Ercüment Erdem Av. Ezgi Babur

Tahkim Anlaşmasının Grup Şirketlere Teşmili

Eylül 2013

Tahkim anlaşmasının üçüncü kişilere teşmili, son yıllarda oldukça dikkat çeken bir konu olmuştur. Aynı grupta yer alan yan şirketin taraf olduğu tahkim anlaşmasının, ekonomik olarak daha güçlü konumda olan ana şirkete teşmil edilmesi, elverişli bir durum yaratmaktadır. Ayrıca teşmil yine, tahkim yargılaması sonucunda verilecek hakem kararının, aynı şirketler grubu içinde yer alan ana şirkete karşı tenfizine olanak sağlaması bakımından da, tenfizi talep eden taraf bakımından tercih edilebilir niteliktedir.

Üçüncü kişilere teşmilin tahkim yargılaması sırasında kabul edilmesi ve bu şekilde verilen hakem kararları, özellikle tanıma ve tenfiz prosedürü bakımından sorunlara yol açabilmektedir. Yine teşmilin tahkim yargılaması sırasında söz konusu olmayıp üçüncü kişiler aleyhine tanıma ve tenfizi talep edilen kararlar bakımından da, tahkim anlaşmasının teşmili konusu tartışılabilmektedir. Bu noktada, grup şirketler dâhilindeki bir şirketin taraf olduğu bir tahkim anlaşmasının aynı şirketler grubu dâhilindeki bir başka şirkete teşmili, incelenmesi gereken bir konu olarak ortaya çıkmaktadır.

Genel Olarak

Bilindiği üzere, uyuşmazlıkların tahkim yolu ile çözülmesine ilişkin irade açıklaması, tahkim anlaşmasının kurucu unsurudur. Geçerli bir tahkim anlaşmasından bahsedebilmek için tarafların tahkim iradelerini karışıklığa yer vermeyecek şekilde, açıkça belirtmeleri gerekir[1]. Tahkimin hem sözleşmesel hem de yargısal karakter taşıması, tahkim iradesinin tereddütlere yer bırakmayacak şekilde ortaya konması gereğini açıkça gözler önüne sermektedir. Tahkimin istisnai bir uyuşmazlık çözüm yolu olması da, yine tahkim iradesinin oldukça önemli olduğunu göstermektedir. Bu noktada, tahkim anlaşmasının aynı şirketler grubuna dâhil olan farklı şirketlere teşmil edilmesi, incelenmesi gereken bir konu olarak ortaya çıkmaktadır.

Tahkim anlaşmasının üçüncü kişilere teşmili, tahkim anlaşmasının tarafı olmayan üçüncü kişilerin de davacı veya davalı sıfatına sahip olmak suretiyle etkilenmeleri durumuna verilen addır. Grup şirketler bakımından ise, bir sözleşmeye konan tahkim şartının, şartın yer aldığı sözleşmeye taraf olmasalar bile sözleşmenin ifasına ve sözleşmeden doğan uyuşmazlıklara doğrudan karışan taraflara, konumları nedeniyle tahkim şartının kapsamının farkında olduklarının ortaya konması koşuluyla uygulanması şeklinde ifade edilebilir[2].

Teşmilin Tanıma ve Tenfiz Prosedürü Bakımından Önemi

Tahkim anlaşmasının teşmili konusunun tanıma ve tenfiz bakımından önemi ise, taraflar arasında geçerli bir tahkim anlaşmasının varlığının tenfiz şartları arasında yer almasından kaynaklanmaktadır. Gerçekten de, gerek 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’da ve gerekse Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında 10 Haziran 1958 tarihli New York Sözleşmesi uyarınca yürütülen tanıma ve tenfiz davalarında, geçerli bir tahkim anlaşmasının varlığı incelenmektedir. Bu noktada, tahkim anlaşmasının teşmili, tanıma ve tenfiz bakımından büyük öneme sahiptir.

Türk Hukukundaki Durum

Bilindiği gibi şirketler grubuna dâhil tüm şirketler, hukuksal açıdan gruba dâhil diğer şirketlerden ayrı ve bağımsız bir tüzel kişiliğe sahiptir. Ancak bazı durumlarda, grup dâhilindeki ilişkilerden dolayı, anlaşmaları imzalayan şirket ile ifa eden şirketin farklı olması söz konusu olabilmektedir.

Türk uygulamasındaki mevcut durum dikkate alındığında, grup şirketler uygulamasına sıkça rastlandığı görülmektedir. Bu duruma paralel olarak şirketler topluluğuna ilişkin düzenlemeler, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) kapsamına alınmıştır. TTK kapsamındaki yeni düzenleme bir yana, tahkim anlaşmasının grup şirketlere teşmili bakımından, kanuni düzenlemeler ve mahkeme içtihatları çerçevesinde, tahkim anlaşmasının grup şirketler teorisine dayanılarak teşmilinin mümkün olmadığı belirtilmektedir[3].

Bu konudaki Yargıtay uygulamasına bakıldığında, Yargıtay’ın özellikle hakem kararlarının tenfizi bakımından taraf kavramına büyük önem verdiği görülmektedir. Yargıtay, konuyu dolaylı olarak ele aldığı tenfize ilişkin bir kararında, bağlı şirketin taraf olduğu bir tahkim anlaşmasına dayanılarak ana şirkete yöneltilen tenfiz davasını reddetmiştir[4]. Ana şirket ve bağlı şirketin farklı tüzel kişilikler olmaları sebebiyle, bağlı şirket aleyhine verilen bir tahkim kararının ana şirket aleyhine tenfizinin talep edilemeyeceği oldukça açıktır[5]. Kaldı ki, Yargıtay kararına konu olan tahkim yargılamasında, tahkim anlaşmasının ana şirkete teşmilinin de kabul edilmediği görülmektedir.

