Ercüment Erdem Av. Cansu Özsan

MiFID II ve Türkiye Üzerindeki Olası Etkileri

Mart 2018

Birçok ekonomist tarafından 1930’lu yılların Büyük Buhran’ından sonra en kötüsü olarak nitelendirilen 2007-2008 ekonomik krizi finansal piyasaların şeffaflığına oldukça zarar verdi. Avrupa Birliği (“AB”) ekonomik kriz sonrası yatırımcı güvenini tekrar kazanmak, şeffaflığı desteklemek ve finansal araçlar için iç pazarın işleyişini iyileştirmek adına yeni düzenleme hazırlıklarına başladı ve Finansal Ürün Piyasaları Direktifi II 2014/65/EU ile Finansal Ürün Piyasaları Yönetmeliği 600/2014 (birlikte “MiFID II” olarak anılacaklardır) yedi yıllık hazırlık süreci sonunda 3 Ocak 2018 tarihinde yürürlüğe girdi.

Yukarıda belirtildiği üzere, yeni mevzuat bir direktif ve yönetmelikten oluşur. Yönetmelik AB içinde doğrudan etkilidir; ancak Direktif, üye ülkeler tarafından yerel hukuka uyarlanacağından direktifin uygulamasında ulusal farklılıklar söz konusu olabilir. Bu makale, MiFID II’nin kilit yönleri ve üçüncü ülke şirketleri, yani Türkiye üzerinde nihai etkilerine odaklanır.

Uygulama Kapsamı

MiFID II; hisse senedi, tahvil, emtia ve türev araç piyasalarını ve AB genelinde bu piyasalarda çalışan, işlem veya yatırım yapan herkesi, yani bankalar, borsalar, işlem platformları, hedge fonları, brokerlar, emeklilik fonları, bireysel yatırımcılar ve fon yöneticilerini etkiler. Dahası, MiFID II bazı yönleriyle AB sınırlarını aşar.

Örneğin; eşdeğerlik kuralı, üçüncü ülke yatırım şirketlerinin, üye devletlerde, bir AB yatırım şirketine benzer şartlarda faaliyet göstermesini sağlar. Eşdeğerlik kuralı ancak şu durumlarda sağlanabilir: (i) üçüncü ülke yatırım şirketleri, ilgili hizmetin sağlanması bakımından, kendi ülkelerinde yetkilendirilmeli ve etkin denetime tabi tutulmalıdır, (ii) Avrupa Menkul Kıymetler ve Piyasalar Otoritesi (“ESMA”) ile üçüncü ülke denetim otoritesi arasında, özellikle denetim faaliyetlerinin koordinasyonu ve bilgi alışverişi bakımından işbirliği anlaşmaları yapılmalıdır ve (iii) Avrupa Komisyonu, üçüncü ülkenin yatırım şirketleri üzerinde uyguladığı yasal ve denetleyici düzenlemelerinin, MiFID II'ye eşdeğer etkide, yasal olarak bağlayıcı, basiretli ve ticari teamüllere uygun olduğunu belirten ESMA tavsiyesi üzerine bir “eşdeğerlik kararı” almalıdır. Üye devletler, bunun yanında, şirketlerin bireysel müşterilere hizmet vermesi halinde, kendi yetki alanlarında bir şube kurmasını şart koşabilir.

Bu şirketler ayrıca, MiFID II’ye uymakla yükümlü iş ortakları ile yürüttükleri ilişkilerde, MiFID II’den dolaylı yoldan etkilenebilirler.

Yatırımcı Koruma

Bağımsız Yatırım Danışmanlığı Tanımı ve Teşvik Yasağı

MiFID II, bağımsız yatırım danışmanlığı ile bağımsız olmayan yatırım danışmanlığı arasındaki ayrımı belirginleştirir. Bir yatırım şirketi, müşteriye, yatırım tavsiyesinin bağımsız bir şekilde sunulduğunu bildirdiğinde, müşterinin yatırım hedeflerinin uygun bir şekilde karşılanmasını ve yatırım tavsiyesinin (i) yatırım şirketinin kendisi veya yatırım şirketi ile yakın bağlantıları olan kuruluşlar veya (ii) yatırım şirketinin, verilen tavsiyenin bağımsızlığını bozma riski oluşturacak şekilde, sözleşme ilişkileri gibi yakın yasal veya ekonomik ilişkilere sahip olduğu diğer tüzel kişiler tarafından ihraç edilen veya sağlanan finansal araçlarla sınırlı olmamasını sağlamak için, piyasada mevcut farklı tipte ve farklı ihraççılara veya ürün sağlayıcılara ait, yeterli sayıda finansal aracı değerlendirir ve hizmetin müşterilere sağlanmasıyla ilgili olarak üçüncü bir tarafça veya üçüncü bir taraf adına ödenen veya sağlanan ücretleri, komisyonları veya parasal veya parasal olmayan herhangi bir menfaati kabul ve muhafaza etmez. Bu kuralın istisnası, müşteriye verilen hizmetin kalitesini artırabilecek ve yatırım şirketinin, müşterinin menfaatine hareket etme yükümlülüğü ile çatışmayacak ölçek ve nitelikte, parasal olmayan ve müşteriye net bir biçimde açıklanan küçük menfaatlerdir.

