Vesikalı Krediler için Yeknesak Teamül ve Uygulamalar

Kasım 2010

Uluslararası ticaretin finansmanında kullanılan akreditif muamelelerindeki teknikler ve metodlar Uluslararası Ticaret Odası (ICC) tarafından 1933 yılında Vesikalı Krediler için Yeknesak Teamül ve Uygulamalar (UCP) yayınlanarak standart hale getirilmiştir. ICC, UCP’yi düzenli olarak revize ederek geliştirmiştir, UCP’nin güncel versiyonu ise UCP600’dür. UCP’nin global bir etkisi olduğundan, bunun sonucu kuralların yeknesaklaştırılmasına dair en başarılı uluslararası girişim olarak görülmüştür. UCP600 olarak adlandırılan son revizyon 1 Temmuz 2007’de başlamış olup kuralların yürürlüğe girme tarihi olan 1933 yılından beri altıncı revizyondur.

Akreditifin uygulanacak kurallar açısından hüküm içermemesi halinde, UCP600 akreditife kendiliğinden uygulanmaz.

Aşağıda UCP500 ve UCP600 nezdinde önemli bazı değişikliklere dair bir karşılaştırma sunulmuştur.

Önemli değişiklikler

UCP500’ün altı maddesi yürürlükten kaldırılmıştır:

Madde – 5 – Akreditif Açmaya/Değiştirmeye dair Talimatlar; Madde – 6 – Dönülebilir ve Dönülemez Akreditifler; Madde 8 – Akreditifin İptali; Madde – 12 – Eksik veya Belirsiz Talimatlar; Madde – 30 - Navlun Komisyoncuları Tarafından Düzenlenen Taşıma Belgeleri; Madde – 38 – Diğer Belgeler.

Birçok madde birleştirilmiştir:

UCP500’ün 2, 6, 9, 10, 20, 21, 22, 30, 31, 33, 35, 36, 46 ve 47 maddelerinin içeriği birleştirilmiş veya revizyon metni içinde başka şekillerde düzenlenmiştir.

Yeni tanım “ibrazın karşılanması” 

UCP600, UCP500’ün aksine tanımlar maddesi içermektedir. Bununla birlikte, İhbar Bankası, Amir, Lehdar, Amir Banka gibi terimlerin tanımları UCP500’deki gibidir. UCP600’de “İbrazın karşılanması” ve “İştira” gibi yeni tanımlar da bulunmaktadır. “İbrazın karşılanması” tanımı yalnızca “ibrazın karşılanması” kelimesini getirir ve hangi ödemelerin “ibrazın karşılanması” olarak kabul edilebileceğini gösterir. Belirtilen hükmü düzenleyen 2. madde üç tür ödeme şekli sayar; (i) akreditif belgelerin ibrazı üzerine ödeme yöntemiyle kullanımda ise ibrazda ödeme, (ii) akreditif vadeli ödeme yöntemiyle kullanımda ise vadeli ödeme yükümlülüğüne girmek ve ödeme vadesinde ödeme, (iii) akreditif poliçe kabulü yöntemiyle kullanımda ise lehtar tarafından çekilen poliçeyi kabul etmek ve poliçenin ödeme vadesinde ödeme. İştira akreditifi altında gerçekleştirilen ödeme, amir banka ve varsa teyit bankası için ibrazın karşılanması değildir. Ancak, “iştira” teriminin tanımına göre, iştira, iştira akreditifi ile çerçevelenmiş olmalıdır. Görevli banka tarafından yapılan her alım iştira olarak kabul edilebilir ve amir banka tarafından gerçekleştirilen ibrazda veya vadesinde ödeme iştira olarak değerlendirilemez.

İştira, iştira akreditifi dışındaki akreditifler aracılığıyla da oluşturulabilir

UCP500, amir banka tarafından iştira için görevlendirilen bankanın iştira edebileceğini öngörmüş ve “iştira” terimini “dikkate alma” olarak tanımlamıştır. Bunun anlamı, iştiranın sadece iştira akreditifi altında gerçekleşebileceğidir. Bununla birlikte, UCP600 tarafından yapılan yeni “iştira” tanımı şu şekildedir; “uygun bir ibraz altında poliçelerin (görevli bankadan başka bir banka üzerine çekilen poliçelerin) ve/veya belgelerin, görevli bankanın ramburse edilmesi gereken banka iş gününde veya daha önce görevli banka tarafından lehtara avans ödeme yapılarak veya avans ödeme yapılacağı kabul edilerek satın alınması”. Görüldüğü üzere, akreditifin iştira akreditifi olmasına dair bir koşul bulunmamaktadır. Güncel tanım nezdinde, görevli bir bankanın ön ödemesi iştira olarak kabul edilebilir ve görevli banka tanımına göre, akreditifin kullanıma müsait olduğu banka görevli bankadır. Dolayısıyla, akreditifin amir banka nezdinde poliçe kabulü yoluyla kullanımda olmasını öngörmesi halinde, amir bir banka görevli banka olabilir. Amir banka ön ödeme yapar ise, iştira eder. UCP600’ün 12. maddesinin (b) hükmüne göre, “bir poliçe kabul etmesi veya vadeli ödeme yükümlülüğüne girmesi için bir bankayı görevlendirmekle, amir banka o görevli bankanın kabul ettiği bir poliçeyi veya girdiği vadeli ödeme yükümlülüğünü satın alması veya ön ödeme yapması için o görevli bankayı yetkili kılar”. Bunun anlamı, poliçenin kabulüne veya vadeli ödemeye bağlı akreditifin iştira akreditifi olabileceğidir. UCP600 nezdinde iştira “satın alma” anlamını taşır.

