Ercüment Erdem Av. Ezgi Babur

Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın Dava Açmama Emirleri İle İlgili Gazprom Kararı

Mayıs 2015

Dava açmama emirleri, genellikle common law hukuk sistemlerinde görülen ve hakem mahkemelerinin yargı yetkisini korumayı, veya yerel mahkemelerin yargı yetkisini ortadan kaldırmayı amaçlayan mahkeme veya hakem kararlarıdır. Dava açmama emirleri hakkındaki genel açıklamalar, Şubat ayında yayınlanan Hukuk Postası makalemizde ele alınmıştı[1].

Dava açmama emirlerine ilişkin olarak, Avrupa Birliği Adalet Divanı (“ABAD”), 13 Mayıs 2015 tarihinde, C-536/13 sayılı dosyaya ilişkin kararını vermiştir. Söz konusu dosya, ABAD’a Litvanya Yüksek Mahkemesi tarafından, Gazprom OAO (“Gazprom”) ve Litvanya Cumhuriyeti arasındaki bir davada ortaya çıkan ve dava açmama emirleriyle ilgili olarak yöneltilen sorulara ilişkindir. ABAD’ın Gazprom kararı bu makalemizde incelenecektir.

Hukuki Altyapı

Dava açmama emirlerinin tanıma ve tenfizi, tartışma konusu olan bir husus olmuştur. Dava açmama emirleri, Avrupa Birliği üyesi ülkelerden birinin mahkemeleri tarafından, diğer bir ülke mahkemelerinde açılan davalar konusunda verildiği zaman, birlik kapsamındaki ülkelerin karşılıklı güven prensibinin ihlali olarak değerlendirilebilir.

ABAD, 2009 yılında verdiği West Tankers kararı ile, üye ülke mahkemeleri tarafından verilen ve diğer bir üye ülke mahkemesini kendi yetkisi hakkında karar vermekten alıkoyan dava açmama emirlerinin, 44/2001 sayılı Konsey Tüzüğü’ne (“Brüksel I Tüzüğü”) aykırı olacağına hükmetmiştir.

Brüksel I Tüzüğü’nde, tüzüğün tahkim konusunda uygulanmayacağı belirtilmektedir; ancak tüzük, bu istisnai hükmün kapsamını açıklamamaktadır. Öte yandan, 10 Ocak 2015’te yürürlüğe giren Tadil Edilmiş Tüzük (Recast Brussels Regulation), tahkim anlaşmalarına bağlı her türlü prosedürün, Brüksel I Tüzüğü’nün istisnası kapsamında olacağını açıklığa kavuşturmuştur. ABAD’ın Gazprom kararı, bu çerçevede incelenmelidir.

Olayların Özeti

Gazprom kararının verilmesine sebep olan olaylar, Gazprom ile Litvanya Enerji Bakanlığı (“Bakanlık”) arasındaki bir uyuşmazlığa ilişkindir[2]. Uyuşmazlık, Gazprom ile Bakanlık arasındaki bir hissedarlar sözleşmesinden doğmuştur. Hissedarlar sözleşmesindeki tahkim şartına göre; sözleşmeden kaynaklanan her türlü talep, uyuşmazlık ve ihlal durumu ile, sözleşmeye uyulmaması, sözleşmenin geçerliliği, etkisi ve sona ermesi konusundaki uyuşmazlar nihai olarak tahkim yolu ile çözülecektir.

Sözleşmedeki tahkim şartına rağmen Bakanlık, Litvanya Vilnius Bölge Mahkemesi nezdinde bir dava açarak, tüzel kişinin faaliyetleri konusunda soruşturma başlatılması yönünde bir talepte bulunmuştur. Söz konusu dava, Gazprom’un yönetim kuruluna atadığı bazı üyelere ilişkindir. Bakanlık ayrıca, şirket veya yönetim kurulu üyelerinin faaliyetlerinin usulsüz olduğunun tespiti halinde, Litvanya Medeni Kanunu’nda yer alan cebrî önlemlerin de uygulanması gerektiğini iddia etmiştir.

Bakanlık tarafından açılan davalara karşılık olarak Gazprom, mahkemelere başvurulmasının tahkim anlaşmasının ihlali niteliğinde olduğu görüşünü savunarak, Stockholm Ticaret Odası Tahkim Enstitüsü nezdinde tahkim yargılaması başlatmıştır. Gazprom ayrıca hakem heyetinden, Bakanlık’ın Litvanya mahkemelerinde açtığı davalara son vermesini emreden bir karar vermesini talep etmiştir.

