Ercüment Erdem Av. Alper Uzun

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve Amacı

Haziran 2012

4857 sayılı İş Kanunu’nun da ötesine geçerek, iş sağlığı ve güvenliği konusunda birçok detaylı düzenleme öngören İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu; 30 Haziran 2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Kanun’un kimi hükümleri yayımı tarihinde, genel hükümleri ise 6 ay sonra yürürlüğe girmiş bulunacaktır.

Kanun; işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerini düzenlemektedir. Kanun, kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanacaktır. Kanun, günümüzde çok ciddi bir ihtiyacı karşılayacak nitelikte olup, Kanun’un gerekçesinde de bu hususa vurgu yapılmıştır.

Çalışma hayatı; istihdam, çalışma şartları, sosyal güvenlik, mesleki eğitim, iş sağlığı ve güvenliği gibi konuların tümünü kapsamaktadır. Anayasamızın 49. Maddesi, “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak ve çalışmayı desteklemek üzere gerekli tedbirleri alır. Devlet, işçi – işveren ilişkilerinde çalışma barışının sağlanmasını kolaylaştırıcı ve koruyucu tedbirleri alır.” hükmündedir. Yine Anayasamızın 56. Maddesi, “Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlar; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak işbirliğini gerçekleştirir.” hükmündedir. İş sağlığı ve güvenliği konusunda 1948 Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi de bu konuya dair “Herkesin çalışma, mesleğini seçme ve adil ve uygun iş koşullarında çalışma hakkı bulunmaktadır” vurgusunu yapmaktadır. Yine birçok uluslararası anlaşma, herkesin adil ve uygun çalışma koşullarına sahip olması gerektiğini, işyerlerinin iş sağlığı ve güvenliği gereklerini karşılaması gerektiğini düzenlemektedir.

Hâlihazırda yürürlükte olan 4857 sayılı İş Kanunu, işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerle sınırlı kalmaktadır. Bu nedenle ülkemizde çalışanların bir kısmı, İş Kanunu kapsamı dışında kalmakta ve bu nedenle de iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili hizmetlerden yararlanamamaktadır.

Günümüzde işçi ve işyeri tanımında yaşanan değişimler de dikkate alınarak, işçinin işyerine ve bir işverene bağımlı olarak bir ücret karşılığında çalışan kişi olduğu biçimindeki tanımının yetersiz kaldığı kabul edilebilecektir. Birçok ülkede işçi kavramından çok çalışan kavramı öne çıkmaktadır. Dolayısıyla bir işyerine bağımlı olmadan da bir mesleğin icrası sırasında işten kaynaklanan ve herhangi bir ayrıma tabi tutulmadan risklere karşı çalışanların tamamının sağlığının ve güvenliğinin sağlanması gerekmektedir.

Dolayısıyla Kanun’un çıkış amacı da, ulusal sağlık ve güvenlik mevzuatı ile uluslararası kabul gören hükümlerin farklılık arz ettiği ve iyileştirilmeleri gerektiği; çalışanların çalışma hayatları boyunca işyerindeki tehlikelere maruz kalabileceği, çalışanların sağlık ve güvenliğini işyerinde korumak için önlemler almanın mecburiyeti ve ülkemizde iş kazalarının ve meslek hastalıkları sıklığının kabul edilebilir düzeylere getirilmemiş olmasının yeni bir mevzuat ihtiyacı doğurmasıdır.

Günümüzde, sürekli iyileştirme ve önleme politikası oluşturulması, çalışanların yönetime katılımı, danışma, çalışanların ve temsilcilerinin eğitimi konusunda genel prensipleri içeren düzeltici bir yaklaşım benimsenmektedir. Kanun da, Avrupa Birliği müktesebatına uygun şekilde hazırlanmış olup, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamanın işverenin asli yükümlülüklerinden olduğunun da altı çizilmiştir.

Kanun; çalışanların mesleklerini icra ederken sağlık ve güvenlik endişesinden uzak bir çalışma ortamında iş görmelerini, ayrıca verimliliğin yanında sağlıklı ve huzurlu bir toplumun oluşmasını da amaçlamaktadır.

