Rekabet Hukukunda Hâkim Durumdaki Teşebbüs Tarafından Uygulanan İndirim Sistemleri

Mayıs 2012

Hâkim durum ve hâkim durumun kötüye kullanılması

Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (“Kanun”), hâkim durumu “Belirli bir piyasadaki bir veya birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü” olarak tanımlar.

Bu kapsamda, hâkim durumdaki teşebbüs tarafından, Kanun’un 6. maddesinin (a) bendi uyarınca “ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler” ve (b) bendi uyarınca “eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayırımcılık yapılması” yasaklanır. Bu kapsamda, hâkim durumdaki teşebbüsün alıcılara sağladığı indirimler ayrımcılığa yol açarak kötüye kullanma teşkil edebileceğinden yasak kapsamında değerlendirilir. Zira, indirim sistemlerinin belirgin özelliği indirimlerin koşullu olarak sağlanması ve böylelikle pazardaki alıcılardan bir kısmının indirimlerden fayda sağlarken bir kısmının sağlayamama ihtimalinin bulunmasıdır[i]. Buna ek olarak, indirim sistemleri açısından rakipleri pazar dışına itmeyi veya rakiplerin piyasaya girmesini engellemeyi amaçlayan eylemlerin somut örneklerinden olduğu değerlendirmesi de yapılır[ii]. Dolayısıyla, indirim sistemlerinin dışlama ve ayrımcılık olarak iki farklı rekabet karşıtı etkisi bulunur[iii].

İndirim sistemleri

İndirim sistemleri, üretim veya dağıtım zincirinin herhangi bir aşamasında faaliyet gösteren teşebbüslerin alıcılarına karşı olan fiyat uygulamalarındaki değişiklikler olarak tanımlanabilir[iv].

İndirim sistemleri, uygulama ve doktrinde farklı isimler altında sınıflandırılmaktadır. Bu yazı kapsamında, indirim sistemleri kötüye kullanma olarak nitelendirilen ve kötüye kullanma olarak nitelendirilmeyen şeklinde bir ayrıma tabi tutulacaktır.

Hâkim durumun kötüye kullanılması olarak nitelendirilen indirim sistemleri
Bu tür indirim sistemlerinden ilki, alıcıları tüm tedariklerini tek bir kaynaktan yapmaya yönelten sadakat indirimleridir. Sadakat indirimlerinde hâkim durumdaki teşebbüs, alıcıya ihtiyacının tamamını veya önemli bir bölümünü kendisinden yapması koşuluyla indirim sağlar[v].

Bu şekilde değerlendirilen ikinci bir indirim türü ise, hedef indirimleridir. Bu indirimler, alıcıların geleceğe yönelik tahmin edilen ihtiyaçlarına göre veya alıcıların ihtiyaçlarından bağımsız olarak belirlenen hedefler içerirler[vi].

Belirtilen indirimlerle hâkim durumdaki teşebbüs bir yandan ürün arzını garantilerken, diğer yandan mevcut rakiplerinin faaliyetlerini alıcıyı kendisine bağlayarak zorlaştırmış yani onları piyasa dışına itmiş ve piyasaya yeni girecek rakipleri açısından giriş engeli oluşturmuş olur.
Hâkim durumun kötüye kullanılması olarak nitelendirilmeyen indirim sistemleri
Kural olarak miktar indirimleri rekabet hukukunda kötüye kullanma olarak değerlendirilmez. Zira miktar indirimleri belirli bir dönemdeki alıma göre verilmez. Miktar indirimi sadece teşebbüsten yapılan alımlar ile bağlantılıdır, tüm alıcılara uygulanır ve objektif olarak alınan miktara göre verilir. Dolayısıyla miktar indiriminde, aynı miktarda alım yapan iki müşteri aynı indirimi alır. Ancak miktar indirimlerinin kendiliğinden yasal olduğu sonucuna varılmamalı, etkilerinin değerlendirileceği dikkate alınmalıdır.

Fonksiyonel indirim olarak tanımlanan, alıcının pazardaki işlevini yerine getirmesi için satıcı tarafından sağlanan fiyat avantajları da fiyat ayrımcılığı olarak nitelendirilmez.

Bu kapsamda, indirim sisteminin objektif olarak belirlenmesi ve her alıcının bundan yararlanabileceği şekilde önceden açıklanması halinde fiyat ayrımcılığından bahsedilemeyeceği belirtilmelidir[vii].

Sonuç

Hâkim durumdaki teşebbüsler tarafından uygulanan indirim sistemlerinin, alıcıların seçim özgürlüğünü elinden almak suretiyle hedeflere ulaşmak için daha fazla çaba göstermelerine neden olabileceği, ilgili pazarda rekabeti bozabileceği ve alıcılar arasında ayrımcılık yaratabileceği düşünülmektedir. Alıcılar açısından bağlılık artırıcı ve belirsiz şekilde öngörülen indirimler yasak kapsamında değerlendirilir. Buna karşılık, indirim sisteminin objektif olması, her alıcının bundan yararlanabileceği şekilde önceden açıklanması halinde ise fiyat ayrımcılığından söz edilemeyecektir.

Hâkim durumdaki teşebbüs tarafından indirim uygulanırken dikkat edilmesi gereken, ayrımcılık ve dışlayıcılık etkisinin doğmasının rekabet hukuku anlamında yeterli olacağıdır. Ancak ekonomik ve rasyonel haklı nedenler ile açıklanabilecek şekilde yapılan farklı fiyatlandırmaların hâkim durumun kötüye kullanılması olarak nitelendirilmeyebileceği indirim sistemlerinin belirlenmesinde göz önünde bulundurulmalıdır. Başka bir deyişle, ticari ilişkinin veya pazar koşullarının gereklerinden kaynaklanan indirimlerde yukarıda açıklanan ayrımcı ve dışlayıcı etkilerin bulunmamasına dikkat edilmeli, indirim sistemleri objektif olarak uygulanmaya çalışılmalıdır.


[i] Kocabaş, Bekir, İndirim Sistemleri ve Rekabet: Tek Taraflı Davranışlar Açısından Bir Değerlendirme, Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezleri Serisi No:90, Ankara, 2009, s. 5
[ii] Öz, Gamze, Avrupa Topluluğu ve Türk Rekabet Hukukunda Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması, Rekabet Kurumu Lisansüstü Tez Serisi No:4, Ankara, 2000, s. 175
[iii] Sanlı, Kerem Cem, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’da Öngörülen Yasaklayıcı Hükümlere Aykırı Sözleşme ve Teşebbüs Birliği Karalarının Geçersizliği, Rekabet Kurumu Lisansüstü Tez Serisi No:3, Ankara, 2000, s. 302
[iv] Kocabaş, a.g.e, s. 5
[v] Görgülü, Ümit, Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Kapsamında Fiyat Ayrımcılığı Uygulamaları, Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezleri Serisi No: 32, Ankara, 2003, s. 17
[vi] Kocabaş, a.g.e, s. 9
[vii] Gül, İbrahim, Teşebbüsün Alıcılarına Ayrımcılık Yaparak Hâkim Durumunu Kötüye Kullanması, Rekabet Kurumu Lisansüstü Tez Serisi No: 2, Ankara, 2000, s. 83