Ercüment Erdem Av. Mert Karamustafaoğlu

Rekabet Kurumu’nun Sinema Hizmetleri Sektör Raporu

Nisan 2016

Giriş

Rekabet Kurumu (“Kurum”) yakın zamanda tamamlanan Sinema Hizmetleri Sektör Raporu’nun (“Rapor”) sonuçlarını kamuoyu ile paylaşmıştır. Anılan sektör raporuyla özellikle film gösterimi hizmetleri pazarında gerçekleşen AFM/MARS birleşmesinin ve bu kapsamda üretim, dağıtım ve gösterim gibi çeşitli pazarlardaki rekabet şartlarındaki değişikliklerin incelenmesinin amaçlandığı görülmektedir. Raporda ayrıca son yıllarda oldukça hızlı şekilde devam eden sinema sektöründeki dijitalleşme sürecinin de incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçlar kapsamında sinema endüstrisindeki tüm pazarların ele alındığı, özellikle gösterim pazarındaki dijitalleşmenin etkilerinin ve AFM-MARS kararı sonrasında yaşanan değişimlerin incelendiği görülür.

Söz konusu rapor aşağıdaki bölümleri içeren dört bölümden oluşur.

- Sinema sektörüne ilişkin genel bilgiler,

- Türkiye’deki dijital dönüşüm süreci,

- Sektöre ilişkin öne çıkan AB, ABD ve Türkiye kararları,

- AFM-MARS kararı ve mevcut durum

Sinema Sektörünün İşleyişine İlişkin Genel Bilgiler

Yapım Pazarı

Rekabet Kurumunun sinema sektöründeki faaliyetleri genel olarak üretim, dağıtım ve gösterim olarak üçe ayırdığı görülür. Bu çerçevede sektörün ilk aşaması olan üretim (yapım) pazarı bir fikrin filme dönüştüğü aşama olup, filmlerin sinema salonlarında gösterime hazır hale getirilmesi faaliyetini ifade eder. Raporda yapım pazarına ilişkin yapılan tespitlerin başında son on yılda gösterime giren hem yerli hem de yabancı film sayısının düzenli şekilde arttığı tespiti gelmektedir. Kurum, film sayısındaki bu artışın yanında üretim pazarında faaliyet gösteren yapımcı teşebbüslerin düzensiz faaliyet gösteren küçük firmalardan oluştuğunu ve en çok seyirci çeken altı yapım firmasının toplam seyirci sayısının yaklaşık yarısını elde ettiği tespitini yapar. Raporda yapım pazarında faaliyet gösteren firmaların yaklaşık % 70’inin bir film yapabildiği ve ancak % 1’den daha azının 10 filmden daha fazlasını yapabildiği tespit edilmektedir. Dolayısıyla bu altı yapım firmasının yapım pazarındaki diğer 352 teşebbüse göre önemli bir pazar gücüne sahip olduğu anlaşılmaktadır.

Dağıtım Pazarı

Rekabet Kurumu’nun bir diğer inceleme konusu dağıtım pazarına ilişkindir. Kurum tarafından anılan pazara son on yıl içinde 46 farklı teşebbüsün girdiği ancak çoğunun pazarda kısa süre faaliyet gösterebildiği tespit edilmiştir. Raporda bu pazara ilişkin yapılan en önemli tespit dağıtım pazarının yoğunlaşmış bir pazar olduğu ve pazardaki en büyük üç teşebbüsün toplam hasılattan yaklaşık % 75 pay aldığıdır. Bu anlamda dağıtım pazarına 2014 yılında yeni giren MARS grubunun dikkat çekici şekilde pazar payı elde ettiği ve ikinci sıraya yerleştiği tespiti raporda yer almaktadır.

Gösterim Pazarı

Gösterim pazarına ilişkin raporda yapılan tespitlerin başında Türkiye’de son on yılda hem seyirci sayısı hem de hasılat anlamında yaşanan büyüme gelmektedir. Öyle ki son yılda seyirci sayısı yılda ortalama % 9,4 artarak 2014 yılında 61,4 milyona, hasılat ise aynı dönemde yılda ortalama % 15,1 oranında artarak 2014 yılında 654 milyon TL’ye ulaşmıştır. Ancak bu artışa rağmen Türkiye’de kişi başına düşen bilet sayısının henüz 0,8 düzeyinde kaldığı, aynı oranın AB ülkelerinde ortalama olarak 1,8 olduğu görülmektedir[1]. Ayrıca nüfusu Türkiye’ye yakın kabul edilebilecek Fransa’da seyirci sayısı 209 milyon, Almanya’da ise yaklaşık 122 milyon kadardır. Bu anlamda söz konusu raporda gösterim pazarındaki bu önemli büyüme potansiyeline vurgu yapıldığı anlaşılmaktadır.