Kanun kısaca işyerlerinde çalışanların sağlığına ve güvenliğine öncelik vermektedir. Ancak detaylı olarak bakacak olursak, birçok düzenleme içermektedir. Kanun;

  • İşyerlerinin uygun bir çalışma ortamı sağlayacak şekilde tasarlanmasını,
  • Havalandırma, aydınlatma, gürültü ve titreşim düzeyi ve işyerinin diğer şartlarının çalışanların sağlığına uygun ve yeterli olmasını,
  • Kayma, yangın, patlama, elektrik çarpması ve benzeri risklerden kaynaklanan yaralanmaları önlemek için yeterli ve uygun güvenlik önlemlerinin alınması,
  • Makine, araç ve gereç ve diğer teknik ekipmanların, hastalık ve kazaların meydana gelmesini önleyecek şekilde tasarlanması, yerleştirilmesi ve kullanılmalarının sağlanması,
  • Hastalık ve/veya kazaya neden olabilecek tehlikeli maddelerin kullanımının zorunlu olduğu durumlarda, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınması,
  • Risklerin önlenmesinin toplu koruma tedbirleriyle sağlanamadığı durumlarda, işveren tarafından temin edilecek kişisel koruyucu donanımların kullanılması,
  • Personel taşınmasında amaca özel araç kullanılması,
  • Yemekhane, dinlenme yeri vb. ortak alanların çalışanların ihtiyaçlarına uygun tasarlanması,
  • İşyerinde alınacak tedbirlerin belirlenmesinde işin çeşidi ve nerede yapıldığına bağlı olarak gerekli düzenlemelerin yapılması,
  • Çalışanların değişen fiziksel ve ruhsal durumlarına göre işin bu kişilere uyarlanması için yol ve yöntemlerin araştırılması ve mümkünse uygulanması,
  • İşin kişiye uygun hale getirilmesi,
  • Genel bir çalışma ortamı değerlendirmesi ve organizasyonunda, kişilerin farklılığını göz önünde bulundurarak, çalıştıkları ortamdaki olaylara farklı tepkiler verebileceklerinin hesaplanması,
  • İşteki ruhsal ve sosyal koşullar dikkate alınarak, mümkün olduğu takdirde çalışma yerlerinin farklı kişilerin memnuniyetine uygun olarak tasarlanması,
  • Çalışma koşullarının insani yeteneklere adapte edilerek işyerindeki tekdüzelik, stres ve tecridin engellenmesi, buna bağlı olarak çalışanların kendi çalışma koşullarının tasarımında görev almasının sağlanması,
  • İşverenin çalışanlarının kendi aralarındaki iletişimi sağlamaya yardımcı olmak için ayarlamalar yapması ve farklı görevler arasındaki uyum için çaba göstermesi,

hususları düzenlenmektedir.

Uluslararası ve ulusal mevzuat, iş sağlığı ve güvenliği alanında tüm sorumluluğu işverene vermiştir. İşyerinden ve yaptıkları işten kaynaklanan tehlike ve risklere karşı çalışanlarının sağlığını ve güvenliğini korumak, işverenlerin genel yükümlülüğüdür. İşverenin çalışanları için önlem alma ve koruma görevi aynı zamanda devlete karşı ödevlerinden de biridir. Bu yükümlülük yerine getirilirken işverenin araç ve gereçlerini eksiksiz bulundurmuş olması, işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. Hatta işverenin yükümlülüklerinin tamamını veya bir kısmını da işyeri dışından hizmet alarak yerine getiriyor olması da içtihatlarla da ortaya konduğu üzere yeterli görülmemektedir. Dolayısıyla işbu Kanun’da da detaylıca düzenlendiği üzere işveren, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasını önceliklerinin ilk sırasına koyacak ve işyeri organizasyonunu, tasarımını buna göre yapacaktır. İşveren tehlikeleri ortadan kaldırmaya çalışacak, risklerle mücadele edecek buna göre çalışma şartlarında değişiklik yapacak ve hatta işi çalışanına uygun hale getirecektir. Ayrıca işveren, çalışanlarına gerekli eğitimi de verecektir. Kanun ayrıca yükümlülüklerini yerine getirmeyen işverenlere çeşitli yaptırımlar da öngörmektedir.

Kanun, hangi işyerlerinde işyeri sağlık ve güvenlik birimi kurulacağını, bu birimi oluşturacak kişilerin seçimini, çalışma düzenini, görev, yetki ve sorumluluklarını da düzenlemektedir. 4857 Sayılı İş Kanunu’nda düzenlenen çalışmaktan kaçınma hakkı da, özü itibariyle aynı kalmakla beraber daha da geliştirilmiştir.

Sonuç olarak işbu Kanun; ulusal ve uluslararası gelişmelere uygun olarak iş sağlığı ve güvenliği konusunda detaylı düzenlemeler içermekte ve büyük bir ihtiyacı karşılamaktadır.