Ercüment Erdem Av. Ecem Çetinyılmaz

Ayni Sermaye Olarak Fikri Mülkiyet Hakları

Ekim 2015

Giriş

Pay sahipleri tarafından şirketlere nakdi veya ayni sermaye konması mümkündür. Nakdi sermaye Türk Lirası üzerinden konulabilir ve ödenebilirken, ayni sermaye birçok farklı değerden oluşabilir. Üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz ve tedbir bulunmayan, nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen malvarlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir.

Ayni Sermaye Çeşitleri

Türk Ticaret Kanunu’nun[1] (“TTK”) 127. maddesine göre, bir ticaret şirketine sermaye olarak konulabilecek değerler şunlardır:

(i) Para, alacak, kıymetli evrak ve sermaye şirketlerine ait paylar[2],

(ii) Fikrî mülkiyet hakları,

(iii) Taşınırlar ve her çeşit taşınmaz,

(iv) Taşınır ve taşınmazların faydalanma ve kullanma hakları,

(v) Kişisel emek,

(vi) Ticari itibar,

(vii) Ticari işletmeler,

(viii) Haklı olarak kullanılan devredilebilir elektronik ortamlar, alanlar, adlar ve işaretler gibi değerler,

(ix) Maden ruhsatnameleri ve bunun gibi ekonomik değeri olan diğer haklar,

(x) Devrolunabilen ve nakden değerlendirilebilen her türlü değer.

TTK bu hakları sınırlı sayıda olacak şekilde saymamıştır. Bu nedenle devrolunabilen ve nakden değerlendirilebilen başkaca haklar da ayni sermayeye konu olabilir. Ancak TTK’nın 342 ve 581. maddeleri anonim ve limited şirketler bakımından çeşitli sınırlamalar öngörmektedir. Buna göre; hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar bu şirketlere sermaye olarak konamaz.

Ayni Sermaye Olarak Fikri Mülkiyet Hakları

TTK’nın 342. ve 581. maddelerine göre, üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz ve tedbir bulunmayan, nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da dahil, malvarlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir. Bu hükümle birlikte aynı zamanda, elektronik varlıklar mülkiyet hakları olarak kabul edilmiştir[3]. TTK’da elektronik varlıklara ilişkin kullanım haklarının da ayni sermaye olarak konulup konulamayacağına ilişkin kesin bir hüküm bulunmamakla birlikte, bunu engelleyici bir hüküm de yoktur[4].

TTK’nın gerekçesi, mülga kanunda sınai haklarla sınırlı olan düzenlemenin, WIPO ve TRIPS tarafından da kullanılan ve fikir ve sanat eserleri ile bağlantılı haklar, markalar, tasarımlar, patentler, faydalı modeller, bitki çeşitleri (yani ıslahçı hakları) vb. dahil birçok hakkı kapsayan daha geniş bir terim olan “fikrî mülkiyet” ile değiştirildiğini açıklamaktadır. Ancak gerekçede, bazı fikri mülkiyet haklarının, özellikle fonogram yapımcısı hakları gibi bağlantılı hakların ayni sermaye olarak konulmaya elverişli olmayabileceği ya da bu hakların değerlendirme veya değerlemelerinde sorun çıkabileceği belirtilmektedir. Mahkemece atanan bilirkişilerin bir malvarlığı değerinin ayni sermaye olarak konulmaya uygun olup olmadığını da değerlendirmek zorunda olmasının sebeplerinden biri de budur.

Ayrıca belirtilmelidir ki, fikri mülkiyet haklarının ayni sermaye olarak değerlendirilebilmeleri için tescil edilmiş olmaları zorunludur. Bir fikri mülkiyet hakkı herhangi bir şekilde, örneğin haksız rekabet hükümleri uyarınca korunuyor olsa dahi, tescil edilmiş olmadıkça ayni sermaye olarak konulamaz[5].

Değerleme

Şirket ana sözleşmesinde ayni sermayenin Türk Lirası üzerinden parasal değerinin belirtilmesi gerektiği için, ayni sermaye konulmasının önemli unsurlarından biri değerlemedir.

Ayni sermaye olarak taahhüt edilen bir malvarlığı unsurunun parasal değerinin belirlenmesi, şirket merkezinin bulunduğu/bulunacağı yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişi tarafından yapılır. Bu düzenleme, konulan sermayenin parasal değerine ilişkin bir güvence sağladığından sermayenin korunması ilkesinin gereğini yerine getirmektedir[6]. Bilirkişi tarafından belirlenen değer, ilgili şirketin ana sözleşmesinde mutlaka belirtilmelidir.

Bilirkişinin değerleme raporunda, değerleme yönteminin herkes için en adil ve uygun seçim olduğu ve sermaye olarak konacak alacakların gerçekliği, geçerliliği ve TTK’nın 342. maddesine uygunluğunun tespit edildiği belirtilmelidir. Rapor aynı zamanda ilgili malvarlığı unsurlarının tahsil edilebilirlikleri ile tam değerlerini, ayni olarak konulan her varlık karşılığında tahsis edilmesi gereken pay miktarı ile Türk Lirası karşılığını içermelidir. Raporun tatmin edici gerekçelere dayanması ve hesap verme ilkesinin icaplarına uygun olması gerekir. Kurucular ve menfaat sahipleri bu rapora itiraz edebilir.

