Ercüment Erdem Av. Süleyman Sevinç

Ticari İşletme Rehni Kapsamında İşletmeye Ait Olan Gemilerin Rehni

Ekim 2013

Giriş

Ticari işletme rehni ticaret hayatında önemli bir yere sahiptir. Bir teslimsiz rehin şekli olarak uygulamada yer alan ticari işletme rehni[1], Türk hukukunda 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu (“TİRK”) ile düzenlenir. Bu makalede, ticari işletme rehni kavramından yola çıkılarak, ticari işletme kapsamında işletmeye ait olan gemilerin rehni incelenecektir.

Ticari İşletme Rehni Kavramı

Ticari işletme rehni sözleşmesi TİRK m. 2’de belirtilmiştir. İlgili maddeye göre; “Ticari işletme rehni sözleşmesi, tüzel kişiliği haiz ve sermaye şirketi olarak kurulmuş kredi müesseseleri, kredili satış yapan gerçek ve tüzel kişiliği haiz müesseseler ve kooperatifler ile ticari işletmenin maliki bulunan gerçek ve tüzel kişiler arasında yapılır.” Bu sözleşmenin kapsamı da TİRK m. 3’te sayıldığı üzere, ticaret unvanı ve işletme adı, rehnin tescili anında mevcut ve işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olan makina, araç, alet ve motorlu nakil araçları ve ihtira beratları, markalar, modeller, resimler ve lisanslar gibi sınai haklardır.

Anılan unsurlardan bazıları, ticari işletme rehni kapsamında dahil edilmek zorundadır; bu kurala uyulmaması ticari işletme rehninin geçersizliğine neden olur. Bu kapsamda, ticari işletmenin ticaret unvanı, işletme adı ve menkul işletme tesisatını sözleşme kapsamı dışında bırakılamazlar. İhtira beratları, markalar, modeller, resimler ve lisanslar gibi sınai haklar ise istenildiği takdirde ticari işletme rehni dışında bırakılabilir.

Anıldığı şekilde bir durumun olmaması halinde menkul işletme tesisatının tamamının rehin kapsamında olması gereklidir ve TİRK m. 4 uyarınca sözleşmede, rehne dair unsurların tam listesi de ayırt edilmelerini mümkün kılacak özellikleri ile birlikte yer almalıdır[2].

Ticari işletme rehni, bir ticari işletmenin kanunda sayılan unsurlarının teslimi gerekmeksizin rehnedilmesini sağlayan özel bir düzenlemedir. Bu bakımdan menkul işletme tesisatının tamamı üzerinde sınırlı bir ayni hak olan rehin hakkı, bunların teslimi gerekmeksizin tesis edilmektedir.

Ticari işletmenin menkul işletme tesisatında aynı zamanda gemilerin bulunması halinde bunların akıbetinin ne olacağı ayrıca incelenmeyi gerektirmektedir. Keza, uygulamada sicile kayıtlı bir geminin ticari işletme rehini kapsamında rehin edilmesi halinde Gemi Sicili Memurluğu, gemi siciline yapılan bildirim üzerine durumu şerh etmeyi reddetmektedir. Konunun aydınlatılması bakımından, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) ve TİRK hükümlerinin birlikte incelenmesi uygun olacaktır.

Ticari İşletme Rehni Kapsamında Gemi

Yukarıda belirtildiği üzere, TİRK m. 3, ticari işletme rehni kapsamına giren unsurları saymaktadır. Buna göre, menkul işletme tesisatı olarak da isimlendirilen “Rehnin tescili anında mevcut ve işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olan makina, araç, alet ve motorlu nakil araçları” ticari işletme rehni kapsamındadır ve hatta TİRK m. 4 uyarınca rehnin zorunlu unsurudur.

TTK m. 936, sicile kayıtlı olup olmadıklarına bakılmaksızın bütün gemileri taşınır eşya olarak nitelendirdiği üzere, bir işletmenin sahip olduğu gemiler de menkul işletme tesisatı dahilinde kabul edilmelidir. Bu sebeple, geminin de, kural olarak ticari işletme rehni kapsamında teslimi gerekmeksizin rehin verilebileceği sonucu çıkmaktadır.

Bu sebeplerden dolayı, ticari işletme rehni sözleşmesi yapılırken, gemilerin de, kural olarak listede gösterilmesi zarureti ortaya çıkar. Aksi halde, motorlu nakil aracı mahiyetinde olan geminin unutularak sözleşmede gösterilmemiş olduğuna istinaden sözleşmenin dürüstlük kuralına dayanarak geçersiz olmadığının ileri sürülmesi de, somut hayat tecrübeleri dâhilinde gemilerin haiz olduğu önem nazara alınırsa pek mümkün görünmemektedir.

Ticari İşletme Rehni Dahilinde Sicile Kayıtlı ve Kayıtlı Olmayan Gemi Ayrımı

TİRK m. 3’ün son fıkrası, gemi ipoteğine ilişkin hükümleri saklı tutar. Dolayısıyla, ticari işletme rehni kapsamında sicile kayıtlı ve kayıtlı olmayan gemilerin hukuki durumunun ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. TTK m. 1014 doğrultusunda sicile kayıtlı bir geminin sözleşmeye dayalı rehni ancak gemi ipoteği ile sağlanır.

TTK’nın yukarıda belirtilen açık hükmünün TİRK’in gemi ipoteği ile ilgili hükümleri istisna tutması ve TİRK’in amacının, menkul işletme tesisatı üzerinde kurulacak rehnin teslim şartıyla kurulmasının ticaret hayatında yaşatacağı sakıncaları bertaraf etmek olduğu birlikte ele alınırsa, sicile kayıtlı gemilerin üzerinde tıpkı taşınmazlarda olduğu gibi rehin hakkı tesisi için ipotek kurulması gerektiği sonucuna varılmalıdır.

Burada kanun koyucunun, tıpkı taşınmazlarda olduğu gibi, ekonomik değeri yüksek olan geminin üzerinde bir sınırlı ayni hak tesisi için ayrıca gemi sicilinde ipotek kurulmasını aradığı varsayılabilir. Aksi halde, ticari işletmelerin sahip olduğu gemilerin sayısı ve denizcilik için tuttuğu ekonomik değerin önemi dikkate alındığında, TTK m. 1014 hükmünün güttüğü amacın tamamen engellenmiş olacağı sonucuna varılabilirdi.

Aynı hükümler sebebiyle, sicile kayıtlı bir geminin ticari işletme rehini kapsamında üzerinde rehin tesis edilmesi hususunda anlaşılsa bile bu gemi üzerinde sınırlı ayni hak kurulamayacaktır. Bu durumda, rehin sözleşmesinin tanzimi için rehne dâhil unsurlar arasında sicile kayıtlı gemiler gösterilemez.

Gemi siciline kayıtlı olmayan gemiler ise, büyüklükleri ve nitelikleri ne olursa olsun, ticari işletme rehni kapsamında üzerlerinde rehin hakkı kurulabilir ve bu gemilerin rehin sözleşmesinin ekinde gösterilmemesi halinde ise, rehin sözleşmesinin geçersiz olacağı sonucuna varılmalıdır. Ancak sicile kayıtlı gemiler üzerinde rehin hakkının ticari işletme rehniyle kurulamaması, ticari işletme rehni sözleşmesinin geçerliliğine bir etki etmemelidir.

Sonuç

Gemiler, birer taşınır mal olmaları sonucunda, kural olarak ticari işletmenin menkul işletme tesisatına dahillerdir ve bu sebepten ticari işletme rehnine konu olabilirler. Ancak, TTK’nın özel hükümleri ve TİRK’in bu hükümlere yaptığı atıfla gemi ipoteğine ilişkin düzenlemeleri saklı tutması, ticari işletme rehni açısından sicile kayıtlı gemiler ile sicile kayıtlı olmayan gemiler arasında bir ayrım yapılmasını gerektirmektedir. TTK m. 1014 sicile kayıtlı gemilerin üzerinde her türlü rehin hakkı tesisinin ancak gemi ipoteğiyle olabileceğini düzenlemesinden dolayı, ticari işletme rehni ile bu gemiler üzerinde rehin hakkı tesis edilemez. Sözleşmenin tarafları, sicile kayıtlı gemileri de rehin kapsamında teminat olarak göstermek istiyorlarsa bunu ayrıca gemi ipoteği kurmak yoluyla sağlamak zorundadırlar.


[1] Ticari işletme rehni kapsamında rehnedilen malvarlığı unsurlarının rehin alana teslim edilmesi gerekmez ve rehin veren, bu unsurları rehin kurulduktan sonra da kullanmaya devam edebilir.

[2] Şayet ekli listede, menkul işletme tesisatına ilişkin kimi unsurlar yazılmaz ise işletme rehni sözleşmesinin akıbetinin ne olacağı bakımından doktrinde farklı görüşler ileri sürülmektedir. Doktrindeki hâkim görüşe göre, taraflar menkul işletme tesisatındaki kimi unsurları bilerek rehin kapsamı dışında bırakmak istemişlerse sözleşme geçersiz olmalıdır. Ancak, unutkanlık sebebiyle birtakım unsurlar listeye eklenmemişse, sözleşme dürüstlük kuralına göre geçerli kabul edilmelidir.