Hakem heyeti, 31.07.2012 tarihli kararında, Bakanlık’ın tahkim sözleşmesini kısmen ihlal ettiğine hükmetmiş ve Bakanlık’ın Litvanya mahkemelerinde açtığı bazı davalardaki taleplerini geri çekmesini veya sınırlandırmasını emretmiştir. Gazprom bu kararın tenfiz edilmesi amacıyla, Litvanya’da tanıma ve tenfiz talebinde bulunmuştur. Tenfiz talebi Litvanya mahkemesi tarafından, kararın Bakanlık’ın Litvanya mahkemeleri nezdinde dava açma yetkisini kısıtladığı ve yerel mahkemenin kendi yetki alanını belirleme gücünü de elinden aldığı gerekçesiyle, reddedilmiştir. Böylece, hakem heyetinin Litvanya’nın milli egemenliğini, Litvanya ve milletlerarası kamu düzenine aykırı olarak, ihlal ettiğine hükmedilmiştir.

Kararın temyiz edilmesinin üzerine, Litvanya Yüksek Mahkemesi, dava açmama emrinin tenfizinin Litvanya mahkemeleri tarafından reddedilip reddedilemeyeceğinin ABAD içtihadı ve Brüksel I Tüzüğü çerçevesinde tartışmalı olduğuna hükmederek, ABAD’a bu konu ile ilgili üç soru yöneltmiştir.

ABAD Kararı

ABAD kararında, üye ülkelerden birinin mahkemeleri tarafından verilen ve taraflara başka üye ülke mahkemelerinde açılan davaya devam edilmemesini emreden dava açmama emrinin, her mahkemenin yürürlükteki kanunları uyarınca, kendi yargı yetkisini belirleyeceği yönündeki temel prensibe aykırı olacağını ifade etmiştir. Brüksel I Tüzüğü, oldukça sınırlı olan istisnalar dışında, üye ülke mahkemelerinin yetkilerinin bir diğer üye ülke mahkemesi tarafından gözden geçirilmesine izin vermemektedir.

ABAD, bu açıklamalar çerçevesinde, Brüksel I Tüzüğü’nün tahkim konusuna uygulanmayacağını ve bu tüzüğün yalnızca üye ülke mahkemeleri arasındaki yetki uyuşmazlıklarına uygulanacağını açıklığa kavuşturmuştur. Karşılıklı güven prensibi konusunda ABAD, kararın bir üye ülke mahkemesi tarafından değil de bir hakem heyeti tarafından verilmesinin, söz konusu olayda karşılıklı güven ilkesi bakımından herhangi bir aykırılık teşkil etmediğine hükmetmiştir.

ABAD; kararında, Brüksel I Tüzüğü’nün Avrupa Birliği ülkeleri mahkemeleri bakımından, hakem heyetleri tarafından verilen dava açmama emirlerine etki sağlamak konusunda engel oluşturmayacağına karar vermiştir. Bu tespitin sonucu olarak, dava açmama emirlerinin tenfiz edilip edilmeyeceği, tenfiz yerinde yürürlükte olan tahkim mevzuatı ve uygulanabildiği durumlarda, 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında Konvansiyon (“New York Konvansiyonu”) çerçevesinde belirlenecektir.

Dikkat edilmesi gereken bir başka husus da, ABAD’ın Gazprom kararını Tadil Edilmiş Tüzük kapsamında değil, Brüksel I Tüzüğü kapsamında verdiğidir. Gazprom kararı Brüksel I Tüzüğü kapsamında verilmiş olmasına rağmen, mahkeme yargılaması ve tahkim süreçleri arasında açık bir ayrım yapmış olması nedeniyle, Tadil Edilmiş Tüzük kapsamında da uygulanmaya devam edecektir.

Sonuç

ABAD kararı, tahkim yeri Avrupa Birliği dâhilinde olan tahkim süreçleri bakımından oldukça olumludur. Bu karar uyarınca, hakemler tarafından verilen dava açmama emirleri, Brüksel I Tüzüğü’nden etkilenmeyecek ve Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında karşılıklı güven ilkesine aykırılık durumu, hakemler tarafından verilen dava açmama emirleri bakımından söz konusu olmayacaktır. Gazprom kararı uyarınca, dava açmama emirlerinin uygulanması bakımından her üye ülke, kendi tahkim mevzuatı uyarınca karar verecektir. Buna göre, eğer söz konusu ülke New York Konvansiyonu’na taraf ise, bu konvansiyon uygulanacaktır.



[1] Bkz. Milletlerarası Tahkimde Dava Açmama Emirleri, Şubat 2015 Hukuk Postası. Link: http://www.erdem-erdem.com/en/articles/anti-suit-injunctions-in-international-arbitration/

[2] Karara şu linkten ulaşılabilir: http://curia.europa.eu/juris/document/document.jsf?text=&docid=164260&pageIndex=0&doclang=EN&mode=req&dir=&occ=first&part=1&cid=461949.