Amir bankanın görevli bankaya ayrı bir geri ödeme yükümlülüğü

UCP600, amir bankanın, lehtara karşı yükümlülüğünden farklı olarak görevli banka için ayrı bir yükümlülük öngörmektedir. Dolayısıyla, akreditifin görevli banka öngördüğü durumlarda iki yükümlülüğü içerdiği anlaşılabilir: biri lehtara, diğeri görevli bankaya. Her iki yükümlülük birbirinden bağımsızdır.

 

İhbar bankası alınan akreditifin koşul ve şartlarına görüş verme yükümlülüğü altındadır

Bu durum standart akreditif uygulamasının bir sonucu olup, ISP98’in 2.05 (a) (ii) ve gözden geçirilmiş UCC’nin 5-107 (c) kuralları ile uyum halindedir.

Görevli banka ön ödeme yapmaya ve yükümlülüğünü satın almaya yetkilidir

UCP 600’e eklenen “bir poliçe kabul etmesi veya vadeli ödeme yükümlülüğüne girmesi için bir bankayı görevlendirmekle, amir banka o görevli bankanın kabul ettiği bir poliçeyi veya girdiği vadeli ödeme yükümlülüğünü satın alması veya ön ödeme yapması için o görevli bankayı yetkili kılar.” ifadesi, vadeden önce yapılan indirimle ilgili olarak meydana gelen olayların yarattığı karışıklığı gidermek amacıyla getirildi. Bu yenilik ile, tartışmalı olan, görevli bankanın kabul veya vadeli ödeme yöntemiyle akreditifte ön ödeme yapması UCP600’de düzenlenmiştir.

Lehtarın ve amirin farklı adreslerine, bunlar konişmentoda alıcı bilgisinin bir parçası olmadıkça izin verilmektedir

Lehtarın ve amirin farklı adreslerde bulunması, amir ve lehtarın tanımlanması ve altında yatan işlemin birbirini etkilememesine rağmen, bankalar tarafından daima bir red sebebi olarak kullanılmıştır. Akreditifin bankalar tarafından bir ödeme aracı olarak kabul edilmesini öngören ICC, bu tarz asgari tutarsızlıklara red sebebi olarak itibar etmemektedir. Ancak UCP600’da iki istisnadan bahsedilmektedir; ilki akreditifin olduğu ülkeden farklı bir ülkenin belirtilmesi, diğeri ise konişmentoda alan veya ihbar edilen taraf alanına ilişkin farklı adreslerin belirtilmesidir. Dikkat çekilmesi gereken bir diğer husus, akreditifin, akreditifte öngörülen lehtar veya amir adreslerinin bir belgede bulunmasını, bu belgede gösterilen adresin akreditifte gösterilen ile aynı olmasını özellikle gerektirip gerektirmediğidir.

Makul süre şartı, beş iş günü olan belirli süre ile kaldırılmıştır

UCP600 uyarınca, reddin zamanı konusunda akreditifte sarih ve zımni bir anlaşma bulunmadığı zamanlarda, “makulluk testi” kaçınılmaz olmakta ve esnek bir yorum ve tekil olaylarda uygulama gerektirmekte ve bu durum da bankaların uygulamasında karışıklık ve belirsizlik yaratmaktadır. UCP600, “makulluk testi”nden kaçınmak üzere bankaların incelemesi ve belgelerin reddi için “makul süre” kelimeleri yerine 5 iş günü olan belirli bir süre kullanmıştır.

Red Bildirimi

İki nokta önemlidir ve bu iki noktaya dikkat edilmelidir:

(i) UCP500 sadece zımnen gerektirmesine rağmen UCP600 red bildiriminin “bankanın iştirayı veya ibrazı reddettiğini” belirtmek zorunda olduğunu öngörmektedir.

