Ercüment Erdem Av. Yağmur Zeytinkaya

Sorumluluk Hukuku Alanında Yeni Bir Oyuncu: Yapay Zeka

Temmuz 2021

Giriş

Yapay zekânın kullanım alanı gün geçtikçe artmakta ve bu teknoloji hayatımızda giderek daha aktif rol oynamaya başlamaktadır. Akıllı telefon, 3-D yazıcı ya da drone gibi alışılagelen ürünlerin yanı sıra, insanlık tarihinde “çığır açan” ileri seviyedeki yapay zekâ teknolojileri de dikkat çekmektedir. İnsansız hava araçları, sürücüsüz otomobiller veya ameliyat yapan robotlar gibi çeşitli örnekler bu teknolojinin yapabileceklerini gözler önüne sermektedir. Sanayi Devrimi’nden Endüstri 4.0 çağına dek yaşanan teknolojik gelişmeler oldukça heyecan verici olsa da yapay zekanın verebileceği zararlar ve bu zararlardan dolayı kimin kapısının çalınacağı hala tartışmalıdır. İşbu hukuk postası makalesinde, yapay zekanın vereceği zararlara karşı sorumluluğa dair Türk hukuku ile yabancı hukuktaki güncel gelişmeler ele alınır.

Yapay Zekanın Tanımı ve Hukuki Niteliği

Yapay zekaya ilişkin pek çok farklı tanım mevcuttur. Yapay zekâ alanındaki aktif çalışmalarıyla bilinen AB Komisyonu yapay zekayı “Belirli bir özerkliğe sahip olan ve belirli hedefleri gerçekleştirmek için çevresini analiz ederek ve faaliyette bulunarak zeki davranışlar sergileyen sistemler[1]” olarak tanımlar. Yapay zekanın kurucusu olarak anılan John McCarthy ise yapay zekayı “akıllı makineler yapma bilimi ve mühendisliği” olarak tanımlamıştır. Yapay zekanın tanımına ilişkin henüz yeknesak bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte, yapay zekayı daha iyi anlamak için “makine öğrenimi” ve “derin öğrenme” kavramlarına değinmekte de fayda vardır. Makine öğrenimi, genellikle yapay zekâ ile eşanlamlı olarak anılan, verilerden öğrenmek üzere algoritmaları kullanan bir yapay zekâ alanıdır. Bu algoritmalar, girdilere dayalı bir model oluşturur ve ortaya çıkan iç görüleri karar almak veya tahminde bulunmak için kullanır. Derin öğrenme ise çok daha sonra ortaya çıkan bir kavramdır, “sürekli öğrenme hali” olarak tanımlanır. İnsan beyninin karmaşık problemleri çözmek için kullandığı yöntemleri örnek alır[2].

Yapay zekanın tanımını yapmak dahi bu kadar zor iken, hukuki statüsüne ilişkin de bir görüş birliği mevcut değildir. Türk hukukunda henüz yapay zekaya ilişkin özel bir mevzuat veya tanımlama yer almamaktadır. Bu sebeple yapay zekanın mevzuatta hali hazırda yer alan tanımların kapsamına girip girmediği değerlendirilmelidir. Yapay zekanın kişi veya köle sayılmasına yönelik çeşitli görüşler olsa da bu görüşlere karşı doktrinde önemli eleştiriler bulunmakta ve etik olarak çeşitli tartışmalar yer almaktadır[3]. Türk hukuku uyarınca eşyaların maddi bir varlığı olması gerektiğinden, yapay zeka teknolojisinin eşya tanımına girmesi de çok kabul görmemektedir.

Diğer yandan, yapay zekanın bir ürün veya hizmet olarak değerlendirilmesi yönünde görüşler mevcuttur[4]. Burada yapılacak tanım, yapay zekanın niteliğine ve sunduğu hizmetlere göre değişiklik gösterir. Zira her yapay zekanın gelişmişlik seviyesi ve kapasitesi farklıdır. Daha gelişmiş ve komplike eylemleri olan yapay zekaların hizmet olarak değerlendirilmesi mümkünken, daha basit ve yalın özellikleri olanlar “ürün” olarak nitelendirilebilir. Diğer yandan, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (“TKHK”) kapsamında yapay zekanın mal olarak kabul edilebileceği yönünde görüşler mevcuttur[5]. Zira TKHK m. 3/h (Tanımlar) uyarınca mallar; alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi mallar olarak tanımlanır.

