İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı

Av. Nilsun Gürsoy, Mayıs 2016

İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı Taslağı (“Taslak Kanun”) 23.03.2016 itibariyle ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerine sunulmuştur[1]. Taslak Kanun iş mahkemelerinin kuruluş görev ve yargılama usullerinin yanı sıra zorunlu arabuluculuğa ilişkin esasları da düzenlemektedir. İş davalarında zorunlu arabuluculuk Türk hukukuna yeni getirilen bir kurumdur. Yine bu çerçevede 4857 sayılı İş Kanunu[2], 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu[3] (“6325 sayılı Kanun”) ile 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nda[4] da Taslak Kanun’daki yeniliklerin yansıtılması amacıyla bazı değişiklikler yapılması öngörülmüştür. Hukuk Postası’nın bu ayki sayısında Taslak Kanun tarafından getirilen zorunlu arabuluculuk yönteminin usul ve esasları ele alınacaktır.

Zorunlu Arabuluculuk

Taslak Kanun m. 3 bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi alacağı ile işe iade talebiyle açılacak davalarda arabuluculuğa başvurunun zorunlu olduğunu düzenler; aksi halde dava Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 115 uyarınca dava şartı eksikliği sebebiyle usulden reddedilir. Başvuru karşı tarafın yerleşim yerinin veya işin görüldüğü yerin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna yapılır; karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerinin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna başvurulur. Arabuluculuk bürosu bulunmayan yerlerde ise başvuru görevli sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne yapılır.

Arabuluculuk Usulü

Arabuluculuk Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Bir başvuru halinde görev yapacak arabulucu, arabuluculuk siciline kayıtlı arabulucular arasından ve gönderilen bu liste içinden taraflarca seçilir. Taraflar arabulucu üzerinde anlaşamazlarsa görevlendirme, arabuluculuk bürosu tarafından yapılır.

Arabulucu tarafları görevlendirildiği konusunda herhangi bir yöntemle bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder. Arabulucu, yapılan arabuluculuk başvurusunu görevlendirilme tarihinden itibaren üç hafta içinde sonuçlandırmalıdır. Zorunlu hallerde bu süre arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. Arabuluculuk müzakereleri sonlandıktan sonra arabulucu son tutanağı düzenler, durumu arabuluculuk bürosuna derhal son tutanağın bir örneğiyle beraber iletir.

Zamanaşımı, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından, son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar durur; aynı şekilde bu süre içerisinde hak düşürücü süre de işlemez.

Arabuluculuk Ücreti

Tarafların arabulucu huzurunda anlaşmaları halinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin (“Tarife”) ikinci kısmına göre taraflarca eşit şekilde karşılanır; bu hususun aksinin kararlaştırılması mümkündür. Ancak ücret miktarı Tarife’nin birinci kısmında belirlenen iki saatlik ücret miktarından az olamaz. Tarafların anlaşmaya varamaması durumunda ise arabuluculuk görüşmelerinin ilk iki saatlik bölümü Hazine tarafından, iki saati aşan kısmı ise aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır; bunun için Tarife’nin birinci bölümü esas alınır. Hazine tarafından karşılanan ve taraflarca ödenen arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır.

Belirtmek gerekir ki geçerli bir mazeret göstermeksizin arabuluculuk görüşmelerine katılmayan taraf son tutanakta belirtilir ve davada lehine karar verilmiş olsa bile, yargılama giderinin tamamını ödemeye mahkûm edilir.

Arabuluculuk ücretini karşılanması için adli yardım başvurusu yapılabilir; bunun için arabuluculuk bürosunun bulunduğu yerdeki sulh hukuk hâkiminin kararı gerekir. Bu konuda HMK m. 334-340 arasında yer alan adli yardım hükümleri kıyasen uygulanır.