(ii)  UCP600, red bildiriminin “amir bankanın akreditif amirinden rezerv kaldırma talimatı alıp bunu kabul etmeyi uygun görünceye kadar veya rezerv kaldırma talimatını kabul etmeyi uygun görmeden önce ibraz edenden yeni talimat alıncaya kadar belgeleri elde tutmakta olduğunu” belirtmesine cevaz verirken UCP500’de buna izin verilmemekteydi. Zira, bu tarz şarta bağlı bir bildirim, sadece amir banka tarafından dayatılan fakat lehtar tarafından kabul edilmemiş olarak UCP’nin d(ii) maddesinin sadece tek taraflı değişimi olması sebebiyle, hukuken lehtar için bağlayıcı olmayacaktır. UCP600 bu tarz şarta bağlı bildirimi lehtara sunarak bildirimi tek taraflı olmaktan çıkarmaktadır.

Buna rağmen lehdar, belgeler karşılığında kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığı sürece belgelerin kendisine ait olduğunu göz önünde tutmalı, yukarıda tartışılan tasarruf hükmünün akreditif kapsamına dâhil edilmesi veya UCP’de yer alması durumunda, bunun lehdarı malları 3. kişilere satma hakkından mahrum bırakabileceğini; lehdarın kendisine red bildiriminde bulunulmasının ardından yeni bir alıcıyı tercih etmesinin, özellikle bazı mallarda (örneğin, çabuk bozulan mallar) sürastarya ücretinin yüksek olması nedeniyle, sık görülen bir durum olduğuna dikkat etmelidir. Böylece, yukarıda UCP kapsamında tartışılan yeni şartların kabul edilmesi ile, lehdar veya ibraz eden, amir bankanın çelişkili noktalardan feragat etmesi ve söz konusu belgeleri kabul etmesi halinde, redde konu belgelerden tasarruf hakkından otomatik olarak feragat etmiş olacaktır. Bu bağlamda, hükmün UCP’ye veya akreditife dâhil edilmesi, ibraz eden veya lehdar bakımından haksız ve aleyhe bir durum yaratacaktır. Bu nedenle, ibraz eden veya lehdar, bu tür bir hükmün dâhil edilmesinin etkisini ve sonuçlarını tamamen özümsemelidir.

Multimodal Taşıma

ICC, uluslararası ticaretteki multimodal taşımaya gittikçe artan ilgiyi göz önünde tutmuş,  multimodal taşıma şartlarını UCP600’de ilk sıraya taşıyarak, taşıma şartlarının konumunu ve sırasını değiştirmiştir.

Teslim alma yerinin yükleme limanından farklı olması durumunda yükleme kaydı

UCP600 uyarınca, sunulan konişmentolarda “yükleme limanı” kısmının akreditifte kararlaştırılan yükleme limanını açıkça işaret etmesi durumunda, teslim alma yeri söz konusu limandan başka bir yeri işaret etse dahi, yükleme kaydının akreditifte kararlaştırılan yükleme limanını ve malların yüklendiği geminin adını içermesi zorunlu değildir.

Kaptanın adının belirtilmesinin zorunlu olmaması

Konişmentonun kaptanın vekili tarafından imzalanması durumunda, mevcut taşımacılık uygulaması uyarınca, kaptanın adının belirtilmesi zorunlu değildir.

Havayolu Taşıma Belgesinin (AWB) düzenlenme ve uçuş tarihi

UCP600, AWB’de düzenlenme tarihinin belirtilmesi gerektiğini hüküm altına alır. Uçuş/sefer tarihine dair özel bir kayıt bulunmaktaysa; akreditifte, AWB’de gözüken uçuş/sefer tarihi şart koşulması dikkate alınmaksızın, kayıttaki tarih yükleme tarihi olarak kabul edilecektir. UCP600, taşıma belgeleri ve özellikle konişmento açısından bu tarz bir zorunluluk öngörmemektedir. Bu sonuncusu, UCP500 Madde 27(a) (iii) hükmünü ve ICC’nin önceki görüşlerini nakzetmektedir.

Sigorta belgeleri sigorta şirketi, sigortacı adına veya lehine acentenin yanı sıra vekil tarafından da imzalanabilir

Söz konusu durum ICC Resmi Görüş Belgelerinin sigorta uygulamasını dikkate almasının sonucudur.

Bir sigorta belgesi herhangi bir risk muafiyeti klozuna atıf yapan bir kayıt içerebilir

Öngörülen özel muafiyet klozlarının listelenmesi, ICC Resmi Görüş Belgelerinin bir sonucudur. Ancak, belirtilen listelemenin sınırlı bir sayım olmaması, bankaların hangi muafiyetlerin kabul edilebilir, hangilerinin ise kabul edilemez olduğunu değerlendirmelerinde belirsizlik sorunu yaratmaktadır. Dolayısıyla, bazı bankalar, yukarıda belirtilen hükümde sayılmayan bir muafiyet klozu içeren sigorta belgelerini reddedebilir. Bu tür bir uygulama ise, sigorta uygulamasına karşıt olur; çünkü sigorta uygulamasında, sigortacı açısından muafiyet klozları konulması genel bir uygulamadır.