Yurtdışındaki yapay zekaya ilişkin görüşler arasında ise Avrupa Parlamentosu Hukuk İşleri Komisyonu’nun 2017’de yayımladığı Robotik Tavsiye Raporu dikkat çekmektedir. Bu rapora göre yapay zekanın kendine özgü yapısı sebebiyle kendisine yeni bir hukuki statü yaratılması ve “elektronik kişilik” oluşturulması önerilir[6]. Böylece parlamentonun ürün, eşya veya hizmet tanımlarından ziyade doğrudan “kişi” tanımına yakın olduğu ve sui generis bir kişilik oluşturmak istediği anlaşılmaktadır.

Yapay Zekanın Verdiği Zararlara Karşı Sorumluluk

Hukuki sorumluluğun temel dayanaklarından olan sözleşmesel ilişki ve haksız fiil, yapay zekanın verdiği zararlar bakımından doktrinde değerlendirilmektedir. İlk olarak sözleşmesel sorumluluk değerlendirilecek olursa, yapay zekanın alıcısı ile satıcısı arasındaki sözleşmeden doğan sorumluluk gündeme gelecektir. Sözleşmeden doğan sorumlulukta zarar görene ispat kolaylığı sağlanması ve zamanaşımının 10 yıl olması gibi avantajlar söz konusudur. Ancak sözleşmenin nispiliği ilkesi uyarınca, alıcı dışında yapay zekadan zarar gören üçüncü kişilerin satıcından bir talepte bulunması mümkün olmayacaktır. Nitekim yapay zekada meydana gelen kusurlar büyük ihtimalle satıcıdan ziyade üreticinin kusurundan kaynaklanıyor olacak; ancak yine nispilik ilkesi gereği üreticiye başvurmak mümkün olmayacaktır.

Diğer bir sorumluluk kaynağı olarak haksız fiil sorumluluğu ile kusursuz sorumluluk halleri de doktrinde sıkça değerlendirilmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) m. 49 uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Haksız fiil hükümleri uyarınca aralarında daha önceden herhangi bir münasebet bulunmayan kişilerden birisinin diğerine zarar vermesi halinde haksız fiil hükümlerine göre tazminat talep edilebilir[7]. Bu sebeple, yapay zekadan dolayı zarar gören kişilerin herhangi bir sözleşme ilişkisine taraf olmamaları ve kanunen aranan şartların gerçekleşmesi halinde bu genel hükme göre tazminat talebinde bulunulabilir[8].

Kusursuz sorumluluk halleri ise mevzuatımızda istisnai olarak düzenlenen bir sorumluluk türüdür. Bu sorumluluk türünde, bir kimse sadece kendi fiilinin veya alakalı olduğu bazı vakıaların sebebiyet vermiş olduğu zararlardan kusuru aranmaksızın sorumlu tutulur[9]. Türk hukuku kapsamında kusursuz sorumluluk halleri; hakkaniyet sorumluluğu, özen sorumluluğu ve tehlike sorumluluğu olarak özetlenebilir. Bunlar arasında yapay zekanın hakkaniyet sorumluluğunun gündeme gelmesi için yapay zekanın kişiliği olduğunun kabul edilmesi gerektiği yönünde görüşler mevcuttur[10].  Tehlike sorumluluğu ise TBK m. 71’de (Tehlike sorumluluğu ve denkleştirme) düzenlenir. Buna göre önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur. Yapay zekanın bu maddede öngörülen tehlikeli bir işletmede kullanılması halinde tehlike sorumluluğuna başvurulmasını mümkün gören görüşler vardır[11].

Son olarak, üreticinin sorumluluğu başlığı ele alınmalıdır. Günümüzde yapay zekanın sebep olduğu zararlardan ötürü üreticinin sorumlu tutulmasına oldukça sıcak bakılmaktadır. Üreticilerin yapay zeka üretimi için gereken teknik bilgilere ve uzmanlığa sahip olmaları nedeniyle kendilerinin sorumluluğuna gidilmesi oldukça makul görülmektedir[12]. Yukarıda belirtildiği üzere sözleşmesel sorumlulukta sözleşmenin nispiliği nedeniyle alıcının üreticiye başvurması mümkün değilken, üretici sorumluluğu buna olanak sağlamaktadır. Bu kapsamda, 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu uyarınca üreticinin sorumluluğu açıkça düzenlenmiştir. Buna göre, piyasaya sürülen üretim konusunun hatalı olması ve bunun zarara yol açtığı durumlarda üreticinin sorumluluğu gündeme gelir. Ancak burada nedensellik bağının sorun arz edebileceği yönünde görüşler mevcuttur[13]. Zira nedensellik, zarar gören tarafından ispat edilmelidir. Yapay zekanın komplike ve teknik yanı değerlendirildiğinde, alıcıların bu nedenselliği ispat etmekte güçlük çekmesi muhtemeldir.

