Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı’nda Milli Tahkim

Nisan 2009

Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısı (“Tasarı”), 16 Nisan 2008 tarihinde TBMM Adalet Komisyonu’na gönderildi. TBMM Adalet Komisyonu, Tasarı’nın daha önceki görüşmelerde atladığı maddelerini de 15 Nisan 2009 tarihinde yeniden ele alarak Tasarı’yı kabul etti.

Tahkim, Tasarı’nın on birinci kısmında düzenlenir. Bu düzenlemeler, genel olarak UNCITRAL Model Kanunu’nu örnek alan, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu’nu (“MTK”) esas alır. Tahkim hakkındaki hükümler hemen hemen MTK’daki hükümlerin aynısıdır.

Tasarı hükümlerinin uygulama alanı.Tasarı’da düzenlenen tahkime ilişkin hükümler milli tahkim yargılamalarında uygulanır. Tahkimin milli olup olmadığına MTK uyarınca karar verilir. MTK anlamında yabancılık unsuru taşımayan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği tüm tahkim yargılamalarına Tasarı hükümleri uygulanır.

Tahkime gidilebilecek haller.Tahkime elverişlilik konusunda Türk hukukunda kabul edilen genel prensip Tasarı Madde 412’de de tekrar edilir. Buna göre, tarafların iradelerine tâbi olmayan uyuşmazlıklarla taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklara ilişkin uyuşmazlıklar tahkim yoluyla çözülemez.

Tasarı Madde 416 (1) ile tahkim sözleşmesi tanımlanır. Buna göre, tahkim sözleşmesi, tarafların sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmadır. Madde 416 (3) uyarınca, tahkim sözleşmesi yazılı şekilde yapılır. Yazılı şekil şartı faks veya e-posta aracılığıyla da gerçekleşmiş sayılır. Ayrıca, asıl sözleşmenin bir parçası haline getirilmek amacıyla tahkim şartı içeren bir belgeye yollama yapılması (by way of incorporation) halinde de tahkim sözleşmesi kurulmuş kabul edilir.

Tasarı Madde 417 uyarınca, tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlığın çözümü için mahkemede dava açılmışsa, karşı taraf tahkim ilk itirazında bulunabilir. Tahkim itirazının ileri sürülmesi, tahkim yargılamasına engel değildir.

Tasarı Madde 415, tahkim yargılamasına mahkemelerin müdahalesinin ancak Kanun’da açıkça izin verilmiş hallerde mümkün olduğunu düzenleyerek, bu konuda açık bir sınırlama getirir.

İhtiyati tedbir.Tasarı Madde 418 uyarınca, hakemler ihtiyati tedbir alınması ya da delil tespitine karar verebilir. Uygulamada genellikle hakem heyetinin kararlarına taraflarca uyulmaktadır. Ancak, tarafın ihtiyati tedbir kararını rızaen yerine getirmediği hallerde, hakem heyetinin vermiş olduğu ihtiyati tedbir kararının zorla icra edilebilmesi için mahkemenin tedbir kararının icra edilebilirliği konusunda karar vermesi gerekir. Hakem kurulunun zamanında veya etkin olarak hareket edemeyecek olduğu hallerde, taraflardan biri ihtiyati tedbir veya delil tespiti için mahkemeye başvurabilir. Bu haller mevcut değil ise mahkemeye başvuru, sadece hakem kurulundan alınacak izne veya tarafların bu konudaki yazılı sözleşmesine dayanılarak yapılır. Tahkime başvurmadan önce mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı alınmışsa, on beş gün içinde tahkim davası açılmalıdır; aksi halde, ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kendiliğinden ortadan kalkar (Madde 430). Tahkim yargılaması öncesi veya tahkim yargılaması sırasında mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı, aksine karar verilmedikçe, hakem veya hakem kurulu kararının icra edilebilir hale gelmesiyle ya da davanın hakem veya hakem kurulu tarafından reddedilmesi halinde kendiliğinden ortadan kalkar. Tahkimde taraf iradesine tanınan üstünlüğün bir yansıması olarak, mahkemenin verdiği ihtiyati tedbir kararının hakem veya hakem kurulu tarafından değiştirilebileceği ya da ortadan kaldırılabileceği de açıkça düzenlenir.

Hakem veya hakem kurulu.Taraflar, tek sayı olmak kaydıyla, hakem sayısını belirlemekte serbesttir. Taraflarca hakem sayısı kararlaştırılmamışsa, üç hakem seçilir.

Tasarı Madde 420 ile taraflarca hakem seçim usulü kararlaştırılmamışsa veya kararlaştırılmış olmasına rağmen hakem seçimi fiilen gerçekleşemiyorsa, hakemlerin nasıl seçileceği belirlenir. Buna göre, tek hakem seçimi üzerinde taraflar anlaşamazlarsa hakem mahkeme tarafından seçilir. Üç hakem seçilecekse taraflardan her biri kendi hakemini seçer ve bu belirlenen hakemler üçüncü hakemi seçer. İlgili talebin kendisine ulaşmasından itibaren bir ay içerisinde taraflardan biri hakem seçiminde bulunmazsa ya da iki hakem üçüncü hakemi belirleyemezse, hakem seçimi mahkeme tarafından yapılır.

Kendisine hakemlik önerilen kimse, bu görevi kabul etmeden önce tarafsızlık ve bağımsızlığından şüphe etmeyi haklı gösteren hal ve şartları açıklamak zorundadır. Hakem, taraflarca kararlaştırılan niteliklere sahip olmadığı, taraflarca kararlaştırılan tahkim usulünde öngörülen bir ret sebebi mevcut bulunduğu veya tarafsızlığından şüphe edilmeyi haklı gösteren hal ve şartlar gerçekleştiği takdirde reddedilebilir.

Tasarı Madde 423 uyarınca, taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa, tahkim yargılamasında görevi kabul eden hakem, haklı bir neden olmaksızın görevini yerine getirmekten kaçındığı takdirde, tarafların bu nedenle uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.

Competense-competensekuralı.Tasarı Madde 426 ile tahkim yargılamasında genel kabul görencompetense-competensekuralı açıkça kabul edilir. Buna göre, hakem veya hakem kurulu, tahkim sözleşmesinin mevcut veya geçerli olup olmadığına ilişkin itirazlar da dâhil olmak üzere, kendi yetkisi hakkında karar verir. Tahkim şartının bağımsızlığı da genel kabul gören ve Madde 426 ile açıkça düzenlenen bir başka prensiptir. Buna göre, bir sözleşmede yer alan tahkim şartının geçerliliği, sözleşmenin diğer hükümlerinden bağımsız olarak değerlendirilir.

Hukuki dinlenilme hakkı.Madde 427 ile tarafların tahkim yargılamasında eşit hak ve yetkiye sahip oldukları ve hukuki dinlenilme hakları bulunduğu belirtilir.

Usule uygulanacak hukuk.Tahkim yargılamasında taraflar usule uygulanacak hukuku seçmek konusunda serbesttir (Madde 428). Taraf serbestisinin sınırı Tasarı’da emredici olarak düzenlenir. Taraflarca usule uygulanacak hukukun kararlaştırılmamış olması durumunda, hakem veya hakem kurulu Tasarı hükümlerini uygulayacak, boşlukları uygun bulduğu şekilde doldurur.

Tahkim yeri taraflarca kararlaştırılır. Bu konuda taraflar arasında bir anlaşma yoksa tahkim yerini hakem veya hakem kurulu olayın özelliklerine göre belirler. Tahkim yeri, tahkime müdahale edecek yetkili mahkemenin belirlenmesi açısından da önem taşır.

Tahkim süresi, taraflar aksini kararlaştırmadıkça bir yıldır. Tahkim süresinin tarafların anlaşması ya da anlaşamamaları halinde mahkeme kararı ile uzatılır (Madde 431).

Tasarı Madde 432 (3) ile tahkim yargılamasında taraflara iddia ve savunmalarını değiştirip genişletme imkânı tanınır. Ancak, tarafların bu imkânı kötü niyetli olarak kullanmalarının önüne geçmek için, bu konuda hakem heyetine geniş takdir yetkisi verilir. Hakem heyeti, hal ve şartları dikkate alarak, taraflara bu imkânı vermeyebilir.

Tasarı Madde 435 uyarınca hakem veya hakem kurulu, bilirkişi atanmasına ve/veya keşif yapılmasına karar verebilir. Hakemlerin üçüncü kişilere emir verme yetkisi bulunmadığından, taraflardan birine, hakem veya hakem kurulunun onayını almak şartıyla, delillerin toplanması için mahkemeden yardım isteme imkânı da tanınır (Madde 436).

Hakem kararının tavzihi.Tasarı Madde 441 ile usul ekonomisi ve tahkimde sürati temin edebilmek bakımından, hakem kararındaki hesap, yazı ve benzeri maddi hataların düzeltilmesi için taraflardan birinin başvurusu ile hakem kararının tavzihi imkânı düzenlenmiştir.

