Ercüment Erdem Av. Ecem Çetinyılmaz

Anonim Şirket Yönetim Kurulunun Batıl Kararları

Aralık 2020

Giriş

Anonim şirket yönetim kurulu kararlarının hükümsüzlüğü Türk hukukunda ve karşılaştırmalı hukukta öteden beri tartışılan biri konudur. Mevzuatın hükümsüzlük hallerini düzenlemekteki yetersizliği veya düzenlememe iradesi öğreti tarafından sıklıkla çalışma konusu yapılır. Hükümsüzlük halleri genel olarak yokluk, butlan ve iptal edilebilirlik olarak sınıflandırılır. Yokluk ve iptal edilebilirlik halleri bu makalenin konusu olmayıp çalışmamızın konusu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu[1] (“TTK”) m. 391’de ele alınan batıl yönetim kurulu kararlarıyla sınırlıdır. Yokluktan farklı olarak, kurucu unsurları bulunmakla birlikte içeriği itibariyle ağır hukuka aykırılıklar içeren, geçerlilik şartları eksik olan hukuki işlemler batıldır[2].

Yönetim kurulu kararlarının butlanı 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu’nda (“eTTK”) açıkça düzenlenmese de genel hükümlere göre butlanın tespitinin mümkün olduğu Yargıtay ve öğreti tarafından kabul ediliyordu. TTK ise kararların batıl olduğunun tespitinin mahkemeden istenebileceğini açıkça düzenler ve hangi kararların batıl olduğunu örnekseme yoluyla sayar. Bu Hukuk Postası makalesinde TTK m. 391 uyarınca yönetim kurulu kararlarının hangi hallerde batıl olacağı ve butlanın tespitinin nasıl ve kimler tarafından istenebileceği ele alınır.

Butlan Nedenleri

TTK m. 391 uyarınca yönetim kurulunun özellikle (i) eşit işlem ilkesine aykırı olan, (ii) anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, (iii) pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren ve (iv) diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin kararları batıldır.

Madde hükmünde “özellikle” ifadesi kullanılarak sayılan hallerin sınırlı sayıda olmadığı, bunlar dışında da batıl kararlar olabileceği düzenlenir. Maddede yalnızca uygulamada en çok rastlanılan batıl kararlardan örnekler verilir. Hükümde sayılan haller ile olası diğer butlan nedenleri aşağıda ayrı ayrı incelenir. Belirtmek gerekir ki bir neden kapsamında verilen bir örnek aynı zamanda diğer butlan nedenleri kapsamına da girebilir.

Eşit İşlem İlkesine Aykırı Kararlar

Eşit işlem ilkesine aykırı kararlar eTTK döneminde de Yargıtay tarafından geçersiz kabul edilse de, TTK’da bu yönde açık hüküm içeren m. 357’nin varlığı bu tür kararların tespitini kolaylaştırır. TTK m. 357 uyarınca, anonim şirket pay sahipleri eşit şartlarda eşit işleme tabi tutulur. Bu kural, anonim şirketin yapı taşlarındandır. Madde gerekçesine göre, pay sahipleri eşit işlem ilkesinden oyları ile ve somut olaya özgü olarak vazgeçebilseler de bu ilke bazı durumlarda mutlaktır ve bütünü ile ve her hâl için kaldırılamaz[3]. Dolayısıyla, bu ilkeye aykırı kararların batıl olduğunun kanun koyucu tarafından açık hükme bağlanması isabetlidir.

Örneğin, kar payının dağıtılmasına ilişkin genel kurul gündeminde yer alan bir maddeye aleyhte oy kullanan pay sahibinin kar payı hakkından yararlanamayacağına ilişkin bir karar[4] ya da genel kurulda sermaye artırım kararı alınırken bazı pay sahiplerinin olumsuz oy kullanmaları nedeniyle yönetim kurulunun bu kişilere yeni çıkarılacak paylarla ilgili olarak rüçhan haklarını kullanma olanağı tanımaması veya bakiye sermaye borcu istenirken kurucu pay sahiplerinden bakiyenin daha az bir oranının istenmesi[5] eşit işlem ilkesine aykırılık teşkil eder.

Anonim Şirketin Temel Yapısına Uymayan veya Sermayenin Korunması İlkesini Gözetmeyen Kararlar

Anonim şirketin temel yapısına aykırı kararlar madde gerekçesinde İsviçre doktrinini esas alınarak şu şekilde açıklanır[6]: Yönetim kurulu tarafından emredici hükümlere aykırı genel nitelik taşıyan hukuk koyan kararlar geçersizdir. Örneğin, bütün pay sahipleri için bilanço açıklarını kapatmak amacıyla ek ödeme yükümü getiren bir yönetim kurulu kararı anonim şirketin temel yapısının bir tanımlayıcı ögesi olan pay sahiplerinin sınırlı sorumluluğu ilkesine aykırıdır (TTK m. 421/2-a hükmü saklıdır).

