Ercüment Erdem Prof. Dr. H. Ercüment Erdem

Limited Şirketlerde Haklı Sebeple Fesih

Eylül 2014

Giriş

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu[1] (“TTK”) limited şirketlere ilişkin birçok yenilik içerir. TTK, düzenlediği yeni kurumların yanı sıra, mülga Türk Ticaret Kanunu[2] (“ETK”) ile düzenlenen kurumlara da önemli değişiklikler getirir. Bu değişikliklerden biri de limited şirketin haklı sebeple feshine ilişkindir.

TTK ile ilk defa düzenlenen anonim şirketin haklı sebeple feshi[3] ile limited şirketin haklı sebeple feshine ilişkin düzenlemeler birbirine paraleldir. Bununla beraber, haklı sebeple fesih davası açma hakkının anonim şirkette azlığa, limited şirkette ise herhangi bir pay sahibine tanınması, limited şirkette haklı sebeple feshin çıkma ile birlikte değerlendirilmesi ve ETK’dan beri varolan bir kurum olması nedeniyle, limited şirkete ilişkin bu düzenlemenin ayrıca incelenmesi gerekir.

Bu yazıda ETK döneminde de tanınan haklı sebeple fesih kavramından yola çıkarak, TTK’nın getirdiği yenilikler ışığında, limited şirketlerin haklı sebeple feshi ele alınır.

ETK ve TTK Uyarınca Haklı Sebeple Fesih

ETK Düzenlemesi

ETK m. 549, limited şirketin hangi hallerde infisah edeceğini düzenlerdi. Bu hallerden biri, haklı (muhik) sebeplerin varlığı halinde ortaklardan birinin talebi üzerine mahkemenin infisaha karar vermesiydi.

Nitekim ETK m. 551’de düzenlenen çıkma hakkı da dikkate alındığında, şirket ortağı, haklı sebeplerin varlığı halinde ister şirketten çıkmayı[4] isterse şirketin haklı sebebe dayanarak feshini talep edebilirdi.

TTK Düzenlemesi ile Getirilen Önemli Yenilik

TTK, limited şirketin haklı sebeple feshini m. 636’da düzenler. ETK m. 549’daki düzenleme ile benzer şekilde TTK, haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceğini öngörür.

Bununla beraber, TTK m. 636/3 hükmü önemli bir yenilik içerir: Hâkim, şirketin feshi yerine, davacı ortağın çıkarılmasına veya başkaca duruma uygun düşen ve kabul edilebilir bir çözüme karar verebilir.

Eğer bu yönde bir hüküm ETK’da da yer alsaydı, iki kişilik limited şirketlerde çıkma ve çıkarma olamayacağı için zorunlu olarak şirketin feshine hükmedilen uygulamanın yerleşmesinin önüne geçebilirdi. Hâkimin fesih dışında bir çözüme hükmetmesine olanak sağlanabilirdi.

Bu nedenle TTK m. 636/3 şirketin devamı açısından olumlu bir düzenleme getirir.

Haklı Sebeple Fesih Davasının Özellikleri

Davanın Tarafları, Görevli ve Yetkili Mahkeme

Limited şirketin haklı sebeple feshi davasını herhangi bir ortak açabilir.

Anonim şirketlerde bu hak bir azınlık hakkı olarak düzenlenmişken, limited şirkette herhangi bir ortağın bu davayı açabilmesi ayırt edici bir özelliktir. Ancak limited şirketlerde ETK döneminde de tanınan ve TTK’da korunan ortakların çıkma ve çıkarılma hakları da dikkate alındığında, haklı sebeple fesih davası ortağın çıkması ile birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle, gerek ETK gerek TTK uyarınca bu hakkın her bir ortağa tanınması yerindedir.

Dava şirket tüzel kişiliğine karşı açılır.

Anonim şirketin haklı sebeple feshinde olduğu gibi, bu davada da görevli ve yetkili mahkeme şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesidir.

Haklı Sebep Kavramı

Gerek ETK gerek TTK, haklı sebeple fesih davasını düzenlerken haklı sebebin ne olacağı konusuna bir açıklık getirmez.

