Hızlı Tüketim Ürünleri Perakende Sektöründe Yasalaşma Adımları

Mayıs 2011

Hızlı tüketim ürünleri (bundan böyle “HTÜ” olarak anılacaktır) perakende sektörü son yıllarda, küçük devralmalar yoluyla çok gelişti. Creeping acquisition olarak da adlandırılan bu devralmalar, yavaş ilerleyen / fark edilmeyen devralmalardır. Zira bu sektörde, büyük bir şirket başka büyük bir şirketi devralmak yerine, birçok küçük işletmeyi (örneğin, bakkal) devralıyor. Ancak bu devralma işlemleri, 2010/4 sayılı Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ[1]’de (bundan böyle “2010/4 sayılı Tebliğ” olarak anılacaktır) belirtilen eşikleri aşmadığı için, Rekabet Kurulu’nun (bundan böyle “Kurul” veya “RK” olarak anılacaktır) iznine tâbi olmuyor. Dolayısıyla, büyük şirketler gittikçe daha güçleniyor, küçükler ise yavaş yavaş yok oluyor.

Bu durumu değerlendirebilmek ve en uygun çözümü bulabilmek için, Kurul, geçtiğimiz yıl sektör incelemesi gerçekleştirdi ve 18 Nisan 2011 tarihinde, “Türkiye Hızlı Tüketim Ürünleri Perakendeciliği Sektör İncelemesi Ön Raporu”nu[2] (bundan böyle “Ön Rapor” olarak anılacaktır) resmî internet sitesinde yayımlayarak tartışmaya açtı.
Avrupa Birliği’ne uyum süreci ve özellikle Avrupa ülkeleri mevzuatlarında bu sektöre yönelik yapılan yenilik ve değişikliklerin de, Kurul tarafından gerçekleştirilen bu sektör incelemesinde önem arz ettiği aşikârdır.
Ön Rapor’da yer verilen tespit ve öneriler aşağıda yer alıyor.

Türkiye HTÜ Perakendeciliği Pazarı

HTÜ perakendeciliği pazarı 1990’lı yıllardan beri Türkiye’de gelişme göstermiş ancak bu gelişme Avrupa ülkelerindeki kadar belirgin olmamıştır. Nitekim organize perakendecinin payı sadece 20 milyar TL artmıştır: 2004 yılında 72 milyar TL olan toplam ticaret, 2009 yılında 93 milyar TL’ye, organize perakendenin ağırlığı ise, 2004’te yaklaşık %30 iken, 2009’da %43’e çıkmıştır. Bu rakamlar, hala Avrupa ülkeleri rakamlarının çok altındadır.

HTÜ perakendeciliğinde yoğunlaşma oranları da, Avrupa ülkelerine oranla çok düşüktür. Şöyle ki, Türkiye’deki en büyük dört perakendecinin toplam pazar payı (bundan böyle “CR4” olarak anılacaktır), başka bir deyişle, CR4 oranı %14 iken, bu oran İsveç’te %91, İngiltere’de %68, Almanya’da %67, Fransa’da %65, Macaristan’da %50 ve İtalya’da %20’dir.

HTÜ Sektöründe Alıcı Gücü

HTÜ sektöründe son yıllarda yaşanan en büyük rekabet sorunlarından birisi sağlayıcı ile dağıtıcı arasındaki güç farkıdır. Şöyle ki, bu sektörün gelişmesiyle beraber, sağlayıcı değil, dağıtıcı veya dağıtım gruplarının ekonomik gücü ellerinde bulunduruyor ve üretici veya sağlayıcı ya da tedarikçilere kendi ticari koşullarını kabul ettiriyorlar.
Türkiye HTÜ perakendeciliği pazarındaki alıcı gücü konusundaki başlıca sorunlar ise şöyledir:

  • Tedarikçiler tarafından listeleme bedeli, raf bedeli, teşhir alanı bedeli (gondol, palet, raf konumu, mağaza içi trafiğe göre konumlandırma gibi), insert bedeli, elektrik bedeli, tüketicilere yönelik promosyonlara katılma, eleman talebi, bedelsiz / tadımlık ürün, mağaza açılış bedeli, yıldönümü bedeli, yılsonu iskontosu gibi çeşitli isimler altında ilave bedel, iskonto ve hizmet talebinde bulunuluyor.
  • Perakendeciler tarafından tedarikçilere yapılacak ödemelerde ödeme vadelerine uyulmuyor ve gıda üreticisi sözleşmelerinde 60 – 90 gün olarak belirlenen ödeme vadesi uygulamada 130 güne kadar uzuyor. Ancak bu sorun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu[3] (bundan böyle “Yeni TTK” olarak anılacaktır) ile giderilecektir. Zira Yeni TTK’nun 1530’ncu maddesi alacaklıları korumak amacıyla ticari ilişkilerdeki ödeme sürelerine yönelik altmış günlük ödeme süresi sınırı getiriyor.
  • Özel markalı ürünlerin toplam satışlar içindeki oranı Avrupa ülkelerine oranla oldukça düşük. Nitekim bu oran İsviçre’de %54, İngiltere’de %47, İspanya’da %40, Avusturya’da %31, İtalya’da %13 iken, Türkiye’de sadece %8’dir. Ancak bu oran gitgide artıyor. Bu artış karşısında, tedarikçiler markalı ürünleri için raflarda yer bulma sorunu yaşayabiliyor.

