Ercüment Erdem Av. Duygu Oner

Türk Ticaret Kanunu Uyarınca Karayolu ile Eşya Taşıması

Ağustos 2017

Giriş

Türkiye 7 Aralık 1993 tarihli 3939 sayılı Kanun ile Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı için Mukavele Sözleşmesi’ne (“CMR”) katılmayı uygun buldu ve CMR Türkiye’de 31 Ekim 1995 tarihinde yürürlüğe girdi. CMR’nin 1/1 maddesi uyarınca, tarafların tabiiyeti ve ikamet yerinden bağımsız olarak, ülkelerden birinin akit ülke olması kaydıyla ve yükleme yeri ile teslim için belirlenen yerin iki ayrı ülkede olması halinde, yüklerin taşıt ile karadan taşınmasına ait her sözleşme CMR’ye tabidir. Bu kapsamda, Türkiye’de başlayan, sona eren veya Türkiye’den geçen karayolu ile uluslararası eşya taşımalarına CMR uygulanır.

Yurtiçi eşya taşımaları ise Türk Ticaret Kanunu[1] (TTK)’nda düzenlenmiş olup, TTK’da yer alan hükümlere tabidir. Öte yandan, karayolu ile yurtiçi taşımalarda taraflar, sözleşmelerine koyacakları kayıtla özel olarak CMR hükümlerinin uygulanmasını kararlaştırabilirler. Bu makale, eşyaların karayolu ile yurtiçi taşımasına ilişkin TTK hükümlerini, CMR’nin ilgili hükümleri ile karşılaştırarak incelemektedir.

Taşıyanın Sorumluluğu

Taşıyanın sorumluluğu, TTK’da CMR hükümlerine paralel olarak düzenlenir. İlgili düzenlemeye göre taşıyan, eşyanın teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıya, hasar ve teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Yükleme ve boşaltmaya ilişkin olarak, TTK’da özel bir düzenleme öngörülmüş olup, işbu madde uyarınca sözleşmeden, durumun gereğinden veya ticari teamülden aksi anlaşılmadıkça; gönderen, eşyayı taşıma güvenliğine uygun olarak yüklemek, istiflemek ve boşaltmakla yükümlüdür.

Sorumluluktan Kurtulma

Taşıyanın sorumluluktan kurtulmasına ilişkin olarak TTK, CMR’de öngörülen prensipleri benimsemektedir. Bu kapsamda, zıya, hasar ve gecikme, taşıyanın en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını öngöremeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyan sorumluluktan kurtulur. Bu genel düzenlemeye ek olarak, hem TTK ve hem de CMR’de taşıyanı sorumluluktan kurtaran özel durumlar öngörülür. İlgili düzenlemelere göre zıya, hasar veya teslimdeki gecikme sözleşme veya teamüle uygun olarak, taşımada üstü açık bir aracın kullanılmış olması veya güverteye yükleme yapılması; eşyanın gönderen veya gönderilen tarafından işleme tabi tutulması, yüklenmesi veya boşaltılması; gönderen tarafından yetersiz ambalajlama yapılmış olması; eşyanın özellikle kırılma, paslanma, bozulma, kuruma, sızma, olağan fire yoluyla zarar görmesine yol açan doğal niteliği; taşınacak paketlerin gönderilen tarafından yetersiz etiketlenmesi ve canlı hayvan taşıması hallerinden birine bağlanabiliyorsa, taşıyan sorumluluktan kurtulur.

Sorumluluğun Sınırlandırılması

CMR hükümlerine paralel olarak, TTK’da eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı taşıyan tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminatın eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanacağı düzenlenir. Ayrıca, eşyanın zıyaı veya hasarı halinde, ödenmesi gereken tazminattan başka, taşıyanın zararın saptanması için yapılması zorunlu olan giderleri de tazminle yükümlü olduğu düzenlenir. Taşıyan, dolaylı zarar gibi başka herhangi bir zarardan sorumlu değildir.

Eşyanın tamamının zıyaı veya hasarı halinde ödenecek tazminat, eşyanın brüt ağırlığının her bir kilogramı için 8.33 Özel Çekme Hakkı’nı karşılayan tutar ile sınırlıdır.

