Ercüment Erdem Av. Piraye Erdem

Yargıtay’ın Kanun Yararına Bozma Neticesinde Verdiği Karar Üzerine İnceleme

Aralık 2019

Giriş

Adalet Bakanlığı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma talebi üzerine inceleme yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi (“Mahkeme”), 2019/6552 E. 2019/17198 K. sayılı ve 02.10.2019 tarihli kararında[1] (“Karar”), yerel mahkemenin, bilirkişi incelemesi için gerekli delil masrafının kesin süre içerisinde yatırılmadığı gerekçesiyle verdiği usulden ret kararını incelemiştir.

Mahkeme tarafından delil ve gider avanslarının niteliği üzerinde durularak emsal teşkil edecek bir değerlendirme yapılmış, delil ikamesi için alınacak avansın gider avansı gibi bir dava şartı olmadığı, bu nedenle delil avansının yatırılmaması halinde usulden ret kararının doğru olmadığı sonucuna varılmıştır. Karar’a göre delil avansının kesin süre içinde yatırılmaması halinde yerel mahkemenin yapması gereken, ilgili tarafın o delilden vazgeçtiğini kabul ederek mevcut delil durumuna göre esas hakkında karar vermektir. Aşağıda da inceleneceği üzere gider ve delil avanslarının birbiriyle karıştırılması davanın gidişatı açısından vahim sonuçlara sebep olacak olup Karar’da kavramların niteliği üzerinde durularak usul hukuku açısından yerinde sonuçlara ulaşılmıştır. Karar, kanun yararına bozma neticesinde verilmesi yönüyle de önem taşır.

Yerel Mahkeme Kararı Özeti

İlk derece mahkemesince, davacı vekiline bilirkişi ücretini yatırması için iki haftalık kesin süre verilip kesin süre içerisinde masraf yatırılmadığı takdirde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı hususu ihtar edilmiş, ancak davacı vekilinin verilen kesin süre içerisinde bilirkişi incelemesi için gerekli masrafı yatırmadığı, süresi geçtikten sonra bu masrafı yatırdığı anlaşılmıştır. Yerel mahkeme kararına göre taraflardan herhangi biri bir delile dayanıyor ise onun masrafını karşılaması zorunlu olup, dava dilekçesinde bilirkişi deliline dayanıldığı için buna ilişkin yargılama giderlerini davacının yatırması gerekir. Kesin süre içerisinde delil masrafını karşılamaması nedeniyle bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiği sonucuna ulaşılmış ve dava usulden reddedilmiştir.

Kanun Yararına Bozma Başvurusu

Adalet Bakanlığı’nın 02.08.2019 tarihli ve 1159/19357 sayılı yazısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 21.08.2019 tarihli ve 2019/83943 sayılı tebliğnamesi ile kanun yararına bozma talebinde bulunulmuştur. Her iki kurum da, ilgili uyuşmazlıkta davacının dayandığı bilirkişi delili nedeniyle istenilecek masrafın delil avansı kabul edilip 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 324 üncü maddesine göre mevcut delil durumuna göre esastan karar verilmesi gerekirken bu masrafın gider avansı olarak kabul edilerek davanın usulden reddi yönünde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu açıklamıştır.

Gider ve Delil Avansının Niteliği

Karar’da, gider avansının HMK m. 114/1-g hükmü uyarınca dava şartı olarak düzenlendiği belirtilir ve dava şartları tanımı yapılır. Buna göre, dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılamanın devamı için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır.

Gider avansının dava şartı olduğu konusunda şüphe yoktur, zira bu hususta açık hüküm bulunur. Gider avansına ilişkin bir diğer madde olan HMK m. 120 uyarınca davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Söz konusu hükmün ikinci fıkrasında avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verileceği düzenlenir.

Delil avansı ise HMK’nın 324. maddesinde düzenlenir:

Delil ikamesi için avans

MADDE 324

(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler.

(2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.

(3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.

Karar, Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in “Harç, gider avansı ve delil avansının ödenmesi” başlıklı 205. maddesine de atıfta bulunur. Söz konusu düzenleme, delil avansı ile gider avansı farkının anlaşılabilmesi açısından önemlidir:Harç, gider avansı ve delil avansının ödenmesi

MADDE 205

(…)

(3) Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması hâlinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir.

(4) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır.HMK ile Yönetmelik hükümlerini birlikte değerlendirerek Yargıtay, dava şartı olan gider avansının delillerin ikamesi dışında kalan yargılama giderleri için dikkate alınması gerektiğini belirtir. Karar’a göre tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin gider avansı içinde değerlendirilmesi HMK m. 324 karşısında mümkün değildir. Keza dava şartı olan gider avansının, delillerin ikamesi dışındaki yargılama giderleri için dikkate alınması gerektiği Yargıtay’ın daha önceki kararlarında da yer alır. [2]

Sonuç

Yargıtay, 2019/6552 E. ve 2019/17198 K. sayılı kararı ile delil avansı ve gider avansı kavramlarını inceleyerek bunların birbirinden ayrı kavramlar olduğuna, bu nedenle eksiklikleri halinde davanın gidişatına etkilerinin de farklı olacağına kanaat getirir. Zira gider avansı HMK m. 114 kapsamında bir dava şartı olup yokluğu durumunda yerel mahkemenin esasa geçmeden davayı usulden reddetmesi gerekirken aynı durum delil avansı için geçerli değildir. Delil avansının ilgilisi tarafından kesin süre içinde yatırılmaması durumuyla karşılaşan yerel mahkeme, mevcut delil durumuna göre esas hakkında inceleme yaparak hüküm kurmalıdır.

[1] RG, S. 30968, 04.12.2019.

[2] YHGK, Karar No. 2017/2528 E. 2018/114 K., 07.02.2018 (www.kazanci.com); Yarg. 13. HD Karar No. 2016/24537 E. 2017/2528 K., 27.02.2017 (www.kazanci.com).