gibi konular düzenlenir. Böylece aile bireyleri esas sözleşmede düzenlenmesi mümkün olmayan veya gizlilik endişeleriyle düzenlemek istemedikleri konuları tarafları için bağlayıcı olan bu sözleşmede ele alma imkanı bulurlar. Bu nedenle aile anayasalarının yanı sıra, pay sahipleri sözleşmeleri aile şirketleri açısından büyük önem taşır.


[1] TTK (RG, 14.02.2011, S. 27846) 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdi.