Ercüment Erdem Prof. Dr. H. Ercüment Erdem

Ticaret Şirketlerinin Bakanlıkça Denetimi

Ağustos 2012

Giriş

Sanayi ve Ticaret Bakanlığının şirketleri denetleme yetkisi ilk defa anonim şirketlerle sınırlı olarak 6762 sayılı Kanunun (“Eski TTK”) 274üncü maddesinde düzenlendi. Bu denetimin kapsamı 1 Temmuz 2012′de yürürlüğe giren 6102 sayılı Kanunun (“Yeni TTK”) 210uncu maddesi ile genişletildi ve denetim artık tüm ticaret şirketlerinin tabi olduğu bir yükümlülüğe dönüştürüldü.

Yeni TTK yürürlüğe girmeden önce Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda (“Yürürlük Kanunu”) 6335 sayılı Kanun ile (Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“6335 sayılı Kanun”)) bazı değişiklikler yapıldı. 6335 sayılı Kanun Yeni TTK ve Yürürlük Kanununda iş dünyasının ve akademik çevrelerin eleşirdiği hükümlerde yeni düzenlemeler getirdi. Bu konuda ayrtıntılı bilgi Temmuz ayı makalemizde bulunabilir.
6335 sayılı Kanunla değiştirilen Yeni TTK’nın 210uncu maddesine “denetimin ilkeleri ve usulü ile denetime tabi işlemler Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle düzenlenir” ibaresi eklendi.

Yeni TTK’ya uygun olarak 28 Ağustos 2012 tarihli Resmi Gazetede Ticaret Şirketlerinin Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca Denetlenmesi Hakkında Yönetmelik (“Yönetmelik”) yayınlandı.

Yönetmelik şirketler üzerinde gerçekleşecek olan denetimin kapsamını ve usulünü belirler ve beş bölümden oluşur.

Denetimin kapsamı

Bu Yönetmeliğin amacı denetimin, hangi ilkelerle yönetilerek, ne şekilde gerçekleşeceğini ve hangi işlemlerin denetime tabi olacağını belirlemektir. Bu doğrultuda Yönetmelik belirli tanımlar verir.

Yönetmelik uyarınca denetimi gerçekleştirecek olan kamu kurumu Gümrük ve Ticaret Bakanlığıdır (“Bakanlık”). 6335 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce de Yeni TTK’nın 210uncu maddesinde yer alan Sanayi ve Ticaret Bakanlığına yapılan tüm yollamaların Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na yapıldığı zaten kabul edilirdi. Yönetmelik 6335 sayılı Kanunun gerçekleştirdiği değişikliğe uygun olarak bu terminolojik değişikliği gerçekleştirdi.

Yeni TTK m. 210, Eski TTK’dan farklı olarak denetimin kapsamına sadece anonim şirketleri değil, tüm ticaret şirketlerini alır. Bu doğrultuda Yönetmeliğin tanımlar bölümünde tüm ticaret şirketlerine atıfta bulunulur. Ayrıca, Yönetmeliğin 13. maddesinde tüzel kişiliği sona eren ticaret şirketlerinin de Bakanlıkça denetlenebileceği düzenlenir.

Denetime tabi işlemler

Denetime tabi işlemler Yönetmeliğin 5inci maddesinde sayılır. Bunlar kuruluş işlemleri, ticari işletmenin varlığı için gerekli işlemler (ticaret siciline tescil ve ilan işlemleri, ticaret unvanına ve işletme adına ilişkin işlemler, ticari defterlere ilişkin işlemler) olduğu gibi, şirketlerin birleşmesi, bölünmesi ve tür değiştirmesi işlemleri, şirketler topluluğuna ilişkin işlemlerdir. Bunlara ek olarak şirketin genel kurulu ve yönetimine ilişkin işlemler, denetçinin seçilmesine ilişkin işlemler ve esas sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin işlemler de denetim kapsamındadır. Paya ve sermaye koyma borcuna ilişkin işlemler, menkul kıymet işlemleri, sermaye değişikliklerine yönelik işlemler, şirketin finansal tablolarına, yıllık faaliyet raporlarına ve yedek akçelere yönelik işlemlerle birlikte kar, kazanç ve tasfiye payına ilişkin işlemler de denetime tabi işlemlerin yer aldığı uzun listenin parçalarıdır. Elektronik ve bilgi toplumu hizmetlerine ilişkin işlemler de Yeni TTK’nın elektronik şeffaflık anlayışına uygun olarak denetime tabidir. Şirketin sona ermesine yönelik işlemler ve son olarak kanuna dayanılarak çıkarılan düzenleyici işlemler de Bakanlık tarafından denetlenir.

Bu şekilde denetimin aslında bir şirketin kuruluş anından itibaren bütün faaliyetlerini kapsadığı anlaşılır. Bu geniş denetim yetkisi sayesinde Kanun ticari işlerde hesap verebilirliği ve şeffaflığı sağlamayı hedefler.

Denetimin amacı

Denetimin amacı Yönetmeliğin 4üncü maddesinde açıklanır. Denetim ticaret şirketlerinin işlemlerini kanuna uygun olarak gerçekleştirmelerini amaçlar. Yönetmelik bu yönde “Bakanlıkça ticaret şirketlerinin kuruluşundan sona ermesine kadar gerçekleşen tüm işlemlerinin Kanuna ve Kanuna dayanılarak çıkarılan düzenleyici işlemlere” uygunluğunun denetleneceğini belirtir. İlk olarak denetimin iyileştirici yönü ortaya konulur. Bu şekilde, Bakanlığın uygunsuzlukların giderilmesi için rehberlik edeceği belirtilir. İkinci olarak denetimin yaptırım yönü söz konusudur. Denetim sonucunda cezai sorumluluğu saptananların yetkili makamlara sevk edileceği hüküm altına alınır. Hukuki sorumluluğu doğanlar ise genel kurul gündemine alınıp yönetim organına bildirilir. Son olarak da denetimin önleyici yönü vurgulanır. Yönetmelik uygulamada ortaya çıkan aksaklıkların giderilmesi için önlemler alınacağını belirtir.”

Denetimde Benimsenen ilkeler

Denetim tarafsızlık, eşitlik, dürüstlük, gizlilik ve mesleki özen ilkeleri üzerine yapılanır. Bu ilkeler denetimin her aşamasında, başka bir deyişle, kanıtlarının toplanmasından ulaşılan sonuçların değerlendirilmesine kadar geçerlidir. Ayrıca denetimden çıkan sonuç kesinleşinceye kadar gizlilik ilkesi hâkimdir.

Denetim Usulü

Yönetmeliğin Üçüncü bölümünde denetimin ne şekilde gerçekleştirileceği belirlenir. Denetim kararı Bakanlığın tasarrufundadır ve Bakanlık bünyesindeki denetim elemanlarınca şirket merkezinde, ticari işletmede ve gerekirse şubede gerçekleştirilir. Ancak şirketin teknolojik altyapısı kuvvetli ise ve denetim elemanı şirket merkezinde yapılacak bir denetime gerek görmüyorsa Bakanlığın uygun görüşü alındıktan sonra sadece dosya üzerinde inceleme yapılabilir. Bakanlık denetim kararını kendiliğinden alabileceği gibi ortakların yahut üçüncü kişilerin istem, ihbar veya şikâyetleri üzerine de alabilir. Ancak denetim elemanlarının denetimi hakim, iştirak veya bağlı şirket ilişkisinde olan ticaret şirketlerini de kapsayacak şekilde genişletebilmesi için Bakanllıktan ayrıca izin almaları gerekir.

Denetleyen denetimi belirli bir usule bağlı kalarak gerçekleştirmekle yükümlüdür. Buna karşılık denetlenenlerin de belirli yükümlülükleri vardır. Bunlardan biri denetçilere çalışma kolaylığı sağlama yükümlülüğüdür. İkinci yükümlülük ise denetim esnasında talep edilen yazılı veya elektronik her belgenin gizli dahi olsalar denetçilere uygun süre içinde ulaştırılmasıdır. Bu yapılmadığı takdirde denetlenenler uyarılır. Buna rağmen istenilen belgelerin süresinde ulaştırılmama veya eksik ulaştırılma durumu karşısında Yönetmelik Yeni TTK m. 562. (4)’e atıfta bulunur ve bu davranışların cezai sorumluluğa yol açtığını belirtir. Buradaki yaptırım, eylem daha ağır bir cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıdır. Denetlenenin yanında kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamuya yararlı dernekler, noterler, bankalar, sigorta şirketleri ile diğer gerçek ve tüzel kişiler de denetim sebebiyle istenilen belgeleri sağlamakla yükümlülerdir.

Denetim Teknikleri

Denetim teknikleri yönetmelikte sınırlı olarak sayılmamıştır. Önerilen tekniklerin ne ölçüde kullanılacağına denetçile
r koşullara göre karar verirler ancak bu yetki teknikler konusunda sınırsız bir seçim hakkı vermez. Kullanılan çeşitli teknikler sonucunda yeterli ve gerekli denetim kanıtlarının toplanması gereklidir. Bu kapsamda Yönetmelikte, gözlem, doğrulama gibi teknikler önerilir.

Denetim Raporlarının Düzenlenmesi

Denetim sonunda Yönetmeliğin belirlediği raporlar düzenlenir. Bu raporların neler olduğu 9 uncu maddede belirtilir. Teftiş raporu, şirketin işlemlerinin kanuna uygunluğunun değerlendirmesini içerir. Soruşturma raporu, sadece cezai sorumluğu gerektiren bir suçun varlığı halinde düzenlenir. Son olarak inceleme raporu yer alır ve diğer raporlarda düzenlenmeyen bütün konuları kapsar.

Yeni TTK m. 210 (3) da belirtildiği üzere Bakanlık “kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı veya bu yönde hazırlıklarda ya da muvazaalı iş ve faaliyetlerde bulunduğu belirlenen ticaret şirketleri hakkında” faaliyetin öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde fesih davası açabilir. Bu yönde faaliyetler saptandığında fesih davasının açılabilmesi için inceleme raporu düzenlenmesi şarttır. Ayrıca inceleme raporunda ilgililerin hukuki sorumluluğunu gerektiren durumların genel kurul gündemine alınarak ortakların bilgisine sunulması, idari para cezalarının uygulanması; diğer bakanlık, kurum ve kuruluşların yetkilerine giren ve onların önlem almasını gerektirecek konulara yönelik saptamalar ve görüşler de gösterilir.

Sonuç

Yönetmelik son derece kapsamlı olarak tüm ticaret şirketlerinin tabi olduğu denetimin gerçekleşeceği ölçütleri düzenler. Bir ticaret şirketinin kuruluşu, çalışmalarını sürdürmesi ve sona ermesi belli usuller çerçevesinde artık denetime tabidir. Bu denli kapsamlı bir denetim kayıt dışı ekonomi ile savaşta büyük bir etken olacağı gibi, şeffaflık ve kayıt edilebilirliği de arttıracaktır. Ancak Bakanlığın sayıları her geçen gün artan ve işlemleri ve hesapları gittikçe karmaşık hale gelen ticaret şirketlerinin etkin denetimi için hem büyük şehirlerde hem de taşrada iyi yetişmiş ve deneyimli kadrolara gereksinimi vardır. Bu kadrolar olmadan etkin bir denetim beklemek ancak iyimser bir temenni olabilir.