Fikri mülkiyet haklarının değerlemesi oldukça karmaşıktır ve somut olaya özgüdür. Bu konu son yıllarda bilirkişilerin ilgisini giderek daha çok çeken bir alan haline gelmiştir. Avrupa Komisyonu da, fikri mülkiyet haklarının değerlemesine ilişkin bir uzman grubu oluşturmuştur. Grup, hazırladığı nihai raporda bu karmaşıklığın nedenini, herhangi iki fikri mülkiyet unsurunun birbiri ile aynı olmaması olarak açıklamıştır[7]. İlgili rapor uyarınca “bir fikri mülkiyet unsurunun özgünlüğü, diğer fikri mülkiyet unsurlarıyla karşılaştırma yapmayı zorlaştırır; bu da karşılaştırma esasına dayalı fiyatlamanın işe yararlığını sınırlar. Bu sebeple değerlemeler sıklıkla, fikri mülkiyet unsurunun gelecek kullanımına, hangi dönüm noktalarına ulaşılacağına ve hangi yönetim kararları alınacağına ilişkin varsayımlara dayandırılır.” Dolayısıyla, fikri mülkiyet haklarının değerlemesi uzmanları tarafından ve somut olaya özgü olarak yapılmalıdır.

Tescil

Ayni sermaye konulmasına ilişkin bir diğer önemli prosedür ise, bunların varsa özel sicillerine kaydedilmesidir. TTK, ayni sermaye olarak konulacak fikri mülkiyet haklarının bilirkişi tarafından belirlenen değerleriyle ilgili sicile şerh edilmesini zorunlu tutar. Bu usule ilişkin olarak, Şirketlerde Yapı Değişikliği ve Ayni Sermaye Konulmasında Siciller Arası İşbirliğine İlişkin Tebliğ[8] madde 4/6 uyarınca, belirli mal ve hakların şirkete ayni sermaye olarak konulduklarına dair ilgili sicillere şerh verilmesine rağmen, ilgili müdürlükçe tescil edilinceye kadar söz konusu mal ve hakların başkasına devredilmesi veya üzerinde ayni bir sınırlama getirilmesi halinde ilgili sicilleri tutan kurumlar durumu derhal ticaret siciline bildirir; bildirim üzerine, ticaret sicili söz konusu devir veya sınırlamayı gerekçe göstererek tescil talebini reddeder.

Şirketin ve/veya sermayenin tescilinden sonra, ilgili ticaret sicili, söz konusu fikri mülkiyet hakkının şirket adına tescilinin yapılabilmesi için ilgili özel sicili derhal ve re’sen bilgilendirir. Fikri mülkiyet hakkı, ancak ilgili sicil müdürünün bu bildirim üzerine şirket adına yapacağı tescille kazanılır; tescil kurucudur[9].

Ayni sermaye konulması üzerine tamamlanması gereken diğer bir usuli işlem ise buna ilişkin detaylara kurucular beyanında yer verilmesidir. Bu beyanda kurucular, ayni sermayeye verilecek karşılığın uygunluğuna ve bu tür sermayenin gerekliliğine ve şirkete olan yararlarına ilişkin belgeli, gerekçeli ve kesin ifadeli açıklamalara yer vermelidir.

Sonuç

Üzerlerinde sınırlı ayni hak, haciz ve tedbir bulunmayan, nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikri mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da dâhil, malvarlığı unsurlarının tescil edilmiş olmaları şartıyla ayni sermaye olarak konulması mümkündür. Şirketin veya sermayenin tescili, konulan ayni sermayenin şirkete devrini tek başına sağlamaz; fikri mülkiyet hakkının mülkiyeti ancak ilgili ticaret sicilinin derhal yapacağı bildirim üzerine yapılacak tescille birlikte şirkete geçer. Fikri mülkiyet haklarının ayni sermaye olarak konmasında değerleme, karmaşık ve somut olaya özgü olması nedeniyle büyük önem taşır.



[1] 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 14 Şubat 2011 tarihli ve 27846 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı ve 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girdi.

[2] Lütfen alacağın sermaye olarak değerlendirilmesi ile ilgili önceki Hukuk Postası yazısına bakınız: Sermaye Şirketlerinde Alacağın Sermaye Olarak Değerlendirilmesi, http://www.erdem-erdem.com/articles/sermaye-sirketlerinde-alacagin-sermaye-olarak-degerlendirilmesi/; Tuna Çolgar (erişim tarihi: 19 Ekim 2015).

[3] Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 3. Bası, İstanbul 2013, s. 156.

[4] Tekinalp, s. 156.

[5] Tekinalp, s. 157.

[6] TTK Madde 343 Gerekçesi.

[7] Avrupa Komisyonu Fikri Mülkiyet Haklarının Değerlemesine İlişkin Uzman Grubunun 29 Kasım 2013 tarihli Nihai Raporu, s. 5, https://ec.europa.eu/research/innovation-union/pdf/Expert_Group_Report_on_Intellectual_Property_Valuation_IP_web_2.pdf (erişim tarihi: 19 Ekim 2015).

İşbu rapor fikri mülkiyet haklarının değerlemesine ilişkin yaklaşımları, yöntemleri ve standartları inceler ve olası düzenlemeler için tavsiyelerde bulunur.

[8] Şirketlerde Yapı Değişikliği ve Ayni Sermaye Konulmasında Siciller Arası İşbirliğine İlişkin Tebliğ 31.10.2012 tarihli ve 28453 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı ve aynı tarihte yürürlüğe girdi.

[9] Hasan Pulaşlı, Yeni Şirketler Hukuku Genel Esaslar, Ankara 2012, s. 800.