Madde gerekçesi daha somut ve kapsamlı bir açıklamayı ise anonim şirketin tanımından ve organsal yapısından hareketle şu şekilde yapar[7]:

“Anonim şirketin tanımına, pay sahiplerinin hakları ve borçları düzenine ve organsal yapısına aykırı kararlar temel yapıya aykırıdır. Temel yapı ile kastedilen, anonim şirketi taşıyan ana kolonlardır. Yukarıda verilen “ek ödeme yükümü” bu niteliktedir. Bir üçüncü kişinin meselâ büyük kredi veren bir bankanın pay sahibine eş (temettü, tasfiye payı, genel kurula katılma gibi) haklarla donatılması veya yönetim kurulu kararlarında ona veto hakkı tanınması temel haklar düzenine; üye olmayan bir kişinin yönetim kurulunda üye haklarına sahip kılınması, organsal yapıya aykırıdır.”

Sermayenin korunması ilkesi açısından ise, bu ilkenin somutlaştığı hükümlere, örneğin TTK m. 342’de öngörülen ayni sermaye olarak konulabilecek malvarlığı unsurları, TTK m. 344’te öngörülen nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin ödenmesi, TTK m. 376’da öngörülen sermayenin kaybı veya borca batıklık halinde alınması gereken önlemlere ilişkin hükümlere aykırı kararlar butlanla sonuçlanır. Kar dağıtımının genel kurul yerine yönetim kurulunca karara bağlanmasına ilişkin yönetim kurulu kararları da yine sermayenin korunması ilkesine aykırılık nedeniyle batıldır[8].

Pay Sahiplerinin Özellikle Vazgeçilmez Nitelikteki Haklarını İhlal Eden veya Bunların Kullanılmalarını Kısıtlayan ya da Güçleştiren Kararlar

Pay sahibinin vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren kararlara örnek olarak madde gerekçesinde iptal davasının açılabilmesinin yönetim kurulunun onayına tâbi tutulması, kâr elde etmek ve paylaşmak amacının terki, genel kurula giriş kartı verilmesinin veya bilgi alma ve incelemenin yönetim kurulunun istediği bir taahhütnamenin imzalanması şartına bağlanması, genel kurula temsilci ile katılmanın yasaklanması gibi kararlar sayılır[9].

Bir yönetim kurulu kararının bu bent kapsamında batıl olması için ihlal edilen hakkın “vazgeçilmez” nitelikte olması şart değildir. Bu durum maddede ayrıca vurgulansa da pay sahiplerinin diğer haklarının ihlal edilmesi veya kısıtlanması da yönetim kurulu kararının butlanını gerektirebilir.

Diğer Organların Devredilemez Yetkilerine Giren ve Bu Yetkilerin Devrine İlişkin Kararlar

Madde hükmünde her ne kadar “diğer organlar” ifadesi kullanılsa da, anonim şirkette yönetim kurulu haricindeki diğer tek organ genel kuruldur. Bu nedenle hükümde genel kurulun devredilemez yetkilerine giren konularda yönetim kurulu tarafından alınan kararların kastedildiği anlaşılmalıdır.

TTK m. 408 uyarınca, diğer maddelerde sayılanlar hariç olmak üzere, esas sözleşmenin değiştirilmesi, yönetim kurulu üyelerinin seçimi, süreleri, ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi haklarının belirlenmesi, ibraları hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları, denetçinin seçimi ile görevden alınması, finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması, şirketin feshi ve önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı, genel kurulun devredilemez yetki ve görevleri arasındadır. Bu nedenle de yönetim kurulunun bu konularda alacağı herhangi bir karar butlan sonucuna tabi olur.

Diğer Nedenler

Butlan nedenleri TTK’da sınırlı olarak sayılmadığı için başka nedenler de söz konusu olabilir. Madde gerekçesine göre, bir yönetim kurulu kararının geçersiz olup olmadığı genel hükümlere göre belirlenir[10]. Buna göre, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olan ve yatırımcıları, alacaklıları ve işçileri koruyucu emredici hükümler ihlal eden yönetim kurulu kararları genel hükümler uyarınca batıldır[11]: Örneğin, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla şirket malvarlığını piyasa değerinin altında ortaklara ve üçüncü kişilere satıp devreden yönetim kurulu kararları ahlaka ve adaba aykırılık nedeniyle batıldır. Benzer şekilde, yönetim kurulu üyelerine, şirket çalışanlarına veya şirketle iş yapan kişilere, bu kişilerin hizmetleri veya şirketin mali durumu ile kesinlikle bağdaşmayacak yüksek ücretler veya huzur hakkı gibi ödemeler öngören yönetim kurulu kararları, bir taraftan şirket malvarlığının azalması sonucunu doğurmasının yanı sıra, ahlaka ve adaba aykırılık nedeniyle de batıldır.

