Ercüment Erdem Av. Alper Uzun

Yeni Tüketici Kanunu Yürürlüğe Girdi

Kasım 2013

Giriş

23.02.1995 tarihli, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, Türk Hukukunda tüketici haklarını korumak anlamında bir düzenleme içeren ilk özel kanun olma özelliğini taşıyordu. 4077 sayılı Kanunda 2003 yılında yapılan değişiklikler ile bir güncelleme yapılmıştı. Öte yandan Avrupa Birliği mevzuatı ile uyum ve ülkemizde 2012 yılında yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu ile paralellik sağlanması maksadıyla, tüketici haklarına ilişkin ana mevzuat olan kanunun yeniden ele alınması gündeme gelmiş ve bu çalışmaların sonucu olarak 28.11.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6052 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (“Kanun”) ortaya çıkmıştır. Kanun, yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra yürürlüğe girecektir. Kanun, eski kanuna göre birçok alanda daha detaylı yeni düzenlemeler ve yaptırımlar öngörmektedir.

Kanunun Getirdiği Önemli Düzenlemeler

Tüketicinin korunması ihtiyacı değişik sebeplerden doğmaktadır. Tüketicinin yasal düzenlemeler ile korunması zorunluluğu, tüketicinin ilgili hukuki işlemi gerçekleştirmek için gerekli olan bilgiye sahip olamamasından kaynaklanmaktadır. Bu durumda taraflar arasında bilgi orantısızlığı ortaya çıkmakta ve bu orantısızlığın giderilmesi de ancak hukuki önlemlerle mümkün olmaktadır. Kanun’un gerekçesinde de bu durum özellikle belirtilmiş, Kanun’da sözleşmenin kurulması öncesinde ve kurulması sırasında tüketicinin bilgilendirilmesi yükümlülüğünün düzenlendiği bütün hallerde amaç, taraflar arasındaki bu orantısız durumu gidermek ve tüketicinin de bilgilendirilmiş bir şekilde sözleşme kurmasına imkân tanımak olduğu ifade edilmiştir. Bu yükümlülük bazen bir yazılı şekil şartı olarak düzenlenmiş ve şekle aykırılığın yaptırımının kesin hükümsüz olacağı kabul edilmiş, bazı hallerde ise eksik bilgilendirmeye rağmen sözleşmenin kurulacağı ancak tüketicinin bilgilendirilmediği konularda sözleşmeyi düzenleyen taraf aleyhine bazı haklardan yararlanacağı kabul edilmiştir. Kanun’un yürürlüğe girmesiyle birlikte, tüketicinin somut olarak hangi konularda, ne zaman ve nasıl bilgilendirileceğinin daha sonra çıkarılacak yönetmeliklerle düzenleneceği belirtilmiştir.

Kanun’daki önemli düzenlemelerden birisi; devre tatili, uzun süreli tatil ürününe ilişkin sözleşmeler, işyeri dışında yapılan sözleşmeler, ön ödemeli ve mesafeli sözleşmeler, finansal hizmetlerin mesafeli satışına ve tüketici kredisine ilişkin sözleşmeler gibi, bir dizi sözleşmenin kurulmasında sorun, tüketicinin bunları gerek işlemin cazibesi, gerekse pazarlama tekniklerinin özellikleri nedeniyle çok fazla düşünmeden imzalamasıdır. Bu hallerde genelde tüketicinin sözleşmeyi kurduğuna pişman olması ile karşılaşılmaktadır. Bu nedenle tüketici lehine bir cayma hakkı düzenlenmiş ve 14 günlük süre tanınmıştır.

Tüketicinin korunmasına yönelik olarak borçlar hukuku kapsamında tanınan hakların yanı sıra Kanun’da, piyasayı denetlemeye ilişkin önlemlere de yer verilmiştir. Haksız şartların, reklamların ve haksız uygulamaların denetlenmesi, tüketicinin irade özerkliğinin temini amacıyla kendisini yanlış yönlendirebilecek her türlü reklam ve haksız ticari uygulamanın yasaklanması örnek olarak gösterilebilmektedir.

Tanımlar ve Tüketici Sözleşmelerinde Uygulanacak Temel İlkeler

Kanun’da “Tüketici” tanımı yeniden ele alınmış ve “Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi” olarak belirtilmiştir. Tüketici işleminin kapsamı genişletilmiştir. Buna göre tüketici işlemi; eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere kurulan her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade etmektedir.

Kanun’un 4. Maddesinde, tüketici sözleşmelerinde uygulanacak temel ilkeler özel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen sözleşmeler ile bilgilendirmeler en az on iki punto büyüklüğünde, anlaşılabilir bir dilde, açık, sade ve okunabilir bir şekilde düzenlenecek ve bunların bir nüshası kâğıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısı ile tüketiciye verilecektir. Sözleşmede öngörülen koşullar, sözleşme süresi içinde tüketici aleyhine değiştirilemeyecektir. Tüketiciden; kendisine sunulan mal veya hizmet kapsamında haklı olarak yapılmasını beklediği ve sözleşmeyi düzenleyenin yasal yükümlülükleri arasında yer alan edimler ile sözleşmeyi düzenleyenin kendi menfaati doğrultusunda yapmış olduğu masraflar için ek bir bedel talep edilemeyeceği düzenlenmiştir. Tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebileceği, ancak bu fıkra hükümlerine aykırı olarak düzenlenen senetlerin tüketici yönünden geçersiz olacağı kabul edilmiştir. Tüketici işlemlerinde, tüketicinin edimlerine karşılık olarak alınan şahsi teminatlar, her ne isim altında olursa olsun adi kefalet sayılacak; tüketicinin alacaklarına ilişkin karşı tarafça verilen şahsi teminatlar diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça müteselsil kefalet sayılacaktır. Temerrüt hâli de dâhil olmak üzere, tüketici işlemlerinde bileşik faiz uygulanması yasaklanmıştır.

Tüketicinin Hak Arama Özgürlüğü

Kanun’da tüketicinin hak arama özgürlüğü de eski kanuna göre daha farklı düzenlenmiştir. Tüketici Hakem Heyetleri ve Tüketici Mahkemeleri ile ilgili bir takım düzenlemeler yapılmış, tek tek tüketicilerin genelde açamayacağı davaları tüketici örgütlerinin açması öngörülmüştür.

Kanun’un 73. Maddesinde “Tüketici Mahkemeleri” düzenlenmiştir. Buna göre Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.

Kanun’un 68. Maddesinde ise “Tüketici Hakem Heyeti”ne başvuru esasları düzenlenmiş ve bazı yenilikler getirilmiştir. Buna göre, değeri iki bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetlerine, üç bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine, büyükşehir statüsünde bulunan illerde ise iki bin Türk Lirası ile üç bin Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamayacaktır.

Tüketici hakem heyetinin kararları, İcra ve İflâs Kanununun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir. Taraflar, tüketici hakem heyetinin kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde tüketici hakem heyetinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine itiraz edebilir. İtiraz, tüketici hakem heyeti kararının icrasını durdurmaz. Ancak talep edilmesi şartıyla hâkim, tüketici hakem heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir. Tüketici hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar kesindir.

Sonuç

6052 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, 28.11.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Kanun, yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra yürürlüğe girecektir. Kanun, eski kanuna göre birçok alanda daha detaylı yeni düzenlemeler ve yaptırımlar öngörmektedir.

6052 sayılı Kanun yürürlüğe girmesiyle birlikte; bu konuda Türk Hukuku için bir ilk olan ve tüketici haklarını korumak anlamında bir düzenleme içeren ilk özel kanun olma özelliğini taşıyan, 23.02.1995 tarihli, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, yürürlükten kalkacaktır.

6052 sayılı Kanun, Avrupa Birliği mevzuatı ile uyumlu, ülkemizde 2012 yılında yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu ile de paralel düzenlemeler içermektedir.