Yurtdışındaki Gelişmeler

AB Komisyonu’nun yapay zeka konusunu yakından takip ettiği ve bu alanda yeknesak bir düzenleme olması için çalışmalar yürüttüğü bilinmektedir. Bu kapsamda, 2020 yılında yayınlanan White Paper[14] ile yapay zeka ekosistemi yakından incelenmiş ve oluşturulacak mevzuat ile sorumluluk rejiminin ne şekilde olması gerektiğine ilişkin görüşler belirtilmiştir. Dikkat çeken husus, yapay zeka sorumluluğuna ilişkin çok katı bir sorumluluk rejimi geliştirilmesi halinde bu teknolojinin gelişimine ket vurulabileceğidir. Bu kapsamda AB Komisyonu 2021 yılında yapay zekaya ilişkin ilk mevzuat taslağını hazırlamıştır[15]. Anılan taslakta “risk temelli” bir yaklaşım benimsenmiş olup, yapay zekanın faaliyetlerinin risk derecesine göre kabul edilemez risk, yüksek risk, düşük risk ve asgari risk gibi düzeyler belirlenmiştir. Teklifin 2023 yılında yürürlüğe girmesi beklenmektedir. Böylece yapay zeka özelinde yeknesak bir mevzuat olmasına ilişkin önemli bir adım atılmış olacaktır.

Sonuç

Gün geçtikçe kullanım alanı artan ve yetenekleri gelişen yapay zeka, güncel hukuk kavramlarıyla tanımlanmak için fazla komplike olarak değerlendirilmektedir. Ülkemizde ve dünyada henüz bu konuda yeknesak bir mevzuatlaşma olmasa da, mevcut kavramlar ve sorumluluk rejimleriyle yapay zekaya ilişkin sorunlar çözümlenmeye çalışılmaktadır. Yapay zeka mevzuatının ne şekilde düzenlenmesi gerektiğine dair çeşitli tartışmalar vardır. Ancak genel bir çekince, çok ağır sorumluluk rejimlerinin getirilmesi halinde bu teknolojinin gelişimine ket vurulabileceğidir. İnsanlık tarihindeki önemli bir dönüm noktası olan yapay zekanın nasıl tanımlanacağı ve nasıl kurallara tabi olacağına dair yeknesak düzenlemelerin önümüzdeki dönemlerde netleşmesi heyecanla beklenmektedir.


[1] https://digital-strategy.ec.europa.eu/en/library/communication-artificial-intelligence-europe (Erişim tarihi: 17.07.2021)

[2] BÜYÜKÖZKAN FEYZİOĞLU, Gülçin, Dijitalleşen Dünyada Yapay Zeka, Gelişen Teknolojiler ve Hukuk II: Yapay Zeka, 2021, s. 6-7

[3] BAK, Başak, Medeni Hukuk Açısından Yapay Zekanın Hukuki Statüsü ve Yapay Zeka Kullanımından Doğan Hukuki Sorumluluk, 2018, s. 9

[4] SARI, Onur, Yapay Zekanın Sebep Olduğu Zararlardan Doğan Sorumluluk, TBB Barosu 2020 Sayı: 147, 2019, s. 259

[5] SARI, s. 262

[6] European Parliament resolution of 16 February 2017 with recommendations to the Commission on Civil Law Rules on Robotics (2015/2103(INL)) https://www.europarl.europa.eu/doceo/document/TA-8-2017-0051_EN.html#title1 (Erişim tarihi: 18.07.2021)

[7] TANDOĞAN, Haluk, Türk Mesuliyet Hukuku, 2010, s. 6

[8] SARI, s. 265

[9] TANDOĞAN, s. 8

[10] SARI, s. 268

[11] KAPANCI, Berk, Özel Hukuk Perspektifinden Bir Değerlendirme: Yapay Zeka ve Haksız Fiil Sorumluluğu, Gelişen Teknolojiler ve Hukuk II: Yapay Zeka, 2021, s. 170

[12] SARI, s. 275

[13] KAPANCI, s. 177

[14] https://ec.europa.eu/info/sites/default/files/commission-white-paper-artificial-intelligence-feb2020_en.pdf (Erişim tarihi: 20.07.2021)

[15]