Araştırma Ücretlerinde Ayrıştırma

MiFID II’nin getirdiği ayrıştırma kuralı uyarınca, herhangi bir üçüncü tarafın AB’de faaliyet gösteren bir yatırım şirketine sunduğu araştırma ücretleri, doğrudan AB yatırım şirketinin kendi fonlarından veya bireysel müşterilere araştırma ücreti olarak faturalandırdığı bedeller ile fonlanan ayrı bir araştırma hesabından ödenmediği sürece bir teşvik olarak kabul edilir ve yukarıda bahsedilen teşvik yasağına takılır. Bu bağlamda araştırma hizmeti, şirketlerce ücretsiz olarak elde edilemez.

Sonuç olarak; AB’de yerleşik iş ortakları, MiFID II’nin getirdiği ayrıştırma kuralı nedeniyle araştırma ve diğer hizmetler ve bu hizmetlerin faturalanması hususunda Türk şirketlere yeni politikalar sunabilir.

En İyi İcra Kuralı

MiFID II, işlem gerçekleştirilen piyasalara ve yatırımcı adına emirleri yerine getiren şirketlere en iyi icra kuralını dayatır. Yatırım şirketleri, emirleri icra ederken, fiyat, maliyet, hız, icra ve takas olasılığı, nicelik, nitelik veya emrin uygulanmasıyla ilgili tüm hususları dikkate alarak müşterileri için mümkün olan en iyi sonucu elde etmek adına gereken tüm adımları atmalıdır. Şirketler, müşterilerine, komisyonlar, işlem icrası ve araştırma maliyetleri hakkında öngördükleri bilgileri açıklamalı ve fiyatlandırmaya ilişkin en iyi icra verilerini kamuya duyurmalıdır. Üçüncü ülke şirketleri doğrudan en iyi icra kuralına tabi olmasa da; bu kurala uyulmaması rekabet açısından bir dezavantajdır. AB içindeki iş ortaklarından, en iyi icra kuralı doğrultusunda gözden geçirilmiş politikalar da beklenmektedir.

Sıkı Açıklama Yükümlülükleri

Yatırım danışmanlığı sunan yatırım şirketleri, yatırımcılara gerekli tüm bilgileri verebilmek amacıyla, tavsiyenin maliyetini, dayanağını ve nedenlerini, özellikle de müşteriye kişisel tavsiyede bulunmayı düşündükleri ürün yelpazesini açıklamalı; bağımsız yatırım danışmanlığı sağlayıp sağlamadıklarını ve müşterilere kendilerine önerilen finansal araçların uygunluğunun periyodik olarak değerlendirilip değerlendirilmediğini bildirmelidir. Açıklama yükümlülüğü sadece yatırım anında değil, yılda en az bir kez yerine getirilmelidir.

Piyasa Yapıları

Organize İşlem Platformları (“OTF”)

MiFID II, tezgah üstü piyasaların uygun şekilde düzenlendiğinden emin olmak adına, tahviller, yapılandırılmış finansal ürünler, emisyon tahsisleri ve türev araçlar için yeni bir işlem platformu olan organize işlem platformlarını (“OTF”) getirir. OTF, mevcut işlem platformlarının eksiklerini tamamlamak adına geniş bir şekilde tanımlanır.

Algoritmik İşlem ve Doğrudan Elektronik Erişimde (“DEA”) Kısıtlayıcı Rejim

MiFID II, emrin özelliklerinin, bir bilgisayar algoritması tarafından, minimum insan müdahalesi ile veya insan müdahalesi olmadan otomatik olarak belirlendiği algoritmik işlemlerden doğan riskleri kontrol altına almayı hedefler. Algoritmik işlem hizmeti sunan üçüncü ülke şirketleri, her üye devlette farklı düzenlemelere tabidir ve bazı üye devletler, bazı durumlarda, bu şirketlerin borsaya erişimi için yerel olarak lisanslanmasını şart kılar. Üye devletin yetkili otoritesi, aynı zamanda, yatırım şirketinden, algoritmik işlem stratejilerinin niteliğinin, işlem parametrelerinin ayrıntılarının veya sistemin tabi olduğu sınırların, yürürlükteki temel uyum ve risk kontrollerinin ve sistemlerin test ayrıntılarının düzenli olarak veya gerekli görülen hallerde açıklanmasını talep edebilir.

