Ercüment Erdem Av. Fatih Işık

İcra ve İflas Kanunu’na İlişkin Güncel Gelişmeler ve Konkordato

Mart 2018

Giriş

Yatırım ortamının iyileştirilmesi amacıyla son dönemde yapılan mevzuat değişikliklerinden önemli bir kısmı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda (“İİK”) yapıldı. Bu makalede, İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında 7101 sayılı Kanun[1] (“7101 sayılı Kanun”) ile Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 7078 sayılı Kanun[2] (“7078 sayılı Kanun”) kapsamında yapılan değişiklikler genel olarak ele alınacaktır.

İflas Erteleme ve Konkordatoya İlişkin Düzenlemeler

Konkordato, mali durumu bozulmuş olan borçlular ile bu borçlunun alacaklılarını korumayı amaçlayan bir uygulamadır. Konkordato ile borçlu, borçlarını konkordatoda kabul edilen şekilde ödemekle, borçlarının tamamından kurtulur. Bu haliyle konkordato, borçlu ile alacaklılar arasında bir yeniden yapılandırma anlaşmasıdır[3].

7101 sayılı Kanun ile getirilen temel değişiklik, iflas erteleme kurumunun yürürlükten kaldırılması ve konkordatoya ilişkin hükümlerin yeniden düzenlenmesidir. Yapılan değişikliğin gerekçesinde, iflas erteleme kurumunda alacaklıların söz sahibi olamaması, iflas erteleme sürecinde borçlu ve mahkemenin etkin rol oynaması ve yargılamada bu yönde yaşanan sorunlar, iflas ertelemenin yürürlükten kaldırılması sebepleri olarak belirtilir[4]. Bu durum göz önüne alınarak yapılan düzenlemelerle, alacaklı ve borçlunun anlaşmasını ve bu anlaşmanın mahkemece tasdikini kapsayan konkordatonun, daha etkin ve işlevsel bir kurum olarak uygulanması planlandı. Bu kapsamda, konkordato projesinin hazırlanmasına ve kabulüne dair usul ve esaslara da kanun kapsamında yer verildi.

Konkordato mühleti boyunca borçlunun ticari faaliyetlerine devam etmesi ve sözleşmelerin konkordato nedeniyle sona ermemesi amaçlanır. Öyle ki, konkordato halinin sözleşmenin feshine veya borcun muacceliyetine sebep olacağı taraflarca kararlaştırılmış olsa dahi, bu sözleşme hükmünün konkordato halinde uygulanmayacağı açıkça ifade edildi.

Göze çarpan ilk değişiklik, konkordato işlemleri hakkında görevli mahkemenin değiştirilmesidir. Daha önce konkordato talebinde icra mahkemeleri görevli iken, 7101 sayılı Kanun ile asliye ticaret mahkemeleri görevli mahkeme olarak belirlendi.

7101 Sayılı Kanun’da, “geçici konkordato mühleti” tanımlanmakta ve kesin konkordato mühletinin sonuçlarını doğuran geçici konkordato mühletinin, kural olarak üç ay olmakla birlikte, iki ay daha uzatılabileceği düzenlenmektedir. Ayrıca, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün görülmesi halinde borçluya tanınan ve bir yıl olarak öngörülen kesin mühletin ise özel durumlarda altı aya kadar uzatılabileceği belirtilir. Bu şekilde konkordato süresi, uzatılmış geçici ve kesin mühlet ile birlikte en fazla 23 ay ile sınırlandırılır. Önemle belirtilmelidir ki, konkordato borçlusunun mali durumunun iyileşmesi halinde, konkordato mühletinin kaldırılabileceği de 7101 Sayılı Kanun kapsamındaki önemli bir düzenlemedir.

Adi konkordatoya ilişkin hükümler açısından, kesin mühlete karar veren mahkeme bu kararla birlikte veya kesin mühlet içinde uygun görülecek bir zamanda yedi alacaklıyı geçmemek ve herhangi bir ücret vermemek şartıyla ayrıca bir alacaklılar kurulu oluşturabilir. Alacaklılar kurulu oluşturulurken komiserin de görüşü alınır. Bu kapsamda, konkordato komiseri ve alacaklılar kurulunun görevleri de 7101 Sayılı Kanun’da ayrıca düzenlenir.

7101 sayılı Kanun, kesin mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabileceğini veya başlamış olan takibe devam edilebileceğini, ancak takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamayacağını ve rehinli malın satılamayacağını da açıklığa kavuşturdu. 7101 sayılı Kanun ile konkordato için verilen karara karşı gidilebilecek kanun yolları da düzenlendi. Buna göre, konkordato hakkında verilen karara karşı borçlu veya konkordato talep eden alacaklı, kararın tebliğinden, itiraz eden diğer alacaklılar ise tasdik kararının ilanından itibaren 10 gün içinde istinaf yoluna başvurabilir. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı ise 10 gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Bununla birlikte, kesin mühlet talebinin kabulü ile mühletin kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz.