Yargı kararlarının yanı sıra Türk doktrininde de teşmilin kabulü bakımından, tahkime gitme iradesini açıklamamış olan ayrı tüzel kişiliğe sahip bir şirketin, aynı şirketler topluluğunda yer alması nedeniyle tahkim anlaşmasıyla bağlı sayılmasının ancak istisnai hallerde kabul edilebileceği belirtilmektedir[6].

Yabancı Hukuklardaki Durum

Uluslararası tahkim uygulaması bakımından, ICC nezdinde faaliyet gösteren hakemler arasında, bir şirketler grubuna üye bir şirket tarafından imzalanan tahkim anlaşmasının, bazı şartların yerine gelmesi halinde gruba üye diğer şirketleri bağlayacağı konusunda güçlü bir eğilimin bulunduğu görülmektedir[7]. Ancak yine, birçok ICC kararında, teşmilin kabul edilmediği sonuçların ortaya çıktığı da gözden kaçırılmamalıdır[8].

Tahkim anlaşmasının grup şirketlere teşmilinin kabul edildiği önemli bir karar, Dow Chemical davasında verilmiştir[9]. Burada hakem heyeti, tahkim yargılamasında grup şirketlerin belli bir ekonomik bütünlük teşkil ettiğini, bu doğrultuda tüm grup şirketlerin tahkim anlaşması ile bağlı olmak yönünde bir iradelerinin mevcut olduğu kanaatine varmıştır. Bu noktada, şirketler grubu dâhilindeki şirketlerin sözleşme tarafı olarak hareket etmesi, alıcının bireysel şirketlerle değil de bir grupla alışveriş yapması ve sözleşmenin kurulması esnasında da aktif rol oynaması gibi unsurlar dikkate alınmıştır. Söz konusu karara ilişkin iptal talebi de, Paris Temyiz Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. Böylece, hakemlerin teşmil konusunda verdikleri karar, Fransız mahkemelerince de iptal sebebi olarak görülmemiştir. Yine bu karara paralel olarak son zamanlarda Fransız hukukunda, uluslararası tahkim anlaşmalarının sözleşmenin ifası ile doğrudan ilişkili olan tüm uyuşmazlıklara teşmil edilmesi savunulmaktadır[10].

Yine Amerika Birleşik Devletleri’nde de, tahkim anlaşmalarının mümkün olduğu kadar ayakta tutulmasını öngören tahkim yanlısı tutumun gereği olarak, tahkim anlaşmalarının grup şirketler dâhilindeki ana şirkete teşmil edilmesi mümkün görülmektedir[11].

Sonuç

Tahkim anlaşmasının aynı grup dâhilindeki şirketlere teşmili, uygulamada oldukça tartışılan bir konudur. Bir yandan grup şirket uygulamasının gittikçe artması ve öte yandan TTK’nın da yeni düzenlemelerle bu ihtiyaçlara cevap vermesi, söz konusu meselenin önemini göstermektedir. Bu bağlamda, grup şirketlerin niteliği ve tahkim yargılamasının taraf iradelerine dayanan özelliği dikkate alınarak bir uygulamaya gidilmesi gereği ortaya çıkmaktadır. Ancak genel olarak, tahkim anlaşmasının üçüncü kişilere, ve daha spesifik olarak aynı grup şirket bünyesindeki şirketlere teşmil edilmesinin genel olarak kabul gördüğünü söylemek mümkün görünmemektedir. Konu ile ilgili olarak, teşmilin mümkün olduğu durumlara ilişkin incelemelerin yapılması yerinde olup, hangi koşullar altında tahkim anlaşmasının üçüncü kişilere teşmil edilebileceğini kesin olarak ifade etmek aşırı bir yorum olacaktır[12]. Bu konu, grup şirketlerin ticari uygulamada daha da yaygınlık kazanması ile güncelliğini koruyacaktır.


[1] Ziya AKINCI, Milletlerarası Tahkim, Ankara 2007, s. 82.

[2] Emre ESEN, Uluslararası Ticari Tahkimde Tahkim Anlaşmasının Üçüncü Kişilere Teşmili, İstanbul 2008, s. 100.

[3] ESEN, s. 101.

[4] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 1990/2931 E. ve 1990/6828 K. sayılı kararı. Kaynak: Cemal ŞANLI, Uluslararası Ticari Akitlerin Hazırlanması ve Uyuşmazlıkların Çözüm Yolları, İstanbul 2011, s. 323.

[5] Banu (ŞİT) KÖŞGEROĞLU, Yabancı Hakem Kararlarının Üçüncü Kişilere Karşı Tenfizi, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. XV, Y. 2011, Sa.3, s. 4.

[6] KÖŞGEROĞLU, s. 7.

[7] ESEN, s. 99.

[8] Bkz. ESEN s. 116 vd.

[9] Dow Chemical France v. ISOVER Saint Gobain ICC Award no. 4131/1982.

[10] Pierre MAYER, The Extension of the Arbitration Clause to Non-Signatories, the Irreconcilable Positions of French and English Courts. Kaynak: http://www.auilr.org/pdf/27/27.4.7.pdf.

[11] ESEN, s. 106.

[12] KÖŞGEROĞLU, s. 6.