Benzer şekilde sinema salonu sayısındaki artışa da Rekabet Kurumu tarafından dikkat çekildiği görülür. Ancak bu anlamda Rekabet Kurumu gösterim pazarının yapısında son dönemde yaşanan değişime dikkat çekmektedir. Bu anlamda geleneksel tek salonlu sinema işletmelerin yerini alışveriş merkezlerinin (AVM) içinde yer alan çok salonlu, zincir sinema işletmelerinin aldığı ve Türkiye’de bulunan sinema salonlarının % 71’inin AVM içerisinde kaldığı ifade edilmektedir. Bu çerçevede zincir sinema salonlarının pazar payının son yıllarda artmaya devam ederek bağımsız sinema işletmelerini geride bıraktığı ve pazarın % 58’ine ulaştığı görülmektedir. Ayrıca Türkiye’deki gösterim altyapısının % 60’ının on adet zincir sinema işletmesine ait olduğu ve bunlar içerisinden MARS grubunun pazar payının en yakın rakibine göre oldukça fazla olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla MARS grubunun pazar gücünü, AVM içinde yer alan zincir sinema işletmelerin artan pazar payıyla birlikte gelecekte de koruyacağı, hatta artıracağı düşünülmektedir.

Raporda yapılan önemli tespitlerden biri Türkiye’deki sinema endüstrisindeki tüketici tercihlerine ilişkindir. Buna göre her yıl gösterime daha fazla yabancı film girmesine rağmen, yerli yapımlar daha çok izlenmektedir. Yerli filmler toplam seyirci sayısının yaklaşık % 59’unu, yabancı filmler ise % 41’ini elde etmektedir. Bu açıdan Türkiye’nin Avrupa’da en çok yerli film seyredilen ülke olduğu ve tüketici tercihleri açısından AB ülkelerinden ayrıldığı anlaşılmaktadır. Tüketici tercihleri konusunda Raporda yer alan oldukça ilgi çekici bir unsur da, 2014 yılında gösterime giren 357 sinema filminden sadece 14 tanesinin (11 yerli, 3 yabancı) bir milyon seyirciyi aştığıdır. Bu on dört film toplam seyirci sayısının % 48’ini elde etmiştir. Dolayısıyla tüketicilerin başarılı az sayıda yerli ve yabancı filmi tercih ettiği görülür.

Dijital Dönüşüm Süreci

Rekabet Kurumu bu başlık altında yoğun olarak gösterim için sinemalara gönderilen film kopyalarının 35 mm film kopyalarından dijital kopyalara dönüşüm süreci ve sinema salonlarının bu dijital kopyaları gösterebilmek için yapmak zorunda kaldıkları yatırımların pazara etkisini incelemiştir. Raporda dijitalleşmenin son yıllarda hız kazandığı ve zincir sinemaların bu süreci neredeyse tamamladığı, ancak diğer sinema salonu işletmecilerinin bunu henüz finansal zorluklar nedeniyle tamamlamadığı ifade edilmektedir. Bu çerçevede dünyada da yaygın olan dijital baskı bedeli uygulaması (“VPF”) sistemine değinilmektedir. Bu sistem uyarınca yapımcılar 35 mm film baskısı yerine, dijital kopya ile elde ettikleri maliyet avantajının bir kısmını sinema salonu işletmecileri ile paylaşmakta, onların dijitalleşme konusunda yatırımlar yapmalarına destek vermektedirler. Bu çerçevede dijital kopya ile film gösterimi yapan sinema salonlarına, film başına belli bir ücret ödenmektedir.

Söz konusu raporda VPF uygulaması konusunda Türkiye’de yaşanan sıkıntılara değinilmekte ve bu sistemin oluşturulması konusunda geç kalındığı tespiti yapılmaktadır. VPF konusunda MARS grubunun yapımcı şirketlerle pazar gücüne dayanarak diğer gösterimcilere nazaran daha iyi şartlarla bir anlaşma imzaladığı, diğer gösterimcilerin ise bir agregatör firma (DCINEX) üzerinden 2015 yılında VPF anlaşması yaptığı anlaşılmaktadır. Rekabet Kurumu, VPF anlaşmalarıyla getirilen sisteme rekabet açısından bir sorun yaratmayacağı gerekçesiyle müdahale edilmesine gerek olmadığını belirtmektedir. Ancak Raporda mevcut sistemde VPF almaya hak kazanabilmek için o filmin bilet satışından belli bir miktar ciro elde etmek gerektiği, bu anlamda küçük ölçekli sinemaların bu koşulu sağlamasının pek mümkün görünmediği ifade edilmektedir. Bu çerçevede özellikle filmlerin sadece dijital kopyalarının yapımcılar tarafından gösterime sunulması halinde, bu dönüşümü sağlayamayan gösterimcilerin pazardan çıkmaları riskinin Kurum tarafından önemsendiği ve bu durumun mikro coğrafi pazarlar bakımından yoğunlaşmaları arttırıcı etki doğurabileceği tespiti yapılmaktadır. Dolayısıyla Rekabet Kurumu’nun dijitalleşmenin, pazardaki küçük ölçekli sinema salonlarını pazar dışına itebilecek ve pazardaki yoğunlaşmayı arttırıcı etkileri olabileceği riskini ifade ettiği anlaşılmaktadır.