Taslak Kanun’da hüküm bulunmayan hâllerde, niteliğine uygun düştüğü ölçüde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uygulama bulur. Arabuluculuğa başvuru usulü, arabulucunun görevlendirilmesi ve arabuluculuk görüşmelerine ilişkin diğer hususlar ve detaylar ise Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenecektir.

İşe İade Talebi Kapsamında Arabuluculuk

İş Kanunu m. 20 uyarınca iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiası ile bildirimin tebliğinden itibaren, bir ay içinde işe iade talebiyle iş mahkemesinde dava açabilir. Yapılacak değişiklikler uyarınca iş sözleşmesi bu hüküm kapsamında feshedilen işçi bu bir aylık süre içerisinde İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmalıdır. Ancak arabulucu huzurunda anlaşılamaması halinde, son tutanağın düzenlenme tarihinden itibaren iki hafta içinde iş mahkemesine dava açılabilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılırsa bu durum yukarıda da bahsedildiği üzere bir usulden ret sebebidir; bu halde kesinleşen kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvuru yapılabilir.

İş mahkemesi önünde açılacak dava yine iki ay içinde sonuçlandırılacaktır. Ancak bölge adliye mahkemelerinin kurulması sebebiyle karara karşı istinaf yoluna başvurulması durumunda bölge idare mahkemesinin bir ay içinde kesin olarak karar vereceği yönünde bir değişiklik yapılmıştır.

Taraflar arabulucu huzurunda işçinin işe başlaması hususunda anlaşmış ise, işe başlatma tarihi ile işe başlatmamanın sonuçları da taraflarca belirlenmelidir. Eğer bir işe başlatma tarihi belirlenmemişse tarafların anlaştığı tarihten itibaren bir ay içinde başvuru şartı aranmaksızın işveren işçiyi işe başlatmalıdır. İşe başlatmamanın sonuçları belirlenmemesi durumunda ise işverenin işçiyi işe başlatmaması durumunda İş Kanunu’nda öngörülen tazminatların ödenmesi için mahkemeye başvuru yapılabilir. Böyle bir durumda işveren işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlüdür; ayrıca işçinin çalıştırılmadığı süre için en çok dört aylık ücreti tutarında bir tazminata da hükmedilmelidir. İşçinin kararlaştırılan tarihte işe başlamaması halinde ise fesih geçerli hale gelir. Arabulucu huzurunda anlaşmaya varılması hali saklı kalmak yukarıda belirtilen tazminat hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri ise geçersiz sayılır.

Sonuç

23.03.2016 tarihinde ilgili kurum ve kuruluşların görüşüne sunulan Taslak Kanun iş mahkemelerinin kuruluş görev ve yargılama usullerinin yanı sıra zorunlu arabuluculuğa ilişkin esasları da düzenlemektedir. Buna göre bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi alacağı ile işe iade talebiyle açılacak davalarda arabuluculuğa başvuru zorunlu hale getirilmektedir. Arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması, davanın usulden reddedilmesine sebep olacaktır. Arabuluculuğa başvuru anından son tutanağın düzenlenmesi anına kadar ise zamanaşımı işlemez. Yine bu çerçevede İş Kanunu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nda da Taslak Kanun’daki yeniliklerin yansıtılması amacıyla bazı değişiklikler yapılması öngörülmüştür. Buna göre iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiası ile bildirimin tebliğinden itibaren, bir ay içinde arabulucuya başvurmalıdır. Arabulucu huzurunda anlaşılamaması halinde ise, son tutanağın düzenlenme tarihinden itibaren iki hafta içinde iş mahkemesine dava açılabilir.

[1]  Bkz: http://www.adalet.gov.tr/Tasarilar/ (erişim tarihi: 23.06.2016)

[2] 10.06. 2003 tarihli ve 25134 sayılı Resmi Gazete.

[3] 22.06.2012 tarihli ve 28331 sayılı Resmi Gazete.

[4] 07.11.2012 tarihli ve 28460 sayılı Resmi Gazete.