Ercüment Erdem Av. Sezi Demirçark

İnternet Ortamında Marka Hakkı İhlalleri

Ağustos 2017

Giriş

İnternet kullanımının yaygınlaşarak ekonominin belirleyici bir unsuru haline gelmesi ve elektronik ticaretin yaygınlaşması sanal ortamda bir takım sınai hakların çatışması ile marka hakkı ihlallerini gündeme taşıdı[1]. Bu minvalde tescilli markaların korunmasına dair çıkarılan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile düzenlenen hakları aynen koruyan Sinai Mülkiyet Kanunu (“Sinai Mülkiyet Kanunu”) ile markaların internet ortamında kullanımının hangi durumlarda marka hakkı ihlali sayılacağı açıkça düzenlendi.

Bu makalemizde, Sinai Mülkiyet Kanunu kapsamında tescilli markanın internet ortamında kullanımının hangi koşullarda marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu incelenir.

Markanın Koruma Kapsamı

Sinai Mülkiyet Kanunu’nun 7/3-D maddesi açıkça internet ortamında markanın kullanımının ihlalini oluşturacak koşullara değinir. Buna göre,  markayı ve markayı oluşturan ayırt edici işaretlerin aynı veya benzerini internet ortamında ticari etki yaratacak şekilde, meşru bir bağlantı olmaksızın, alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılması marka hakkına tecavüz olarak kabul edilir.

Detaylı olarak incelendiğinde, meşru bağlantı; bayilik, satış temsilciliği veya diğer özel nitelikli sözleşmelerden tanınan hakların varlığı halinde söz konusu olabilir. Meşru bağlantı bulunmaksızın markanın kullanımı açıkça marka hakkına tecavüz oluşturur. Yüksek Mahkeme 2013 tarihli bir kararında, davalının davacıdan daha eski tarihli ticaret unvanı uyarınca aldığı internet alan adının kullanımının; 556 Sayılı KHK’nın 9/2-E maddesi kapsamında (Sinai Mülkiyet Kanunu’nun 7/3-D) işareti kullanmanın meşru bir hakka dayandığını belirtmiştir.

Yine tescilli bir markanın aynısının ya da benzerinin internet alan adı ya da sayfa içeriğinde kullanımının, marka hakkına tecavüz oluşturduğunun kabulü ise bu kullanımın “ticari etki yaratacak” biçimde olmasına bağlıdır. Örneğin, reklam, tanıtım, satış faaliyetleri gösterilebilir. Ayrıca arama motorlarında üst sıralarda ve marka sahibinin görüntülendiği sayfalarda görüntülenmek amacıyla arka planda yönlendirici kod, anahtar sözcük şeklinde bir kullanım gerçekleştiriliyorsa ticari etkinin varlığı söz konusu olabilir[2].

Kanun koyucu ayrıca markayı oluşturan unsurların, alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ve benzeri biçimlerde kullanımına, özellikle ilgili madde de yer vererek markaların internet ortamında çeşitli vasıtalarla kullanımının da somut olayın diğer özelliklerine göre ihlal niteliği taşıyabileceğini vurgulamayı amaçlamıştır. Markayı oluşturan işaretin aynısının ya da benzerinin web sayfasının elektronik adresi, bir diğer deyişle alan adı olarak kullanılması, kullanımın niteliğine, alan adının içerdiği sözcüğe ve sitenin kapsamına göre marka hakkına tecavüz oluşturabilir. Markayı oluşturan işaretin aynısının ya da benzerinin internet alan adı olarak ve ticari etki yaratacak şekilde kullanımı halinde,  şayet ki alan adı sahibinin eskiye dayalı üstün ve öncelikli hakkına bağlı bir kullanımı söz konusu değilse marka hakkına tecavüz durumu söz konusu olabilir.  Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/391 E, 2011/8996 K. sayılı kararı uyarınca, internet alan adının alınmasının üzerinden çok uzun bir süre geçmiş ise, sessiz kalma hak kaybına sebebiyet verdiğinden bahisle;  söz konusu olabilecek ve alan adının kullanımından dolayı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddiasıyla açılacak davanın reddi söz konusu olmuştur[3].

Ayrıca, marka ile internet sayfasının içeriğinin aynı veya benzer nitelikte hizmetleri içermesine ilişkin Yargıtay’ın değerlendirmelerinde markanın internet alan adında kısmen ya da tamamen yer almasının tek başına tecavüzün varlığı için yeterli olmayacağına değinilir. Buna göre, somut olayda davalıya ait internet sayfasında, davacının marka tescil kapsamına giren hizmetler dışında hizmet sunulması halinde tecavüz söz konusu olmaz. Ancak söz konusu marka tanınmış marka niteliğinde ise 556 Sayılı KHK’nın 8/4. (Sinai Mülkiyet Kanunu Madde 6/5) maddesindeki yazılı hallerden birinin mevcut olması halinde ( “Marka, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir markanın aynı veya benzeri olmakla birlikte, farklı mallar veya hizmetlerde kullanılabilir. Ancak, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu red edilir.”) internetteki kullanım marka hakkının tecavüzü olarak değerlendirilir.

Sonuç

Marka hakkı ihlalleri, internetin ticari yaşamdaki belirleyici rolü ve elektronik ticaretin yaygınlaşması dolayısıyla kaçınılmaz olarak karşılaşılan sınai hak ihlallerinin bir çeşididir. 556 Sayılı KHK ile düzenlenen hususlar Sinai Mülkiyet Kanunu ile aynen korunmuş olup özel olarak internet ortamında marka hakkı ihlali oluşabilmesinin koşullarını numerus clausus olarak belirler. Buna göre kanun koyucu özel olarak düzenlediği marka hakkı ihlallerinin internet vasıtası ile gerçekleşmesine karşı özel düzenleyici metotlar öngörmeyi amaçlar.

[1] Çolak Uğur, Türk Marka Hukuku, 3. Baskı, İstanbul 2016 sf.357.

[2] A.g.e., sf.459.

[3] A.g.e., sf.463.