AB ve ABD’de öne çıkan kararlar ışığında AFM/MARS kararı

Rekabet Kurumu’nun anılan sektör araştırmasına başlamasına neden olan en önemli etkenin AFM/MARS birleşmesi ve sonrasındaki pazarda oluşan yeni durumun incelenmesi ihtiyacı olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle söz konusu raporda özellikle AFM/MARS birleşmesi neticesinde ilgili pazarda yaşanan değişimlerin ve MARS grubunun dikey bütünleşik bir yapıya kavuşmasının etkilerinin yoğun şekilde incelendiği görülmektedir.

Raporda bu kapsamda öncelikle ABD’de 1948 tarihli Yüksek Mahkeme kararı olan Paramount Pictures kararına yer verildiği görülmektedir. Rekabet Kurumu, bu kararda mahkemece sektörün yapım, dağıtım ve gösterim pazarlarının tümünde dikey bütünleşik şekilde faaliyet gösteren beş büyük film stüdyosunun dikey bütünleşik şekilde faaliyet göstermelerinin yasaklandığını belirtmektedir. Bunu takiben Raporda AB’de Komisyon tarafından anılan Yüksek Mahkeme kararına benzer şekilde kararların alınmadığı ifade edilmiş ve Türkiye uygulamasından çeşitli Rekabet Kurulu kararlarına yer verilmiştir. Ancak asıl ayrıntılı incelemelerin söz konusu raporun dördüncü bölümünde yer verilen AFM/MARS kararı çerçevesinde yapıldığı görülmektedir.

Rekabet Kurumu tarafından AFM/MARS kararı neticesinde sorunlu beş mikro pazar için verilen taahhütler yüzünden devredilen sinemaların birinin kapandığı, bir kısmının ise karar sonrası tekrar el değiştirdiği tespiti yapılmaktadır. Bu çerçevede Raporda karar neticesinde sinema işletmecilerinin ve dağıtıcıların rekabetçi yapının karar neticesinde korunamadığı yönündeki görüşlerine yer verilmiştir. Karar sonrasında piyasaya gösterim pazarı açısından yeni girişler olmakla birlikte MARS grubunun büyüklüğüne ya da büyüme hızına yaklaşabilen bir teşebbüsün pazarda bulunmadığı anılan raporda ifade edilmektedir. Gösterim pazarı açısından karar sonrasında MARS grubunun pazar payı bilet sayısı bakımından % 34-36, bilet hasılatı bakımından ise % 42-45 aralığında tespit edilmiştir. Ancak MARS grubunun en yakın rakibinin sahip olduğu pazar payının her iki kriter açısından % 7-8 civarında olduğu görülmektedir ve bu açıdan anılan teşebbüsün önemli bir pazar gücüne sahip olduğu anlaşılmaktadır. Raporda İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya illeri için pazar yapısı incelenmiş ve MARS grubunun pazar paylarının AFM/MARS kararında öngörülenin üzerinde artmadığı belirtilmiştir.

Rekabet Kurumu, AFM/MARS kararı sonrasında anılan teşebbüsün perde reklamcılığı alanında da faaliyet göstermeye başladığını ve pazar payının mevcut durumda yaklaşık % 88 olduğunu tespit etmiştir. MARS grubunun rakiplerine göre çok yüksek miktarda reklam geliri elde ettiği görülmektedir. Raporda nihai tüketici fiyatları da incelenmiş ancak açıkça herhangi bir rekabetçi endişe öne sürülmemiştir. MARS grubunun alım gücü konusunda da söz konusu raporda çeşitli tespitlerin yapıldığı görülmektedir. Bu kapsamda devralma neticesinde MARS grubunun özellikle küçük-orta ölçekli dağıtıcıların yabancı filmlerinin gösterimi konusunda önemli bir alıcı gücüne sahip olduğu, ancak bu gücün pazar şartlarına doğrudan yansıması olarak nitelendirilebilecek bir etkiye rastlanmadığı belirtilmektedir. Ancak filmlerin gösterime gireceği tarihe ilişkin karar konusunda MARS grubunun alım gücü nedeniyle doğrudan etkili olduğu da bu kapsamda ifade edilmiştir.

Rekabet Kurumu’nun en temel rekabetçi endişelerini MARS grubunun dikey bütünleşme konusundaki faaliyetleri ve yeni devralmaları konusunda dile getirdiği görülmektedir. MARS grubunun devralma neticesinde 2014 yılından itibaren dikey bütünleşik bir hale geldiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda sektör araştırması kapsamında hem dağıtım hem de gösterim pazarındaki teşebbüslerin bu dikey bütünleşmeye ilişkin olarak endişelerini dile getirdikleri belirtilmektedir. Ayrıca yine sektör araştırması sırasında MARS grubunun son bir yılda birkaç sinemayı devraldığı ancak 2010/4 sayılı Tebliğ açısından eşikler altında kalan bu işlemlerin Rekabet Kurumu iznine tabi olmadığı anlaşılmaktadır.

Sonuç

Rekabet Kurumu’nun sinema hizmetlerine ilişkin sektör araştırması raporu öncelikli hedefler olarak AFM/MARS devralmasından sonraki sektörün değişimi ve dijitalleşmenin etkilerini incelemeyi belirlemiştir. Bu kapsamda anılan raporda öncelikli olarak Türkiye’deki sinema endüstrisinin yapısı incelenmiş ve pazardaki büyüme potansiyeli ortaya konmuştur. Bu kapsamda son on yılda oldukça hızlı büyüyen sinema endüstrisindeki gelişimin, AB ülkelerindeki benzer nüfusa sahip ülkelerle kıyaslandığında devam edebileceği anlaşılmaktadır.

Sinema endüstrisindeki bu değişim sadece izleyici sayısıyla da sınırlı değildir. AVM içerisinde yer alan sinema salonlarının ve zincir sinema salonu işletmelerinin son yıllarda pazar payını artırdığı ve AVM içerisinde yer almayan tek salonlu küçük işletmelerin pazar payını kaybettiği görülmektedir. Küçük sinema işletmeleri negatif yönde etkileyebilecek bir diğer unsur da teknolojinin gelişimiyle ortaya çıkan dijitalleşme sürecidir. Dijitalleşme konusunda gerekli yatırımları finansal güçlükler nedeniyle gerçekleştiremeyecek olan küçük sinema salonu işletmecilerinin pazar dışına çıkmaları söz konusudur.

Pazarda özellikle AVM içindeki zincir sinema salonlarının etkisini artıran ve onları genel anlamda daha yoğunlaşmış bir gösterim pazarına doğru götüren bu gelişmeler haricinde, 2014 yılından beri MARS grubu yapım, dağıtım ve gösterim pazarlarının tümünü içeren dikey bütünleşik bir yapıya bürünmüştür. Bu anlamda en yakın rakibine göre oldukça yüksek bir pazar payına sahip anılan teşebbüsün rakip filmlerin vizyona giriş tarihleri başta olmak üzere kendi filmleri lehine çeşitli ayrımcı uygulamalara girişme ihtimali de göz ardı edilmemelidir. MARS grubunun yüksek pazar payı çerçevesinde sahip olduğu pazar gücü düşünüldüğünde bu tarz ayrımcı uygulamaların pazara girişleri engelleyici ve tüketicinin tercihlerini azaltıcı etki yaratabileceği de görülmektedir.

Sektör araştırmasının yapıldığı son bir yılda MARS grubu tarafından gerçekleştirilen ve eşik altı oldukları için Rekabet Kurumu denetimine tabi olmayan sinema salonu devralmaları hususunda bir çözüm getirilmesinin yerinde olacağı açıktır. Mikro coğrafi pazarlar açısından bu tarz devralmalar neticesinde çeşitli rekabetçi endişeler doğabileceğinden, konu hakkında getirilebilecek en kesin çözümün birleşme ve devralmalara ilişkin 2010/4 sayılı Tebliğ’de yeniden bir düzenleme yapılması olduğu görülmektedir. Başka bir bakış açısından ise ex ante bir birleşme ve devralma denetimi yerine, ex post bir hakim durumun kötüye kullanılması denetimine Rekabet Kurumu’nun yoğunlaşmasının da mümkün olduğu söylenebilecektir. Ancak yüksek pazar payına sahip teşebbüslerin eşik altı işlemler yoluyla büyümeye devam etmelerine izin verilmesinin de birleşme ve devralma kontrolünün amacıyla ters düşeceği aşikardır.



[1] Seyirci sayıları bakımından ayrıntılı veriler için bkz. Rekabet Kurumu Sinema Hizmetleri Sektör Raporu, s. 16. Anılan rapora ulaşmak için bkz. http://www.rekabet.gov.tr/File/?path=ROOT%2f1%2fDocuments%2fSekt%C3%B6r+Raporu%2fsinemasektor.pdf (Erişim tarihi : 03.05.2016).