Hakem ücretleri ve yargılama giderleri.Hakem ücretleri, taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa, dava konusu alacağın miktarı, uyuşmazlığın niteliği ve tahkim yargılamasının süresi dikkate alınarak, hakem veya hakem kurulu ile taraflar arasında kararlaştırılır. Taraflar, hakem veya hakem kurulunun ücretini yerleşmiş kurallara veya kurumsal tahkim kurallarına yollama yaparak da belirler (Madde 444). Hakem ücretine ek olarak diğer yargılama giderleri Madde 445 ile düzenlenir. Hakem veya hakem kurulu, davacı taraftan yargılama giderleri için avans yatırmasını isteyebilir. Taraflar aksini kararlaştırmadıkça, yargılama giderleri haksız çıkan tarafa yüklenir (Madde 446).

İptal davası.Tasarı’nın tahkim yargılamasına ilişkin en önemli hükümlerinden biri iptal davasını düzenleyen Madde 443’tür. Zira bu hüküm ile milli hakem kararlarının temyize tâbi olduğu kuralı bertaraf edilir. Hakem kararına karşı yalnızca hakem kararının taraflara bildirildiği tarihten itibaren bir ay içinde iptal davası açılır (Madde 443 (4)). İptal sebepleri Madde 443 (2)’de sınırlı olarak sayılır. Bunlar;

a. Tahkim sözleşmesinin taraflarından birinin ehliyetsiz ya da tahkim sözleşmesinin geçersiz olduğu,
b. Hakem veya hakem kurulunun seçiminde sözleşmede belirlenen veya Kanunda öngörülen usule uyulmadığı,
c. Kararın, tahkim süresi içinde verilmediği,
d. Hakem veya hakem kurulunun, hukuka aykırı olarak yetkili veya yetkisiz olduğuna karar verdiği,
e. Hakem veya hakem kurulunun, tahkim sözleşmesi dışında kalan bir konuda karar verdiği veya talebin tamamı hakkında karar vermediği ya da yetkisini aştığı,
f. Tahkim yargılamasının, usul açısından sözleşmede veya bu yönde bir sözleşme bulunmaması halinde, Kanunda yer alan hükümlere uygun olarak yürütülmediği ve bu durumun kararın esasına etkili olduğu,
g. Tarafların eşitliği ilkesi ve hukuki dinlenilme hakkına riayet edilmediği,
h. Hakem veya hakem kurulu kararına konu uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmadığı,
i. Kararın kamu düzenine aykırı olduğudur.

Hakemlerin hukuku doğru uygulayıp uygulamadıkları bir iptal sebebi değildir ve mahkeme tarafından inceleme konusu yapılamaz.

Hakem kararına karşı iptal davası açılması kararın icrasını durdurmaz. Ancak taraflardan biri teminat göstermek şartı ile kararın icrasının durdurulmasını talep edebilir.

İptal davasının yukarıda (b), (d), (e), (g) ve (i)’de sayılan nedenlerle kabul edilmesi halinde, taraflar aksini kararlaştırmamışlarsa, hakemleri ve tahkim süresini yeniden belirleyebilirler. Tarafların uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesine yönelik iradesi üstün tutulur.

Madde 443 (6) uyarınca, iptal davası hakkında verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz incelemesi, yukarıda sayılan iptal sebepleriyle sınırlı olarak öncelikle ve ivedilikle karara bağlanır. Temyiz, kararın icrasını durdurmaz.

Yargılamanın iadesi.Madde 447 uyarınca, yargılamanın iadesi hükümleri tahkimin niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanır. Yargılamanın iadesi talebi kabul edilirse, mahkeme hakem kararını iptal eder ve uyuşmazlığı yeniden bir karar verilebilmesi için yeni hakeme veya hakem kuruluna gönderir.

Sonuç

1926 tarihli Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun iç tahkime ilişkin düzenlemeleri, günün ihtiyaçlarına cevap verememekte ve günün şartlarına uygun düşmemektedir. Maalesef, Türkiye’de ticaret odaları dâhil herhangi bir özel kuruluş tahkim yargılaması konusunda başarılı bir uygulama da yakalayamadı. Bu nedenle, Türkiye’de tahkim Türk iş adamları tarafından tercih edilmeyen bir kurum haline geldi; tahkimin birçok avantajı uygulamaya geçirilemedi.

Tasarı hükümleri, Türkiye’de tahkim kültürünün oluşması, arızi tahkimin gelişmesi ve tahkimin iş adamlarınca tercih edilen bir kurum haline gelmesi ile uyuşmazlıkların çözümünde adalet ve süratin temin edilmesi bakımından önemli ve ciddi bir adım oluşturur.