HTÜ Perakende Sektörü İçin Öneriler

Kurul, Ön Rapor’da, yukarıda belirttiği (muhtemel) rekabet sorunlarının üstesinden gelebilmek için, farklı ülke düzenlemelerinden esinlenerek önerilerde bulundu:
Yoğunlaşma Eşiklerinin Düşürülmesi. Kurul, yukarıda açıklanan küçük devralmalar temelinde, yoğunlaşmaların bildirilmesine yönelik eşiklerin HTÜ perakendeciliği sektöründe düşürülmesini önermiş ve örnek olarak, HTÜ perakendeciliği sektörüne özel olarak yoğunlaşma bildirim eşiklerini %50 oranında indirmiş olan Fransız Hukuku’na atıf yapılmıştır.

Asıl olarak, bu yöntem ile engellenmek istenen, devralma boyutlarının, 1 Ocak 2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 2010/4 sayılı Tebliğ’de öngörülen eşiklerin altında kalması sebebiyle, rekabete olumsuz etkilerinin olmasıdır.
Davranış Kodu ve Ombudsmanlık Sistemi. Kurul, İngiltere’yi örnek alarak, tarafların bir araya gelerek oluşturduğu etik davranış kodunun bir hakem (ombudsman) tarafından gözetilerek uygulandığı bir davranış seti oluşturulmasını öngörmüş ancak, davranış kodunun içeriği ve bağlayıcılığına ilişkin herhangi bir somut öneri getirilmemiştir
Tedarikçi – Perakendeci Anlaşmalarının Düzenli Olarak Rekabet Kurumu’na Bildirilmesi. Kurul, Norveç Rekabet Otoritesini örnek alarak, HTÜ perakendeciliği pazarında alıcı gücünün yüksek olduğunu belirlemiş; ürün grupları bakımından belirli bir büyüklüğün üzerindeki perakendeciler için geçerli olmak üzere tedarikçi–perakendeci anlaşmalarının düzenli olarak Rekabet Kurumuna gönderilmesini öngörmüştür. Burada beklenen fayda anlaşmaların şeffaflaştırılması ve haksız uygulamaların ortadan kaldırılmasıdır.

Ön Rapor’un Değerlendirmesi

Türkiye HTÜ perakendeciliği pazarı son yıllarda Türkiye’de gelişmekte olan bir pazar olmakla birlikte, Avrupa’daki kadar gelişmemiş, hatta Avrupa’daki rakamların halen çok altındadır. Yukarıda ifade edildiği gibi, Türkiye’de CR4 oranı %14 iken, bu oran İsveç’te %91, İngiltere’de %68, Almanya’da %67, Fransa’da %65, Macaristan’da %50 ve İtalya’da %20’dir.
Bu sebeple, HTÜ perakende sektörünün ivedilikle regüle olması şu an itibariyle gerekmese bile, bu sektördeki gelişmeler dikkate alındığında, yasalaşma çalışmalarına şimdiden başlanması çok isabetli olmuştur.

Bu bağlamda, farklı hukukların değerlendirmesi de çok doğrudur. Ancak, değerlendirmenin sadece Fransa, İngiltere ve Norveç ile sınırlı kalmaması gerekir. Zira bu üç hukukta da sorunlar mevcuttur. Ayrıca, bu ülkedeki HTÜ perakendeciliği pazar yapısı ile Türkiye HTÜ perakendeciliği pazar yapısı farklıdır. Bu sebeple, aynı düzenlemeleri birebir almak zaten doğru olmayacaktır.

Sonuç

Türkiye’de HTÜ perakende sektörü son yıllarda çok gelişti. Bu sebeple, bu sektördeki rekabetin de artık yavaş yavaş regüle edilmesi gerekiyor. Bu kapsamda, önce sektörün incelenmesi ve teşebbüslerin görüşlerinin alınması çok doğrudur.

Ancak bu sektör için getirilecek düzenlemenin Türkiye HTÜ perakende sektörüne uygun ve sağlayıcı ile dağıtıcı menfaatlerini dengeleyen bir düzenleme olması gerekir. Zira sağlayıcılar korumayı amaçlar iken, dağıtıcıları rekabet edemez bir hale getirmek doğru olmaz. Ayrıca düzenlemenin fiilen her boyutta tüm teşebbüslere eşit şekilde uygulanmasını sağlamak gerekir.


[1] Tebliğ’e ulaşmak için bkz. http://www.rekabet.gov.tr/dosyalar/teblig/teblig83.pdf
[2] Ön Rapor’a ulaşmak için bkz. http://www.rekabet.gov.tr/dosyalar/images/file/Perakende_Sektor_Arastirmasi_genis_Ozet_.pdf
[3] Yeni TTK 14.02.2011 tarih ve 27846 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Yeni TTK’ya ulaşmak için bkz. http://www.resmigazete.gov.tr/main.aspx?home=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/02/20110214.htm&main=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/02/20110214.htm