Öte yandan, bir üyenin, katılımcının veya müşterinin, işlem kodunu bir üçüncü kişiye vererek işlem platformuna erişimini sağlaması DEA olarak tanımlanır. Bu üçüncü kişi, böylece, finansal araca yönelik emirleri elektronik yolla işlem platformuna doğrudan iletebilir. DEA ayrıca üyenin, katılımcının veya müşterinin altyapısının veya herhangi bir bağlantı sisteminin bir üçüncü kişi tarafından kullanımını içeren düzenlemeler (doğrudan piyasa erişimi) ve bir üçüncü kişi tarafından böyle bir altyapının kullanılmadığı düzenlemeleri (sponsorlu erişim) de içerir.

Uygun bir eşdeğerlik kararını takiben, üçüncü ülke şirketleri, ilgili üye devletin yasalarına uymak kaydıyla AB içindeki işlem platformlarına erişim için DEA hizmeti sunabilir. Ancak MiFID II, DEA hizmeti sunan yatırım şirketinin, müşterisini yakından takip etmesini emreder, uygun sistem ve kontrollere tabi olmayan platformlarda müşterilere DEA hizmetinin sunulmasını yasaklar. Sağlanan DEA’nın şekline bakılmaksızın, bu erişimi sağlayan şirketler, hizmetten yararlanan müşterilerin uygunluğunu değerlendirmeli ve denetlemeli, hizmetin kullanımına ilişkin risk kontrollerinin yapılmasını sağlamalı ve sistemlerinin veya işlem kodlarının müşterileri tarafından kullanımıyla gerçekleştirilen işlemin sorumluluğunu üzerine almalıdır.

Piyasalarda Şeffaflık

Emir Kayıt ve İşlem Raporlama Gerekliliği

MiFID II, işlem raporlamanın kapsamını genişletir ve depo sertifikaları, borsa yatırım fonları, sertifikalar, tahviller, yapılandırılmış finansal ürünler, emisyon tahsisleri, türev araçlar ve paket emirler gibi tüm finansal araçları kapsar. OTF’lerde işlem gören finansal araçlar da kapsama alınır. Ayrıca, işlem raporlama gerekliliğinin doğması için, işlemin AB’deki bir işlem platformunda icra edilmesine gerek yoktur. Dayanak noktası AB işlem platformunda işlem gören bir finansal araca dayanan finansal araçlar da raporlama yükümlülüğüne tabidir.

Yatırım şirketleri, finansal araçlar üzerindeki tüm emir ve işlemleri saklamalı ve platform işletmecileri, sistemlerine gönderilen tüm emirlerin kaydını tutmalıdır. ESMA, yetkili otoriteler arasında, denetimleri altında bulunan finansal araçların kendi denetimleri altında faaliyet göstermeyen platformlar da dahil olmak üzere, tüm işlem ve emir kayıtları hakkında bilgi alışverişini koordine etmelidir. Kayıtlar, müdahil olan müşteriye talep üzerine sunulmak üzere beş yıl ve yetkili otorite tarafından talep edildiği takdirde ise, yedi yıl boyunca saklanır.

Tüzel Kişi Kimlik Kodu (“LEI”)

LEI, işlem taraflarını tanımlamak ve raporlamak için uluslararası bir standart olarak kullanılan yirmi karakterli bir alfasayısal koddur. MiFID II’ye tabi tüm kuruluşlar, tüm iş ortakları bakımından, yetkili otoritelerine işlem raporlamak için LEI verisine ihtiyaç duyar. Dolayısıyla, Türkiye’deki yatırım şirketleri ve halka açık ortaklıklar da bu koda sahip olmalıdır. LEI kodu, başvurucunun ülkesindeki akredite bir ihraççı veya sınır ötesi hizmetler sunan bir LEI ihraççıdan alınabilir. Bu hizmet Türkiye’de Takasbank tarafından sağlanır[1].

Sonuç

Türkiye’ye yatırım yapan çok sayıda AB’de yerleşik kurumsal yatırımcı olduğundan, MiFID II ile birlikte ticari davranışlarda değişiklikler görülmesi kaçınılmazdır. Bu nedenle, Türkiye'deki yatırım şirketleri ve halka açık ortaklıklar doğrudan MiFID II’ye tabi olmasalar dahi, bu yeni çerçeveye uyum sağlayanlar rekabette avantaj yakalar.

MiFID’nin sınır ötesi uygulama ve üçüncü ülke eşdeğerlik değerlendirmesi bakımından ise, Türkiye’nin öncelikle eşdeğerlik şartını sağlaması gerekir. Bu kapsamda, ESMA’nın, Türkiye’deki izahname standartlarının AB düzenlemeleri ile denkliğine ilişkin duyurusu[2] ve MiFID I’e uygun olarak hazırlanan 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu önemli rol oynar.

[1] https://www.gleif.org/tr/about-lei/get-an-lei-find-lei-issuing-organizations (Erişim tarihi: 30.03.2018).

[2] https://www.esma.europa.eu/press-news/esma-news/esma-assesses-turkish-laws-and-regulations-prospectuses (Erişim tarihi: 30.03.2018).