Önemle belirtilmelidir ki 7101 sayılı Kanun uyarınca, İİK Geçici Madde 14’ün yürürlüğe girdiği tarihte görülmekte olan iflasın ertelenmesi ve konkordato talepleri hakkında, talep tarihinde yürürlükte bulunan hükümlerin uygulanmasına devam edilecektir.

Bütünlük Arz Eden Mal ve Hakların Bir Bütün Olarak Satışının Yapılabilmesi

7101 sayılı Kanun uyarınca alacaklıların yararına getirilen bir başka düzenleme ise ticari ve ekonomik bütünlük arz eden mal ve haklara ilişkindir. Bu kapsamda ticari ve ekonomik bütünlük arz eden ya da bir bütün halinde satıldığı takdirde daha yüksek gelir elde edileceği anlaşılan mal ve haklar bir bütün olarak paraya çevrilebilir.

Alacakların Öncelik Sırasında Değişiklik

7101 sayılı Kanun ile, İİK’nin 206. maddesinde düzenlenen alacaklıların öncelik sırası da değiştirildi. Değişiklik uyarınca, gümrük resmi ve akar vergisi gibi bir kısım kamu alacakları, rehinle temin edilmiş alacaklar karşılandıktan sonra diğer alacaklara nazaran öncelikli olarak ödenir.

İflas Tasfiyesine İlişkin Sürelerin Kısaltılması

Uygulamada iflas tasfiyesinin uzun süreler alması nedeniyle, iflas kararının tebliğinden sonra tasfiyenin adi veya basit şekilde yapılacağına karar verme süresi üç aydan iki aya indirildi. Böylece tasfiyenin daha kısa sürede tamamlanacağı öngörülmektedir[5]. Buna ek olarak, iflas tasfiyesinin uzun sürmesini engellemek amacıyla sıra cetveli hazırlanması için öngörülen üç aylık asıl ve üç aylık uzatma süreleri ikişer ay şeklinde kısaltıldı[6].

İdari Yargının Görev Alanına Giren Konulara İlişkin Değişiklikler

7078 sayılı Kanun ile, idari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamayacağı açıklığa kavuşturuldu. Yine aynı kanun ile İİK’ya eklenen geçici madde uyarınca idari yargının görev alanına giren konularda, ilgili maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılmış ilamsız icra takipleri hakkında, talep üzerine icra müdürünce dosya üzerinden düşme kararı verilir ve karar alacaklıya resen tebliğ edilir. Söz konusu düzenleme uyarınca alacaklı, düşme kararının tebliğinden itibaren yedi gün içinde şikayet yoluna başvurabilir, kararının kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde ise idari yargıda dava açılabilir. Düşme talebinin reddine veya düşme kararı hakkındaki şikayetin kabulüne ilişkin karar kesinleşmeden takibe devam edilemez. Bu kapsamda yapılan ilamsız icra takipleri hakkında açılmış itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davalarında talep üzerine, karar verilmesine yer olmadığına karar verileceği yine 7078 sayılı Kanun’da ifade edilir. Buna göre, takip ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti tarafların üzerlerinde bırakılır; bu kararın kesinleşmesi üzerine takip dosyası icra müdürlüğüne iade edilir ve takip hakkında ilgili maddenin birinci fıkrası uyarınca işlem yapılır.

Sonuç

Yatırım ortamının iyileştirilmesi amacıyla 2004 sayılı İİK’da önemli değişiklikler yapıldı. İflas erteleme kurumunun yürürlükten kaldırılması, konkordato kurumunun yeniden düzenlenerek daha etkin bir hale kavuşturulması, geçici konkordato mühleti kurumunun ihdas edilmesi, konkordato komiseri ile alacaklılar kurulunun görev ve yetkilerinin düzenlenmesi, ticari ve ekonomik bütünlük arz eden veya bir bütün halinde satıldığı takdirde daha yüksek satış hasılatı elde edileceği anlaşılan mal ve hakların bir bütün olarak satışının yapılabilmesi, iflas tasfiyesine ilişkin bazı sürelerin kısaltılması ve idari yargının görev alanına giren konularda yapılacak icra takiplerinin tabi olduğu kurallar bu kapsamda getirilen önemli değişikliklerdir.

[1] Resmi Gazete (RG), No. 30361, 15.03.2018.

[2] Mükerrer RG, No. 30354, 08.03.2018.

[3] Işık, Fatih, İflas Ertelemeye Alternatif Olarak Konkordato, Erdem & Erdem Hukuk Postası, Eylül 2016, http://www.erdem-erdem.av.tr/yayinlar/hukuk-postasi/iflas-ertelemeye-alternatif-olarak-konkordato/ (Erişim Tarihi: 20.03.2018).

[4] 7101 sayılı Kanun’un Gerekçesi, s. 4.

[5] 7101 sayılı Kanun’un Gerekçesi, madde 5.

[6]  7101 sayılı Kanun’un Gerekçesi, madde 8.