TTK’nın madde gerekçelerinde TTK m. 636, anonim şirketin haklı sebeple feshini düzenleyen m. 531’e atıf yapar. Gerekçe açıkça haklı sebebin kanunda tanımlanmadığını, bu kavramın yargı ve öğretiye bırakıldığını belirtir ve İsviçre öğretisinde haklı sebebe ilişkin kabul edilen bir takım örnekler sunar. Bu örnekler, genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalmasıdır.

Haklı sebebi tanımlarken, ETK döneminde öğreti ve yargı kararlarında kabul edilen haklı sebepler dikkate alınabilir. Öğretide de belirtildiği üzere kolektif şirketlerde haklı sebebe ilişkin düzenlemeler içeren ETK m. 161 ve m. 187, ETK döneminde haklı sebebin nasıl yorumlanacağına ışık tutabilir. Örneğin, ETK m. 187, bir ortağın şirketin yönetimi ve hesaplarının düzenlenmesinde şirkete ihanet etmesi, kendisine düşen esas görevleri yerine getirmemesi, kişisel çıkarları uğruna şirketin unvan ve malvarlığını kötüye kullanması, ya da hastalık veya başka bir sebepten ötürü şirket işlerini yapacak kabiliyet ve ehliyeti kaybetmesini, haklı sebep olarak kabul eder.

Gerek ETK gerekse TTK döneminde Yargıtay’ın çeşitli kararları da ortaklık ilişkisinin devamını çekilmez hale getiren çeşitli nedenlere işaret eder. Çoğunluk gücünün kötüye kullanılması; organların çalışamaz hale gelmesi; ortaklar arasında ciddi anlaşmazlık veya önemli husumet bulunması, çeşitli davalar açılması, suç isnadında bulunulması hatta çekişmelerin fiziksel şiddete varması, güven ilişkisinin zedelenmesi; ortaklara haksız menfaatler sağlanması; mali hakların ihlali, örneğin hiç veya yeterli kâr dağıtılmaması, şirketin devamlı olarak zarar etmesi ve amacını gerçekleştirmesine imkân kalmaması; pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme haklarının ihlali ve şirketin kötü yönetilmesi bu sebeplerden bazılarıdır.

Bu örnekler ışığında haklı sebep, ortaklık ilişkisinin dürüstlük kuralları uyarınca devamını olanaksız kılan hukuki olay olarak tanımlanabilir.

Limited şirketin feshine hükmedilebilmesi için, şirketin devamını sağlayan unsurların ortadan kalkması gerekir. Fesih, ancak davacı ortağın ileri sürdüğü sebeplerin, diğer kişilerin şirketin devamı konusundaki menfaatlerini aşması halinde söz konusu olmalıdır; haklı sebebin bu denli ağır olmaması halinde şirketin feshine karar verilmemelidir.

Özellikle, aşağıda daha ayrıntılı olarak incelenen, TTK m. 636’nın mahkemeye sunduğu, şirketin feshi yerine davacı ortağın şirketten çıkarılması veya kabul edilebilir başka bir çözüme hükmetmesi olanağı dikkate alındığında, haklı sebebin ağır olması gerekliliği önem kazanır.

Hâkimin Hükmedebileceği Diğer Olanaklar

TTK m. 636 uyarınca, mahkeme haklı sebeple fesih davasında davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen başka bir çözüme hükmedebilir. Hakime tanınan bu takdir yetkisi, şirketin ayakta tutulması ve feshe ancak son çare olarak başvurulması açısından çok önemlidir.

Bu hüküm TTK’da ilk defa düzenlenen anonim şirketlerde haklı sebeple feshe ilişkin TTK m. 531 ile paraleldir. TTK, gerek anonim şirket gerekse limited şirketlerde açılan haklı sebeple fesih davasında hâkimin alternatif çözümlere hükmedebileceğini düzenleyerek, feshin, yani şirketin sona erdirilmesinin çok ağır bir sonuç olduğunu kabul eder. Şirketin feshi son çaredir.

