Ercüment Erdem Av. Alper Uzun

İcra Hukuku Açısından Hesap Mutabakatı

Mayıs 2013

Cari hesap, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 89. Maddesinde düzenlenmektedir. Buna göre cari hesap sözleşmesi, iki kişinin karşılıklı olarak alacaklarını tek tek istemek ve borçlarını tek tek ödemek yerine, belirli bir dönem sonunda çıkarılacak hesabın ardından kalan bakiyeyi isteyebileceklerine ilişkin bir sözleşmedir.

Cari hesap kaydı tutan şirketler arasında, hesabın kesilmesi, kapatılması veya karşılıklı teyit edilmesi aşamalarında “hesap mutabakatı” gündeme gelmektedir. Şirketler, hesap mutabakatı ile aralarındaki borç alacak durumunu tespit ederler. Bu mutabakat da, genellikle “mutabakat mektubu” düzenlenerek gerçekleştirilir.

Mutabakat mektubunun uygulamada, özellikle icra hukukunda bazı hukuki tartışmalara yol açmaktadır. Bunların başında, mutabakat mektubunun bir borç ikrarı olup olmadığı tartışması gelmektedir.

Mutabakat Mektubu

Mutabakat mektubu, TTK m.94 uyarınca, şirketlerin tutmakta oldukları cari hesabın karşılıklı olarak teyit edilmesi, kapatılması, ticari defter kapanışlarının yapılabilmesi amacıyla düzenlenmektedir.

TTK m. 94/1’de yazılı olduğu üzere, “Sözleşme veya ticari teamül uyarınca, belirli hesap devreleri sonunda devre hesabı kapatılır ve alacak ile borç kalemleri arasındaki fark belirlenir.”. Buna göre şirketler uygulamada mutabakat mektubu düzenleyerek cari hesap sözleşmesinin diğer tarafı olan şirkete göndermektedir.

Mutabakat mektubuna, mektubu düzenleyen şirket tarafından, diğer şirket ile olan borç ve alacak durumu yazılmaktadır.

Uygulamada sıkça karşılaşıldığı üzere, cari hesap ilişkisi içerisinde olan ve alacağına kavuşamayan şirket tarafından, mutabakat mektubu icra takibine konu edilebilmektedir.

Borçlu tarafından bu takibe itiraz edilmesi ve alacaklı şirket tarafından mutabakat mektubunun bir borç ikrarı olduğu düşüncesi ile alacağına daha hızlı kavuşmak için İcra ve İflas Kanunu’nun (“İİK”) 68. maddesinde öngörülen “itirazın kaldırılması” yoluna başvurması halinde ise mutabakat mektubunun İİK m.68’de yazılı belgelerden olup olmadığı hususu tartışma konusu olmaktadır.

İİK m. 68 Açısından Mutabakat Mektubu

Bilindiği gibi itirazın kaldırılması; alacağın, icra mahkemesine başvurularak, takip hukuku prosedürü içinde kısa yoldan, çabuk ve daha az masraflı bir şekilde elde edilmesine imkân veren bir kurumdur.

Bu nedenle itirazın kaldırılması yoluna başvurulması, ancak alacaklının elinde İİK m. 68-68/a’daki belgelerden birinin bulunması halinde mümkündür. Bu noktada cari hesap alacaklısı olan şirketin takibine dayanak gösterdiği mutabakat mektubunun İİK m.68’de öngörülen belgelerden olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.

İİK m. 68/1 şöyledir:

“Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dâhilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir.”

Görüldüğü gibi ilgili alacaklının icra mahkemesinde itirazın kaldırılması yoluna başvurarak olumlu sonuç elde edebilmesi için, başvuranın elinde İİK m.68’de sayılı belgelerden birinin bulunması gerekmektedir. Bu belgelerin hukuki niteliği, içeriği ve belgedeki imzanın kime ait olduğu önem taşımaktadır.

Bu nedenle, mutabakat mektubunun altındaki imzanın kime ait olduğu incelenmelidir. Bir belgenin İİK m. 68’de öngörülen belgeler arasında değerlendirilebilmesi için, aleyhine delil teşkil edecek olan kimsenin imzasını veya imza yetkilisinin imzasını taşıması gerektiği tartışmasızdır.

Mutabakat mektubu her ne kadar şirketin muhasebe servisi tarafından hazırlanmakta ise de, birçok açıdan bu belgenin İİK m.68’de öngörülen şartları taşıyan bir borç ikrarı olduğunu söylemek mümkün olmayacaktır.

Bilindiği üzere, ticaret şirketlerinin temsil ve ilzam edilmesine ilişkin hususlar, imza sirkülerinde açıklığa kavuşturulur. Mutabakat mektubunda imzası bulunan kişinin şirketin yetkilisi olmasının gerektiği ve bu hususun mahkeme tarafından araştırılması gerektiği, Yargıtay tarafından da üzerinde önemle durulan bir husustur:

“…”Hesap Mutabakatı” başlıklı belgede davacı şirket adına imza atan dava dışı Rebii Bozdan’ın davacı şirketin yetkili temsilcisi olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece bu yönler üzerinde durularak tüm deliller birlikte değerlendirilip uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.” (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 1.12.2005 tarihli, 2005/1967 E., 2005/11954 K. sayılı kararı)

Yargıtay, hesap mutabakatında şirketin yetkili temsilcisinin imzasının bulunmadığının anlaşıldığına, mahkemenin bu husus üzerinde durmamasının da eksik olduğuna, bu nedenle kararın bozulması gerektiğine hükmetmiştir.

Sonuç

Sonuç olarak uygulamada sıkça kullanılan mutabakat mektubu, şirketin yetkili temsilcileri tarafından imzalanmamış ise borç ikrarı sayılamayacağı ve buna dayanılarak itirazın kaldırılmasının talep edilmesi halinde olumlu sonuç alınamayacağı söylenebilecektir.