Butlanın Tespiti Usulü ve Sonucu

Batıl yönetim kurulu kararına ilişkin olarak açılacak dava şirkete yöneltilir ve butlanın tespiti talebinden ibaret bir tespit davasıdır. Butlanın bir itiraz olarak veya dava dışında ileri sürülmesi de her zaman mümkündür; hâkim ve tescile tabi kararlarda sicil memuru da butlanı re’sen dikkate almalıdır[12].

Madde gerekçesinde isabetli olarak belirtildiği üzere, butlanın tespitinin davası meşru menfaati bulunan herkes tarafından bir süreye bağlı olmaksızın açılabilir[13]. Öğretide “herkes” kavramının içerisine şirket alacaklılarının da gireceği yönünde görüşler vardır[14].

Butlanın sonucunun genel ilkelere göre belirleneceği madde gerekçesinde açıkça belirtilir[15]. Buna göre, yönetim kurulu kararlarının butlanla sakat olduğunun tespit edilmesi, kararının alındığı tarihten itibaren geçersiz sayılması ve bu karara dayanılarak yapılan işlem ve uygulamaların da kural olarak geriye etkili olarak geçersiz olması sonucunu doğurur ve bu karar ne ortaklığa ne pay sahiplerine ne de alacaklılara karşı hüküm ifade eder[16].

Sonuç

Kurucu unsurları bulunmakla birlikte içeriği itibariyle ağır hukuka aykırılıklar içeren, geçerlilik şartları eksik olan yönetim kurulu kararları genel hükümler uyarınca batıldır. TTK m. 391 yönetim kurulu kararlarının batıl olduğunun tespitinin mahkemeden istenebileceğini açıkça düzenler ve hangi kararların batıl olduğunu örnekseme yoluyla sayar. Buna göre, yönetim kurulunun özellikle (i) eşit işlem ilkesine aykırı olan, (ii) anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, (iii) pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, ve (iv) diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin kararları batıldır. Batıl kararlar hükümde sayılanlarla sınırlı olmayıp örnekler çoğaltılabilir. Butlanın tespitinin davası meşru menfaati bulunan herkes tarafından bir süreye bağlı olmaksızın açılabilir. Butlanı tespit edilen karar baştan itibaren geçersiz sayılır ve ne ortaklığa ne pay sahiplerine ne de alacaklılara karşı hüküm ifade eder.

[1] TTK (RG, 14.02.2011, S. 27846) 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdi.

[2] Kırca, İsmail (Şehirali Çelik, Feyzan Hayal / Manavgat, Çağlar): Anonim Şirketler Hukuku, C. 1, Ankara 2013, s. 513.

[3] TTK m. 357 Gerekçesi.

[4] Pekdinçer, Tamer: “Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Kararlarının Geçerliliği (Özellikle Batıl Yönetim Kurulu Kararları) (TTK m. 391)”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi C. 18, S. 2, Y. 2012, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/802571, s. 677 (erişim tarihi: 10.12.2020).

[5] Pulaşlı, Hasan: Şirketler Hukuku Genel Esaslar, Güncellenmiş 2. Bası, Ankara 2013, s. 418.

[6] TTK m. 391 Gerekçesi.

[7]  TTK m. 391 Gerekçesi.

[8] Pulaşlı, s. 420.

[9]  TTK m. 391 Gerekçesi.

[10]  TTK m. 391 Gerekçesi.

[11]  Üçışık, Güzin: “Türk Hukuku’nda Anonim Şirket Yönetim Kurulu Kararlarının Sakatlığı Konusunda Getirilen Düzenlemelerin Değerlendirilmesi”, Finansal Araştırmalar ve Çalışmalar Dergisi, C. 3, S. 5, Y. 2011, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3981, s. 61-62 (erişim tarihi: 10.12.2020).

[12]  Pekdinçer, s. 675-676.

[13]  TTK m. 391 Gerekçesi.

[14]  Pekdinçer, s. 676.

[15]  TTK m. 391 Gerekçesi.

[16] Üçışık, s. 64.