TTK m. 636’teki bu yeni düzenleme sayesinde mahkeme, davacı ortağın ileri sürdüğü sebebi haklı bulsa bile şirketin feshine karar vermek durumunda değildir. Eğer şirketin devamı ekonomik ve rasyonel açıdan daha doğru bulunuyorsa, şirketin feshi yerine ortağın çıkarılmasına karar verebilir. Bu düzenleme, limited şirketin feshini talep eden davacı ortağın, ortaklık hakkını alarak şirketten ayrılmasında herhangi bir zarar bulunmayacağını kabul eder. Zira, her iki durumda da ortak, kendi ortaklık haklarını alır ve ortak sıfatı sona erer.

Haklı sebeple fesih davasında mahkeme, yalnızca fesih veya davacı ortağın çıkarılması ile sınırlı olmaksızın, duruma uygun başka çözümlere de karar verilebilir. Ancak bu çözümlerin ne olduğu TTK’da sayılmaz. TTK m. 636 hâkime geniş bir takdir yetkisi tanır. Hâkim somut olayın özelliklerine bakarak çözümlere karar verir.

Hâkimin duruma uygun düşen ve kabul edilebilir çözümler üretirken diğer ortaklar ile davacı ortağın görüşünü almasının “kabul edilebilirlik” ölçütü kapsamında gerekip gerekmediği öğretide tartışmalıdır. Zira hâkimin uygulayacağı çözümler, tüm ortakları etkileyecek nitelikte olabilir. Bununla beraber hâkimin görevi, uzlaşıdan ziyade, şirket menfaatini ön planda tutmak, feshe karar vermeyerek şirketin devamlılığını sağlayacak bir çözüm bulmaktır.

Öğretide hâkimin kâr dağıtımına karar vermesi, şirketin bölünmesi ve çıkmak isteyen ortaklara bölünme sonucunda yeni kurulan şirketten pay verilmesi, çeşitli ortakların veya ortağın müdür olarak atanması gibi çözümlere hükmedebileceği belirtilir.

Sonuç

TTK, ETK’da düzenlenen limited şirketin haklı sebeple feshi kurumunu korur. Bununla beraber, bu davanın açılması halinde hâkimin fesih dışında davacı ortağın çıkarılması veya duruma uygun başka bir çözüme hükmetmesi olanağını düzenleyerek önemli bir yenilik getirir.

Limited şirketin ve anonim şirketin haklı sebeple feshine ilişkin hükümler paraleldir. Bununla birlikte, anonim şirketlerden farklı olarak, azlık oluşturup oluşturmadığına bakılmaksızın limited şirkette herhangi bir ortak haklı sebeple fesih davasını açabilir.

Gerek anonim şirket gerekse limited şirketin haklı sebeple feshi davasında haklı sebebin ne olduğu kanunda belirtilmez. Bu konu öğreti ile yargı kararlarında netleşecektir. ETK düzenlemeleri, öğreti ve Yargıtay’ın bugüne kadarki içtihadı haklı sebebin tanımlanmasına ışık tutabilir.



[1] 14 Şubat 2011 tarihli ve 27846 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı ve 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girdi.

[2] ETK, TTK ile 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlükten kaldırıldı.

[3] Anonim şirketlerin haklı sebeple feshi Şubat 2014 tarihli Hukuk Postası yazısında ele alınmıştır, bkz. Ercüment Erdem, Anonim Şirketin Haklı Sebeple Feshi http://www.erdem-erdem.av.tr/articles/anonim-sirketin-hakli-sebeple-feshi/ (erişim tarihi 8 Ekim 2014).

[4] İki ortaklı limited şirketlerde çıkma ve çıkarılma ile ilgili olarak ETK ve TTK düzenlemeleri hakkında bkz. Ercüment Erdem, İki Kişilik Limited Şirketlerde Çıkma ve Çıkarılma (Temmuz 2014 tarihli Hukuk Postası yazısı) http://www.erdem-erdem.av.tr/articles/iki-kisilik-limited-sirketlerde-cikma-ve-cikarilma/ http://www.erdem-erdem.av.tr/articles/anonim-sirketin-hakli-sebeple-feshi/ (erişim tarihi 8 Ekim 2014).