Diğer zararlara ilişkin olarak taşıyan, taşıma işinin yapılmasında, sözleşmesel bir yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle meydana gelen ve eşyanın zıyaından, hasarından veya taşıma süresinin aşılmasından kaynaklanmayan ve eşya veya kişi zararı dışında kalan zararlardan, tam zıya halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının üç katı ile sınırlı olmak üzere sorumludur.

Yardımcıların Kusuru

Taşıyan, kendi adamlarının ve taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin, görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur.

Pervasızca Hareket

Pervasızca hareket, 2012 yılında TTK’nın yürürlüğe girmesi ile Türk Hukukuna yeni bir kavram olarak girdi. TTK’nın kara taşıma hukuku bölümünde düzenlenen pervasızca hareket, CMR’nin 29. maddesinde de yer alır. İlgili düzenlemeye göre, zararın kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiil veya ihmal sebebiyle meydana gelmiş olması halinde, taşıyan veya yardımcı kişiler sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz.

Zamanaşımı

Zamanaşımı süresi TTK’da CMR hükümlerine uygun olarak düzenlenir. Eşya taşımasından kaynaklanan zararlarda, istem hakkı bir yılda zamanaşımına uğrar. Taşıyanın kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı meydana gelen zararlarda ise zamanaşımı süresi üç yıla uzamaktadır. Zamanaşımı süresi eşyanın teslim tarihinden itibaren başlamakta olup, eşya tamamen zayi olmuş ise, teslim edilmesi gereken tarihten itibaren işlemeye başlar.

Taşıyana Bildirim

Eşyanın zıyaı veya hasara uğramış olduğu açıkça görülüyorsa, gönderen veya gönderilen en geç teslim anına kadar zıyaı veya hasarı bildirmezse, eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği varsayılır. Bildirimde, zararın gerekli açıklıkla belirtilmesi ve nitelendirilmesi gerekir. Gönderen veya gönderilen tarafından bildirim yükümlülüğüne uyulmadığı takdirde, eşyanın taşıma sözleşmesine uygun olarak teslim edildiği kabul edilir. Bildirim yükümlülüğü, zıya ve hasarın açıkça görülmediği haller için de geçerli olup, bu halde bildirim süresi eşyanın tesliminden itibaren yedi gündür. Yedi günlük süreye uyulmadığı takdirde, yine eşyanın taşıma sözleşmesine uygun olarak teslim edildiği kabul edilir.

Geç teslim halinde, teslim süresinin aşıldığı, gönderilen tarafından teslimden itibaren yirmi bir gün içinde taşıyana bildirilmezse, gönderilenin gecikmeden kaynaklanan hakları sona erer.

Taşıyanın Hakları

Gönderen, eşyayı süresi içinde yüklemezse veya yükleme yükümlülüğünün bulunmadığı hâllerde eşyayı hazır bulundurmazsa taşıyan, makul bir süre vererek gönderene eşyanın yüklenmesini veya hazır bulundurulmasını ihtar eder. Verilen süre içinde eşya yüklenmez veya hazır bulundurulmazsa, taşıyan sözleşmeyi feshedebilir.

Taşıma ücreti eşyanın teslimi ile muaccel hale geldiğinden, TTK’da taşıyana eşya üzerinde hapis hakkı tanınır. TTK’nın 891. maddesi uyarınca taşıyan, taşıma sözleşmesinden doğan bütün alacakları için eşya üzerinde hapis hakkını haizdir. CMR’de ise taşıyana eşya üzerinde böyle bir hak tanınmadığı görülmektedir.

Sonuç

TTK, eşyaların karayolu ile taşınmasına ilişkin, CMR sistemini benimseyerek eski kanunda yer alan sorumluluk rejimini değiştirmiştir. Bu kapsamda, taşıyanın ve gönderenin sorumluluğuna ilişkin olarak TTK’da yer alan pek çok düzenleme CMR ilkeleri esas alınarak düzenlenir. Bununla birlikte, yurtiçi eşya taşımalarında CMR hükümlerinin uygulama alanı bulacağı düşünülmemelidir. Taraflar sözleşmelerinde açıkça CMR’nin uygulanmasını kararlaştırmış olmadıkça, karayolu ile yurt içi eşya taşımaları TTK hükümlerine tabi olacaktır.

[1] 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu 14 Şubat 2011 tarihli 27846 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.