İlmühaber Çıkarılmasının Vergilendirme Açısından Yararları

Eylül 2009
 

İlmühaberler; anonim şirketler tarafından nama veya hamiline yazılı hisse senetlerinin yerini tutmak amacıyla geçici olarak çıkarılan, hisse senedi çıkarılana kadar ortaklık payını temsil eden, hisse senedi çıkarıldıktan sonra hisse senedi ile değiştirilerek geçerliğini kaybeden, pay sahipliği hakkını içeren ve sahiplerine genel kurula katılmak, oy kullanmak, kâr payı almak gibi pay sahipliği haklarını kazandıran menkul kıymetlerdir.

Türk Ticaret Kanunu’nun 411. maddesinde ilmühaber çeşitleri düzenlenmiştir. Bunlar, nama yazılı hisse senedi yerini tutmak üzere çıkarılan nama yazılı ilmühaber ve hamiline yazılı hisse senedi yerini tutmak üzere çıkarılan nama yazılı ilmühaberdir. Aynı Kanun’un 409. maddesinin 3. fıkrasından ise dolaylı olarak; hamiline yazılı hisse senedi yerini tutmak üzere hamiline yazılı ilmühaber de çıkarılabildiği anlaşılmaktadır.

İlmühaberlerin şekli ile ilgili özel bir hüküm yoktur. Ancak Türk Ticaret Kanunu’nun hisse senetlerinin şekline ilişkin 413. maddesinden yola çıkarak; ilmühaberlerin, şirketin unvanını, esas sermaye miktarını ve tescil tarihini, yetkili imzaları; senedin nevi ve itibari kıymetini ve nama yazılı hisse senedinin yerini tutmak için çıkarılacak ilmühaberlerin aynı zamanda ödenmiş olan miktarı da içermesi gerektiğini belirtmek gerekir.

Nama yazılı hisse senedi yerini tutmak için çıkarılan ilmühaberlerin devri, nama yazılı hisse senedi gibi, ciro ve teslim yolu ile mümkündür. Taahhüt edilen payların tamamı ödenmiş olmasa bile, nama yazılı hisse senedinin yerini tutmak üzere nama yazılı ilmühaber çıkarılması mümkündür. Kanunun 409/3. maddesine göre, pay bedellerinin tamamı ödendiği takdirde, hamiline yazılı senedin yerini tutmak üzere hamiline yazılı ilmühaberin çıkarılması da mümkündür. İlmühaberler, anonim şirketin tescilinden önce çıkarılamazlar.

Hamiline yazılı hisse senetlerinin yerini tutmak için nama yazılı ilmühaber çıkarılabilmesi için, payların bedellerinin tamamen ödenmiş olması gerekmektedir. Kanunun 411. maddesinin 2. fıkrasına göre, hamiline yazılı hisse senedi yerini tutmak için çıkarılan nama yazılı ilmühaberlerin devri, nama yazılı senedin yerini tutmak için çıkarılandan farklı olarak, alacağın temliki hakkındaki hükümlere tabidir.

Türk Ticaret Kanunu m.411/3’te açıkça belirtilmiştir ki, devrin gerçekleşmesi için anonim şirketin muvafakatine ihtiyaç duyulmazken; ortaklığa karşı hüküm ifade etmesi ancak ihbarla mümkün olur.

İlmühaberlerin elden çıkarılmasından doğan kazançların vergilendirilmesi için, hisse senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançların vergilendirilmesine ilişkin hükümlere bakmak gerekir ve anonim şirket hisselerinin senede bağlanıp bağlanmamış olması da, vergilendirme açısından bu çerçevede önem arz eder.

Zira hisse senedi çıkarılmamış payların devri, Gelir Vergisi Kanunu’nun Mükerrer 80. maddesi 4. fıkrasına göre vergilendirilmekte ve ortaklık haklarının veya hisselerinin elden çıkarılması “değer artışı kazancı” olarak nitelenerek, ne zaman satılırsa satılsın Gelir Vergisine konu olup iktisap tarihinden itibaren 2 yıllık sürenin geçmesi ile edinilen istisna yok olmaktadır.

Bununla birlikte, 1 Ocak 2006 tarihinden itibaren iktisap edilen ilmühaberler, iki yıl içinde elden çıkarılır ise; elde edilen kazanç değer artış kazancı olarak gelir vergisine tabi olacaktır. Ancak iki yıldan fazla süre ile elde tutulduktan sonra satılan ilmühaberlerden elde edilecek kazanç, gelir vergisine tâbi olmayacaktır. İlmühaberlerin hisse senetleri ile değiştirildiği takdirde, iktisap tarihi olarak ilmühaberlerin elde edildiği tarih esas alınmaktadır.

Hisse senedi yerini tutacak ilmühaberler çıkararak ve elden çıkarma işlemini bu ilmühaberler aracılığıyla gerçekleştirmek suretiyle bu istisnadan yararlanmak mümkündür.

İlmühaberlerin, Kurumlar Vergisi ve Katma Değer Vergisi yönünden de çeşitli yararları bulunmaktadır.

Kurumlar Vergisi mükelleflerinin en az 2 tam yıl süre ile aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların %75’lik kısmı, Kurumlar Vergisi’nden istisna edilir. Ancak bu istisnadan; faaliyet konusu, menkul kıymet ticareti olan kurumlar yararlanamayacağı gibi; Türk Ticaret Kanununa göre, gayesi esas itibarıyla başka işletmelere iştirakten ibaret olan holdingler de (aktiflerinde iştirak amacıyla iktisap edildiği ve elde tutulduğu ispat ve tevsik edilen iştirak hisseleri hariç olmak üzere) iştirak hisselerinin satışından doğan kazançlar için yararlanamazlar. Dolayısıyla hisse senedi veya ilmühaber çıkarılmasının iş bu istisna açısından bir farkı bulunmamaktadır. Ancak kurumlar vergisi mükellefleri, hisse senedi veya ilmühaber çıkarmışsa, bu satış işlemleri KDV’ye tâbi değildir.

İştirak edilen şirketin hisse senedi ya da ilmühaberi bastırılmamışsa sahip olunan pay iştirak hissesi olarak kabul olunacak ve hissenin iktisabı tarihinden itibaren iki yıl içinde satılırsa %18 KDV’ye tabi olacaktır. Bu durumda da hisse senedi veya ilmühaber çıkarılması durumunda, iki sene elde tutma ölçütü dikkate alınmaksızın teslimler KDV’ye tabi tutulmayacaktır.

 

Sonuç olarak; ilmühaber çıkarılması, vergisel bakımdan ciddi yararlar sağlayabilmektedir. Özellikle, hisse senedi çıkaramayan anonim şirketlerin, hisse senedi yerini tutan ilmühaber çıkarması, yukarıda bahsettiğimiz istisnalar açısından son derece lehe sonuçlar doğuracaktır.

 

Kaynaklar:

  • Eriş, Gönen; Açıklamalı – İçtihatlı Ticari İşletme ve Şirketler, Ankara 2004.
  • Poroy, Tekinalp, Çamoğlu; Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, İstanbul 2005.
  • 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu
  • 232 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği
  • 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu
  • 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği
  • 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu